Kuru ciltler için evde yapılabilecek öneriler

29 Eylül 2020

Koronavirüsle birlikte hijyen konusunda daha da hassaslaştığımız bu günlerde fazla kolonya ve dezenfektan kullanımından dolayı ellerimizde ve yüzümüzde kuruma, çatlama, egzama gibi sağlık sorunları görülebiliyor. Bu haftaki yazımda sizlere yaşadığımız bu sorunlar için evde pratik olarak neler yapabileceğimizi anlatacağım.

Hijyenden vazgeçmeyerek yaşadığımız bu sorunları ufak bakımlar ile ortadan kaldırabilmek mümkün. Evde yapabileceğiniz basit ama etkili uygulamalarla kolonya, dezenfektan gibi kimyasal maddelerin kullanımından dolayı ellerde oluşabilecek hasarlara karşı önlem alabilirsiniz. Ellerin sabun, deterjan gibi kimyasal maddeler ve suyla çok fazla temas halinde olması nedeniyle ellerimiz kuruyor ve ellerde oluşan kuruluk ilerleyen aşamalarda egzama sorununa kadar gidebiliyor. Bu nedenle kaşıntılı, sulu, kızarık yaralar şeklinde kendini gösteren egzamaya, dikkat etmeliyiz. Peki ne yapabiliriz? 

Kuruyan, çatlayan eller için zeytinyağı

Hasar gören elleriniz için evde herkesin mutfağında olan ürünlerden; 1 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 yemek kaşığı şeker ile hızlı ve kolay bir çözüm elde edebilirsiniz.  Avucunuza şekeri alarak yavaş yavaş elinize zeytinyağını damlatmaya başlayın. Daha sonra aynı işlemi diğer el için de yapın. Ellerinize güzelce yaydıktan sonra iki elinizi de birleştirerek 1 dakika boyunca ovalamaya devam edin. Ellerinizin dış kısımları ve parmaklarınıza da uygulayabileceğiniz bu maske sayesinde elleriniz nemli ve rahat hissedecektir. Ilık su ile durulayarak temizleyin.

Yazının devamı...

Kusursuz güzellik hastalığı: Dismorfofobi

21 Eylül 2020

Teknolojinin gelişmesi, sosyal medyadaki güzellik kavramındaki yanlış yönlendirici içerikler ve mükemmellik anlayışıyla, daha güzel bir görünüme ve vücuda sahip olma isteği, amacından saparak ciddi bir psikolojik rahatsızlığa da neden olabiliyor. Kusursuz olma isteğiyle sürekli ayna karşısında kendinizi inceliyor ve bu kaygıyla sosyal hayattan kendinizi uzaklıştırıyorsanız, estetik bağımlısı yani dismorfobik olabilirsiniz. Bu haftaki yazımda sizlere dismorfofobi belirtilerini ve neler yapılması gerektiğini anlatacağım.

“Kişinin vücudundaki görünümle ilgili hayali bir kusur ile aşırı ölçüde uğraşıp durması” olarak tanımladığımız dismorfobi’nin nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak kişiyi dismorfobik olmaya iten etkenler hakkında bilgi sahibiyiz. Depresyonla görülmesinin sıklığı, aile içinde duygudurum bozukluğu ve obsesif-kompulsif bozukluk öyküsünün fazla oluşu ve serotonin üzerinden etki eden ilaçlara olumlu yanıt vermesi gibi etkenler, bu tür hastaların bir bölümünde serotonerjik işlev bozukluğu olabileceğini düşündürüyor. Güzellikle ilgili abartılı değer yargılarına sahip aile ve alt kültürlerde yetişenlerde, beden görünümünün abartılı biçimde önemsenmesi de bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili oluyor. 

 Dismorfofobi belirtileri nelerdir? 

-Görünüşteki kusurları çevresindekilerle kıyaslamak

-Vücudun belli bir kısmını, ayna ya da diğer yansıtıcı yüzeylerde defalarca kontrol etmek

-Fotoğraflarının çekilmesini reddetmek

-Hayali kusuru saklamak için elleri ya da duruşu kullanmak

-İnsanlarla bir araya geldiklerinde onların kendileri hakkında olumsuz konuştuklarını düşünmek

Yazının devamı...

