Türünün yüz akı

J.J. Abrams’ın yapımcılığında çekilen film, psikolojik gerilim ve bilimkurgu arasında rahatlıkla gidip geliyor ve izleyicisini diken üzerinde tutuyor

Hollywood’un altın adamlarından J.J. Abrams’ın yapımcılığını üstlendiği bir film “Cloverfield Yolu No: 10 / 10 Cloverfield 10”. Aynı zamanda Abrams’ın deyişiyle kendisinin 2008 yapımı filmi “Cloverfield”ın “akrabası”. Senaristler arasında da yıldızı yükselen bir isim var: “Whiplash”in yönetmeni Damien Chazelle.

Dan Trachtenberg’in ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu film, bilimkurgu ile psikolojik gerilim arasında gidip geliyor. Filmin ana karakteri Michelle, bir araba kazası geçirdikten sonra kendisini bir yeraltı sığınağında buluyor. Sığınakta iki adam daha var: Biri dünyanın nüfusunun büyük bölümünün bir saldırıda öldüğünü, havanın zehirli olduğunu ve Michelle’i kurtardığını söyleyen Howard. Diğeri “Kıyamet koptu” iddiasına katılan Emmett. Çetin ceviz Michelle ise onları sorgulamayı sürdürüyor.

Film iki adam yalan mı söylüyor gerilimi üzerinden izleyicisini diken üzerinde tutuyor. Filmin senaryosu kartlarını yavaş yavaş açarken, izleyici ilgisini bir an bile kaybetmiyor. Michelle ise mücadelesine katılmaktan memnuniyet duyulabilecek
kurban rolünü asla kabullenmeyen bir ana karakter. Dolayısıyla “Cloverfield Yolu No: 10”un türünün yüz akı örneklerinden olduğunu söylemek mümkün.

“CloverfIeld Yolu No: 10 / 10 CloverfIeld Lane”
Yön.: Dan Trachtenberg
Oyn.: John Goodman (Howard), Mary Elizabeth Winstead (Michelle), John Gallagher Jr. (Emmett)
Sen.: Josh Campbell, Matthew Stuecken, Damien Chazelle Gör.: Jeff Cutter
Müz.: Bear McCreary

Kaybedenlerin zaferi
İngiltere yapımı “kendini iyi hisset” filmi “Kartal Eddie / Eddie the Eagle”, en büyük hayali olimpik sporcu unvanı olan Eddie Edwards’ın gerçek hikayesinden yola çıkıyor. Dexter Fletcher’ın imzasını taşıyan film, çocukluğundan beri çeşitli sporlarda hezimete uğrayan Eddie’nin (Taron Egerton) sonunda kayakla atlama dalında şansını denemesi üzerine. Bu dalda yarışmak için ölümü göze alan Eddie’nin koçluğunu, Hugh Jackman’ın canlandırdığı eski, sorunlu bir sporcu üstleniyor. Film eğlenceli bir deneyim sunuyor. Üzerinde durduğu konular ise pes etmemek ve kaybeden olarak etiketlenen insanların buna boyun eğmemesi.

Cannes’ın en iyi yönetmeni
Tayvan sinemasının usta ismi Hou Hsiao-Hsien, geçen yıl Cannes’dan En İyi Yönetmen Ödülü alan yeni filmi “Suikastçı / Nie yin niang”da 9’uncu yüzyıl Çin’inde geçen bir hikaye anlatıyor. Görüntülerin büyüleyiciliğinin, takip edilmesi pek kolay olmayan hikaye örgüsünün önüne geçtiği filmde, hanedan içi bir hesaplaşma için görevlendirilen bir suikastçıya odaklanılıyor. Hsia-Hsien uzun bir aradan sonra çektiği “Suikastçı”da izleyicisini zorlasa da yedinci sanata yaptığı katkıyla ilgiyi sonuna kadar hak ediyor.

Haftanın diğerleri
- Gustavo Ron’un yönettiği romantik komedi “Bir Dilim Aşk / My Bakery in Brooklyn”, bir pastane işletmeye çalışan kuzenlerin aşkı bulmaları üzerine. Filmin başrollerinde Aimee Teegarden ve Linda Lavin var.

- Gösterime giren üç yerli filmden biri Murat Şeker’in yönettiği “Deliormanlı”. Başrollerini Sarp Levendoğlu, Birce Akalay ve Gürkan Uygun’un paylaştığı film, başarılarından sonra boksa ara veren ve sonra ringlere dönen bir boksörü konu alıyor... Aren Perdeci ile Ela Akyamaç’ın yönettiği “Yitik Kuşlar” ise 1915’te Ermeni bir ailenin iki çocuğunun dramını sunuyor. Başrollerde Dila Uluca, Arto Arsenyan ve Heros Agopyan var... Kürşat Kızbaz’ın yönettiği “Aşkın Sırrı: Somuncu Baba”, genç bir dervişin ilahi aşkı araması üzerine.

- Haftanın çocuklara hitap eden filmi, Rusya yapımı animasyon “Savva Küçük Savaşçı”.

DVD
HAFTANIN YENİSİ
SPOTHLIGHT

En İyi Film Oscar’ını kazanan bu gazetecilik güzellemesi yılın en önemli ve başarılı filmlerindendi.