‘TOKİ-İZBETON birlikte yapsın’

17 Mart 2022

İzmir depreminin üzerinden 2 yıl geçti. Acılar hala taze. Sorunlar ise dağ gibi. TOKİ, yuvaları yıkılan aileler için belirlenen alanlarda evleri tamamladı, bir bölümünü teslim etti. Aynı şekilde Bayraklı Şehir Hastanesi’nin hemen yanındaki bölgede de inşaatlar hızla devam ediyor. Nisan-Mayıs’ta tamamlanan evler depremzedelere teslim edilecek.

Ancak evleri orta ve ağır hasar vatandaşlar kara kara düşünüyor. Kredilerin yüksek olmasından yakınıyorlar. Konuyu çok yakından takip ediyorum.

Henüz ortada anlaşılarak yeniden yapılan bir bina yok! Döviz kurundaki yükseklik müteahhitlerin de belini büktü. Yeni binalar için verilen bedeller her geçen gün arttı. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği kooperatifleşme kararı aldı. Kooperatif aracılığıyla orta ve ağır hasarlı evlerin dönüşmesi için önemli bir adım attı.

‘İşi siyasete döktüler’

İzmir’de hükümetin en önemli temsilcisi AK Parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli’nin bu konuyu sordum, şunları söyledi, “Depremzedeler üzerinden siyaset üretmeye çalışıyorlar. Geri planda iktidarı suçlayıcı dezenformasyon yapıyorlar kendi beceriksizliklerini örtmek için. Depremzedelerimizle bizi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Biz burada çok büyük işler yaptık depremzedelerle ilgili. İsteklerin birçoğu karşılandı, görüşüyoruz, isteklerini de takip ediyoruz. İktidar birçok şey yapmıştır, yine yapacakları vardır, biz de yerel yöneticiler olarak takip ederiz. Tabi onlar bizden istiyorlar ama ‘Siz iktidarın yereldeki temsilcilerisiniz bu mesajlarımızı iletin’ diyorlar. Tabi ki biz icra makamı değiliz, kanun, yönetmelik, yasa var. Türkiye’nin diğer illerinde uygulananlar var. Gönlümüzden onların her istediğini yapmak isteriz. Depremzedelerin sıkıntısı bizim sıkıntımızdır, onları haklı görüyoruz ama lütfen iktidarın yaptıklarını da görelim. 1999 depremini yaşadı İstanbul, oradan nereye geldik, çok şey yapıldı. Devletimiz bu konuda çok şey yaptı. Başta devlet, genel iktidar ve yerel idare ile el ele verdik ve ne güzel işler yaptık. Ancak yerel idare sonrasında süreçten koptu ve işi siyasete döktü ve kendi üstüne düşüne yapmıyor.”

“Biz Tunç Soyer’in daveti üzerine grup başkanvekilimizle gitmiştik, özellikle depremzedeler için görüşme yaptık. Ben kendi inisiyatifimle, kendi görüşüm olarak Ankara ile görüşmeden ‘Gelin TOKİ ile İZBETON ele ele versin, geçmişte EVKA’lar gibi projeler var, birlikte çalışma yapsınlar. Depremzedelerin mağduriyetini giderelim bu hem kentsel dönüşüme hem de Türkiye’ye örnek olsun’ dedim. Başkan dinledi, ‘Bakalım’ dedi. İl Başkanlığımızı ziyaretlerinde CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel de vardı, orada da konuyu samimi olarak açtım. Başkan dışarı çıktı, muhteşem bir açıklama yaparak, tweet attı. Yapılan görüşmenin verimli olduğunu söyledi, ‘Depremzedelerin sorununu çözeceğiz’ dedi. ‘Kentsel dönüşüm için ışık yakacağız’ dedi ve sonra ses gelmedi. Çünkü Büyükşehir işi siyasete döktü. Depremzedeler için yapılacak ne varsa biz çalışırız yaparız. Altını çizerek söylüyorum kanunlar, yasa ve yönetmelikler çerçevesinde biz siyasiler hukuki sürece destek oluyoruz, olacağız. İZDEDA’dan şunu istiyorum. Yapılanları kabul edelim, takdir edelim. Eksiklerimizi ‘Çadır kurarız’ gibi yaklaşımlarla değil, Büyükşehir’in ve CHP’li siyasetçileri yönlendirmesiyle değil, gelin görüşelim. Geçenlerde de görüştük, kredi konusunda 20 yıllık sıfır faiz diyorlar. Kendi cephelerinden haklıdırlar, devlet de 200 bin liralık krediyi 400 bine çıkardı, tekrar değerlendirilebilir. Kredi şu andaki piyasa şartlarının en altına çekildi, tekrar değerlendirilir ama bunlar diyalogla olur. Diyaloğun adresi de Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Kanuni düzenlemeyi yapacak olan da parlamentodur. Bu çerçevede bunlar konuşulur.”