Diz kapağındaki sarkmalar nasıl tedavi edilir?

14 Eylül 2020

Yüz, göz çevresi, çene ve dirsekler kadar diz kapakları da zamanla deformasyona uğrar. Cildin gençliğinin, parlaklığının ve diriliğinin devam etmesi için kolajen ve elastine ihtiyacı vardır. Ancak cilt yaşlandıkça kolajen ve elastine üretimi azalması nedeniyle ciltte kırışıklık ve sarkmalar oluşur. Siz kapakları da bu sorunun en çok yaşandığı bölgelerin ilk sıralarında yer alır.

Kök hücre ile ömür boyu kalıcı sonuç

Diz estetiğinde başvurduğumuz en etkili uygulamalardan biri Kök Hücre uygulamasıdır. Bu uygulama sayesinde diz kapağında yaşa bağlı olarak kaybolan deri altı yağ dokusunun tekrar yerine koyabiliyor, diz kapaklarının daha diri ve sağlıklı bir görünüm elde edebiliyoruz. Kök Hücre tedavisi ile tek seansta, yaklaşık bir, bir buçuk saat süren bir işlemle, alerji, reddedilme ve yabancı madde reaksiyonu taşımadan kalıcı bir etki sağlayabiliyoruz. Çünkü aldığımız kök hücreler enjekte edilen bölgedeki hücrelere dönüşüp, hemen aktif hale gelerek, hızlı bir değişimin başrol oyuncusu oluyor. Kök Hücre Uygulaması dokuların kendini onarmasında ve yenilemesinde önemli bir rol oynuyor.

Endolift Lazar Ağı ile hızlı çözüm

Dizlerdeki sarkmaları, diz estetiği uygulamaları ile tamamen ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor. Bu sarkmalar ile Endolift Lazer Ağı Uygulaması ile mücadele etmek, tek seferde kolajen bantlarını kontrollü bir şekilde uyarmak ve uzun süreli kalıcılık sağlamak mümkün olabiliyor. Saç teli inceliğindeki bu teknoloji ile direkt cildin altına ısı vererek, yarım saatte, acı, ağrı, morarma, kesi ve dikiş olmadan tek seferde bile istediğimiz sonucu elde edebiliyoruz. Bu başarıda büyük bir etken de istediğimiz uzunlukta, derinlikte ve şiddette ısıyı cildin alt tabakasına ulaştırabiliyor oluşumuz oluyor.

Dermaroller ile sağlıklı görünüm

Herhangi bir uygulama yaptırmak istemiyorsanız, evde sarkma gözlemlediğiniz diz kapağınıza Dermaroller da uygulayabilirsiniz. Dermaroller’ın ucundaki ince uçlu iğneler, cilt üzerinde hasar oluşturarak ölü derinin atılmasını ve hücrelerin yenilenerek yerine sağlıklı hücrelerin gelmesine yardımcı oluyor. Uygulamadan sonra gözenekler 10-15 saniye açık kaldığı için uygulama sonrasında bölgeye uygulanan vitamin, nemlendirici, antioksidan kremler ya da Hyalüronik asit desteği, daha hızlı ve daha kolay deri altına ulaşıyor. Hiçbir ürün kullanmasanız bile, uygulama sonrasında gözenekler açılacağı için cildiniz oksijen alacak, kanlanma artacak ve daha sağlıklı bir görünüme kavuşması mümkün oluyor.

“Metinde belirtilen işlemlerin uygulanması ve sonuçları, her kişinin anatomisine, fizyonomisine ve yaşam kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Bahsedilen uygulamadan önce konunun uzmanı bir doktorla görüşülmesini öneririm.”

Yazının devamı...

