Karşıyaka Stadı’nda yeni gelişme

12 Ekim 2021

Karşıyaka Stadı projesi maalesef tam bir yılan hikayesine dönmüştü. Geçen temmuz ayında İzmir’e gelen Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, konunun tüm taraflarıyla bir masada buluşmuş ve Karşıyaka’ya yapılacak stat arazisinin İzmir Büyükşehir’e devredileceğini açıklamıştı.

Kısacası stadın yapımını Büyükşehir üstlenecekti. Konuyu en başından beri yakından takip ediyorum. Geçen hafta konuyla ilgili ilk adım atıldı. Bakanlığın, Büyükşehir’e imzalanacak taslak protokolü ve projeyi gönderdiğini öğrendim.

Belediye bürokratları hem taslak protokol hem de proje üzerinde çalışmaya başladı. Çalışma yılsonuna kadar tamamlanır ve bir pürüz yaşanmazsa karşılıklı imzalar atılacak. Karşıyakalıların yıllardır merakla beklediği stat için böylece önemli bir eşik de aşılmış olacak.

Daha sonra ihale süreci ve temel atma… Stat projesinin Büyükşehir’e maliyeti en az 250-300 milyon liraya mal olması öngörüldüğünü ifade etmem gerek. Belki de daha fazla! İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer bu konuda daha önce net konuşmuş, “Stat yaptık 3’üncüyü de yaparız” demişti. Maliyet yüksek olsa da belediyenin bu projeyi hayata geçirecek gücü olduğunu görüyoruz.

‘Üzerime düşeni yapacağım’

Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay da bu konuda taşın altına elini sokmaya hazır. Kendisiyle konuştum, şunları söyledi: “Karşılıklı olumsuz bir bakış açısı kesinlikle yok, Bakanlık da Büyükşehir de uzlaşmış durumda. Biz de o süreçte üstümüze düşen ne varsa yapacağız, bunu o dönemde de söyledik. Ben de Karşıyaka Belediyesi adına bir şeyleri üstleneceğim ve bundan da onur duyacağım.”

Umarım; stat konusunda pürüz çıkmaz ve Karşıyaka artık stadına kavuşur!

Yazının devamı...

‘Gençlerin tercihi AK Parti’

14 Eylül 2021

AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Eyyüp Kadir İnan, önümüzdeki seçimlerde 6 milyon 50 bin gencin ilk defa oy kullanacağını söyledi. Partinin gençlik politikalarıyla ilgili bilgi veren İnan, “Bizim Z kuşağına ulaşmayla ilgili bir problemimiz yok, gençlerin her birine ulaşmak için zaten üniversitelerde, okullarda programlar düzenliyoruz. Diğer partiler gibi, kendi çalışmalarımızı sosyal medyada sınırlı tutan bir hareket olmadık, olmayacağız. Bizim gençlere ulaşmak için yaptığımız tek çalışma fiziki çalışmadır” dedi.

“Z kuşağıyla AK Parti’nin sorunları var” iddialarına yönelik konuşan İnan, “Z kuşağıyla bir sıkıntımızın olması söz konusu olamaz, çünkü en başta biz gençler arasında öyle bir ayrım yapmıyoruz. Z kuşağı, gençlerin kullandığı bir tabir değil. AK Parti; gençleri dinleyen, şikâyet ve temennilerini dinleyen ve buna yönelik hızlıca aksiyon alabilen, yegâne bir parti. Gençlerden gelen talepleri hızlıca yerine getiriyoruz. Zaten gençleri dinlemesek 20 yıldır her girdiğimiz seçimden birinci parti olarak çıkmazdık. ‘En güzel anket seçimdir’ derler, biz bundan 2 sene önce yerel seçim atlattık. Girmiş olduğumuz her seçim mahallinde, yol kazalarına uğramamıza rağmen, kaybettiğimiz yerler de dahil, tarihimizin en yüksek oyunu aldık. Bazı yerlerde yol kazaları oldu. Kazandığımız yerleri yine en yüksek oyları alarak kazandık. Gençlerden ve kadınlardan oy alamayan bir partinin yüzde 50’lerde oy alarak seçilebilmesi mümkün mü? Değil. 2 sene öncesinden bahsediyorum. Bunların hepsi planlı yapılmış tartışmalar. Z kuşağı tanımını kabul etmiyoruz. 2002’de bizim oyumuz 10 milyon civarındaydı, son girdiğimiz seçimde 28 milyona varan oy aldık. Bu yıllar arasında alttan gelen onca genç var. 2023’te de daha yüksek oy oranı göreceğiz, bu ortaya atılanların da ne kadar gerçeği yansıtmadığını biz gençlik kolları olarak ispatlayacağız” dedi.

