Çocuklarda yaşanan estetik sorunlarda nelere dikkat etmeliyiz?

12 Ocak 2021

Çocuklarda doğuştan gelen estetik sorunları, okul çağına gelindiğinde daha belirgin bir hale dönüşür. Ebeveynlerin panikleyip çok erken dönemde operasyon kararı vermeleri sakıncalı sonuçlara neden olabilir. Bu haftaki yazımda çocuklarda sıklıkla görülen estetik sorunlarını, yapılması gerekenleri, operasyona uzanan süreçleri ve operasyon yöntemlerini anlatacağım.

Çocuklarda doğuştan gelen estetik sorunları arasında en çok kepçe kulak, yarık dudak, el ve parmak deformasyonları, yüzde doğum lekeleri ve göz kapağı düşüklükleri görülmektedir. Estetik sorunları olan çocukların, ebeveynlerinin gözetiminde çok iyi takip edilmesi gerekir. Çocukların okul çağına kadar geçen sürede gelişimleri üzerindeki etkileri uzmanlar tarafından izlenerek operasyon kararı verilmelidir. Operasyon için okula başlamadan önce harekete geçilmeli ancak çocuklar doğar doğmaz estetik operasyona başvurulmamalıdır. Bu tarz sağlık sorunları karşısında gerçekten bir estetik operasyona ihtiyaç olup olmadığını anlamak için uzman görüşü alınmalıdır. Ebeveynlerin bu tür sorunlar karşısında, bir uzman işbirliğinde çocuğun yaşı, psikolojisi ve fiziksel durumunu çok iyi tespit ederek, planlı hareket etmeleri gerekir.

Sosyalleşmeyle birlikte yaşanan psikolojik sorunlar ebeveynler için problem oluşturabilir. Çocuklar okul döneminde maalesef arkadaşları tarafından alay konusu olabilir ve bu durum çocuklarda telafisi olmayan psikolojik sorunlar yaratabilir. Bu sorunları göz önünde bulundurarak operasyon gerektiren problemler karşısında, okul öncesinde hareket edilmesi çocuğun psikolojisi için önemlidir.

Çocuklarda görülen estetik sorunları sadece doğuştan değil zaman içinde de ortaya çıkabilir. Yüz yaralanmaları gibi zaman içinde oluşan estetik sorunlar, çocukların okul başarısını ve sosyal hayatlarını derinden etkileyebilir ve ileri aşamalarda ömür boyu süren olumsuz durumlara neden olabilir.

Çocuklarda en sık görülen estetik sorunlardan göz kapağı düşüklüğü, kepçe kulak, yarık dudaklar ve el deformasyonları gibi sorunlara mutlaka cerrahi müdahalede bulunulması gerekir. Çocuklarda yaşanabilen estetik sorunlara ne zaman ve ne şekilde müdahale edilmesi gerektiğini iyi tespit etmek gerekir.

Kulak şekil bozukluğu olarak görülen kepçe kulak sorunu, çoğunlukla doğuştan gelen bir estetik sorundur. Bebeklik döneminde henüz kıkırdak oluşumu tamamlanmadığı için ameliyat yapılamaz ama erken dönemde müdahale edilmesi çocuğun gelişiminde iyi olur. Ameliyat öncesinde operasyon için aile tarafından çocuğun da onayının alınması çocuğun psikolojisi için önemlidir.

Doğuştan gelen göz kapağı düşüklüğü karşısında, görmeye engel olacak bir durum yoksa işlem yapılmadan takibe alınmalıdır. Çünkü bebeklerde 1 yaşından sonra bu lezyonlar küçülür. Görme duyusu etkilenmediği sürece tedaviye başlanmaz. Bu sorunlara sahip bebekler, 6 ayda bir, 4 yaşına kadar göz muayenesinden geçirilir. 4 yaşına gelindiğinde muayenelerden gelen sonuca göre ameliyata karar verilebilir.