Göz kapağı estetiği: Blefaroplasti

8 Eylül 2020

Genetik faktörler, çevresel faktörler, beslenme, uyku ve yaş almaya bağlı olarak ortaya çıkan göz çevresindeki değişiklikler, yüzde en erken fark edilen yaşlanma belirtisidir. Göz etrafındaki cilt, vücudumuzun en ince derisine sahipken kırışmaması neredeyse imkansızdır. Göz çevresini gençleştirme ameliyatları arasında en sık uygulanan estetik operasyon alt ve üst göz kapağı estetiğidir. Bu haftaki köşe yazımda göz çevresi yaşlanmaları için neler yapılabileceğini anlatacağım. Genetik faktörler, çevresel faktörler, beslenme, uyku ve yaş almaya bağlı olarak ortaya çıkan göz çevresindeki değişiklikler, yüzde en erken fark edilen yaşlanma belirtisidir. Göz etrafındaki cilt, vücudumuzun en ince derisine sahipken kırışmaması neredeyse imkansızdır. Göz çevresini gençleştirme ameliyatları arasında en sık uygulanan estetik operasyon alt ve üst göz kapağı estetiğidir. Bu haftaki köşe yazımda göz çevresi yaşlanmaları için neler yapılabileceğini anlatacağım. 

Göz estetiği ameliyatları göz çevresi yaşlanmalarını onararak gözleri daha genç ve duru bir görünüme kavuşturur. Göz kapağı cerrahisi olan blefaroplasti, görme alanının sarkmış göz kapağı tarafından kapatılması, göz kapaklarında sürekli ağırlık hissi gibi gerekli durumlarda veya kişinin yorgun ve yaşlanmış görünümünü iyileştirmek için gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir. Göz kapağının sarkması ya da kirpikli uçların saydam tabakayı 4-5 milimetre kapatmasına göz kapağı düşüklüğü (pitozis) denir. Göz kapağı düşüklüğü doğuştan olabileceği gibi ileri yaşlarda da oluşabilir. Göz çevresindeki yaşlanma belirtileri genellikle 40’lı yaşlarda başlar ve 50’li yaşlarda üst göz kapağındaki kaslar ve derideki incelme göz kapağı sarkmalarına sebep olur. Bunun dışında kaza, travma, felç, beyin problemleri geçirenlerde de ortaya çıkabilir. Kapaktaki sinir ve kas sorunları, göz ameliyatları ve tümör gibi nedenler de bu soruna yol açabilir. Aynı zamanda kontak lens kullanımı da alerji yaparak gözde kapak düşüklüğüne sebep olabilir. Bu düşüklükler görmeyi ve görme alanını etkilerse, o zaman düzeltilmesi gerekir. Göz kapaklarımız gözün saydam tabakasını ortalama 1-2 milimetre kapatan cilt dokusuna sahiptir. Yaşlanmanın ilk en erken görülen ve önemli bulguları arasında yer alan göz kapağı sarkması, gözaltı torbaları ve göz kenarlarında oluşan kırışıkları tedavi etmede, alt ve üst göz kapağı ameliyatlarına başvuruyoruz. 
Yaşın ilerlemesiyle birlikte gözün etrafındaki bağ dokusu ve liflerdeki gevşemeyle birlikte göz çukurundaki yağ yastıkçıkları dışarıya fıtıklaşarak göz torbalarını da belirginleştirir. Alt göz kapağının kirpiklerle beraber içe veya dışa dönmesi estetik görünümün bozulmasının yanı sıra gözün saydam tabakasını da etkileyerek görme azlığına neden olabilir. Bunun yanı sıra göz çevresinin iyileştirilmesine bir bütün olarak bakmak gerekir. Eğer kazayağı bölgesi, alın çizgilerinin kırışıklıkları tedavisi, kaş kaldırma ve şekillendirme, botoks yöntemleri de gerekiyorsa göz çevresini gençleştirmek için tedaviye eklenebilir.

Hangi durumlarda cerrahi operasyonlara başvurulur?
• Göz kapak uçlarının ve kirpiklerin içe dönmesi sonucunda batma ve yaşarma gibi şikayetler varsa, gözün saydam tabakasında zamanla hassasiyet oluştuğu anlamına gelir. Eğer müdahale edilmezse görme kaybına kadar giden ciddi bir tablo ortaya çıkabilir.

Yazının devamı...

Sizi ışıl ışıl saçlara kavuşturacak o yöntemler

1 Eylül 2020

Günlük hayat koşuşturması içinde stres, endişe, sağlıksız beslenme, uyku düzeni bozukluğu, kronik hastalıklar, saç dökülmesi sorununa neden olabiliyor. Özellikle son dönemde artış gösteren saç dökülme problemi, kişileri sosyal anlamda da olumsuz etkiliyor. Bu haftaki köşe yazımda yıpranan ve dökülen saçlar için neler yapmamız gerektiğini anlatacağım.