Vali Köşger toplayabilir

Depremzedelerin sıkıntısı gerçekten çok büyük. Evlerini dönüştürecek bütçeleri yok. Bayraklı’da daire başı istenilen paralar 500 ila 750 bin lira arasında değişiyor. Daha fazla isteyenlerin olduğunu da duydum. Ancak düşük ücretli çalışanların ya da emeklilerin bu paraların kredilerini ödemeşi çok zor. Bayraklı’da hala yıkılmayı bekleyen onlarca bina var.

Yazının devamı...

İzmir’de olmaz denen oldu!

13 Ocak 2022

İzmir’de pandemi sonrası trafik bir numaralı gündem maddesi oldu. Vatandaşların toplu taşımayı bırakıp özel araçlarına yönelmesi sonrası kent trafiği kilitlendi.

“Artık bu trafik ne yapılırsa yapılsın çözülmez” gibi sözleri hep birlikte kullanmaya başladık. Muhalefet. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni bu konuda sert sözlerle eleştiriyor. Büyükşehir kanadı da alternatif projeleri hayata geçirmek için düğmeye bastı. Ancak son bir aydır ‘olmaz’ denen oldu! İzmir trafiği rahatladı. Bunu bizzat deneyimleyen biri olarak çok şaşkınım. Trafiğin en yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde yollarda büyük bir boşluk var.

Örnek verelim! Bilenler bilir, Gaziemir-Bayraklı otoyolu sabahları sıkışır. Belli noktalarda gıdım gıdım ilerlersin. Bu artık neredeyse yok! Yaz aylarında olduğu gibi belli bir hızla ilerleyebiliyorsunuz. Aynı şekilde Yeşildere-Karabağlar istikameti... Yeşildere her zamanki gibi kalabalık, ama Atatürk Maskı’ndan sonra gayet akıcı.

Yolların boşalması, istatistiklere de yansımış durumda!

İzmir’de pandemi öncesi toplu ulaşım araçlarına biniş oranı, günlük 1 milyon 900 bin ile 2 milyon arasında değişiyordu. Pandemi ile birlikte bu rakam 200 binlere düştü. Ardından da                                               1 milyon 400 bine kadar çıktı. Son bir aydır toplu ulaşımı kullananların sayısında gözle görülür bir artış kaydedildi. Biniş sayısı, 1 milyon 700 bin sınırına kadar dayandı. Metro, İZBAN ve otobüslerdeki kalabalıklarda da bu istatistikleri doğrular nitelikte!

Peki bunun nedeni ne?

Elbette akaryakıta gelen zamlar!

Benzin 13,58; motorin 13,76 lira! Bu rakamları açıkçası ben hayal bile edemezdim. Umarım, yine 8 liraya kadar düşer. Ona bile razıyız. Ama şu an gerçekten çok yüksek.

Yazının devamı...

2022, belediyeler için zor geçecek!

6 Ocak 2022

2021, hepimiz için zor bir yıl oldu. Özellikle geçen yılın son günlerinde ekonomideki dalgalanma, enflasyonun yüksek çıkması hepimizin moralini buldu.

Şimdilerde bir toparlanma sürecine girdik. Umarım, önümüzdeki Haziran ayına kadar bu toparlanma ivme kazanır ve normalleşmeyi sağlarız.

Belediyeler bir sonraki yılın bütçesini Eylül-Ekim ayında hazırlar ve meclis onayına sunar. Tahmini bütçede çalışanlara verilecek zamlar, döviz kurunun olası durumu da göz önünde bulundurularak hesaplanır. Ancak bu sefer belediyeler için evdeki hesap çarşıya uymadı!

Memurlara yüzde 30.5 zam yapıldı. Birçok belediye hesap/kitap yaparken bunun yüzde 12-15 arasında olacağını öngördü.

Yine, doların bu kadar yükseleceğini kimse tahmin edemedi. Hesap burada da oldukça şaştı.

