Auralı Migren Deyip Geçmeyin!

10 Şubat 2016

Migren hayatı çok olumsuz etkileme potansiyeli taşıyan bir hastalıktır. Şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma migreni düşündürür ama migren bunlar olmadan da olur. Auralı migren en ilginç migren çeşididir. Yaşananları aktarmak zordur ve gerçekten de yaşayanlar bilir. Auralı migren yaşayanlar klasik migren ağrısına dünden razıdır. Auralı migren izlerini ressamlarda –özellikle sürrealist ressamlarda- ve edebiyatta görebiliriz. Sanata aktarılınca hoş görünse de auralı migren zordur.

“Önce sol taraftan karıncalaşma başlıyor. Derinliğe doğru kaybolan noktalar yanı sıra ışıklı zikzaklar oluyor, tüm görmemi etkiliyor. Görüyorum ama göremiyorum. 10 dakika kadar sürdükten sonra baş ağrısı başlayabiliyor. Bazen baş ağrısı olmuyor ama auralı migren tüm gün sürüyor. Gözümdekiler düzeliyor ama başlangıçta olan içimdeki korku yerini sıkıntıya bırakıyor. Garip, kötü bir sıkıntı. Onu yaşamak yerine başımın ağrımasını tercih ederdim. Allah kimseye auralı migren vermesin.”

Aura terimi yaklaşık iki bin yıldır bazı epilepsi nöbetlerinden önceki duyusal halüsinasyonları açıklamak için kullanılmıştır. Son yüzyılda ise migrendeki değişimler için kullanılmaktadır. Auralı migrende beyin kan dolaşımının olumsuz etkilenmesi sonucu ortaya çıkan nörolojik bulgular vardır. Beyinde bir bozukluk yoktur.

Migren aurasında, en sık görme alanında siyah noktalar, yanıp sönen ışıklı noktalar, parlak yıldızlar, kıvılcımlar, şimşekler olur. Bu görüntüler gözünüzü kapattığınızda da devam eder. Bazen Picasso’nun resimlerini andıran birbirinin içine geçmiş parçalı görüntüler oluşturur, bazen de bir renk şölenine dönüşebilir. Baş ağrısı olmadan nadiren görmede yaşanan bulgularda auralı migren olarak kabul edilebilir.

Auraların devamında şiddetli baş ağrısı olabilir. Bazı hastalar hayatları boyunca sadece auralı migren atağı yaşarlar. Baş ağrıları hiç olmaz. Bu tarz migrene sessiz migren denir. Bazıları da bazen auralı baş ağrısı, bazen aurasız baş ağrısı, bazen de baş ağrısız aura yaşarlar.

Auralı migrende; felç gibi güçsüzlükler, algı bozuklukları (nerede olduğunu algılayamama, ellerin kolların uzaması gibi), konuşma güçlüğü gelişebilir. Bu bulgular gelişince hemiplejik migren, komplike migren olarak adlandırılır.

Çoğunlukla baş ağrısı öncesi yarım saati pek geçmeyen görsel bulgularla seyretse de auralı migren yaşayanlar çok farklı, hayal bile edilemeyecek şeyler yaşayabilirler.

Yazının devamı...

Geçmeyen Baş Ağrısı Çekenler Ne Yapmalıdır?

5 Şubat 2016

Geçmeyen Baş Ağrısı En Sık Yaşanan Sağlık Sorunudur!..

Baş ağrısı tüm dünyada hekime başvuru nedenlerinin başında yer almaktadır. Dünyadaki en büyük iş gücü kaybı nedeni baş ağrılarıdır. Hemen hemen herkesin yılda en az birkaç defa baş ağrısı şikayeti olur. Kadınların % 5’i, erkeklerin de % 3’ü yılın neredeyse yarısını baş ağrısı ile geçirmektedir. Geçmeyen baş ağrısı çeken bu hastalarda ne olabilir?

Geçmeyen baş ağrısı yaşayanların bir bölümü sinüziti olduğunu düşünür. Bir bölümü migren olduğunu bilmektedir. Gerilim baş ağrısı yaşayanlar çoğunluktadır ama yaşam kalitesini bozan bu ağrılar günlük yaşamı engellemediği için kabullenmişlerdir.

Geçmeyen Baş Ağrısı Nedenleri Nelerdir?

Baş ağrısı tanısını almak en önemli başlangıç olacaktır. Nöroloji başta olmak üzere, KBB, dahiliye hekimlerinin muayenesi gereklidir. Nöroloji muayenesi ile baş ağrılarının çoğunluğunu oluşturan migren, gerilim baş ağrısı gibi durumlar tespit edilir. Doktora başvurulmasa da sinsi sinsi korkulan beyin tümörü, beynimde bir şey var korkusu yok edilir. Baş ağrılarının çok büyük bölümünde beyinde bir sorun yoktur.

Sinüzit başta olmak üzere burun eğriliği, burun eti, alerjik rinit gibi durumlar KBB muayenesi ile tespit edilir. Gerekli tedaviler düzenlenir. Bu alandaki problemler hastaların ve ilgili uzmanların düşündüğü kadar baş ağrısı nedeni değildir.