Yapılan araştırmalara göre dünyada en çok yaptırılan ameliyatsız estetik uygulamaları arasında saç özelinde yapılan uygulamalar üçüncü sırada yer alıyor. Özellikle yaz aylarında deniz, güneş gibi etkenler saçları daha da yıpratıyor. Saçlarımızda dış etkenler nedeniyle oluşan aşırı dökülme ve hasarlanma gibi sorunlara Saç Mezoterapisi ve PRP Uygulaması ile çözüm bulabilir, kendi hücrelerinizle yeniden ışıl ışıl saçlara kavuşabilirsiniz.

PRP, zayıf düşmüş bölgeyi destekler

Saçların canlandırılması ve kayıpların önüne geçilmesinde en etkili tedavi yöntemlerinden biri PRP Uygulaması’dır. PRP, kişiden alınan az miktarda kanın özel bir sistem ile ayrıştırılması ve bu sıvının içindeki büyüme faktörlerinin enjeksiyon yoluyla sorunlu bölgeye geri verilmesi işlemidir. Kişinin kendi kanının kullanılmasından dolayı hiç bir alerjik reaksiyon riski oluşturmaz. Bu işlemle saç köküne daha fazla miktarda kan, oksijen, vitamin taşınmasına olanak sağlanır. Salgıladığı büyüme faktörleri ile saç kökü hücrelerini uyarır ve saç üretimini hızlandırır. Böylece saçların daha sağlıklı hale gelmesini sağlar. Özellikle saç dökülmesi olan bölgede uygulandığında dökülmeyi durduran bir işlevi bulunur. Uygulama; güçsüz, kırılmış, hasarlı saçlarla birlikte saç üretimi yeteneğini kaybeden saç köklerini uyararak hem saç dökülmesini durdurur hem de saçların daha parlak ve canlı görülmesini sağlar.

PRP Uygulaması cildin savunma mekanizmasını güçlendirici özelliğe sahiptir ve sizde olanı size daha güçlü bir şekilde geri verir. Sorunlu olan bölgeyi sadece iyileştirmez, aynı zamanda savunması zayıflamış bölgeyi de destekler. Dolayısıyla bir tek saç problemlerinde değil aynı zamanda ciltte oluşmuş sarkmaların düzeltilmesi, cilt kırışıklıklarının ve cilt lekelerinin giderilmesi, sivilce ve yara izlerinin küçülmesi, çatlakların giderilmesinde de etkilidir. PRP Uygulaması’nda sorunun büyüklüğüne bağlı olarak birden çok seans uygulanabilir. Seanslar, uygulama yapılacak bölgenin büyüklüğüne göre değişse de, en fazla 30 -40 dakika sürer. Uygulama sonrasında kişi sosyal hayatına devamedebilir. Bazen yapılan iğnelere bağlı olarak küçük ve geçici morluklar oluşabilir. Kan sulandırıcı kullananlar, geçmişinde kanser öyküsü olanlar ile hamilelik ve emzirme dönemini yaşayanlarda uygulama yapılmasını önermiyorum.

Saç Mezoterapisi hem kadına hem de erkeğe başarıyla uygulanabilmektedir

Yazının devamı...

Menopoz döneminde cilt bakımı yol haritası

25 Ağustos 2020

Yaşam döngüsünde beslenme, genetik farklılıklar ve yaşam tarzı gibi etkenler hepimizin farklı yaşlanmasına neden oluyor. Yaş aldıkça cildimizde kırışıklıklar ve deformasyonlar oluşuyor, hücrelerimizin de yavaşlaması ile kolajen ve elastine üretimi azalıyor. Bu nedenle özellikle menopoz döneminde, ortalama 45 yaşından itibaren cildin daha fazla bakıma ihtiyacı vardır. Bu haftaki köşe yazımda menopoz döneminde sağlıklı bir cilt için neler yapmamız gerektiğini anlatacağım.