2023 seçimlerinde ilk defa oy kullanacak seçmen sayısını açıklayan Eyyüp Kadir İnan, “6 milyon 50 bin kişi, ilk defa oy kullanacak. Türk demokrasi tarihinde biz hep erken seçim yaşadığımız için, bu sayı hep 1-2 milyon civarında dönüyordu. Başkanlık sistemiyle seçimlerin zamanında yapılıyor olması, seçimlerde ilk defa oy kullanacakların sayısını artırdı. O nedenle hiç şüphe olmasın, biz bu 6 milyon 50 binlik, ilk defa oy kullanacak seçenimizle ilgili kayıtsız kalamayız. Tüm Türkiye’de ilk defa oy kullanacak tüm seçmenlerimizi fiziki olarak en az 2 defa ziyaret edeceğiz. Mahalle ve üniversite programları yapacağız. Üniversitelerde bir seferberlik başlatacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız adına sosyal medyayı kullanarak, kendimizi, partimizi, yapacaklarımızı en doğru dille anlatmak için çalışacağız” diye konuştu.

‘Yakın çalışmak şans’

Genel Başkan olduktan sonra hayatında neler değiştiğini paylaşan İnan, şu vurguları yaptı: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la yakın çalışma fırsatımız oldu. Benim için büyük bir şans, en büyük değişiklik bu oldu. Tüm Türkiye’ye, gençlik teşkilatlarımıza ulaşma, hizmet etme şansımız oldu. Bugüne kadar 35 ile gittim. Ankara’dayım şu an, eşim ve çocuğumu oraya götürdüm. Evim İzmir’de de duruyor, ama orada geçici bir düzen kurdum. Türkiye’nin dört bir yanını gezme ve teşkilatlarımızı güçlendirmeyle ilgili yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Bir haftada olabildiğince, 7-8 ile gitmeye çalışıyorum. Ben sadece ile gitmiyorum, o ile gittiğimde tüm ilçelerinde çalışmalar yapıyorum. Merkez Yürütme Kurulu’nun doğal üyesiyim. Cumhurbaşkanımıza her konuyu aktarma şansımız doğal olarak oluyor ve aktarıyoruz. Gençlerin taleplerini doğrudan kendisiyle görüşerek ya da telefon aracılığıyla aktarıyoruz. Destekliyor... Onun desteğini almak için bizim için kıymetli. Kendimi çok sorumlu hissediyorum. Cumhurbaşkanımız çok çalışkan bir lider. Bunu ben İzmir Gençlik Kolları Başkanı’yken de zaten görüyordum, ama birlikte çalıştığımda onun bitmek bilmeyen enerjisini gördüğümde, çalışkanlığını daha yakından gözlemlediğimde onun çırağı olarak öğrendiğim çok şey var. Dolayısıyla bir gençlik kolları başkanı olarak onun enerjisine, çalışmasına yetişmem lazım. Bunun için kendimi de, ekibimi de zorluyorum. Recep Tayyip Erdoğan, Türk demokrasi tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir lider. Siyasete de gençlik kollarından başlayan bir lider olduğu için bizim en büyük kazancımız da o.”

 

Yazının devamı...