Hipertansiyon, metabolik bazı durumlarda baş ağrısı olabilir. Kullanılan kalp, mide, astım ve KOAH ilaçları da baş ağrısı yapabilir. Dahiliye muayenesi bu konuda çözüm üretebilir. Hamilelerde eklamsi de geçmeyen baş ağrısına sebep olabilir. Özellikle gebeliğin 4-5 aylarından sonra gelişir. Hipertansiyon, ödem ve baş ağrısı dikkat çekici bulgularıdır.

Yazının devamı...

Boyun Düzleşmesi Baş Ağrısı Yapar mı? Çaresi Var mı?

11 Ocak 2016

Boyun düzleşmesi birçok kişinin derdidir. Kişinin kendisinin fark ettiği bir durum değildir. Boyun ağrısı, baş ağrısı gibi nedenlerle doktora başvurulur. Radyolojik inceleme sonrası tanı konulur. Sonrasında bir çok hastalık bu duruma bağlanır. Baş ağrısını, baş dönmesini boyun düzleşmesine bağlayanlar vardır.

Boyun düzleşmesi hastalıkların nedeni değildir. Kişinin hissettiği diğer şikayetler gibi bir sonuçtur. Boyun düzleşmesi kaslardaki spazm sonucunda gelişir. Spazmın nedeninde en belirleyici olan diş sıkma, dişlerdeki kapanma dengesi bozukluğudur. Yirmi yaş dişleri, çürük ya da kanal tedavisi iyi yapılmamış azı dişleri, geçirilmiş boğaz enfeksiyonlarının oluşturduğu olumsuz uyarımların da katkısı vardır.

Boyun düzleşmesi en fazla gerilim tipi baş ağrısı olanlarda görülür. Hatta kaçınılmaz hepsinde vardır. Bu hastalardaki baştaki ağrı ve ağırlığın altında baş-boyun kaslarındaki spazm yatar.

Baş dönmesi hastalarında da belirgin vardır. Çünkü bu hastalarda da diş sıkma ve/veya dişlerde dengesizlik vardır. Migrenli hastalarda da çoğunlukla olabilir.

Boyun kaslarında spazma bağlı düzleşme ve devamında gelişen boyun fıtıkları da klinik olarak karşımıza çıkan tablolardandır. Boyun fıtığı olduktan sonra refleks kas spazmı tabloya eklenir.

Boyun Düzleşmesi Tedavi Edilebilir mi?

Boyun düzleşmesi yaşayanlarda stres ve strese yatkınlık dikkat çekici özelliktir. Stres diş sıkmayı artırır. Beraberinde kas spazmı artar. Kasılan kas kısalır. Böylece boynu düzleştirir. Klasik tedavide kullanılan kas gevşetici ve antidepresanlar kısmi etkilidir. İlaçlarla ne yaşamımızdaki stres değişir ne de kişilik yapımız değişir. Altta yatan nedenleri düzeltirsek yaşamdaki strese rağmen boyun düzleşmesinin ilerlemsinin önüne geçilebilir.

Boyun düzleşmesinin tedavisinde Gökmen Yaklaşımı uygulandığında öncelikle boyun-ense bölgesi kas spazmını arttıran bozucu alanlar tespit edilmelidir. Çocukluğumuzda geçirdiğimiz boğaz enfeksiyonu ve dişlerdeki çürük benzeri sorunların olumsuz sinyalleri ense kaslarında spazma neden olur. Bu bölge bozucu alanları nöral terapi ve diş hekimliği profesyonelleri ile çalışarak düzeltilir.

Yazının devamı...

Stres Gerilim Tipi Baş Ağrısı Yapar mı?

7 Ocak 2016

Gerilim tipi baş ağrısı (tension headache), kaslardaki gerilmeden kaynaklanır. Stres kaynaklı olduğu düşünülse de, stres artıran faktördür. Gerilim tipi baş ağrısı, kişiyi günlük hayattan alıkoymayan ılımlı, orta düzeyde, tüm başı kapsayan bir ağrıdır. Daha çok başta ağırlık, basınç, sıkışma olarak ifade edilir. Gerilim tipi baş ağrısı bulantı, kusma, ışıktan rahatsız olma gibi migren özellikleri taşımaz.

Basit gerilim tip baş ağrısı olanlarda günün sonuna doğru ağrı artar. Uyuyunca hasta rahatlar. Çoğunluğu ise sabahları da ağrı ile uyanır. Bu hastalarda diş sıkma vardır. Bu hastalar gün içinde dişlerini sıksalar da en çok gece uykuda yaparlar. Bu durum baş ve boyun bölgesi kasların gerilmesine neden olur.

Gerilim tipi baş ağrısı toplumda en sık görülen baş ağrısı nedenidir. İnsanların yüzde 80’i yaşamlarının bir döneminde gerilim tip baş ağrısı yaşamaktadır. Bunların yüzde 40’ında sürekli ve komplike gerilim baş ağrısı gelişir. Çoğunlukla ilaç almaya gerek olmaz. Dinlenmeyle geçer ya da hafifler. Bundan dolayı önemsenmez. Sorulduğunda baş ağrısı problemi olmadığını belirtirler. Hatta “Herkesin başının ağrıdığı kadar başım ağrır” derler.

