Sizin Migreniniz Hangisi? Migren Çeşitleri Nelerdir?

29 Eylül 2015

Migren çeşitleri içinde en sık aurasız migren görülür. Basit migren de denilir. Aurasız migren olarak da bilinir. Ağrı gelmeden önce hafif tatlı isteği, ağrı sırasında bulantı kusma olabilir.

Aurlı migrende nörolojik şikâyetler vardır. Görme ile ilgili bulgular ön plandadır. Sintilasyon olarak adlandırılan bu bulguları takiben baş ağrısı başlar. Baş ağrısı olmadan sadece görsel bulgular, bazen de eşlik eden nörolojik bulgular yaşanabilir. Baş ağrısız migren atakları sessiz migren olarak adlandırılır ama adı gibi sessiz değildir. Hasta çok sıkıntı yaşar.

Nadir yaşanan migren çeşitleri de vardır. Baziler migren; beyin sapının etkilendiği konuşma bozukluğu, baş dönmesi, kulak çınlaması, çift görme ve dengesizliğin eşlik ettiği migren tipidir. Konfüzyonel migren; bilinç bulanıklığının olduğu migren tipidir. Oftalmoplejik migren de gözü hareket ettiren kasların etkilenmesi sonucu çift görme gelişir.

En korkulan migren hemiplejik migrendir. Hasta geçici felç olur. Bu durum tek başına olabilir. Baş ağrısı ile birlikte olabilir.

Çocuklarda görülen migrende abdominal migren ve kusma ataklı migren çeşitleri olabilir. Bu migren türleri genellikle baş ağrısız olur. Bazen çocuk hem kusar hem de baş ağrısı çekebilir. Çocuklarda vertigolu migren atakları da olabilir. Bacaklardaki büyüme ağrılarını da migren türleri içinde kabul edenler vardır.

Yazının devamı...

Gerilim Tipi Baş Ağrısı Tedavisi

31 Ağustos 2015

Stresle Orantılı Artan Baş Ağrınız Gerilim Tipi Baş Ağrısı Olabilir

Gerilim tipi baş ağrısı yaşayanlarda stres ve strese yatkınlık dikkat çekici özelliktir. Ayrıca hastaların neredeyse tümünde boyun omurga yapısında düzleşme ya da boyun fıtığı vardır.Bu iki özellik gerilim tip baş ağrısının nedeni değildir. Stres ağrıyı arttırır, boyun kaslarındaki spazm düzleşmeye neden olur.

Gerilim Tipi Baş Ağrısı Tedavisi

Klasik tedavide kullanılan kas gevşetici ve antidepresanlar kısmi etkilidir. İlaçlarla ne yaşamımızdaki stres değişir ne de kişilik yapımız değişir. Altta yatan nedenleri düzeltirsek yaşamdaki strese rağmen gerilim tipi baş ağrısı çekmeyiz.

Gerilim tipi baş ağrısı tedavisinde Gökmen Yaklaşımı uygulandığında öncelikle boyun-ense bölgesi kas spazmını arttıran bozucu alanlar tespit edilmelidir. Çocukluğumuzda geçirdiğimiz boğaz enfeksiyonu ve dişlerdeki çürük benzeri sorunların olumsuz sinyalleri ense kaslarında spazma neden olur. Bu bölge bozucu alanları nöral terapi ve diş hekimliği profesyonelleri ile çalışarak düzeltilir.

Gerilim tipi baş ağrısı çeken hastaların büyük bir bölümünde temporomandibular eklem (çene eklemi) sorunu vardır. Ülkemizde bu alanda uzman hekim sayısı azdır. Doğru bir bruksizm (diş sıkma) ve eklem tedavisi protez ve gnatoloji uzmanınca nöral terapiye ek olarak yapılırsa gerilim tipi baş ağrısında çok iyi sonuçlar alınabilir…

http://www.emelgokmen.com/bas-agrisi-nedir/gerilim-tip-bas-agrisi

Yazının devamı...