‘Stat alanı park olsun’

9 Eylül 2021

Buca’nın önemli bir sorunu tarihe karıştı. Cezaevinden bahse-diyorum. İzmir’deki siyasilerin iş birliği ile cezaevi başka bir yere taşındı. Şimdi geniş bir alana millet bahçesi yapılması düşünülüyor.

Buca’nın önemli bir sorunu tarih oldu ama başka önemli bir sorunu daha var. Kentin tam merkezinde kalan eski stat! Stadın oradan kaldırılması noktasında hemen hemen herkes hemfikir. Ancak şimdiye kadar bir sonuç alınamadı. Bunun farklı gerekçeleri olabilir. Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç, buranın park yapılmasını istiyor. Başkan Kılıç, konuyla ilgili şu görüşlerini paylaştı:

“Deprem en önemli gerçeğimiz. Nüfus yoğunluğunun ve trafik sıkışıklığının fazla olduğu kentlerde toplanma alanlarına ihtiyaç var. İzmir depremi sonrası toplanma alanı eksikliğimiz olduğunu gördük. Deprem olduktan sonrası da çok önemli. Hasarlı bina ya da Allah korusun yıkım oluşması halinde erken müdahale çok önemli. İnsanların panik halindeyken toplanabileceği alanların olması şart. Olmayınca vatandaş arabasına atlıyor, şehir dışına kaçmaya çalışıyor. Bu tür meydanların oluşturulması halinde, vatandaş oraya gidecek. Öte yandan burası imar planlarında park olarak görülüyor. Yani biz, herhangi bir alanda, imar planında ne görülüyorsa o alana biz onu yapmakla mükellefiz aslında. Biz o alanı planına uygun hale getirmek zorundayız. Belediyelerin görevi zaten bu. Belediye kanununa göre bu alanlar zaten bedelsiz olarak veriliyor. Bize buranın verilmesi lazım. Burada yeni imalat da yapılamaz. Yapılabilmesi için yeni bir tadilat ruhsatı alınması lazım. Burayı kamu kurumu yapsa da en azından bize bir avam projesi sunması gerekiyor. Şu anda orada bir çalışma olduğunu görüyoruz. İçinde greyderler var, bir çalışma yapılıyor. Esasında o greyderlerin orayı park yapmak için çalışması gerekiyor. Ben bu alanda olması gereken noktaya ulaşacağımızı düşünüyorum. Belki çok gelip geçici ya da zorunluluktan kaynaklı bir çalışma da olabilir. Ben bir an evvel buranın park olarak vatandaşa açılmasını istiyorum.” Bana kalırsa da buranın park olması çok güzel olur. Geçmiş yıllardan bu yana gelen yapılaşmadan dolayı İzmirlilerin nefes alacakları alanlar sınırlı. Bu konunun da takipçisi olacağım.

Saç ektirme furyasına katıldı

Saç ektirme bu sıralar oldukça moda! Saçı olmayanlar saç ekim merkezlerine akın ediyor desek herhalde yanlış olmaz. Bu furyaya sanatçılar kadar siyasilerin de ilgisi büyük. CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu da geçen ay saç ektirdi. Kısa bir süre evinde dinlendikten sonra da tekrar sahalara geri döndü. Purçu’ya yeni imajı yakışmış.

 

Yazının devamı...

Başkan Acar iddialı!

31 Ağustos 2021

Aliağa Belediye Başkanı MHP’li Serkan Acar, iş yaparken “sessiz” çalışmayı seviyor. Demek istediğim işin şov kısmıyla hiç mi hiç ilgilenmiyor. Geçtiğimiz günlerde kendisiyle sohbet etme fırsatı buldum. İlçeyi, yaptıklarını ve kendisine yönelik eleştirileri sordum. Samimi yanıtlar aldım.

