Travmalara Yolculuk

24 Nisan 2020

‘Otobanda Kaybolanlar’ adlı ilk kitabıyla okurların hafızasında yer edinen Fırat Uran, bu kez ‘Kara Köpek’le okurlarını farklı bir deneyiminle yüzleştiriyor. Bu kez, çocukluk anılarından travmalara, aile yaralarından spiritüelliğe, Rüya Sineması’ndan Kadıköy’e uzanan bir yolculuk bizi bekliyor.

Fırat Uran’ın Sola Unitas Yayınları ile piyasaya çıkan 2’nci kitabı ‘Kara Köpek’in anlatımları sanatçı Ece Cangüden’in illüstrasyonları ile destekleniyor, Duru Ekşioğlu’nun tipografileri ile okuyucuların hayal dünyası şekilleniyor.

- Fırat Uran kimdir biraz kendinizden bahseder misiniz?

Birinci ruhunu yaşayan biriyim. Bir başkasına göre de Dünyalıların bir sözcüsü, onların dilini de bilen, ötekilerin dilinden de anlayan... Bahçeşehir Üniversitesi’nde Hukuk Bölümü(nü bitirdikten sonra avukatlık ruhsatımı alıp Los Angeles’a taşındım. UCLA Üniversitesi’nde film yapımı ve yazarlık üzerine beş tane ‘Extension’ programı bitirdikten sonra bir süre New York’ta yaşadım. Geri döndüğümde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Fikri Mülkiyet Hukuku üzerine yüksek lisans yapıp mezun oldum. An itibariyle İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema TV yüksek lisansımı bitirmek üzereyim.

- Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz? Ne tür duygulardan ilham alıyorsunuz?

Kendimi, tesadüfen David Lynch’in ‘Kayıp Otoban’ filmini çektiği otobanda bulunca... Kimsenin olmadığı bu çöl otobanında arabayı daha önce hiç sürmediğim hızda sürerken kitap yazmaya karar verdim. Bitirmek ise dört sene sürdü. İlham kaynağım aşklar, heyecanlar, travmalar, tutkular, hırslar, takıntılar ve intikamlar. Ben ‘minnoş’ bir yazar değilim. Karanlık şeyleri severim. Arka sokaklardan giderim. Kusurlu insanlardan etkilenirim. Böyle şeyler yazmayı severim.

- İkinci kitabınızın adı, ‘Kara Köpek’... Neden bu ismi kullandınız? Okuyucular kitapta neler bulacak?

Yıllar önce DOT Tiyatrosu’nda ‘Sarı Ay’ adlı bir oyun izlemiştim. Bu oyunda Lee’nin annesinin düzenli aralarla ‘Kara Köpek’ diye adlandırdığı bir duygu yaşadığı söylenmişti. ‘Kara Köpek’ onu ziyarete geldiğinde tek yapmak istediği şey: Yatak odasına girip, kapıyı kilitleyip, perdeyi çekip, içindeki hüzün duygusu geçinceye kadar bazen günlerce bazen aylarca ağlamakmış. Bunu duyduğumda çok etkilenmiştim. Yıllar sonra adını bu hissiyattan alan bir kitap yazmaya karar verdim. ‘Kara Köpek’ hissiyatına sahip olan baş karakter Berk, Kadıköy’de yaşayan ve asla evden çıkmayan bir tip. Bir gün hayat dolu birine gönlünü kaptırır. Batman ve Joker kadar farklı olan bu karakterler, birbirlerini değiştirmek ister. Aralarından biri kazanacaktır ama kim? Sevdiğiniz insanla birlikte olabilmek için nelerden vazgeçebilirsiniz, kontrolü ne kadar bırakabilirsiniz, geçmiş travmalarınız bugünkü ilişkinizi nasıl etkiler gibi soruları cevaplıyor kitap. Kitabın çizimlerini Ece Cangüden yaptı. Kendisi aslında resim ve heykel sanatçısı. Geçtiğimiz sene tuhaf kırmızı heykelleriyle Mamut Art’da yer aldı. Ece, kitabın çizimleri için uzun süre uğraştı. Koyduğumuz her çizimle, metinde anlatılandan farklı birşeyler söylemeyi hedefledik. Kendisine kocaman teşekkürü borç bilirim. Bir de kitabın tipografilerini yapan Duru Ekşioğlu var. Bu tekniği ilk defa ‘Kara Köpek’te denedik. Metnin bazı kısımları Duru’nun yaptığı tipografiler ile vurgulanıp öne çıkartıldı. Böylelikle okuması daha eğlenceli bir hal aldı.