Sürekli Yorgunsunuz, Ne Yaşıyorsunuz? Tükenmişlik Sendomu ya da Fibromiyalji Yaşıyor Olabilirsiiz

11 Haziran 2015

Ne Yaşıyorsunuz? Tükenmişlik Sendromu Olabilir misiniz?

Her sabah olduğu gibi bu sabah da işe gitmek için zar zor uyandınız. Yataktan neredeyse sürünerek kalktınız. Kendinize gelmeniz uzun sürüyor. Bedeninizdeki her kemik ağrıyor. Kendinizi yavaş yavaş açıyorsunuz. Birkaç saat içinde bedeninizin sertliği açılıyor ama ağrılar azalıyor.

Akşam çok geç yatmamıştınız ama yine de kendinizi dinlenmiş ve uykunuzu almış hissetmiyorsunuz. Ne giyeceğiniz umurunuzda değil. Elinize gelen en rahat kıyafeti giyiyorsunuz. Ne giyinmek ne de kahvaltı yapmak içinizden geliyor. Yüzünüzü bile yıkamak istemiyorsunuz.

Gitmek istemediğiniz bir işe gidiyorsunuz. Aslında kimsenin suratını görmek, kimseyle konuşmak istemiyorsunuz. Hayata karşı mutsuz, huzursuz, kızgın hissediyorsunuz. İş sizin için tam bir işkence. Bazen yaşamak bile işkence.

Bazen içinizde yapmak istediğiniz pek çok şey var. Aklınız yapmak istiyor ama bedeniniz izin vermiyor. Evdesiniz şu dolabımı düzenleyeyim, diyorsunuz. Tam istediğiniz gibi bitiremiyorsunuz. Haliniz kalmıyor. Bir de izleyen günlerde tüm vücudunuz dayak yemiş gibi oluyor. Bir alışveriş torbasını taşımak bile sizi mahvediyor. İş çıkışı arkadaşlarınız keyifli bir yemek yiyelim dese bile siz eve gidip yatmak istiyorsunuz. Sürekli ağrılarınız, sürekli dinlenme ihtiyacınız var. Dinlenmekle bunlar geçiyor mu? Hayır...

Boyun sırt ağrılarımdan ne zaman kurtulacağım, diyorsunuz. Yıllardır size yapıştı kaldı. Bazen tüm bedene de yayılıyor. Kollar tutmuyor. El bileğinizde, omzunuzda gezen ağrılar eksik olmuyor. Dışarıdan kimse sizi anlamıyor. Hiç yaşını göstermiyorsun, diyorlar. Birde sizin içinizi bilseler...

Yaşam kalitemizin ciddi düzeyde bozulduğunun farkındayız.

Peki ne yaşıyorsunuz:

Yazının devamı...

Parmaklarım Uyuşuyor!...El Bileği ve Dirsekten Kaynaklı Sinir Sıkışmaları

4 Haziran 2015

Sinir Sıkışması Nedir?

Sinirler omurilikten çıktıktan sonra bedende yol alırken bazı kemiklerin arasında ya da hareketli yerlerde sıkışabilirler. Omurilikten çıkışta sıkışma bel ve boyun fıtıklarında olabilir. Koldaki sıkışmalar ise sıklıkla görülür. Karpal tünel oynak yerin sıkışmasına, ulnar oluk ise kemik arasında sıkışmaya örnektir. Sinirin sıkışması sonucunda ortaya çıkan ağrı uyuşma, karıncalanma, elektriklenme benzeri nahoş bir duygu olarak tanımlanabilir.

Bilek Siniri Sıkışması, Karpal Tunel Sendromu Nedir?