Gerilim tipi baş ağrısı olanların detaycı, biraz mükemmeliyetçi yapıları vardır. Farklı düzeylerde anksiyete, depresyon, bastırılmış öfke olabilir. Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü de vardır. Hastalar zihinsel ve düşünsel üretkenliklerinin olumsuz etkilediğinin farkındadır.

Gerilim Tip Baş Ağrısı Tedavisi

Gerilim tipi baş ağrısı yaşayanlarda stres ve strese yatkınlık dikkat çekici özelliktir. Ayrıca hastaların neredeyse tümünde boyun omurga yapısında düzleşme ya da boyun fıtığı vardır. Bu iki özellik gerilim tip baş ağrısının nedeni değildir. Stres ağrıyı arttırır, boyun kaslarındaki spazm düzleşmeye neden olur.

Klasik tedavide kullanılan kas gevşetici ve antidepresanlar kısmi etkilidir. İlaçlarla ne yaşamımızdaki stres değişir ne de kişilik yapımız değişir. Altta yatan nedenleri düzeltirsek yaşamdaki strese rağmen gerilim tipi baş ağrısı çekmeyiz.

Gerilim tipi baş ağrısı tedavisinde Gökmen Yaklaşımı uygulandığında öncelikle boyun-ense bölgesi kas spazmını arttıran bozucu alanlar tespit edilmelidir. Çocukluğumuzda geçirdiğimiz boğaz enfeksiyonu ve dişlerdeki çürük benzeri sorunların olumsuz sinyalleri ense kaslarında spazma neden olur. Bu bölge bozucu alanları nöral terapi ve diş hekimliği profesyonelleri ile çalışarak düzeltilir.

Yazının devamı...

Hangi Migren Daha Kötü? Kronik Migren mi? Auralı Migren mi?

29 Aralık 2015

Migren başımıza geldiğinde hayatı bize zehir edebilir. Dünyadaki en büyük iş gücü kaybı nedeni olan bu hastalık aynı zamanda kişisel yaşamı da en olumsuz etkileyen hastalıklardandır. Bir anlamda öldürmez, süründürür...

Kronik migren öyküsü: 61 yaşındaki kadın hastanın her gün başı şiddetli ağrıyor. 38 yaşında menopoza girmesi ile baş ağrıları da başlamış. Çaresiz hissediyor.

“Sabah kalkıyorum başım ağrıyor, gece yatıyorum başım ağrıyor. Gece ağrıyla uyanıyorum. Sütle ilaç alıp tekrar yatıyorum. Yıllardır her gün başım ağrıyor. Başımı hafif oynatsam bile başım ağrıyor. Geceler uyur uyanık geçiyor. İlk başlarda aralıklı oluyordu. Sonra artınca bir sürü ilaç kullandım. Başlarda biraz arası açıldı. Şimdi yine bir sürü ilaç alıyorum ama sanki h,ç etkisi olmuyor.

Sizin tedavinize başladıktan sonra değişmeye başladı. Geçen gece uyandım ve başım ağrımıyordu. Çocuklarımı uyandırdım. Başım ağrımıyor diye. Çok sevindim.”

Auralı migren öyküsü: 26 yaşındaki genç kadının haftanın 4-5 günü auraları oluyor. Bazıları sadece aura atakları olarak gerçekleşiyor. Auranın verdiği sıkıntı ve anlatılamaz garip korkusu nedeniyle hayatı çok olumsuz etkilenmiş durumda.

“Geçtiğimiz yıllarda ayda 1 gibi auralarım olurdu. Şimdilerde haftada 4-5 oluyor. Yazılar oynuyor, gözümün önünde bir şeyler hareket ediyor, görmem karışıyor, bulanıklaşıyor. İçimde tarif edilemez bir sıkıntı başlıyor. Dudağım, sol kolum, sol bacağım uyuşuyor. Kafamı toplayıp konuşamıyorum. Bazen ağrı ekleniyor. Bazen hiç ağrı olmuyor. Eskiden de başım ağrırdı. Ağrı kesici alıp yatardım, geçerdi. Keşke sadece başım ağrısa diyorum. Aura yaşadığımdaki korkuyla karışık duygu çok zor. Her an başlayacak korkusu da bir başka zor.”

Kronik migren genellikle orta yaşlara doğru artar. Başlangıçta arada olan migren atakları sürekli olmaya, ilaçlar hiç fayda etmemeye başlar. Çok zor bir durumdur. Auralı migren ise ancak yaşayanların anlayacağı bir duygu oluşturur. Çok ciddi sıkıntı ve korku verir.

Hangisi daha zor diye sorarsanız ayırt etmek güçtür. İkisi de dayanılmazdır. Migren atakları ve aura yaşamış birisi olarak belki de kronik migreni tercih ederdim. En iyi tercih her ikisinden de kurtulmak olurdu. Her ikisinin tedavisi temelde aynı görünmekle birlikte farklı nedenler içerir ama iyi sonuçlar alınabilir.

Yazının devamı...