Yazının devamı...

Uyurken kilo verin

8 Nisan 2020

Malum, korona hepimizi evlerimize hapsetti. Pek çoğumuz da bugünlerde kendimizi yemeye verdik. Umarız karantina günleri en kısa zamanda geçer ve biz yine eski hayatımıza geri dönebiliriz. Şimdi, eğer gerçekten sağlıklı kilo vermek istiyorsanız kendinize gerçekçi bir hedef belirlemelisiniz; o da haftada bir kilo… Bunu zorlanmadan yapabilirsiniz üstelik sağlığınızdan olmadan ve motivasyonunu yitirmeden. İşte, hedefe kilitleyen en doğru metotlar!

Her seferinde aynı şeyleri yaşamadığınızı söyleyebilir misiniz; yaz mevsimi yaklaştıkça mükemmel ve zayıf bir vücudu hayal etmeyeniniz var mı? Kendiniz için en doğru diyeti arar, detoks programlarından medet umarsınız. Ancak bazı diyet programlarının işlemediğini bilmenizde fayda var. Yoyo efekti olarak bilinen ve çoğunlukla verilen kiloların fazlasıyla geri alınmasına dayalı bir acı gerçek. Çünkü aylarca çekilen eziyeti hiçbir vücut sonsuza dek sürdüremez. Sizden beslenme düzeninizi değiştirip onu bir yaşam tarzı haline getirmeniz istenir. Kimileri başarılı olur, çoğunluk hüsranla eski kilolarına geri döner. Oysa, uzmanların söylediği en sağlıklı kilo verme şekli gerçekçi bir hedefle bir haftada bir kilodur. Fazlası sağlıksız, azı yararsız…

Yağ Yalanları

Kilo vermeyle ilgili en çok söylenen yalanlardan biri yağlarla ilgili olandır. Neredeyse 40 yıldır doktorlar ve beslenme uzmanları bizi özellikle hayvansal ve doymamış yağlara karşı uyarıyor: Fazla yağ şişmanlatıyor ve hasta ediyor… zayıflamak istiyorsanız ve bu sırada sağlığınızdan olmak istemiyorsanız, kötü yağlarla iyi karbonhidratları yer değiştirmelisiniz. Ama ne o, ne diğeri doğru değil. Yapılan bir araştırma bambaşka sonuçlar ortaya çıkardı. Amerika Birleşik Devletleri’nde Ulusal Sağlık Örgütü’nün 415 milyon dolarlık bütçeyle gerçekleştirdiği “Woman’s Health Initiative” programında sekiz yıl boyunca 50 yaşın üzerindeki 50 bin kadının beslenme alışkanlıkları izlendi. Kadınların yüzde 40’ı sürdürdükleri alışkanlıkları yağsız ve bol sebze, meyve ve tahılla değiştirmeye gönüllü oldu. Kalan yüzde 60 ise geleneksel beslenme alışkanlıklarını sürdürdü. Sonuçta her iki grupta da kalp hastalıkları, göğüs ve kalın bağırsak kanserine yakalanma oranında bir değişiklik gözlenmedi.

Yazının devamı...

Cilt yaşlanması nasıl geciktirilebilir?

19 Mart 2020

Cildimiz vücudumuzda bulunan bütün diğer organlar gibi zamanla birlikte yaşlanır. Cildimizin üst katmanı normalde ayda bir kendi kendini yeniler. Yaşımız ilerledikçe cildimizin üst tabakasında yer alan ölü deri hücreleri daha yavaş atılır. Bu da derinin sertleşmesine, incelenmesini ve su kaybetmesine neden olur. Bunun sonucunda cilt daha sert, nemsiz ve pürüzlü hale gelir. Cilt yaşlanmasıyla ilgili detayları Dr. Esra Vardarman’dan öğrendim.

- Cilt yaşlanması nasıl gerçekleşir?

Yaşlanan üst ciltte pigment üreten melanositlerin bazıları pigment üretmekte güçlük çekerken diğerleri normal işlevlerini devam edebildikleri için bu durum ciltte yaşlılık lekelenmelerine, açık-koyu renkli farklı bölgelerin oluşmasına sebep olur. Cildin daha alt katmanında cildin iskeletini oluşturan kolajen ve elastin lifleri ve hyalüronik asit bulur. Bu lifler cildimizi ağ gibi sarıp ona esneklik, sağlamlık ve gerginlik sağlar. Yaşlanma ile elastin ve kolajen lifler hızla bozulur, kalınlaşır, bükülür bu sırada hyalüronik asit miktarı ise azalır. Bunun sonucunda cilt sarkar, incelir kırışıklıklar oluşur ve cilt kurur.

