“Star Wars” evreninde heyecansız final

Yeni “Star Wars” serisinin yönetmen koltuğunda J.J. Abrams’ın oturduğu üçüncü filmi, serinin yeni karakterlerinin beklenen derinliğe ulaşamadığını ve serinin önceki Star Wars evreninin mirasından yararlandığını kanıtlıyor

“Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi / Star Wars: Episode IX - The Rise of Skywalker”

Yön.:
J.J. Abrams
Oyn.:
Mark Hamill (Luke Skywalker), Adam Driver (Kylo Ren), Daisy Ridley (Rey), John Boyega (Finn), Oscar Isaac (Poe Dameron)
Sen.: Chris Terrio, J.J. Abrams
Gör.:
Dan Mindel
Müz.:
John Williams


2015 yılında yaratıcısı George Lucas olmadan başlayan yeni ve üçüncü “Star Wars” üçlemesi, “The Force Awakens” ve “The Last Jedi”ın (2017) ardından “Star Wars: Skywalker’ın Yükselişi / Star Wars: Episode IX - The Rise of Skywalker” ile sonlanıyor. Filmler tamamlandığına göre Lucas’ın eksikliğinin yeni üçlemenin zayıflığı olduğundan söz etmek mümkün.

Hatırlatmak gerekirse ikinci film bu üçlemenin ana karakteri Rey’in hâlâ kimliğinin peşinde olduğu bir yerde kalmıştı. Bu filmde, eğitimine Prenses Leia’nın yanında devam eden Rey, hâlâ kim olduğunu merak ediyor. Leia, bir yandan aralarında Finn ve Poe’nun da olduğu direniş güçleriyle Kylo Ren’in liderliğinde İlk Düzen’le mücadele ediyor. Macera, İlk Düzen’in evrendeki halklara büyük bir saldırı planını durdurmak için Ren’in Sith’lerin gizli yerini bulmaya çalışması etrafında dönüyor.

“Star Wars” evreninde  heyecansız final


2015 yapımı filmde olduğu gibi yönetmen koltuğunda J.J. Abrams’ın oturduğu üçüncü film, serinin yeni karakterlerinin beklenen derinliğe ulaşamadığını ve serinin önceki Star Wars evreninin mirasından yararlandığını kanıtlıyor. Çünkü filmin duygusal etkiye en çok sahip sahneleri bir kez daha ziyaret eden eski Star Wars karakterlerinin arzı endam ettikleri anlar. Filmde, seride sıklıkla tekrarlanırken bir hikaye örgüsü takip edilirken J. J. Abrams, özel efektler, başarılı tasarımlar ve seriye sadakat gibi alanlardaki gücünü hikayenin ritmi ve duygusunu ayarlamaya yansıtamıyor. Dolayısıyla “Star Wars” fenomeninin beklenen heyecanı yaratamayan ve Star Wars evrenine unutulmaz karakterler veya anlar armağan edemeyen bir final yaptığı söylenebilir. 

Yeni dönem için önemli hikaye

Hollywood’un Harvey Weinstein sonrası yaşadığı değişim rüzgarında önemli bir gerçek hikâye “Skandal / Bombshell”de anlatılan. Bu hikaye de, Fox’un CEO’su Roger Ailes’ın kanalın sunucularından Gretchen Carlson tarafından tacizle suçlanması ve zamanla başka kadınların da Carlson’ın suçlamalarına katılmaları üzerine. 2016 yılında başlayan bu skandalın konu edildiği filmde, yönetmen koltuğunda “Trumbo”nun da aralarında olduğu başarılı filmlerde imzası bulunan Jay Roach oturuyor. Ailes’ı John Lithgow’un, Carlson’ı Nicole Kidman’ın, Fox’un diğer önemli bir yüzü olan Megyn Kelly’i Charlize Theron’un, genç bir muhabiri ise Margot Robbie’nin canlandırdığı ve güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip film, kadınların seslerinin güçlenmesini tek bir karaktere odaklanmayan parçalı bir kurguyla anlatıyor. Kidman ve Theron’un da aralarında olduğu oyuncuların adanmış bir performans sergilediği film, güçlü erkek egemenliğinin getirdiği yozlaşmaya karşı birleşen kadınların gücünü gösterirken etkisini kurgunun finalde toparlanmasında, yani hikayenin anlatım seçimleriyle artırıyor. “Skandal”, başarılı oyunculukların, yapının ve hikayesinin önemiyle dikkat çeken bir yapım.

“Star Wars” evreninde  heyecansız final


Yılın gizli cevherlerinden

Natalie Portman’ın Jacqueline Kennedy’i canlandırdığı “Jackie”nin ardından Şili’de geçen merkezinde bir reggaeton dansçısının yer aldığı bir filmle karşımıza çıkan Şilili Pablo Larrain’in “Ema”sı Venedik Film Festivali’nde yarıştı. Film, Ema ve eşinin evlatlık çocuklarını bırakmalarının ardından yaşadıkları manevi krize odaklanıyor. Larrain, ne yaptığını bilen ve kendisini ifade edebilen özgür bir kadına dair bir hikayeyi sinema dili ve anlatım üzerine kafa yoran yaratıcı bir şekilde anlatıyor. Müziklerinde elektronik müziğin önemli Nicolas Jaar’ın harikalar yarattığı “Ema”, yılın gizli cevherlerinden.