Çocuklarda burun estetiği, herhangi bir ciddi yaralanma karşısında yapılır. Asla keyfe keder yapılmamalıdır. Çocuklarda kemik yapısı ve kıkırdak doku oturmadığı için ufak kazalarda dahi burun bölgesinde kalıcı hasarlar oluşabilir. Bu hasarlar estetik operasyon ile tedavi edilebilir. Ancak henüz oturmamış kıkırdak doku, yanlış operasyonlarla deforme olabilir. Bu da, onarılması güç ve çocuğun gelişimini engelleyen sonuçlar doğurabilir.

Yazının devamı...

Yağ enjeksiyonu ile doğal güzellik

5 Ocak 2021

Vücudumuz zamanla yer çekimine yenik düşmeye başlar ve diriliğini yitirir. Genetik etkiler, beslenme ve spor alışkanlıklarına göre bazı deformasyonlar oluşur. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri de cilt altı yağ dokusunun azalmasıdır. Yağ dokusunun azalması, vücutta en çok meme ve kalça gibi yağdan zengin olan bölgelerde kendini gösterir. Buna karşın kişinin kendi yağları kullanılarak gerçekleştirilen Yağ Enjeksiyonu Uygulaması ile bu sorunları ortadan kaldırmak mümkündür. Bu haftaki yazımda herhangi bir yan etkisi olmayan, alerji riski taşımayan, bu özellikleriyle de son derece doğal bir çözüm olan Yağ Enjeksiyonu Uygulamasını ve bu uygulamanın başka hangi alanların tedavisinde kullanıldığını anlatacağım.

Yaşın ilerlemesi, doku kaybı, hızlı kilo alıp verme, emzirme ve menapoz gibi nedenlerle meme yapısı değişmeye, içi boşalmaya ve sarkmaya başlar. Aynı sorun, kalça bölgesinde poponun küçülmesi, düzleşmesi ya da sarkması şeklinde bir deformasyon yaratır. Yağ Enjeksiyonu Uygulaması; genel tanımı ile kişiden Liposuction yöntemi ile alınan depo yağların kullanılmasıyla yüze ve vücuda şekil verme yöntemidir. Bu işlem, gelişen teknolojinin bize kazandırdığı bir uygulama olmasına rağmen, 1800’lerden beri yumuşak doku hasarlarını doldurmak ve tedavi etmek için kullanılıyor. Son yıllarda dolgu ve protez gibi yabancı maddelerin sağlık açısından yaratabileceği tehlikeler nedeniyle de yağ enjeksiyonlarıyla yüz ve vücut şekillendirme işlemi oldukça sık kullanılmaya başlandı. Bu işlemi daha sık kullanılıyor olmasının en önemli sebebi, kişinin kendi yağları ile işlemin yapılıyor olması ve hiçbir alerjik risk taşımıyor olması.

Benim de en etkili çözüm olarak önerdiğim ve uyguladığım Yağ Enjeksiyonu yöntemi, doğal bir uygulama olması nedeniyle son yıllarda meme ve popo estetiğinin yanı sıra, vücudun farklı bölgelerine yaşanan estetik sorunların giderilmesinde de sıklıkla kullanılıyor. Yüz bölgesindeki yumuşak doku eksikliklerinin doldurulması, göz altı morluklarının ve gözyaşı oluk çizgisinin düzeltilmesi, dudak büyütme, yanak doldurulması, yüz ve çene bozukluklarına bağlı gelişen asimetrilerinin düzeltilmesinde tercih ediliyor. Ayrıca yüz ya da vücudun farklı bölgelerindeki izlerin azaltılması, cilt kalitesinin arttırılması ile kadın ve erkek genital bölgelerdeki estetik sorunların ortadan kaldırılması da yağ enjeksiyonu uygulamasının kullanım alanlarının başında geliyor. Uygulama ile elde edilen yağ hücreleri; doku düzensizliklerinden, yara ve yanık izlerinin tedavisine kadar çok sayıda sorunda tedavi amaçlı olarak da kullanılıyor.