İzmir’in bütçesi açısından en iyi ilçe belediyelerinden biri olan Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ’un bu konuda mecliste yaptığı konuşma dikkatimi çekti. İduğ, “Zor bir 2021 yılı geçirdik. 2022’de de birçok olumsuzluk var, ama umarım bu olumsuzlukları beraber atlatıp devam edeceğiz. Birçok belediye, bütçesini doların 8 lira olduğu dönemde yapmıştı. Şu an 13 lira. Biz 600 milyon liralık bir bütçe ortaya koyduk ve memur maaşlarına zammın yüzde 12 olacağını öngördük. Ama yüzde 30 oldu... Yani bütçede sadece 150 milyon lira kalıyor; gerisi, 450 milyon lira maaşlara gidecek. Bu bütçeyle yatırım yapmak artık hayal. Burayı siyaset üstü yönetmeye çalışıyoruz. Eğer ben burada siyaset yapıp yatırımları ertelesem ve 4. yıl yapmaya kalksam hiç biri gerçekleşemezdi. Bu iyi niyetin ve doğru çalışmanın sonuçlarını hepimiz görmüş olduk. Haliyle Türkiye’deki tüm belediyeler mevcut bütçelerle maaşlarını ödeyebilirlerse hepsini ayakta alkışlamamız lazım. Borcumuz yok, tüm ödemeler yapıldı. 2022, yatırım değil yardım yılı olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Bornova Belediye Başkanı İduğ, ilk 3 yılda ilçeye büyük yatırımlar yaptı. Bu, gerçekten büyük avantaj! Vaatlerinin önemli bölümünü gerçekleştirdi. Ancak bunu bu şekilde yapmayan belediyeler de var! Onlar için önümüzdeki 2 yıl daha zor geçeceğe benziyor.

Gürültü, tarih oluyor

Yazının devamı...

Vaka sayısı iki kat arttı

4 Ocak 2022

Omicron varyantı ilk olarak Avrupa’yı vurdu. Birçok ülke ilk baştaki gibi tam kapanmaya gitti. Bu gelişmenin üzerine Bilim Kurulu üçüncü doz aşı için ‘onay’ verdi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hemen hemen her gün aşı çağrısını boşuna yenilemiyor. Omicron İstanbul’dan Türkiye’ye giriş yaptı. Mega kentte günlük vaka sayısı 4 binlerden 20 binlere çıktı. Tam 5 kat artış var. Eğer dikkat edilmezse günlük vaka sayısı 60-70 binlere çıkacağı benziyor. Umarım bu olmaz.

Ancak her gün etrafımızda bir kişinin korona virüse yakalandığını duyuyoruz. Ve maalesef yine, ‘Bana/bize gelmez’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Kalabalık yerlere gidenleri eleştiriyor ama aynı hataya biz düşüyoruz!

Demem o ki herkesin çuvaldızı kendine batırması şart. Bu hastalığa yakalanan ve kötü günler geçiren biri olarak uyarmak isterim. Sakın ama sakın “Koronavirüs bana bir şey yapmaz” demeyin!

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’le yaklaşık 15 gün önce konuşmuştum. Günlük vaka sayısının uzun süredir 1000-1400 arasında değiştiğini anlatmıştı. Hatta bir ara binin altına bile düğmeyi başarmıştı İzmir!

Ancak Omicron varyantıyla birlikte İzmir’de de vaka sayısı yukarı yönde hareket etmiş. Vali Köşger, günlük vaka sayısının 2 bini geçtiğini söyledi. Yaklaşık 15-20 gün öncesine göre iki kat bir artış var. Vali Bey, “Artış var ama vahim bir tablo yok. Hastanelerde doluluk açısından bir sıkıntı yok” diye de ekledi.

Çok dikkat etmemiz gereken günlerden geçiyoruz. Kimse aşısına güvenmesin! 4 aşılı da olsanız virüse yakalanabilirsiniz. “Aşılıyım ben nasıl hasta oldum” yanlışına düşmemek gerekiyor.

Vali Köşger (solda), Onur Çakır

Yazının devamı...

Çeşme için kritik hafta

28 Aralık 2021

Türkiye’nin, İzmir’in incisi Çeşme!

Belediye Başkanı Ekrem Oran’ın ifadesiyle, “Yeryüzündeki cennet!” Çeşme için bu hafta çok kritik. Hemen nedenini anlatalım. Belediyeler nüfusları oranıyla merkezi bütçeden pay alıyorlar. Nüfusu fazla olanların dolayısıyla bütçeleri de yüksek oluyor. Kentin nüfusu 2019’da 42 bin civarında idi. Yaz aylarında hafta sonları 1.5 milyona kadar yerli/yabancı turisti misafir eden bu ilçemiz pandeminin etkisiyle kış aylarında da 200-300 bin kişi sürekli yaşamaya başladı! Demem o ki yazlıkçıların korona nedeniyle tercihi Çeşme oldu!