Bileğimizde kasların kemiğe yapıştıkları sert yapıların arasındaki tünel gibi aralıktan elimize gelen sinire median sinir denilir. Sürekli bilek hareketlerinin zorlayıcı etkisi, yatkın kişilerde sinirin kılıfında sertleşme ve kalınlaşmaya sebep olur. Kalınlaşmaya bağlı sinir sıkışır. El ve bilekte ağrı, uyuşma, hissizlik olur. Uzun süren, ilerlemiş karpal tünel vakalarında avuç içi ve özellikle başparmakla ilgili kaslarda güçsüzlük ve incelme ortaya çıkmaktadır.

El bileğini yoğun kullananlarda (el işi yapan, ahçı, bilgisayar yoğun kullanımı...) sinir sıkışması daha kolay oluşur. Geceleri el bileğinden hafif bükülmüş uyuma pozisyonu nedeniyle gece boyunca sinirin sıkışması daha artar. Sabah uyanıldığında eldeki uyuşma belirgin olur. Sabahları eşyaları tutmak, kavramak zorlaşmaktadır. Bazı hastalar gece elindeki ağrı ve uyuşma ile uyanmaktadır. Sinir sıkışması hangi el yoğun kullanılıyorsa onda daha fazla olur. Hasta solaksa sol elde fazla olması beklenir.

Bu hastalığın ortaya çıkmasında dokunun kalınlaşmasına ve şişerek siniri sıkıştırmasına neden olabilecek romatizmal hastalığa yatkınlık ve guatr (hipotiroidi), gebelik gibi su tutulmasına neden olan durumlar etkili olmaktadır.

Karpal tunel tedavisi

Klasik tedavide lokal bilek bölgesine kortizon enjeksiyonu, ağızdan şişkinliği azaltıcı ilaçlar, bilek ateli ve eli dinlendirme önerilebilmektedir. Eğer ileri düzeyde sıkışma varsa o bölgede cerrahi uygulama yapılabilmektedir. Nöral terapi ile bilek bölgesinde doku iyileşmesi ve sinirin kendisinde düzelme sağlanarak kısa sürede etkili tedavi mümkündür. Aynı zamanda tendonlarda şişmeye katkısı olan hipotiroidi ve bağ dokusu hassasiyeti de düzeltilmelidir.

Yazının devamı...

Baş Ağrısız, Sessiz Migren

14 Mayıs 2015

Sessiz Migren Nedir? Baş Ağrısız Migren Olur mu?

Migren baş ağrısı ile özdeşleşmiştir. Baş ağrısı olmadan sadece migrenin diğer bulguları yaşandığında ‘sessiz migren’ tanımlaması yapılabilir. Sessiz migrende, özellikle auranın görsel bulguları belirgindir. Işıklar yanıp söner, çakar, ipliksi ışıklar olur, görme alanında bazı bölgelerde kayıplar gelişir. Renkli, prizmatik kırılmalar olabilir.

Koku halüsinasyonları, uyuşmalar, karıncalanmalar, peltek konuşma, konuşma bozuklukları gibi diğer nörolojik şikâyetler de olabilir. Bulantı, kusma, ishal, iştahsızlık, bir şeyler yeme isteği, yorgunluk, idrara sık çıkma gibi fiziksel belirtiler de görülebilir. Kafa karışıklığı, sinirlilik hali gelişebilir.

Sessiz migrende çok ağır tablolar gelişebilse de çoğunlukla hafif aura bulguları görülür. Gözde sintilasyon (ışıklı, zikzaklı, noktalı görme) bulguları ile gelip geçebilir. Baş ağrısı hiç yaşanmadığı gibi diğer bulgular da çok siliktir ama yaşattığı duygu hoş değildir.

Sessiz migren ataklarımın öyküsü:

“Erişkin yaşımda yaşadığım sessiz migren ataklarımda çok ciddi bir sıkıntı, yaşamdan kopuş hali olurdu. On beş yirmi dakika kadar sürerdi. Sonra yavaş yavaş açılırdı. Aynı gün içinde sabırsız, sinirli olurdum. Gün bir an önce bitsin isterdim. Bana bir şey söylensin, sorulsun istemezdim. Kafam dağınık olurdu. İştahsız olurdum. Yemek kokusu, düşüncesi bile bulantımı artırırdı. Atak öncesi duymadığım kokuları daha keskin alırdım.