Peki Yağ Enjeksiyonu Uygulaması’nda kullanılan yağlar, vücudun hangi bölgelerinden alınıyor? Bu işlemde kullanılan yağ için vücudun en fazla ve en sağlıklı yağ depolarına sahip bölgeleri hedeflenir. Bu nedenle sıklıkla karın, bel, basen, bacaklar ve diz içlerinden alınan yağlar kullanılır.

Ömür boyu kalıcılık
Yağ Enjeksiyonu Uygulaması’nda vücudun herhangi bölgesine enjekte edilen yağların yüzde 50’sinin aktif hücrelerden oluşması, uygulamaya ömür boyu kalıcı bir özellik kazandırıyor. Bu özelliği ile de sağlık açısından riskler taşıyabilen dolgulardan ayrışıyor. Çünkü geleneksel kırışıklık ve sarkma tedavilerinde kullanılan dolgular, zaman içinde kalıcılığını yitirebiliyor ve hatta daha ileri dönemlerde sarkmalara sebebiyet verebiliyor. Yağ, doğru tekniklerle alınıp, uygun şekilde hazırlanarak, doğru bir yöntemle doğru derinliklere enjekte edildiğinde, kalıcılık oranı yükseliyor. Dolayısıyla zamana bağlı olarak yağın tamamının kaybolacağı fikri doğru değildir. Orta yüzde, çene ucunda ve çene konturlarında da tutma oranları yüksektir. Örneğin, göz çevresine enjekte edilen yağ, zaman içinde hiçbir kayıp yaşamazken dudak gibi hareketli bölgelerde kayıplar daha fazla olur. Yağın kalıcılık oranı bölgelere göre değişir, fakat yağ enjeksiyonlarının onarıcı etkileri, her bölge için kalıcıdır.

Yağ Enjeksiyonu Uygulaması ile meme ve kalça bölgesinde yapılan işlemler, sadece büyütmek için değil aynı zamanda sarkmaları engellemek ve şekil vermek için de uygulanır. Meme büyütme ya da şekillendirme işlemlerinde, mutlaka kişinin vücut yapısı, göğüs kafesinin durumu, cilt yapısı gibi faktörler göz önüne alınmalıdır. Meme büyütmede bazı durumlarda istenilen sonuca tek işlemle ulaşılamadığından ya da kalıcı bir sonuç alınamadığından işlemin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir. Uygulama sırasında kök hücreden zenginleştirilmiş yağ enjeksiyonları yapılarak yüzde 80’e varan kalıcılık sağlanabilir. Kişiler, uygulama sonrasında birkaç gün dinlenmenin ardından sosyal hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler.

Yazının devamı...

Aşırı terlemenin tedavisi mümkün

28 Aralık 2020

Aşırı terleme problemi kişilerde önemli sorunlara neden olabiliyor. Aslında bir sağlık sorunu olan aşırı terleme zamanla psikolojik sıkıntılara da yol açabiliyor ve hasta kendini toplumdan soyutlamaya başlıyor. Bu haftaki yazımda aşırı terleme yani Hiperhidroz hastalığının tedavi yöntemlerinden biri olan 15 dakika gibi kısa sürede gerçekleşen Botoks ve bir cerrahi yöntem olan Küretaj uygulamalarını anlatacağım.

Sürekli çözümsüz koltuk altı terlemeleri yaşıyorsanız, elleriniz terlediği için insanlarla tokalaşmaktan çekiniyorsanız, koku sorunu yaşıyorsanız, gün içinde sıcak, soğuk her ortamda terliyorsanız Hiperhidroz Aşırı Terleme hastalığına sahip olabilirsiniz. Hiperhidroz; koltuk altı, baş bölgesi, ayak ve elde görülen bir sağlık sorunudur ve tedavi edilebilir.