Başkan Oran göreve geldikten kısa bir süre sonra ‘Adresim Çeşme’ kampanyasının startını verdi! Pandeminin ardından bu kampanyaya hız verdi. Hedef çok netti; 50 bin nüfusa ulaşmak! Bunun için de özellikle yazlıkçıların ikametlerini Çeşme’ye alması gerekiyordu. Yapılan kampanyalar sonuç verdi nüfus 50 binin kapısına dayandı. O yüzden de bu hafta çok kritik! 31 Aralık’a kadar 50 bin rakamı geçilirse Türkiye’nin cennet köşesi müthiş bir fırsat yakalayacak.

Çeşme Belediye Başkan Ekrem Oran’ın bu konuda söyleyecekleri var: “Adresim Çeşme kampanyası bizim Çeşme’de muhalefet yanlış yorumlandı, yanlış algı yönetimi yaptılar. ‘Adresini Çeşme’ye al’ diyerek biz başka şehirlerde yaşayan insanları ilçemize davet etmedik. Biz aslında Çeşme’de oturan ve özellikle pandemiden dolayı 12 ay boyunca devamlı Çeşme’de oturan vatandaşlarımıza; ‘Madem Çeşme’de yaşıyorsunuz o zaman siz de elinizi bizlerle beraber taşın altına koyun, koyun ki bütün kamu kurumları, sadece Çeşme Belediyesi değil tüm kamu kurumlarının nüfusa göre bütçe ve personeli var, bunlar artsın ki sizin Çeşme’de yaşam kaliteniz yükselsin’ dedik. Hastanelerden postanelere kadar hepsi 50 bin nüfus barajına takılmış durumda. Şu an 50 bine çok az kaldı. Çok kritik bir haftadayız. Buradan Çeşme aileme, Çeşme severlere bir kez daha sesleniyorum. Çeşme nüfus müdürlüğünde ayıracağınız 1-2 dakika ile birinci adresinizi Çeşme’ye alarak, ‘Adresim Çeşme’ deyin ve Çeşme’de huzur, refah, daha kaliteli bir yaşam için elinizi taşın altına koyun diyorum” dedi.

Başkan Oran’ın da söylediği gibi 1-2 dakikanızı ayırarak Çeşme’ye büyük destek olabilirsiniz! 

 

Yazının devamı...

Büyükşehir, tarım lisesi kuruyor!

16 Kasım 2021

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, Seferihisar Belediye Başkanlığı döneminden bu yana tarıma, çiftçiye, köylüye farklı bir bakış açısı var.

“Başka bir tarım mümkün” sloganıyla yola çıkan Soyer, “Tarım lisesi kurmak gibi bir düşüncemiz var” sözünü yaklaşık 2 yıl önce dile getirdi. Geçen 2 yıllık süreçte bu düşünce olgunlaştı ve projeye dönüştü. Büyükşehir, Urla Bademler’de Tarım Lisesi kurmak için resmen düğmeye bastı. Projenin detaylarına ulaştım, hemen paylaşalım.

Bademler’de 40 dönümlük arazinin 21 bin 133 metrekaresine okul kuracak. Çiftçi ailelerin çocukları okulda ücretsiz eğitim görecek. Projenin yapımı belediyenin şirketi BAYSAN A.Ş üstlenecek.

Peki bu geniş alanda neler olacak? 

Sıralayalım; derslik ve yönetim binalarının yanı sıra, müzik, resim, görsel sanatlar, ahşap işleri, metal ve ahşap işleri, bilim ve teknoloji, pişirme teknikleri, endüstri bitkileri, sebzecilik, meyvecilik, tahıllar, kesme çiçek ve düzenleme, bitki koruma, peyzaj, tarım alet ve makineleri, büyük-küçükbaş, kanatlı hayvan, hayvan yetiştiriciliği ve sağlığı, süt ve et ve hububat işleme atölyeleri kurulacak. Bitmedi!

Ayrıca seralar, amfi tiyatro, kütüphane, kapalı spor salonu ve yurtlar da inşa edilecek. Tarım lisesi bünyesinde gıda, klinik ve cerrahi uygulamaları laboratuvarı olacak.  Kız ve erkek öğrenciler için yapılacak yurtlar 250 kişilik olacak. Bana kalırsa gerçekten güzel bir proje. Kısacası bu lisede yok yok! Umarım, kısa sürede hayata geçer.

Otoparklara zam yolda!

Yazının devamı...