Aliağa Belediyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilecek meslek hastanesinin ilçeye dolayısıyla da İzmir’e ivme kazandıracağını söylüyor Başkan Acar, “Aliağa sanayi ve liman şehir olarak Ege’nin hatta Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri. İş kazalarının ve iş kazası riskinin yoğun olduğu bir şehir. Bu nedenle bölgede uzun zamandır içinde mikro cerrahi ve yanık ünitesi olan hastane talebi vardı. Bir anlamda meslek hastalıkları hastanesi… Lakin bu hastaneyi, bir meslek hastalıkları hastanesi olarak algılamamak lazım çünkü iş kazalarının sayısı bellidir. Yılda ortalama 3 bin tane iş kazası meydana geliyorsa, bu hastane de yılda 3 bin kişiye mi hizmet verecek, hayır. Bu hastaneyi özgün kılan yanı çevresel hastalıklar hastanesi olacak olması. Yani bir tanı merkezi; kaynağında, daha hastalık olmadan çözüm üreten bir merkez olacak. Bugün ülkemizde hastalığının kaynağı bilinmeyen yaklaşık 1.5 milyon insan var. Bu alanda sadece Aliağa’da da değil, Türkiye genelinde de öncü rol üstlenecek. Bir yandan da dünya bazında kriterlere sahip olması nedeniyle sağlık turizmini de getirecek. Hem Aliağa’da sağlık açığını kapatacak bir misyonu üstlenecek hem de Aliağa’ya sağlık turizmiyle ciddi katkı sağlayacak” dedi. 

“Hastane bu zamana kadar neden bitmedi?” şeklindeki eleştirileri sordum hemen, Başkan Acar şunları söyledi: “Biz 2019’un Ocak ayında Dokuz Eylül Üniversitesi’yle mutabakata vardık. Bir olguyu yatırım programınıza alır ve bir süreç yaşarsınız. Bunun bürokratik altyapısı, ihale süreci gibi süreçleri vardır. Bu dünyada böyledir. 2019 Ocak’ta Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Nükhet Hotar ile görüşüyorsunuz ve mutabık kalıyorsunuz.

Akabinde, biz şubat ayı meclisimizde üniversiteye yer tahsisi yaptık, belediye arazisini üniversiteye tahsis ettik. Mart ayında ise bir irade ortaya koyduk, ‘Bu hastaneyi yapacağız’ dedik ve temel atma töreni yapıldı. Verdiğimiz arazi bir tarlaydı, imar yoktu, bunun da bürokratik bir süreci vardı. Geçtiğimiz günlerde Kamil Okyay Sındır ile de bir araya geldik, kendisi, ‘Temel atma töreni yaptınız’ dedi. Temel atma semboliktir, ‘Ben buna başlıyorum, niyet ettim’ demektir.

Ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na giderek, ‘Biz buraya hastane yapmak istiyoruz’ dedik. Çünkü ilk önce 1/100.000’lik planlarını yapmanız lazım. Ardından 1/25.000, 5000, 1000’lik planları da yaptık. Büyükşehir’in itirazları oldu ardından planlarımız askıya çıktı ve kesinleşti.

2021’in Ağustos ayı itibariyle inşaatının da yüzde 30’unu bitirdik. 28 ayda bunların hepsini bitirdik. Bunu eleştiren insanlar, ‘Bu sürede ne yaptınız kardeşim, niye bu kadar bekledi?’ diyenler, kendi örneklerini versinler. Böyle bir işin bir benzerini, hatta daha küçüğünün örneğini versinler. 1 yıldır Büyükşehir binasının yıkılıp yıkılmayacağı tartışılıyor. Bırakın yeni bina için tek adım atmayı, sadece yıkılıp yıkılmayacağını tartışan insanların, 2 yılda hastaneyi bitiren bir insanı eleştirebiliyor olması sadece komik. Varsa örnekleri, daha hızlı yaptıkları, o zaman ben, ‘Evet ya, daha iyi olmamız lazım’ diyeyim. Kendi personelimden de Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımızdan da Allah razı olsun. Yapılabilecek en hızlı süreçte, şu an örneği olmayacak şekilde bir çalışma yapıldı. Eleştiren insan keşke çıkıp, ‘Bak sen 2 senede 1 hastane yaparken, biz 6 ayda, 1 yılda bu hastaneyi yaptık’ diyebilse, ben de ‘Haklısınız’ diyebilsem. Ama örneği yok. Yapmayı bırakın, daha 1 yıldır Büyükşehir binasına ne yapacaklarına karar veremediler…”

‘Muhalefet sık gelsin’

Yazının devamı...