Aşırı terleme kadın, erkek herkesin yaygın olarak karşılaştığı bir problem. Aşırı terleme hem sosyal hayatta hem de iş hayatında pek çok soruna yol açabiliyor. Kişi, sosyal hayattan uzaklaşıyor, karşı cinsle iletişimden kaçınıyor. Hatta iş hayatında sıkıntılar yaşıyor. Yoğun koltuk altı terlemeleri, kıyafette renk değişimi, ter kokusu, tokalaşmak istemeyecek kadar el içi terlemeleri, ayak terlemeleri ile ortaya çıkan ayakta koku problemi, kalabalıkta ayakkabı çıkaramama durumu ve yoğun baş bölgesi terlemeleri en sık dile getirilen şikâyetler arasında yer alıyor.

Hiperhidroz yani aşırı terleme, bölgedeki ter bezlerinin diğer ter bezlerine oranla daha fazla ter üretmesi nedeniyle yaşanan dermatolojik bir hastalıktır. Hayatı kabusa çevirebilen bu hastalık günümüzde Botoks ve Küretaj uygulamaları ile çok kolay tedavi edilebilir.

Botoks Uygulaması
Aşırı terleme için en doğru çözüm olan Botoks’tur. Benim de en etkili çözüm olarak önerdiğim ve uyguladığım Botoks işlemi baş bölgesine 10 dakika, koltuk altlarına 15 dakika, eller ve ayaklara ise 15'er dakika uygulanır. Uygulanan bölgede herhangi bir kızarma, morarma, ağrı da olmadığı için kişi sosyal hayatına hemen kaldığı yerden devam edebilir. Uygulanan Botoks’un faydası, bir hafta ile 10 gün süre içerisinde kendini gösterir. Botoks, kısa süreli bir uygulamadır. Maksimum 10 gün sonra sonuç alınır. Uygulama sonrası morarma, kızarma, yara izi gibi sorunlar yaşanmadığı için hayata anında kaldığı yerden devam edilebilir. 8 ay ile 1 sene arasında kalıcılık gösteren tedaviyi sonrasında tekrarlamak gerekir. Uygulama, her mevsimde her zaman yaptırılabilir. Uygulamanın hiçbir yan etkisi yoktur. 18 yaşını doldurmuş kadın, erkek herkes için uygun bir yöntemdir.

Aşırı terleme tedavisinde uygulanan Botoks enjeksiyonlarının herhangi bir yan etkisi yoktur. Ancak elde ve ayakta sinirler çok yüzeydedir, yanlış yapılan uygulamalarda sinir hasarları olabilir. Bu ortadan kaldırılabilir bir sorundur ama yine de istenen bir durum olmadığı için, doğru doktor seçimi, bilinen güvenilen kliniklerde bu uygulamaların yapılması önemlidir. Koltuk altı, baş bölgesi, el ve ayak bölgesine yapılan Botoks uygulaması, o bölgelerdeki terlemenin yok edilmesi, herhangi bir sağlık sorununa neden olmamaktadır. Ayrıca, bir bölgedeki terlemenin Botoks ile yok edilmesi, başka bir bölgede terleme artışına sebep olmaz. Yani koltuk altınıza Botoks yapılınca el ya da ayaklarınızda terlemede artış olmaz.

Küretaj Yöntemi

Yazının devamı...

Dekolte güzelliği için en etkili uygulamalar

21 Aralık 2020

Dekolte bölgesi olarak adlandırdığımız dudak etrafı, alt yüz, çene, gıdı, boyun bölgeleri ve eller yaşımızı en çok ele veren bölgelerdir. Yaşın ilerlemesine bağlı olarak cilde parlaklığını veren hormonların azalması, sık kilo alıp verme, genetik faktörler, yanlış beslenme, cildin neminin azalması, kirli hava, sigara, güneş ciltte kırışıklıklara ve sarkmalara neden olabiliyor. Bu haftaki yazımda dekolte güzelliği için en etkili çözümler olan Endolift Lazer Ağı ve Kök Hücre uygulamalarını anlatacağım.