Soyer: O binayı devretmiyoruz

19 Ekim 2021

Kentin gündemi oldukça hareketli. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kente bir üniversite kazandırma hayali gerçekleştirmek için düğmeye bastı. Soyer, Alsancak’ta Meslek Fabrikası olarak kullanılan 113 yıllık tarihi olan binanın İstanbul merkezli bir vakıfla birlikte üniversiteye dönüştürmek için harekete geçti. Bir ön protokol hazırlandı. Son meclis toplantısında bu konu iktidarla muhalefet arasında tartışmalara neden oldu. Sonuçta da ilgili önerge bir sonraki meclis toplantısında görüşülmek üzere gündemde bırakıldı. Bu arada EBSO Başkanı Ender Yorgancılar ve İZTO Başkanı Mahmut Özgener, binaya resmen talip oldu. Bu isteklerini bir yazıyla Soyer’e iletiler. Konunun bir numaralı muhatabı Tunç Soyer’le bu konuyu konuştum. Özetle şunları söyledi: “İlk olarak şunu ifade etmem gerek. Bu bina bir vakfa devredilmiyor. Böyle bir şey söz konusu değil! Vakıf ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa İzmir’e yepyeni bir Tarım Teknolojileri Üniversitesi kuracağız. Meslek Fabrikası’nı biz birine tahsis etmiyoruz. Adıgüzel Vakfı ile ortak bir üniversite kuruyoruz. Tarım Teknolojileri Üniversitesi kuruyoruz. Yeni bir üniversite…

Onlar 100 milyonla geliyorlar, biz Meslek Fabrikası ve 30 milyonla giriyoruz ve İzmir’e ortak yeni bir üniversite kazandırıyoruz. Sıfır bir üniversite. Keşke Ticaret Odası ve EBSO da gelip, ‘Bir ortak üniversite de birlikte kuralım’ deseler. Başımla beraber! Ne kadar imkanım varsa zorlarım. Dolayısıyla onların o teklifi, benim açımdan kabul edilebilir değil. Onlara da öyle yazdım zaten, ‘Gelin beraber bir üniversite kuralım, yeni bir üniversite kuralım madem. Siz de biraz taşın altına elinizi sokun, siz de biraz destek çıkın. Biz de zorlayalım koşullarımızı, İzmir’de ihtiyaç olan yeni bir üniversiteyi birlikte kuralım’ dedim. Dolayısıyla burada bir tahsis söz konusu değil. Bir ortaklık söz konusu. Adıgüzel Vakfı’na ortak oluyoruz.”

Tabi bu konunun bir YÖK ayağı var. Soyer, onunla ilgili de yol kat ettiklerini ifade etti; “Meslek Yüksek Okulu olarak başlayacak, üniversite olarak devam edecek. Biz zaten Bademler’de tarım lisesi kuruyoruz ama bunun bir devamının olması lazım. Onu da ikna ettik, anlattık, biz 1.5 senedir görüşüyoruz. YÖK’le de görüşmeler yaptık.”

Neden İstanbul merkezli? 

“Neden İstanbul merkezli bir vakıfla ortak oluyorsunuz?” sorusu hemen akla geliyor. Tunç Soyer, bu soruya ise şöyle yanıt verdi: “Onlar buna ikna oldular, geldiler. Onlardan daha doğrusu başka bir talep gelmişti önce biz bu talebi evirdik çevirdik, başka bir noktaya taşıdık. Onların da aklına yattı. Hemen başlayacağız. Yüksek Öğretim Kurumu ile tüm müzakereler yapıldı. Hiçbir sıkıntı yok.” Muhalefetin sıklıkla gündeme getirdiği, “Belediye borç batağında, maaşları ödeyemeyecek” eleştirilerine Soyer, şu sözlerle yanıt verdi: “Asla böyle bir şey gerçek değil. Biz 2019’un Nisan’ından bugüne kadar 4.4 milyon borçlandık 3.7 milyon geri ödedik.  Yüzde 13 bizim toplam borcumuzdaki artış ve yüzde 13’te uzun vadeli zaten. Bunlar büyük yatırımlar için özellikle de dış kaynaklı finansman ile yapılan borçlanmalar. Dolayısıyla asla böyle bir şey söz konusu değil. Tabi ki sıkışıklıklar yaşanabiliyor. Sıkışık dönemlerden geçilebiliyor ama İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin finansal durumu olağanüstü güçlüdür. Maaşları ödeme konusunda hiçbir zaman bir sıkıntı olmadı. Sadece ikramiyelerle ilgili ciddi bir artış yapmıştık sadece o bölünerek verildi. Yani 1 ayda çok büyük yük getirebilirdi, ona da zaten sendika itiraz etmedi. Gayet mutabık bir şekilde ödendi, hiçbir sıkıntı yok.”

 

Yazının devamı...