Karantinada otizmli çocuklar!

4 Mayıs 2020

Merhabalar Sevgili Okuyucularım,

Koronavirüs salgını, dünyadaki herkesi sosyal, psikolojik ve ekonomik alanlarda etkilediği gibi otizmli çocukları da birçok alanda etkiledi. Koronavirüs önlemleri kapsamında eğitime ara verilmesi ile İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri için uzaktan eğitime geçildi. Ancak uzaktan eğitim, otizmli çocukların normal hayatlarına devam etmesinde yetersiz kalabilir.

Peki, Karantinadaki Otizmli Çocuklar Hangi Tepkileri Geliştirebilir? Aileler Nasıl Başa Çıkabilir?

Rutinleri Değişen Otizmli Çocuklarda Öfke Artışı Olabilir

Otizmli çocukların rutinlere aşırı bağlı olmasının beraberinde büyük zorluklar getirebilir. Salgından dolayı eve kapanan çocukların günlük rutinleri değişince huzursuzluk, ağlama, bağırma, hırçınlık, öfkelenme, takıntılı davranışlarda artış gibi durumlar görülebilir. Bu durum  otizmli çocukların ihtiyaç duydukları rutin düzeni sağlayamayınca, hedeflenen becerilere ulaşmada da aksamalara yol açabilir.

Aynı zamanda bireyin etkileşimsel, iletişimsel ve sosyal güçlüğünün olması ve sosyal beceri alanında yaşanılan kısıtlılıklar, salgın sürecinde evde sürdürülecek eğitimin handikapları arasındadır.

Ebeveynlere 9 Tavsiye

Yaşanılacak problemleri en aza indirgemek ve bu sürece uygun yeni rutinler oluşturmanın çok önemlidir. Koronavirüs önlemleri kapsamında eve kapanan otizmli çocuklara karşı uygulanabilecek tavsiyeleri şu şekilde sıralayabiliriz;

Yazının devamı...

Çocuklarda kaygı ile nasıl baş edilir?

14 Nisan 2020

Merhabalar Sevgili Okuyucularım,

İnsan hayatında değişimlerin en hızlı ve en çok yaşandığı yıllar çocukluk yıllarıdır. Çocuklar bu dönemde çevresel, fiziksel ve biyolojik etkiler altında gelişimlerini sürdürürken, iç veya dış dünyadan kaynaklı bazı zorlayıcı durumlarla karşılaşabilirler. İçinde bulundukları bu durumlar altında çocukların kaygı düzeyleri de şekillenmeye başlar.

Çocukluk döneminde şekillenmeye başlayan kaygı, hayati bir duygudur ve çocukların işlevlerinde belirgin düzeyde sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Okula başlama, aile fertlerinden birinin kaybı, taşınma ya da çocuk üzerinde stres yaratabilecek herhangi bir olay da çocukların kaygısını tetikleyici bir unsur oluşturabilir.

Çocukların Sosyal Hayatı Tehlikede Olabilir

Kaygının çocukların hem duygusal dünyasında hem de düşünceleri üzerinde önemli etkisi vardır. Kaygı ya da korkuyu veya tehlikeli durumları gerçekte olduğundan çok daha büyük ve şiddetli olarak algılayabilmektedirler. Bazı durumlar hakkında kaygılı bir biçimde düşünmek onları daha endişeli ve gergin hale getirebilir.

Kaygılı çocukların, üzücü durumlarla baş edebilmek ve yönetmek için kendi stratejilerini geliştirebilirler. Kaygılı çocukların üzücü durumlar karşısında geliştirdikleri yöntemler, genellikle durumdan kaçınmak veya ebeveynlerinden yardım istemek şeklinde olabilmektedir.

Bu yöntemler, kısa vadede işe yararken, korkutucu durumdan kaçınmak, kendilerini daha kaygılı hissetmelerine ve benzer bir durumla karşılaşmaları halinde duygularını yönetememe olasılıklarını arttıran bir kısırdöngüye dönüşebilir. Korkulara karşı kaçınma davranışı geliştiren çocuklar; evde, okulda ve sosyal ortamlarda günlük streslerle başa çıkmakta daha fazla zorluk yaşamaktadırlar.

Çocuklarda Kaygı Nasıl Belirti Verir?

Yazının devamı...

Çocuklarda tuvalet eğitimi

9 Mart 2020

Merhabalar Sevgili Okuyucularım,

Tuvalet eğitimi hem çocuklar hem ebeveynler için heyecan verici önemli bir gelişim adımını oluşturuyor. Heyecanlı bir gelişim adımı olan tuvalet eğitimini, uygulanan yanlış tutum ve davranışlarla çoğu zaman kâbusa dönüştürebiliyoruz.

Tuvalet eğitimi, küçük yaştaki çocuklar için bazen çok ciddi sorunları da beraberinde getirebiliyor. Çocuklarda tuvalet eğitimi dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmek için öncelikle sabırlı ve dikkatli bir gözlemci olmalıyız. Tuvalet eğitimi için çocuklardan önce, ebeveynlerin bu sürece hazır olmaları gerekir.

