Optik nörit nedir?

31 Ocak 2020

Optik nörit; görmeyi sağlayan sinir olan optik sinirin iltihabıdır. Bu iltihap mikrop ile olabileceği gibi mikropsuz da oluşabilir. Bu hastalık her iki cinste ve herhangi bir yaşta ortaya çıkabileceği gibi; en fazla 20-40 yaş arasındaki kadınlarda görülmektedir.

Optik nöritin nedeni nelerdir?

En sık nedeni; optik sinirin inflamatuvar demiyelinizasyonu’dur. Demiyelinizasyon, miyelinin hastalıktan sıyrıldığı bir işlemdir. Optik nöritinin bir bağışıklık sisteminin vücudun dokularına saldırdığı ve bilinmeyen bir nedenden dolayı yaralanmaya neden olduğu bir otomasyon işlemi olduğuna inanılmaktadır. Bu, bir enfeksiyondan sonra ara sıra ortaya çıkabilmesine rağmen; genellikle bağışıklık saldırısının ortaya çıkması için net bir neden yoktur. Miyelin, merkezi sinir sistemindeki oligodendrositler (bir hücre tipi) tarafından üretilen bir materyaldir. Miyelin birçok sinir aksonunun etrafına sarılır. Sinir aktivitesini hızlandırmaya yardımcı olur ve sinirlerdeki elektrik iletimini izole eder. Optik nöritinli bazı hastalar, sinir sisteminde başka bir demiyelinizasyon nöbetine sahip olacak ve multipl skleroz geliştireceklerdir. Multipl skleroz, zaman içerisinde beynin ve omuriliğin farklı bölgelerinde demiyelinizasyon ataklarının meydana geldiği otoimmün bir durumdur.

Optik nöritin belirtileri nelerdir?

-Optik nörit genellikle bir gözde görülür, ancak bazen iki göz de etkilenir.

-Görme kaybı yaygındır ve genellikle birkaç gün içinde ortaya çıkar; 1 ila 2 hafta boyunca ilerlemeyi durdurur.

-Belirtiler arasında; görme bulanıklığı, merkezi görmenin bir kısmının veya tamamının kaybı, azalan renk görmesi ve görme azlığı sayılabilir.

-Kontrast ve parlama zorluğu nedeniyle geceleri görmek daha zor olabilir.

Yazının devamı...

Göz taşı nedir? Nasıl tedavi edilir?

31 Ocak 2020

Vücutta taş, yalnızca böbrekte veya safra kesesinde oluşuyor sanmayın. Gözlerde oluşan yanma, batma veya kaşıntının sebebi gözünüzdeki taş olabilir. Her 10 kişiden 1’inde görülen göz taşı; düzensiz uyku, sigara ve alkol kullanımı, yetersiz su ve meyve tüketimiyle beraber gelişebiliyor.

Göz taşı nedir? Vücudumuzda taş oluşumu böbreklerde ve safra kesesinde olabildiği gibi, gözlerimizde de olabilir. Göz taşı her yaşta görülebilmekle beraber; ilerleyen yaşlarda göz taşına daha sık rastlanmaktadır. Göz taşının tıp dilindeki adı ‘’konkresyon’’dur. Konkresyon, genellikle kalsiyum ve lökosit birikintileri içerir. Çoğunlukla düzensiz beslenenlerde, sigara ve alkol kullananlarda, şeker hastalığı olanlarda, konjonktivit gibi kronik göz enfeksiyonu olanlarda, blefarit (göz kapağı iltihabı) gibi tekrarlayan göz kapağı enfeksiyonu olanlarda; trahom hastalarında, gözyaşı fonksiyon bozukluğu olanlarda, kişinin göz kapağındaki yağ bezlerinin iyi çalışmadığı durumlarda ve kuru göz hastalığında göz taşına rastlanmaktadır.

Hastalığın bulguları nelerdir? Gözlerde yanma, batma, kızarıklık, kaşıntı, göz içerisinde yabancı cisim hissi, gözleri sık ovalama isteği ve göz kapaklarında şişlik gibi bulgular göz taşı hastalarında sıkça karşımıza çıkan belirtilerdendir. Hastalığın teşhisi için detaylı göz muayenesi çok önemlidir. Muayene esnasında da göz kapaklarının iç kısmını detaylı bir şekilde kontrol etmek gerekmektedir. Bunun için muayene esnasında hastanın göz kapakları çevrilerek detaylı bir şekilde gözün iç kısımlarına bakılmalıdır. Muayene esnasında tespit edilen göz taşları; herhangi bir ameliyat veya cerrahi bir ameliyat gerektirmeden, özel bir aparat ile gözlerden temizlenir.

