New York Times’ın listesinde

Kültür ve inanç turizminde öne çıkan Hatay UNESCO’nun gastronomi alanında “Yaratıcı Şehirler Ağı” kapsamına alındıktan sonra ilçesi Antakya'da New York Times tarafından 2020’de görülmesi gereken yerler listesine girmeyi başardı

Akdeniz’in en doğusunda, bir yanı Suriye’ye, bir yanı da Akdeniz’e bakan Hatay’ın, Asi Nehri’nin iki yakasına yayılan en büyük ve en güzel ilçesi Antakya, New York Times’ın “2020’de görülmesi gereken 52 yer” listesinde 34. sırada gösterildi. Epey geç kalınmış da olsa Antakya’nın böyle anılması çok sevindirici. Son yıllarda pek çok yenilik yapıldı Antakya’da ve görünen o ki bunlar dünyanın gözünden kaçmadı. Antakya, çok önemli bir destinasyon; üstelik mutfağı da bir o kadar ilgi çekici. Türkiye’de son yıllarda atak yapan gastronomi turizmi, kültür ve inanç turizmi ile birleşen rotalarıyla şehre ilginin artmasını sağladı.

Yaratıcı şehir

Bu arada Hatay, UNESCO tarafından Gaziantep’ten sonra gastronomi alanında “Yaratıcı Şehirler Ağı”na Türkiye’den alınan ikinci şehir oldu. UNESCO, 600 çeşit yemek ve tatlının yanı sıra mutfak kültürünün yaşatılmasını başaran bir medeniyetler beşiği olan Hatay’ın bu bağlamda dünyada öncü şehirlerden olduğunu belirtti. Hatay Arkeoloji Müzesi, binlerce yıllık tarihe sahip Antakya’nın yeni ve eserlerin sığabileceği, güzel bir sunumla ziyaretçilere kendini tanıtabileceği müze gereksinimi karşılamak üzere yapıldı ve ziyarete açıldı.

Antakya binlerce yıllık tarihinin yanı sıra Hıristiyanlık için de çok önemli bir bölge. Dünyanın ilk kilisesi olarak kabul edilen ve Habibi Neccar Dağı yakınlarında bulunan St. Pierre Kilisesi de uzunca süre restorasyondaydı ve o da yeniden ziyaretçilerini kabul etmeye başladı.

New York Times’ın listesinde


Doğal bir mağaradan oluşan ve daha sonra yapılan eklemelerle kiliseye dönüştürülen St. Pierre, İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Petrus’un adıyla anılır. Bu kilise, ilk dinî toplantılar ve burada cemaatin ilk kez Hıristiyan adını almış olması açısından çok önem taşır. Turizm nedeniyle merkezde ve Roma döneminin sayfiye mekânı Harbiye’de bulunan otellere yenileri eklendi yıllar içinde. Antakya’nın dünya çapında ilgi görmesini sağlayan The Museum Hotel’in inşaatı sırasında yapılan araştırma ve kazılar sonucu ortaya çıkan tüm eserler korumaya alındı ve burası bir arkeopark-müze olarak hizmet verecek. Otele gittiğinizde dünyanın en büyük tek parça mozaiğini yukarından görmenin keyfine doyum olmuyor. Mimar Emre Arolat’ın da özellikle vurguladığı gibi, bu yapı buluntulardan artakalan alana ilişen bir yapı konumunda.

Gezin, görün, tadın

Antakya’ya gelmişken mutlaka MS I. yüzyılda yaşamış ve İsa’nın havarilerine inancı yüzünden şehit düşmüş Habibi Neccar’ın adının verildiği camiyi görün, şehrin dar sokaklarında yürüyün.

New York Times’ın listesinde



Meşhur Uzun Çarşı’yı gezin; kiliseleri, camileri ziyaret edin. Birbirine çok yakın mesafede sinagog, kilise ve cami göreceksiniz; bu Antakya’nın en büyük özelliklerindendir. Affan Kahvesi’nde bir mola verin ve meşhur Haytalı tatlısını deneyin. Şehrin her köşesinde rastlayacağınız künefeciler de iyi bir mola mekânı olacaktır.

New York Times’ın listesinde


Harbiye’ye gidin, Daphne’nin (Dafne) hikâyesini dinleyin, meşhur defne sabunlarından, zeytinyağı ve ipek dokumalardan alın. Sütun azizlerinden Aziz Simeon’un manastırını görün, Türkiye’nin son Ermeni köyü Vakıflı’ya gidin, ev yapımı reçellerden alın. Hıdırbey köyünde Musa Ağacı’nı görün. Asi Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü nokta olan Samandağı’nda bir mühendislik harikası Titus Tüneli’ni ve kayalara oyulmuş Beşikli Mağara’yı ziyaret edin ve deniz kenarında salaş bir balık lokantasında gün batımını izleyin.