Ebeveynlerin Yaklaşımı Önemli

Ebeveynler tarafında çocuklara verilen tuvalet eğitimlerinde ısrarcı bir tutum içerisinde bulunulmamalıyız. Çocuklara tuvalet alışkanlığı kazandırırken, çocuğun bedensel ve ruhsal olarak tuvalet alışkanlığına hazır olmasının yanı sıra ebeveynlerin yaklaşım ve tutumları da tuvalet eğitimini etkiler.

Çocuğunuza tuvalet alışkanlığı kazandırırken, bütün ilgi ve alakanızı tuvalet eğitimine vermemelisiniz! Tuvalet eğitiminde ebeveyn olarak tüm ilgi ve alakamızı tuvalet alışkanlığına aktarırız. Bu durum çocuğunuzda psikolojik bir baskı yaratabilir.

Tuvalet eğitimini veren kişinin baskıcı, ısrarcı, müdahaleci olması, çocuğun psikolojik olarak süreci reddetmesi ve ileride kaka tutma- alt ıslatma/ alt kaçırma gibi bir sonuca neden olabilir. Ayrıca eğitim sürecinde, sürekli olarak çocuğa tuvalet ile ilgili sorular da sormamız, alışkanlığın kazanılmasını olumsuz olarak etkileyebilir.

Gözünüzde Büyütmeyin!

Yazının devamı...

Güvenli Bağlanma Neden Önemli?

26 Aralık 2019

Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren ihtiyacımız olan en temel duygu güven duygusudur. Yaşamın ilk iki yılında anne ile çocuk arasında kurulan bağ onun gelecek yıllarının sağlıklı olması için atılan en önemli temeldir.

Bağlanma; bebek ve birincil bakım veren arasında gelişen, bir tarafın ya da iki tarafın da yakınlık aradığı, stres ve ayrılık durumlarında kendini daha çok gösteren duygusal bağdır.

Her anne-baba ve bebek arasında bir bağlanma oluşur. Bebekler, daha çok vakit geçirdiği kişi ile değil, ihtiyaçlarını karşılayan kişi ile arasında sağlıklı bir bağ geliştirir. Bağlanma her ne kadar 0-2 yaşları arasında gerçekleşse de çocuğun hayatı boyunca etkileri sürer.

Bağlanma Türü Bebeğin İhtiyaçlarına Göre Değişebilir

Bağlanma türü, anne-bebek bağlanması, bebeğin ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmaması ve nasıl karşılandığı ile ilgili değişebilir. Bir bebeğin en temel ihtiyaçları beslenme, güvenlik ve sevgidir. Bağlanmanın en önemli unsuru, bebeğin ihtiyaçlarının bakım veren tarafından anlaşılması ve uygun şekilde karşılanmasıdır.

Yeni doğan bir bebeğin sağlıklı bir gelişim göstermesi için fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bu ihtiyaçların karşılanması sağlıklı bir güvenli bağlanma oluşmasına katkı sağlar.

Bağlanma tipi ve anne-baba ile ilişki çocuğun diğer insanlarla olan ilişkilerini, sosyal yaşantısını, benlik algısını ve dünyaya bakışını şekillendirmede önemli rol oynar. Bebeğin kurduğu bağ ilerideki sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimini destekler ve yetişkin bir birey olduğunda kuracağı ilişkileri, dünyayı güvenli bir yer veya güvensiz bir yer olarak görüşünü, benlik algısını ve kişiliğini etkiler.

Güvenli Bağlanma Anne Karnında Başlıyor

Yazının devamı...

Otizm ile Nasıl Baş Edilir?

4 Ekim 2019

Otizme Karşı Çaresiz Değilsiniz!

Merhabalar Sevgili Okuyucularım,

Otizm, doğuştan gelen bir nöro gelişimsel yetersizliktir. Dünyaya gelen her 59 çocuktan 1’i otizm riski ile doğuyor. Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisi; erken tanı ile yoğun ve sürekli özel eğitimdir.

Otizm tedavi sürecinde ailelerin tutumu oldukça önemlidir. Öncelikle anne ve babalar çocuğun otizm olduğunu kabul etmelidirler. En büyük sıkıntı anne ve babanın bu durumu kabul etmemesi ile başlıyor. Kabul ettikten sonra süreç daha hızlı ve olumlu ilerliyor. Ebeveynler çocuklarını çok iyi tanımalıdırlar.

Çocuklarının uygun ya da uygun olmayan davranışlarını hangi durum ya da uyaranların yardımcı olduğunu gözlemlemeleri gerekir. Çocuğun hangi durumları stresli, hangi durumları sakinleştirici buluyor, gözlemlemek ve bu gibi durumları bilmek bazı davranışları önlemek açısından önemlidir.

Çocuklarınızı Arkadaşları ile Kıyaslamaktan Kaçının

Otizm teşhisi almış çocukları, diğer çocuklarla kıyaslamak, eksiklerine odaklanmak uygun olmayan davranışlar arasındadır. Ebeveynler çocuklarını var olan bireysel özellikleri ile olduğu gibi kabul etmelidirler.

Aileler çocuklarının farklılıklarını bilmeli ve çocuklarının başarılarını desteklemelidir. Otistik çocukların tedavisinde koşulsuz sevgi ve kabul sürecin daha sorunsuz ilerlemesini kolaylaştıracaktır.

Yazının devamı...