Nasıl tedavi edilir? Gözlerinde batma, yanma, kızarıklık gibi şikâyetlerle gelen hastalara kimi zaman suni gözyaşı tedavisi uygulanmaktadır. Ancak hastalar, uzun süre suni gözyaşı kullanmasına rağmen, gözündeki şikâyetlerin geçmediğinden yakınmaktadır. Böyle hastalar detaylı bir şekilde muayene edildiğinde; gözünün iç kısımlarındaki taşlar görülmektedir. Taşları temizleyip, uygun göz damlaları ile hastanın tedavisi tamamlanmaktadır. Tedaviden sonra hastalar mevcut şikâyetlerinden tamamen kurtulmaktadır. Hasta tedavi edilmezse; batma, yanma, kızarıklık vb. şikâyetler kendi kendine düzelmez ve hastalık kronik bir hal alır. Göz taşı temizlenmediğinde; göz dokusunda oluşan kronik tahriş ile enfeksiyona zemin hazırlar. Temizlenmeyen taş aynı zamanda kornea çiziklerine de neden olabilir.

Göz Hastalıkları Uzmanı
Op. Dr. Tufan Evciman

http://www.tufanevciman.com.tr/

Yazının devamı...

Lazer ışınları göze zararlı mı?

30 Ocak 2020

Lazer (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation )ilk defa1916 yılında Albert Einstein tarafından keşfedilmiştir ve ilk çalışan lazer 1960’da T. H. Maiman tarafından yapılmıştır. Lazerin uygulama alanının genişliği; yüksek miktardaki enerjiyi, önemli kayıplar olmadan taşıyabilme özelliği, ışın frekansının hassas kontrolü ve olağanüstü yoğunluğundan kaynaklanmaktadır.

Lazer ışınları kalıcı görme kaybına neden olabilir!
Günümüzde eğlence, oyun, sunumlarda işaretleyici, uçaklarda yol göstermek ve daha pek çok amaç için lazer ışınları kullanılmaktadır. Amacı dışında kullanılan göze doğrultulan lazer ışınları; gözde ciddi hasarlara sebep olabilmektedir. Dünyada her gün binlerce kişi gözlerine tutulan lazer ışınları nedeniyle görme problemi yaşamaktadır. Bu durumdan dolayı hastanelere müracaat eden kişilerin önemli bir kısmında da kalıcı görme kaybı meydana gelmektedir.

Lazer ışınları oldukça tehlikelidir
Lazer ışınları; tek renk, tek frekansta olup, ışınları çok uzaklara dağılmadan iletebilir. Kırmızı, yeşil, mavi, turuncu, sarı, turkuaz ve mor renklerde lazer ışınları bulunmaktadır. Lazer ışınlarının gözlere zararı; lazer ışığının gücü ve ışığına maruz kalma süresine göre değişmektedir. Hasar gözde ışığa karşı hassasiyet, batma, yanma, sulanma, geçici körlük ve hatta kalıcı körlük oluşabilir. Bu nedenle; lazer ışığı oldukça tehlikelidir ve asla hiçbir canlının gözüne tutulmamalıdır.

Lazer ışığının cilde zararları nelerdir?
Güçlü lazer ışınlarının radyasyon değerleriyle birlikte ısı değerleri de yüksektir. Bu nedenle; bir canlının cildine tutulduğunda cilt altına kadar işler, ısınmasını ve o bölgedeki hücrelerin tahrip olmasını, hatta tamamen ölmelerine neden olur. Ciltte kızarıklık ve yanıklar oluşabilir.

Lazer pointerlar çocuklar için bir oyuncak değildir

Yazının devamı...

Retina Dekolmanı Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

12 Kasım 2019

Retina gözün iç ve arka bölümünü kaplayan, ışığı hassas hücrelerin oluşturduğu tabakadır. Sinir tabakası denir. ‘Retina dekolmanı’ retinanın en dış katı olan retina pigment epiteli ile fotoreseptör (ışığa hassas) katları arasında sıvı birikerek, nörosensöriyel retinanın yani sinir-duyu katmanının retina pigment epitelinden ayrılmasıdır. Ayrışmış retina bölgesinde görme fonksiyonunun kaybı, tam görme kaybına kadar ilerleyebilir.

RD belirtileri nelerdir?

Retina dekolmanı gelişen hastalar başlangıçta ışık çakmaları, oval-yuvarlak şekiller ve örümcek ağı şeklinde görüntüler görme, siyah veya kırmızı renkte yağan noktalar ve nihayet dekole yani ayrılmış retina bölgesine uyan görme alanı kaybı tarif ederler. Dekolmanın tipine, yerine ve süresine göre belirtilerin şiddeti farklılaşabilir.