Karşıyaka’da Suriyeliler için okul mu yapılacak?

19 Ağustos 2021

Bu konu, bir süredir kentin gündeminde. Karşıyaka’da Suriyeliler ya da başka bir deyişle mülteciler için okul yapıldığı iddiası, aslında asılan afişle başladı. Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçirilen proje afişinde, ‘Kriz zamanında herkes için eğitim’ yazısı dikkat çekiciydi.

Konuyu derinlemesine araştırdım, ilgililerle görüştüm.

Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Bostanlı’da Cengiz Kocatoros Sokağı’nda ne olduğu tam belli olmayan bir lise başvurusu var. Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bu konuda görüş sorduk. ‘Ruhsat istenen lisenin ne tür bir lise olacağı konusunda bize bilgi verir misiniz, ruhsatı ondan sonra değerlendirelim’ dedik. Geçen hafta yazılı olarak açıklama istedik, onu bekliyoruz. Planda orası lise alanı olarak ayırılmış bir yer. Hazine’ye ait bir arazi, belediyenin alanı değil. Bizim bilgimiz olmadan orayı çevirip inşaata hazır hale getirdiler. Ruhsat başvurusunda bulundular. Biz henüz bir cevap vermeyerek, Milli Eğitim Müdürümüzden bilgi istedik. Lise yapılacak diye ruhsat istediler, ama ne tür bir lise olacağına dair bilgi yok” açıklamasında bulundu.

Hafta başında görevden alınan İzmir Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, “Bu okul Karşıyaka’daki, Bostanlı’daki çocuklar için yapılan bir okul. Karşıyaka’daki, Bostanlı’daki Türkiye Cumhuriyeti’nin çocukları okuyacak o okulda. Bunun gibi 8 tane daha okul yapılıyor. İzmir’in çocukları için yapılıyor. Suriyeli çocuklar için değil. Bu okulu devlet yapıyor, daha önce de buna benzer projeler yapıldı. Toplamda 32 derslikten oluşan anadolu lisesi yapıyoruz, 8 tane yapıyoruz, 8 tane daha yapacağız, Suriyelilerle hiçbir alakası yok” değerlendirmesini yaptı.

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, tartışmayı aslında noktalayan bir açıklama yaptı. Köşger, “Kriz zamanlarında herkes için eğitim kapsamında altyapının güçlendirilmesi projeleri, Avrupa Birliği finansal desteği ile Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından AB kaynakları kullanılarak, 19 ilimizde toplam 410 okul inşa edilmektedir. Okulların tamamı devlet okuludur. İzmir ilimizde toplam 500 milyon lira yatırım ile 20 okul inşa edilmekte olup 4 adet okul tamamlanmış ve İzmirli öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. İnşası devam eden okullarımız, İzmirimizin çocukları için bölgenin ihtiyacına göre belirlenmiş ilkokul, ortaokul ve anadolu lisesi olarak yapılmaktadır. Okulların inşası tamamlandığında, bölgede yaşayan tüm öğrencilerimizin hizmetine sunulacaktır” dedi.

Yetkililerin açıklamasına baktığımızda ‘mülteci okulu’ diye bir şey yok. Ancak Vali Bey’in “Bu okullar tüm öğrencilerin hizmetine sunulacaktır” sözünden ben, “Yaşı gelmiş çocuklar da okuyacak” şeklinde anladım.

Bu tartışmaya, uzaktan yakından ilgisi olmayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de dahil oldu. Nasıl mı? Karşıyaka’da birileri WhatsApp aracılığıyla yüzlerce kişiye, “Bu okulların arazisini Büyükşehir verdi” gibisinden mesajlar atmış.