Kadınlar yaşamlarının en az 20 yılını menopozda, yani başka bir deyişle hormonal eksikliklerle geçirir. Bu dönemde yumurtalarının azalması ile kadınların vücutlarında değişiklikler ortaya çıkar. İlk etkisi cilt kuruluğu olarak kendini gösterir. Bununla birlikte yüzde kıllanmada artış, kasık ve koltuk altı kıllarında incelme, saç dökülmesi, cilt lekelerinde artış, mevcut benlerde koyulaşma gibi değişimler gözlenir. Bu dönemde östrojen ve progesteron hormonlarında azalma, ciltte yaşlanma belirtilerini de tetikler. Yaralar daha geç iyileşir, cilt alerjik hastalıklara karşı daha duyarlı hale gelir. Östrojen hormonunun azalması ile cildimizde üretilen kolajen miktarı da azalır. Menopozdan 5 sene sonra cilt, yüzde 30 oranında kolajenini yitirir. Deri incelir ve elastikiyetini kaybetmeye başlar. Boyun, yanaklar ve çenede sarkmalar olur, ince çizgiler ve derin kırışıklıklar belirginleşir. Cilt hücrelerinin sentez yapımı yavaşlar ve bu nedenle hücre yenilenmesi azalır.

Cildin yapısını oluşturmak ve kan pıhtılaşmasına yardımcı olmak gibi önemli rolleri olan kolajen, vücudumuzda en bol bulunan proteindir. Kemiklerin, cildin, kasların, eklem bağları ve kirişlerin esas yapı taşı kolajendir. Bol miktarda kolajen içeren paça ve kemik suyu çorbasının sağlık üzerine olumlu etkileri yıllardır iddia ediliyor. Ancak, bu konuda yapılmış bilimsel bir araştırma sonucu bulunmuyor. Kelle paça ve işkembe çorbaları yağ ve kolesterol içerir. Bu nedenle özellikle kalp ve damar hastalığı olanlarda bu çorba oldukça risklidir. Kelle paça çorbası aynı zamanda kalori miktarı da fazla olan bir besindir. Bu sebeple kilo problemi olan kişilerin paça çorbasını çok sık tüketmelerini önermiyoruz.

Vücudumuz doğal olarak zaten kolajen üretir; ancak yaşlandıkça bu üretim azalmaya başlar. Kolajen yapımı kadar, onu yıkımdan korumak da önemli. Şeker, stres, sigara, kolajen üretimini yavaşlatır. Vücudumuz kolajen üretirken ve alınan kolajeni emerken yüksek oranda C vitaminine ihtiyaç duyar. Portakal, limon, kivi, greyfurt gibi meyveler vücudun kolajen üretimini destekler. Bu meyveler ayrıca, kırışıklıkların oluşmasını önleyen antioksidanlar da içerir. Aynı zamanda yumurta akı, buğday rüşeymi, süt ürünleri, sakatat, susam, kakao, kaju fıstığı ve mercimek tüketimi kolejen üretimini destekleyen diğer besinlerdir.

Menopoz döneminde hem deri kalitesini artırmak hem de sarkmaları, kırışıklıkları azaltmak için çeşitli işlemler de yapılabilir. Kırışıklıkların azaltılması için lazer ağı uygulamaları, botox ve dolgu enjeksiyonları ile yaşınızdan daha güzel ve canlı görünebilirsiniz. Cilt kalitesini artırmaya yönelik PRP, somon DNA, nem aşıları, vitamin enjeksiyonları uygulamak ve Kök Hücre Tedavisi, menopozun cilde olumsuz etkilerini en aza indirmeye yardımcı olacak uygulamalardır. Ayrıca altın iğne radyofrekans, lazer uygulamaları ve lazer ağı ile cilt sıkılaşması sağlamak mümkün.

Op. Dr. Evrim Uçkunkaya Sosyal medya hesapları

Facebook: drevrimuckunkaya

Yazının devamı...

Yeni teknolojilerle yarasız yaşam mümkün

18 Ağustos 2020

Hepimizin vücudunda yer edinen yara izleri vardır. Bazı yara izleri ise inatçılığıyla rahatsız edici olabilir. Kişileri psikolojik olarak da rahatsız edebilen yara izlerini, günümüzde en yeni teknolojiler ile donatılmış uygulamalar sayesinde ortadan kaldırabiliyoruz. Bu haftaki köşe yazımda, yara izlerinin tedavi yollarını anlatacağım.  