RD’nin tipleri nelerdir?

Retina dekolmanının üç tipi vardır: regmatojen (yırtıklı) retina dekolmanı, traksiyonel (çekintili) Retina dekolmanı ve eksudatif (seröz) retina dekolmanı.

I. Yırtıklı retina dekolmanı:

En sık karşılaşılan retina dekolmanıdır. Bu tip dekolmanların oluşmunda rol oynayan durumlar; vitereus jelinin sıvılaşması, arka vitreus ayrışması, edinsel veya sonradan oluşan vitreoretinal dejeneresanslar ve sıvılaşmış vitreusun retina altına geçmesini sağlayan retina yırtıklarıdır.

Vitreus, hacmi yaklaşık 4 ml ve ağırlığı da yaklaşık 4 gr olan bir jöledir ve göz hacminin 4/5’ini kaplar. Vitreusun %98’i sudur, lifsel çatkısı Tip II kollajenden oluşur. Vitreus, kendisine komşu olan tüm yapılara yaslanmaktadır ancak vitreus tabanında çok sıkı bir yapışıklık gösterir, optik sinir çevresinde, sarı nokta diye bilinen foveal ve parafoveal alanda, büyük retina damarları boyunca ve lens arka yüzünde de zayıf yapışıklıklar gösterir.

Yazının devamı...

Retina Dekolmanı

4 Kasım 2019

Retina (ağ tabaka) gözün iç ve arka bölümünü kaplayan, görüntü uyaranlarını görme siniri aracılığıyla beyne ileten tabakadır.

Retina dekolmanı, retinanın en dış katı olan retina pigment epiteli ile fotoreseptör (ışığa hassas) nörosensöriyel retinanın birbirinden ayrılmasıdır. Ayrışmış retina bölgesinde görme fonksiyonunun kaybı, tam görme kaybına kadar ilerleyebilir.

Yırtıklı, traksiyonel (çekintili), seröz olmak üzere üç tip retina dekolmanı vardır.

Yırtıklı retina dekolmanı:

En sık karşılaşılan retina dekolmanıdır. Retinanın önünde bulunan vitreus jelinin yaş, travma, hastalık sonucu sıvılaşması sonucu vitre önce hacmini kaybeder ve küçülür, daha sonra göz hareketleri ile öne doğru gelir. Vitre öne gelirken retina ve vitreus arasında normalde olmaması gereken fakat geçirilmiş hastalık veya doğumsal olarak olabilen yapışıklık retinayı da öne çeker ve bu çekme esnasında retinanın o bölümü yırtılır. Bu duruma yırtıklı retina dekolmanı denir. Yırtıklı retina dekolmanlarının %60’ında hastalar dekolman oluşmadan önce ışık çakmaları, oval-yuvarlak opasiteler, örümcek ağı gibi şekiller, çok sayıda siyah veya kırmızı noktalar görürler. Ayrılmış retina alanına uyan görme alanı kaybı gelişir. Hastaların %40’ında bu belirtiler olmadan, dekolmana bağlı görme gelişir. Dekolman çoğunlukla üst dış retina tabakasında olduğu için hastalar genellikle burunlarının önünü göremez.

Yırtıklı retina dekolmanı oluşumunda, retina dejeneresansları önemli bir rol oynar. En sık görülen dejeneresan lattistir. Yırtıklı dekolmanların %30’undan sorumludur. Daha sonra kistik retina püskülleri, bastırmaksızın beyaz dejeneresans ve retinoskizis gelir. Koruyucu tedavi önemlidir. Yırtıklarının veya yırtık oluşumuna yol açabilecek dejeneresansların lazer fotokoagülasyon spotları ile çevrelenmesi çok önemlidir. Erken dönemde lazer fotokoagülasyon yapılarak pek çok dekolmanın gelişmesi önlenebilir.

Traksiyonel (çekintili) retina dekolmanı:

Retina yüzeyindeki veya vitreus içindeki membranlar tarafından nörosensöriyel retinanın çekilmesi sonucunda oluşurlar. Retina yüzeyi, diğer retina dekolmanlarından farklı olarak, gözün ön segmentine göre konkav bir yapılaşma gösterir. Retina yırtığı yoktur, ancak çekintinin artması ile yırtıklı dekolmana dönüşebilir. Dekole retina alanı hareketsizdir ve nadiren uzak çevreye kadar uzanır.

Yazının devamı...