Soyer, bu duruma çok sert tepki gösterdi ve şunları söyledi: “Milli Eğitim Bakanlığı ve AB Türkiye Delegasyonu arasındaki anlaşmayla Karşıyaka Bostanlı’da yapılması planlanan okulla ilgili özellikle WhatsApp gruplarında, adımın da karıştırıldığı, yalan ve iftiralarla dolu bir yazının dolaştığını gördüm. Yazdığının altına imza koyamayan müfterinin tespiti ve hukuki işlem için avukatım harekete geçti. Yalan ve iftiranın hesabını hukuk önünde soracağız. Söz konusu okul projesi, projeye verilen izin, projenin arsasıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi ve benim hiçbir ilgim bulunmamaktadır. Devlet yöneticileri, bu konuda açıklamalarını yapmıştır. Alçakça ortaya atılan yalana, iftiraya sessiz kalanların, yayılmasına aracı olanların da vebale ortak olduklarını hatırlatırım. Ben aşkla, canla başla, İzmir ve İzmirli hemşerilerim için çalışmaya devam ediyorum.”

Yazının devamı...

İşte Konak’ın yoksulluk haritası

12 Ağustos 2021

HP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz aylarda partili belediye başkanlarıyla yaptığı bir toplantıda, başkanların ilçeleriyle ilgili yoksulluk haritasını çıkarmasını ve buna göre çalışma yapmasını istedi.

Bunu yapan ilk belediyelerden biri Konak Belediyesi oldu. 112 mahallesi olan Konak’ın tecrübeli Belediye Başkanı Abdül Batur hemen kolları sıvadı. Geniş çaplı bir çalışma yaptırdı. Ortaya da ilginç veriler çıktı. Başkan Batur’un anlattıklarını hiç kesmeden sizlere aktarmak isterim.

“Konak sadece belli bir yaşam ve gelir düzeyi olan insanların yaşadığı bir ilçe değil. Nüfusu gitgide yaşlanan bir ilçe. 2 senedir, ilçemizde yaklaşık 5 bin seyrinde nüfus azalması oldu. Nüfus azalması, yapıların yetersiz olması, kentin daha iyi yaşanacak yerlerinin olmasından, kentsel dönüşümün hayata geçirilmemesi gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Konak’ın en kalabalık nüfusa sahip bölgeleri Güzelyalı, Göztepe, Murat Reis, Atila, Çankaya ve Zafer Tepe Mahalleleri. Güzelyalı’daki nüfusumuz 18 bin, Zafer Tepe’deki nüfusumuz ise 10 bin. En az nüfusu olan mahallelerimiz ise Güzelyurt, Yenigün, Uğur, Kestelli, Konak, Sümer, Hurşideye, Güneş ve Fevzipaşa. Bu mahallelerimizin nüfusları 26 kişiden başlıyor, 34, 41, 60, 63, 64, 65 olarak gidiyor. Bizim Konak’ta 26 kişilik mahallemiz de var. Bunlarla ilgi biz zaten bir karar almıştık. 2024 seçimlerinde bu mahallelerimizi, 20 mahalleyi teknik olarak birleştireceğiz. Buradan 4 tane mahalle ortaya çıkacak, o mahalleler seçime girecek. Konak’ta yaşayan nüfusun yüzde 42’sini geçen kısmı İzmir kütüğüne kayıtlı. Yaklaşık yüzde 11’i de Mardin kütüğünde kayıtlı. Hemşerilik oranlarında Manisa 3’üncü sırada, Konya ve Aydın 4 ve 5’inci sırada yer alıyor” açıklamasında bulundu.