Tüm dünyada giderek yaygınlaşan, sunduğu fayda ile büyük ilgi gören uygulamalardan olan Endolift Lazer Ağı ve Kök Hücre uygulamalarıyla kırışıklıklara ve sarkmalara çözüm sağlamak mümkün. Artık genel anestezi ile yapılan yüz germe, boyun germe gibi uzun süren, ameliyatlardan sonra bir iki gün hastanede kalmanız gereken, iyileşme ve sosyal hayata geri dönme süreci uzun olan bu zorlu ameliyatların yerini yeni teknolojiler aldı. Yeni teknolojilerle yapılan bu tedavilerde; yara izi, morarma, şişme gibi problemler yaşanmadığı için uygulanan işlemin ardından kişi hayatına hiç ara vermeden kaldığı yerden devam edebiliyor.

Hızlı ve etkili çözüm: Endolift Lazer Ağı
Türkiye için yeni olan Endolift Lazer Ağı, dünyada yaklaşık 15 yıldır kullanılan bir lazer teknolojisi, en sık da Amerika ve İtalya’da kullanılıyor. Bilinen geleneksel tedavi yöntemlerine göre çok hızlı ve kalıcı çözüm sunan bu yöntemle sadece 45 dakikada etkili bir sonuca ulaşmak mümkün. Kesi gerektirmeden ve iz bırakmadan uygulanabilen bu yöntemle, yüz ve boyundaki yağlanmalar, sarkmalar, kırışıklıklar ve lekeler gideriliyor. Endolift lazer yapılan bölgede cilt altında ısı kontrolü artırılarak istenilen bölgelerde yağ yakılıp küçültülüyor, kırışıklıklar açılıyor, çene hattı ve yüz kontürü belirginleşiyor. Yapılan işlemle yeni damar oluşumu teşvik edildiği için cilt sıkılaşıyor. Tek bir seansta istenen en iyi sonuca ulaşmak mümkün ancak yaş, genetik, yan hastalıkları olan hastalarda bazen 6 ay sonra ikinci bir uygulama da yapabiliyoruz.

Ömür boyu kalıcı çözüm: Kök Hücre Uygulaması
Kök hücreler kendini yenileme yeteneğine sahip olan ve hasar görmüş hücrelerin yerine sağlıklı hücreler oluşturmak için kullanılan özel hücrelerdir. Yaşlanma, güneş, hormonlar, sigara gibi etkenler cildin elastikiyetini ve nemini kaybetmesi neden oluyor. Yıpranan ve yaşlanan cilde en etkili tek tedavi yöntemi kök hücredir.

Cilt altı yağ dokusundan alınan yağlardan elde edilen kök hücrelerin cilde enjekte edilmesiyle uygulanan kök hücre tedavisinde lokal anestezi kullanılır. Herhangi bir alerji riski barındırmayan bu yöntem, ömür boyu kalıcı bir etki yaratır. Geleneksel kırışıklık operasyonlarında kullanılan protez ve silikon yerine kök hücre kullanılarak, etki ömür boyu garanti altına alınır. Kök hücre uygulamasının bir diğer avantajı da iyileşme süreci gerektirmemesidir.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Yazının devamı...

Migren ağrısına botoks tedavisi

15 Aralık 2020

 Migren, toplumumuzda yaygın olarak görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Genellikle tek taraflı ağrı ataklarıyla ortaya çıkan migren hastalığında ses ve ışık hassasiyeti, mide bulantısı gibi rahatsızlıklar da birlikte yaşanır. Kişinin günlük yaşam aktivitelerini etkileyen migren atakları kimi zaman hasta için kabusa dönüşebilir. Bu haftaki yazımda migren ağrılarının nedenlerini ve tedavi yöntemini anlatacağım.

Migreni tetikleyen yaygın unsurlar arasında stres, çok ya da az uyku, alkol, susuzluk ve kafein kullanımı yer alır. Hava durumu değişikliği de migren ataklarına neden olabilir. Dünya genelinde en yaygın üçüncü hastalık olarak kabul edilen şiddetli kronik baş ağrısı migren, erkeklere göre kadınlarda daha fazla görülmektedir.