Cildin daha aşağı katmanında ise cilt altı yağ dokusu bulunur. Zamanla yağ dokusunda da azalma olur. Bunun sonucunda cilt dolgunluğunu kaybeder sarkar, belli bölgelerde çukurlar oluşur. 60 yaş civarında kemik yapısında da değişiklikler olur. Bu daha çok ağız çevresinde görülür. Ağız çevresinde kırışıklıklar oluşur. Burun kıkırdağında azalma yaşlandıkça burun ucunun aşağı doğru inmesine ve burunun daha büyük görünmesine sebep olur.

- Cilt yaşlanmasına neden olan iç ve dış etkenler nelerdir?

İki tip cilt yaşlanması vardır:

1. İç etkenlere bağlı yaşlanma genetik olarak programlanmış yaşlanmadır. Herkeste farklıdır. Bu nedenle aynı yaştaki iki kişi de farklı cilt yaşlanması görülür.

2. Dış etkenlere bağlı yaşlanma bu tip yaşlanma, çevresel etkenlerden dolayı olur. Cilt yaşlanmasının yüzde 20’si iç etkenlere, yüzde 80’i ise çevresel etkenlere bağlıdır.

Yazının devamı...

Kahve özünün faydası

6 Mart 2020

Geleneksel içeceklerimizden biri olan kahvenin faydaları saymakla bitmez. Kahve aynı zamanda vücut güzelliğimiz için de önemli. Özellikle cildi canlandırma ve sıkılaştırma özellikleriyle öne çıkan kahve, bir süredir masajların da vazgeçilmez yardımcılarından. Kahvenin faydalarını ve vücut masajındaki etkilerini Gaia Spa güzellik ve cilt bakım uzmanı Zeynep Nurman’dan öğrendim.

- Özellikle son dönemde masajda öne çıkan içeriklerden biri kahve özü... Ne işe yarıyor? Özellikle vücudun hangi sorunlarına yönelik etkiler sunuyor?

Kahve özü cildi sıkılaştırıyor, cilde pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor, gözenek tıkanıklıklarını açıyor, cildi canlı gösteriyor, sivilce oluşumunu tetikleyen ölü hücreleri temizliyor ve cildin kirden arındırılmasını sağlıyor. Bunlara ek olarak kahve özü ciltteki kan dolaşımını hızlandırıyor, cilt yenilenmesini sağlıyor, kırışıklıkları engelliyor ve kızarıklıkların giderilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca kahve özünün iltihap giderici özelliğinin yanı sıra selülit azaltıcı etkisini de eklemek gerekiyor. Kahve masajının ayrıca yağ yakımına faydası var.

- Kahve özünün kahveden farkı nedir peki?

Aslında bildiğimiz kahve telvesi ile elde ediliyor.

- Kahve özü masajının yararları neler?

Masajla ölü deri hücrelerinden kurtulmayı sağlayarak cildi yenilemekle kalmıyor aynı zamanda kahvede bulunan antioksidanlar ile daha genç görünüm sağlıyor. Bunlarla birlikte kafein ciltteki fazla nemi alarak pürüzsüz ve daha sıkı görünüm kazandırıyor. Çünkü masaj etkisiyle vücuttaki şişlikleri azaltarak ve kan dolaşımını hızlandırıyor.

- Kimlere uygulanmıyor?

Yazının devamı...

Annelik sonrası estetik

26 Şubat 2020

Pek çok kadın anne olduktan sonra uzunca bir süre eski formuna kavuşamıyor. Çünkü bu süreçte bebeğin gereksinimleri daha fazla öne çıkıyor ve anne bu süre boyunca kendine fazla önem vermiyor. Ancak son yıllarda kadının yeniden eski formuna dönüş yapabilmesinin yöntemleri ve seçenekleri oldukça fazla. Bunlardan biri, sporla yada diyetle geri dönüşü mümkün olmayan bölgelerin operasyonlarla toparlanması... Özellikle doğum sonrası gevşeyen karın ve sarkan göğüs ameliyatları son dönemde öne çıkıyor. Detayları Op. Dr. Mustafa Aydınol’dan öğrendim.