55 mahalle sınırda

“Mahalle ortalaması geliri 5 bin ila 7 bin arasında olan mahalleleri, açlık sınırında olarak ve bölge olarak birinci sırada önlem alınması gereken mahallelerimiz kapsamına aldık, yoksulluk haritasında bu mahallelerimizi kırmızı renkle işaretledik. Mahalle ortalaması hane geliri 7 bin-9 bin arasında olan mahalleleri yoksul olarak ve ikincil önemli bölge olarak belirledik. Yoksulluk haritamızda bu kesimi turuncu renkte gösterdik. Sayıları az olmakla birlikte hane geliri 9 bin-11 bin arasında olan mahallelerimizi ise haritamızda sarı renkte gösterdik. 11 binin üzerinde hane geliri olan mahalleler de beyaz renk olarak vasıflandırıldı. Konak’ta haritayı beyaz olarak renklendirilebilecek tek bir mahalleye rastlanmadı. Yani ‘Haritamızda en üst noktada geliri olan mahallemiz var, burası beyaz’ diyemiyorsunuz. Akdeniz Mahallesi 9 bin-11 bin arası geliri olan mahallemiz, burası Konak’taki gökdelenlerin olduğu bölgemiz. Sarı olarak renklendirilmiş mahallelerimiz ise Yeşiltepe, Mimar Sinan, Kültür, Mehmet Ali Akman ve Çınarlı Mahallerimiz. En düşük gelir seviyesi olan mahallelerimiz ise Akıncı, Sümer, İmariye. Konak’ta 55 kırmızı mahallemiz, 52 turuncu mahallemiz var. Yani 55 açlık sınırında olan mahallemiz bulunuyor”

Bakan Batur, ortaya çıkan sonucu iyi analiz etmiş. Bu veriler belediyenin sosyal yardımları dağıtılırken önemli bir yol haritası olacak. En önemlisi ise yardımlar gerçek ihtiyaç sahiplerine gidecek.

Yazının devamı...

Dikkat çeken iki isim

10 Ağustos 2021

Antalya ve Muğla başta olmak üzere ülke genelinde yanan ormanlar ciğerimizi de yaktı. Binlerce hektarlık alan bir anda küle döndü. Gerçekten çok üzüldük. Yangınları söndürmek için devletin kurumları yanı sıra belediyelere de büyük iş düştü. Onlar da iyi sınav verdi. Tabi sürece “siyaset” karışmadı değil! Siyasetin karıştığı yerde de doğal olarak kutuplaşma oldu. Bu yazının konusu ise bu kutuplaşma olmayacak.

CHP ve AK Parti’nin İzmir Milletvekilleri yangın bölgelerine gitti. Bu isimler arasında en dikkatimi çeken isim AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya oldu. Kaya, aynı zamanda partisinin Muğla il koordinatörü olarak görev yapıyor. Muğla bölgesinde çıkan yangın sonrası hemen olay bölgesine gitti. Orada koordinasyonu sağlaması için partisi tarafından kendisine görev verildi.

Kaya, canla başla çalıştı. Elinde tırmıkla orman işçilerine yardım etti. “Ben milletvekiliyim” havalarına hiç girmedi. Hatta üç kez ateşlerin içinde kalmaktan son anda kurtuldu. Geceleri kaldığı otelde geçirmek yerine arabada 2-3 saat uyumayı tercih etti. Kaya’nın bu çabası gerçekten takdir edilmesi bur durum çünkü milletvekillerinden genelde bu tür hareketleri görmüyoruz. 

Dikkatimi çeken bir başka isim ise Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay oldu. Belki de tüm başkanlar yangın bölgesine gitti ama Tugay biraz daha farklı çalıştı. Sarı yeleğini giyen Tugay, gittiği yerlerde canlı yayın yaparak son durumu aktardı ve destek olmak isteyenlere ne yapmaları gerektiğini özet bir şekilde aktardı. Yangınla mücadele eden Karşıyaka Belediyesi ekibini koordine etti. Başkan bu açıdan fark yarattı. 