Yara izleri, vücudumuzda oluşan yaraların iyileşme sürecinin göstergisidir. Yara, vücudumuzda yarattığı hasarla, iyileşme sürecini başlatan en önemli aşamadır. Yaralanma anında vücudun ilk tepkisi kanamaktır. Daha sonra burada oluşan pıhtının üst tabakası kuruyarak kabuk haline gelir. Böylece yara, dış etkenlerden korunur. Bir başka ifadeyle yara, vücudu en kısa zamanda dış etkenlerden korumak için, kendini korumaya alan mükemmel bir yöntem uygular.

Yara izleri estetik kaygılar nedeniyle psikolojik olarak rahatsız edici olabilir. Bu nedenle yara estetiğine başvuranların sayısı oldukça çoktur. Bir yaranın en iyi şekilde iyileşme süreci geçirebilmesi için en önemli 2 faktör, yaranın oluşumu ve yaşam tarzıdır. Yaranın oluşumu sırasında hücrelerin ne kadar büyük bir travmaya uğradığı, izin büyüklüğü açısından yol göstericidir. Örneğin; kesilme şeklinde oluşan yara; koparılma, soyulma veya ezilme şeklinde oluşan yara ile aynı izleri bırakmaz. Hücrelerin ve dokunun ne kadar zarar gördüğü, yara izinin oluşması veya kalıcı hale gelmesi açısından belirleyicidir. Yaralanma durumunun kesici bir alet aracılığı ile temiz koşullarda oluşmuş olması ve yaranın sadece cilt dokusuna zarar vermiş olması ile kirli bir ortamda toz toprak içerisinde, cilt altı dokularında da tahribata neden olacak şekilde oluşmuş olması, farklı izler bırakır. 

Yaranın ne şekilde veya ne koşullarda oluştuğu kadar vücudun hangi bölgesinde oluştuğu da iyileşmesi açısından önemlidir. Vücudun her bölgesinde yaranın iyileşme süreci aynı şekilde ilerlemez. Örneğin; göz kapağı derisinde oluşan yaralanmalarda göze çarpan bir yara izi kalmaz. Ancak omuz, sırt, göğüs gibi bölgelerde ise genellikle izler daha belirgindir.

Yara izinin oluşumunda hastanın yaşı da etkili bir faktördür. Çocuklarda deri daha gergin olduğundan yaraların iz bırakma olasılığı yüksektir. Yaş ilerledikçe, sanıldığının aksine denge tersine döner. Yaş ilerledikçe yara izi bırakma olasılığı da daha düşer. Öte yandan, kolajen doku rahatsızlıkları, radyoterapi, diyabet, kanser, böbrek yetmezliği gibi kronik rahatsızlıklar ve beslenme yetersizlikleri, yaraların iyileşme sürecini olumsuz etkiler. Sigara kullanımı da kan akışını yavaşlattığı için iyileşme sürecini yavaşlatır. Güneşin zararlı ışınları, yara izinde renk değişimlerine neden olur. Bu nedenle yara izi oluşmaması ve yaranın bulunduğu bölgede kararma olmaması açısından yarayı güneş ışığından korumak gerekir.

Açık yara tedavileri ya da istenilen şekilde iyileşmeyen yaralar, cerrahi müdahale gerektirir. Cerrahi müdahale, yara izinin çıkarılıp tekrar dikilmesiyle başlayıp, yağ enjeksiyonları ve Kök hücre uygulaması ile desteklenerek sonuçlandırılabilir. Kök hücreler, hasarlı dokuya uygulandıklarında dokuyu fonksiyonel olarak çoğaltan, sınırsız bölünebilme ve farklılaşma yetenekleri olan mucizevi hücrelerdir. Estetik cerrahide kök hücreler, liposuction yöntemi ile yağ dokularından elde edilir. Kök hücre uygulaması, yeni cilt hücresi üreterek yara iyileşmesini hızlandırdığı için, yeri geldiğinde doku kayıplarında yağ enjeksiyonları ile de kombine edilerek oldukça sık uyguladığım bir yöntemdir.