- Doğum öncesi ve sonrası kadınların vücutlarındaki değişimler nelerdir?

Doğum esnasında alınan kilolara bağlı olarak tüm vücutta değişiklikler meydana geliyor. Bu kiloların doğumdan sonra verilmesine ve emzirmeye bağlı olarak memede ve karın bölgesinde sarkmalar oluşuyor.

- Doğum sonrası kadınlar en çok hangi işlemleri yaptırmak istiyor? Bunlar nelerdir anlatır mısınız?

Doğum sonrasında kadınların en çok talep ettikleri işlemlerden biri meme toparlama ameliyatı. Bu ameliyatta sarkan meme dokusu toparlandıktan sonra meme dikleştirme işlemi yapılıyor ve gerekirse silikon meme implantı yerleştiriliyor. En çok tercih edilen diğer bir ameliyat da karın germe ameliyatı.

- Doğum sonrası estetik uygulama için gerekli olan bir bekleme süresi var mıdır? Varsa ne kadardır?

Doğum sonrası estetik müdahale için bekleme süresi hastadan hastaya değişmekle birlikte ortalama 1 yıldır. Bu süre içerisinde genellikle emzirme süreci tamamlanmış ve gebelik döneminde alınan kilolar verilmiş olunuyor. Bundan sonra eğer ikinci bir gebelik planlanmıyorsa bu ameliyatları olmak daha doğru olacaktır. Estetik ameliyatların hiçbiri hamile kalmaya ya da emzirmeye engel değil ancak elbette bu ameliyatlardan sonra bir hamilelik gerçekleşirse, bu sürece bağlı değişiklikler olacaktır. Bunun doğal bir sonucu olarak da ek ameliyatlar gerekebiliyor.

Yazının devamı...

Operayı hayatımıza sokan adam: Recep Ayyılmaz

18 Şubat 2020

Tam 13 sezon boyunca kapalı gişe oynayan bir komik opera… İlk kez 2008’de Kadıköy Süreyya Operası'nın açılış operası olarak perdelerini açan 'Don Pasquale', o tarihten itibaren sahnelendiği tüm illerde kapalı gişe oynandı. Bu başarının arkasındaki isim olan İstanbul Devlet Opera ve Balesi Rejisörü Recep Ayyılmaz ile konuştuk.

- Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın Tiyatro Bölümü’nde okudum. Yıldız Kenter’in, Belkıs Aran’ın öğrencisi oldum. Yüksek müzik eğitimimi İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda tamamladım. Fransa’da Paris Sorbonne Üniversitesi’nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Fransız Dili ve Edebiyatı ve Fransız Filolojisi eğitimi aldım. Paris Devlet Opera ve Balesi’nde yönetmenlik stajı yaptım. Çok büyük rejisörlerin ve sanatçıların orkestra şeflerinin yanında çalıştım. Paris’te iki tane tiyatro akademisine kabul edildim. Benim için, ‘Troya’ eseriyle Bolşoy’da ilk mizansenleri oynayan Türk rejisörü diyorlar.

- 13 sezondur kapalı gişe oynamış bir oyunun ‘Don Pasquale’in arkasındaki isimsiniz. Oyunla ilgili çalışma sürecinizden bahseder misiniz?

‘Don Pasquale’ oyunu, benim ilklerimden biri. İtalyan tiyatrosundaki ‘Commedia dell'arte’ kahramanlarının altını çizerek ya da ‘Don Pasquale’ ile özdeşleştirerek sahneledim oyunu. Oyunun mizansenlerini özellikle zengin kılmaya çalıştım. Bütün oyunlarımı sahnelerken seyirci gözüyle değerlendiririm. Bana nerede rehavet basmaya başlıyorsa, seyirciyle empati kurar bir şekilde o sahneyi daha dinamik kılmaya çalışırım. Oyuncularımı da birer tiyatro oyuncusu gibi yönetirim. Koroyu keza öyle... İyi opera yapmak, iyi bir opera şarkıcısı olabilmek için çok da iyi tiyatro oyuncusu olmak gerektiğine inanıyorum. Siz vücut dilinizle, jestlerinizle, mimiklerinizle oyunculuk kabiliyetinizle, söylediğiniz partisyondaki ‘text’i daha doğru değerlendirirsiniz. Teatral kabiliyetiniz sesinize de yansır. ‘Don Pasquale’i de bu bakış açısıyla sahneledim.

- ‘Don Pasquale’ ilk kez ne zaman sahnelendi?

Yazının devamı...