Bir migren hastasının son 3 ayın en az 15 gününü baş ağrısı ile geçirmesi ve bu ağrılı günlerden en az 8'inde tipik migren ağrısı görülmesi durumuna kronik migren adı verilir. Migren, bireysel ve toplumsal boyutta iş gücü kaybına neden olur. Kişinin ekonomik ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen migren atakları psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına da sebep olur. Hastalar sürekli ve aşırı miktarda ağrı kesici kullanmanın risklerinin yanı sıra ağrı ile yaşamanın yarattığı olumsuz psikolojik durum ile baş etmek zorunda kalır.

Migrenin en büyük nedeni hormonal değişikliklerdir. Bu nedenle kadınlarda adet dönemlerinde daha sık görülür. Migren ağrıları, genellikle genetiktir ve eğer ailede birinin migren sorunu var ise migren hastası olma olasılığı yüzde 40 civarındadır. Migren ağrılarında şiddetli baş ağrısının olmasının dışında; bulantı, baş kısmında zonklama türü ağrı, ışıktan ve sesten rahatsız olma, hareket edince artan ağrı, gözde ışık çakması, yarım görme ve vücutta bazı bölgelerin uyuşması gibi belirtiler görülebilir. Bu durumda hastanın Nörolog tarafından değerlendirilmesinden sonra klinik ortamda tanının konması gerekir.

Yazının devamı...

Diz kapağındaki sarkmalara etkin çözümler

8 Aralık 2020

Ciltte sarkma; sık kilo verip alma, genetik miras ve yaş almaya bağlı olarak ortaya çıkabilen bir sorundur. Beslenmemize ve kondisyonumuza ne kadar dikkat edersek edelim vücudumuzun bazı bölgelerindeki deformasyonlarda çözümsüz kalabiliyoruz. Diz kapağı bölgesi de yaşımızı en çok ele veren bölgeler arasında ilk sıralarda yer alır. Bu haftaki yazımda, diz kapakları üstünde biriken fazla derinin sıkılaştırılması ve diz içinde biriken yağların kırılmasında uygulanan tedavi yöntemlerini anlatacağım.

Cilt, tazeliğini ve diriliğini korumak için kolajen ve elastine ihtiyaç duyar. Yaş ilerledikçe ciltte kolajen ve elastine üretimi azalması nedeniyle kırışıklıklar ve sarkmalar ortaya çıkar. Yüz, göz çevresi, çene ve dirseklerde olduğu gibi diz kapaklarında da zamanla deformasyon meydana gelir. Diz kapağı bölgesi de yüz gibi yaşımızı gösteren bölgedir ve yeni teknolojik uygulamalarla bu sorunu çözmek mümkündür.

Endolift Lazar Ağı Uygulaması

Dizlerdeki sarkmalar diz estetiği uygulamaları ile ortadan kaldırabilir. Bu sarkmaları Endolift Lazer Ağı Uygulaması ile ortadan kaldırmak, tek seferde kolajen bantlarını kontrollü bir şekilde uyarmak ve uzun süreli kalıcılık sağlamak mümkündür. Saç teli inceliğindeki bu teknoloji ile direkt cildin altına ısı vererek yarım saatte acı, ağrı, morarma, kesi ve dikiş olmadan tek seferde istenilen sonuca ulaşabiliyoruz. Bu uygulamanın bu kadar başarılı olmasının nedeni; istenilen uzunlukta, derinlikte ve şiddetteki ısının cildin alt tabakasına ulaşıyor olmasıdır.