Aslında migrenimin her zamanki gibi baş ağrılı olmasını tercih ederdim çünkü o zaman ilacımı alırdım, bir süre sonra atağım geçerdi. Günün geri kalanını yaşayabilirdim. Bu şekilde aura yaşadığımda başım ağrımıyordu ama tüm günü kaybediyordum. Yaşadığım sıkıntı tarif edilemezdi. Yaşadıklarıma sessiz demek gerçekten zordu.”

Yazının devamı...

Nöral Tedavi nedir? Bozucu Alan Nedir? Nöral Terapi nasıl iyileştirir?

28 Nisan 2015

Nöral terapi ya da nöral tedavi tanımlaması iyileşme için bedenin net-work ağına düzenleyici ve uyarıcı etki edilmesi anlamında kullanılmaktadır. Bedenimizin net-work ağı otonom sinir sistemidir. Otonom sinir sistemi kablo gibi sinirlerden oluşmaz. Bedenin her yerinde her hücreye ulaşan bio-elektriksel bir ağdır. Tam olarak bir matrix sistem olarak adlandırılır. Bu ağa ait olan bir hücreye, nöral tedavide derideki bir hücreye uyarım yaptığınızda tüm otonom sinir sistemini etkileyebilirsiniz.

Hastalıklarımızın ve geçmeyen ağrılarımızın temelinde yaşam boyunca otonom sinir sisteminde oluşan bio-elektriksel hasarlar yer almaktadır. Bu hasarlara yaşamımız boyunca geçirdiğimiz mikrobik hastalıklar, ameliyatlar, kazalar, fiziksel ve psikolojik travmalar neden olabilmektedir.

Bademciklerimiz iltihaplandığında, dişimiz çürüdüğünde, diş tedavisi olduğumuzda ya da sezaryen gibi bir ameliyat sonrası o bölgedeki iletişim ağı etkilenir. Yaşam boyu kalıcı olabilen hasarlar bırakabilir. Bu hasarlar sonradan gelişen hastalıklarımızın temelini oluşturmaktadır. Bu olumsuz uyaran alanları “Bozucu Alan” olarak adlandırılmıştır.

Huneke kardeşlerin tıp literatürüne 1940 yılında kazandırdıkları bozucu alan yaklaşımı hastalıkları ve hastalanmayı anlamanın yoludur.

Sağlıklı hücre içinde potasyum, dışındaki sıvıda ise sodyum bulunur. Elektrolitlerin etkisiyle her hücre -40-90 mili volt bir elektriksel potansiyelle pil gibi davranır. Olumsuz bir etki bu potansiyeli düşürür. Bu hastalanmanın başlangıcıdır. Hastalanan bölgeden çıkan olumsuz uyarımlar tüm sisteme yani bedene yayılır.

Oksijen metabolizması yeterli ise elde edilen enerji ile hücre hemen kendini toparlar. Ancak sert, yoğun, sürekli uyaranlar varsa hücre kendini toparlayamaz, elektrik potansiyelini kaybettiği için sürekli ritmik boşalımlar üretir. “Bozucu alan” adını alan bu oluşum kişi ölünceye kadar devam eder.

Nöral terapide tekrarlanan lokal anestezik enjeksiyonları ile hücrenin potansiyeli artar. Bozucu alandaki hücrenin elektriksel potansiyeli olması gereken düzeye yükselir. Hücre membran stabilizasyonu sağlanır. Böylece bozucu alanların otonom sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırılır. Hastalıkların primer (birincil) nedenleri de tedavi edilmiş olur. Ancak diş-çene kompleksindeki bozucu alanları ortadan kaldırabilmek için nöral tedavi yeterli olmaz. Bu aşamada diş hekimliği uzmanları ile çalışmak gerekir.

http://www.emelgokmen.com/noral-terapi

Yazının devamı...