Üslup sorunu

İzmir her zaman birlikteliğin ve ilklerin kenti olmuştur. Ancak birkaç aydır İzmir’de aktif siyaset yapan isimlerin önemli bir bölümünde üslup sorunu yaşadığına üzülerek şahitlik ediyorum. Eleştiri adı altındaki hakarete varan cümleler kimseye yakışmıyor! Özellikle bir kez daha hatırlatmak isterim. İzmirliler bu tür cümlelere de söyleyenlere de sıcak bakmaz! Burada bir partiyi ya da kişiyi kastetmediğini ifade etmek isterim. Çünkü bu bir kişinin ya partinin sorunu değil. Özellikle CHP, AK Parti ve MHP’li isimlerin üsluplarına dikkat etmesi gerekiyor.

 

Yazının devamı...

Cezaevi yerine millet bahçesi

27 Temmuz 2021

Buca Cezaevi, 62 yıl hizmet verdi. 30 Ekim’de meydana gelen 6,9’luk depremin ardından büyük hasar gördü ve boşaltıldı. Geçen süre zarfında yaklaşık 600 bin hükümlü ve tutuklunun kaldığı cezaevi şimdilerde sessizliğe büründü...

Akıllarda aynı soru var: “Yaklaşık 80 bin metrekarelik alana ne yapılacak?”

Bunun cevabını, yaptığım görüşmeler sonucunda buldum! Alanın 30 bin metrekaresine konut, 50 bin metrekaresine de millet bahçesi yapılacak. Bir bölüme de Buca Belediyesi’nin isteğiyle güzel bir pazaryeri inşa edilecek.

Bu arada, 80 dönümlük alanını İller Bankasına devri tamamlanmış.

Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç, en başından beri konuya olumlu yaklaşıyor ve ilgililerle görüşmeyi ihmal etmiyor. Bakın Başkan Kılıç, alanla ilgili neler söylüyor:

“Benim tek karşı olduğum nokta, Cemil Şeboy döneminde kamusal alan projelerinin kaldırılarak yerine planlanan AVM’dir. Konut projesi önümüze gelir, konuşulur, tartışılır. Yakında metro çalışmalarımız başlayacak, Menderes Caddesi’nde trafik sekteye uğrayabilir. Bu sebeple ben Bakanlık görüşmelerinde de, Adnan Kahveci Yolu’nun bir an önce trafiğe açılmasını sağlayacak bir proje olmasını istedim. Buraya AVM yapılırsa günlük 40-50 bin araç girecek, bu araç sayısını Buca’nın trafiği kaldırmaz. Adnan Kahveci Caddesi açılsa da kaldırmaz. Bakanlıklar arasında mülkiyet anlayışı var. Bakanlık ‘Benim yerim, buradan kazanacağım parayla adliye binası yapacağım, lojman yapacağım’ diyebilir. İkinci olarak ise ‘Biz 80 bin metrekare alanın tamamını yeşil alan yapamayız, biz önümüzdeki süreçte buradan gelir elde edeceğimizi düşünüyorduk’ diyebilir. Yani kendine bir bütçe sağlanmasını isteyebilir. Biz o zaman burada, etrafındaki emsallere bakarız. Genellikle konut alanları var. Menderes Caddesi’ne bakan taraflarda zemini ticaret, üst konut yani bu şu demek, emsallerde ne varsa o. Tabii ki bu 80 bin metrekarenin tamamının konut olmasına imkân yok, olabilecek en az yoğunluğu getirecek, içinde belediye hizmet alanı, yeşil alan olan bir plan yapılacak. Burada belirtmek istediğim önemli husus ise, bizim birinci yani öncelikli talebimiz, alanın tamamının, içinde belediye hizmet alanı olan, sosyal donatılar olan bir yeşil alan olması.”

Bir şeyi daha vurgulamak istiyorum. Buraya iktidar tarafından kesinlikle AVM yapılma gibi bir düşünce yok.

80 dönümlük alanın önemli bir bölümünün yeşil alan olarak belirlenmesi kentimize nefes aldıracaktır. Buradaki gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğim.

Yazının devamı...