Kök Hücre Uygulaması

Diz estetiğinde etkili olan bir diğer uygulama da Kök Hücre uygulamasıdır. Bu uygulama sayesinde diz kapağında yaşa bağlı olarak kaybolan deri altı yağ dokusunun tekrar yerine koyarak, diz kapaklarının daha diri ve sağlıklı bir görünüm elde etmesi sağlayabiliyoruz. Kök Hücre tedavisi ile tek seansta yaklaşık bir, bir buçuk saat süren bir işlemle alerji, reddedilme ve yabancı madde reaksiyonu riski taşımadan kalıcı bir etki sağlanabilir. Bu uygulamada alınan kök hücreler enjekte edilen bölgedeki hücrelere dönüşüp, hemen aktif hale gelerek, hızlı bir değişimin başrol oyuncusu olur. Kök Hücre Uygulaması dokuların kendini onarmasında ve yenilemesinde önemli ve etkin bir yöntemdir.

Dermaroller

Eğer herhangi bir uygulama yaptırmak istenmiyorsanız, sarkma gözlemlenen diz kapağına evde Dermaroller uygulayabilirsiniz. Dermaroller’ın ucundaki ince uçlu iğneler, cilt üzerinde hasar oluşturarak ölü derinin atılmasını ve hücrelerin yenilenerek yerine sağlıklı hücrelerin gelmesini sağlar. Uygulamadan sonra gözenekler 10-15 saniye açık kalır. Böylece uygulama sonrasında bölgeye uygulanan vitamin, nemlendirici, antioksidan kremler ya da Hyalüronik asit desteği, daha hızlı ve daha kolay deri altına ulaşır. Hiçbir ürün kullanılmasa bile, uygulama sonrasında gözenekler açılacağı için cilt oksijen alacak, kanlanma artacak ve daha sağlıklı bir görünüme kavuşacaktır. Düzenli Dermaroller kullanımı sayesinde diz kapaklarında sağlıklı bir görünüm elde edilebilir.

Yazının devamı...

Kış mevsiminde cildimizi nasıl koruruz?

30 Kasım 2020

Kış mevsimine girdiğimiz bu günlerde soğuyan havalar nedeniyle ciltte nem ve esneklik kaybı çok artar. Cildi dış etkenlerden korumak ve sağlıklı bir görünüm için mevsim sebzeleri ile beslenmek cildin ihtiyacı olan nemi ve esnekliği geri kazandırır. Mevsim değişikliklerinde kuruyan ciltleriniz için nem aşısı gibi uygulamaları yaptırabileceğiniz gibi, evinizde kış sebzeleri ile cildinize destek olabilirsiniz. Bu haftaki yazımda, kış ayının güzellik sebzeleri ile cildimizi nasıl koruyabileceğimizi anlatacağım. Kış mevsimine girdiğimiz bu günlerde soğuyan havalar nedeniyle ciltte nem ve esneklik kaybı çok artar. Cildi dış etkenlerden korumak ve sağlıklı bir görünüm için mevsim sebzeleri ile beslenmek cildin ihtiyacı olan nemi ve esnekliği geri kazandırır. Mevsim değişikliklerinde kuruyan ciltleriniz için nem aşısı gibi uygulamaları yaptırabileceğiniz gibi, evinizde kış sebzeleri ile cildinize destek olabilirsiniz. Bu haftaki yazımda, kış ayının güzellik sebzeleri ile cildimizi nasıl koruyabileceğimizi anlatacağım. 

Sağlıklı ve taze bir cilde sahip olmanın en önemli anahtarlarından biri doğru beslenmedir. 
Adeta güzellik sebzeleri olan kereviz ve ıspanağın içerdiği vitaminlerle kış ayının sert hava koşullarından etkilenen cildin kaybettiği diriliği geri kazanmak mümkündür. İçerisinde bolca demir bulunan ıspanak, cildimizin ihtiyacı olan tam bir beta- karoten kaynağıdır. Güçlü bir antioksidan olan beta- karoten, yaşlanma etkilerine karşı savaşır. Ispanak, yüksek miktarda B6 vitamini, kalsiyum, potasyum, folik asit, C vitamini ve magnezyum içerir. Bu vitamin ve minerallerle de yaşlanmaya karşı savaşı hızlandırır. 