Diyabetik ayak, bası yarası, dolaşım bozukluğu, enfeksiyon gibi nedenlerle iyileşmenin normalden daha uzun sürdüğü, sıklıkla tekrarlayan ve iyileşme ile sonuçlanmayan durumları, kronik yara olarak adlandırıyoruz. Ameliyattan fayda göremeyen ya da ameliyat olamayan hastaların yaralarının kapatılması, Kök Hücre Uygulaması ile mümkündür. Bu yaraların tedavisinde kullanılan kök hücreler hastanın kendi hücreleri olduğu için hiçbir yan etki yaratmaz.  

Yaranın durumuna göre medikal yara düzeltme yöntemleri de devreye girebilir. Yara cildin yüzeyindeyse Dermaroller, kimyasal peeling, mikrodermabrazyon, lazer, PRP, radyofrekans, steroid enjeksiyonu, kolajen ve hyaluronik asit dolgu maddeleri gibi medikal yara düzeltme tedavilerine başvurulabilir.

Yazının devamı...

Sağlıklı bir cilt için nasıl beslenmeliyiz?

11 Ağustos 2020

Cildimize uyguladığımız krem ve bakımlar kadar yediklerimiz de güzelliğimizi etkiler. Yaptığınız tüm bakımlara rağmen, cildiniz döküntüler ve kuruluklarla eski ışıltısını yitirerek yıpranmaya başladıysa, beslenmemizi gözden geçirmenizi öneririm. Bu haftaki köşe yazımda, güzel bir cilt için beslenmemizde nelere dikkat etmemiz gerektiğini anlatacağım.

Yediğiniz her şey cildinize de yansır. Cildinizin güçlü ve esnek olması için işlenmiş yiyeceklerden uzak durmalı, onu güçlü tutan kolajen, elastikiyetini veren amino asit ve protein temelli bir beslenme biçimini benimsemeniz gerekir. Yaşlı hücreler sürekli olarak genç hücreler tarafından değiştirilir ve bu hızlı büyümeyi destekleyen tek kaynak besinlerdir. Doğru yiyecekleri dengeli olarak tüketerek; yumuşak, esnek ve lekesiz bir cilde sahip olabilirsiniz. Antioksidan açısından zengin meyve ve sebzeler, yağlı balık ve fındıklardan gelen sağlıklı yağları beslenme biçiminize ekleyerek kırışıklıklar ve yaşlılık lekeleri ile mücadele edebilirsiniz. Beta karoten, C ve E vitaminleri, çinko ve selenyum gibi vitamin ve minarellerden destek alarak da cildinizi eski parlak ve sağlıklı günlerine geri döndürebilirsiniz.

Sağlıksız beslenme biçiminin en önemli göstergelerinden biri, cildimizde oluşan akne ve sivilcelerdir. Akne, cildin yağ bezlerinin iltihaplanması ve enfeksiyonundan kaynaklanır. Doğru ve sağlıklı beslenme, ciltte akne oluşumunun önüne geçerek var olan aknelerin iyileşme süreci de hızlanır. Ayrıca abur cuburun yanı sıra kek ve bisküvi, kola, hazır meyve suları gibi içerisinde yüksek oranda şeker barındıran yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Brezilya fıstığı, kaju fıstığı, taze ton balığı, ayçiçeği tohumu, ceviz ve kepekli ekmek gibi selenyum açısından zengin yiyecekleri beslenmenize dahil ederek, yeniden sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilde kavuşabilirsiniz.

Ancak elbette beslenme biçiminizde değişiklik yaptıktan sonra, hemen bir gecede mucize beklemeyin. Beslenmenizdeki değişimin cildinizde kendini göstermesi, yaklaşık altı hafta sürer. Sağlıklı beslenmeyi bir yaşam biçimi olarak kabul ederseniz, değişimin etkilerini hissetmeniz kaçınılmaz olacaktır.

8 Adımda sağlıklı ve parlak bir cilde kavuşun

1- C vitamini zengini beslenin
Kivi, portakal ve limon tüketiminin yanı sıra gece kremlerinin içine C vitamini takviye ederek cildiniz için gerekli olan C vitaminini elde edin.

2-Selenyum depolayın

Yazının devamı...