Zengin bir besin kaynağı olarak sağlıklı yaşamın başrol oyuncularından olan kereviz aynı zamanda cilt sağlığı için de mucizeler yaratır. İçerisindeki kuvvetli antioksidanlar sayesinde cildin kaybettiği nemi ve esnekliği geri kazandırma fonksiyonuna sahip olan kereviz, bu yönüyle de cilde dirilik kazandırır.  Ciltte oluşabilecek pullu döküntülerin tedavisini destekler. Ciltte beklenen etkininin elde edilmesi için bu sebzelerin mevsiminde ve düzenli tüketilmesi önemlidir. 

Yazının devamı...

Vaser lipo ile yağlardan kalıcı olarak kurtulmak mümkün

24 Kasım 2020

Fit bir vucuda sahip olmak herkesin hayalidir. Düzenli spor ve sıkı diyetlere rağmen vücudundaki yağlardan kurtulamayanlar için Vaser Lipo uygulaması, en etkili çözümler arasında yer alır. Bu haftaki köşe yazımda, benim de hastalarıma sıklıkla uyguladığım, çok başarılı sonuçlar elde ettiğimiz Vaser Lipo operasyonlarında kullanılan teknikleri ve uygulama alanlarını anlatacağım.

Tek seferde etkili ve kalıcı şekillendirme imkânı sağlayan Vaser Lipo uygulaması, bir kilo verme yöntemi değil, vücut şekillendirme işlemidir. Yapılan diyetler ve spora rağmen istenilen sonuca ulaşamayanlar için Vaser Lipo uygulaması tek seferde etkili ve kalıcı şekillendirme imkânı sağlar. Karın, bel, bacak içi, diz kenarı, kalça ve sırt bölgesinde düzenli spor, diyet ve egzersizlere rağmen verilemeyen depolanmış yağlar lazer enerjisiyle parçalanır. Kilo alıp verme sonrası oluşan cilt çökmeleri ve selülit problemlerinde de Vaser Lipo hızlı ve kolay bir çözüm sunar.

Vaser Lipo ile klasik liposuction arasındaki fark nedir?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte liposuction operasyonlarında farklı teknikler kullanılmaya başlandı. Vaser Lipo sonrası ciltte düzensizlik oluşma riski, klasik liposuction işlemine göre daha azdır. Bu sistemde, çapları 2 mm veya daha altında mikro kanüllerle çalışılmaktadır. Dolayısıyla yağ alınacak bölgeler üzerinde detaylı olarak birçok noktadan girip çalışmak mümkündür. Bu da klasik liposuctiona göre çok daha düzgün sonuçlar elde etmeyi sağlar. Bu teknikte, kanama minimal olduğu için operasyon sonrası hastalar hemen ayağa kalkarak, çoğu zaman aynı günde taburcu olabilir. Vaser Lipo işleminden sonra hastaların 2-4 hafta korse kullanması gerekir. Yara izleri ise cilt kalitesine göre değişkenlik gösterse de ortalama 9-12 ay sonra solmaya başlar.

Vaser Lipo ile inatçı yağlardan kurtulun
Vaser Lipo uygulamasında amaç zayıflamak değil, inatçı yağların olduğu bölgeleri incelterek diğer bölgelerle daha uyumlu hale getirilmesidir. İnceltme işlemi yapılacak bölgede çeşitli yöntemlerle dirençli yağlar eritilir. Parçalanan ve eriyen yağlar ince kanüller aracılığıyla vakumlama yöntemi ile alınır. Ameliyat izlerinin görünmemesi için vücut kıvrım yerleri ile iç çamaşırı altında kalacak bölgelere uygulanır. Uygulamadan sonra hastanın sıkı bir korse giymesi gerekir. Korse hem vücudun uygulama sonrası şekle girmesini hem de cildin sıkılaşmasını sağlar.

Alınan fazla yağlar meme ve popo büyütme işlemlerinde kullanılıyor

Yazının devamı...