Dünya değişti, çağ değişti, yaşam şekli değişti. Artık yeni kavramlar, yeni anlayışlar, yeni disiplinler, yeni fikirler, yeni söylemler, yeni teknolojiler, yeni tanımlar ve de yeni mesleklerle muhatap olmaya başladık.
Şimdiki hayatımızda teknoloji ve enerji kadar, yeşil ve çevre de başrole yükseldi.
Örneğin “Yeşil Meslekler” diye farklı meslek türleri ortaya çıktı. Gençlerin artık bu yönde eğitim almaları talep ediliyor. Günümüzde artık şu tür işlerin uzmanları aranır oldu..
✰ ✰ ✰
✗ Yeşil Servis Teknisyeni..
✗ Agritech Operatörü..
✗ Sürdürülebilirlik Veri Analisti..
✗ İklim Teknolojisi Operatörü..
Önce şuradan başlayalım.
Herkesin dilinde olan Sıfır Atık yöntemi nedir, nasıl oluşturulur, ne tür bir sistemle yapılır?
★★★
Sıfır Atık..
İsrafın önlenmesini..
Kaynakların daha verimli kullanılmasını..
Oluşan atığın miktarının azaltılmasını..
Etkin toplama sisteminin kurulmasını..Atıkların geri dönüştürülmesini kapsayan bir anlayıştır, bir amaçtır.Sistem bu beklentiye göre kurulur.
Urla yöresi, antik çağlardan bu yana hangi kültürle yoğruldu?
Tabii ki şarapçılık kültürüyle…
Günümüzün Urla’sı da, İyonlar’dan bugüne uzanan 5000 yıllık tarihi, bereketli toprakları ve özgün mikro-klimasıyla Ege’nin gastronomi ve kültür merkezi haline dönüştü.
Bu özel bölgede, özel bir yapılanma daha var.
O yapılanmanın adı da Urla Bağ Yolu Derneği…
✰ ✰ ✰
Urla Bağ Yolu Derneği, ta İyonlar’dan gelen zengin mirası korumak ve modern bağcılık teknikleriyle dünya standartlarına taşımak amacıyla bölgenin öncü üreticilerini tek bir çatı altında birleştirdi.
Derneğin bünyesinde yer alan Urla Şarapçılık, Urlice, USCA, MMG, Mozaik, Çakır, Perdix,
Biliyorsunuz değil mi?
Binlerce yıldır doğal taşta dünyanın en önemli rezerv alanlarından biri Türkiye’dir.
Dünyadaki doğal taş rezervinin yaklaşık yüzde 35’ine bizim ülkemiz sahip.
Türkiye üstelik çeşitlilikle de dikkat çekiyor.
Memleketimizde 80’in üzerinde farklı yapıda, 120’nin üzerinde renk ve desende doğal taş rezervi bulunuyor.
★★★
İşte..
Biz tüm bu renkleri ve doğal taştaki gücümüzü her yıl İzmir’de dev bir fuarla dünyaya sergiliyoruz.
İzmir Tabip Odası kıymetlidir ve saygındır.
Çünkü, Türkiye’nin en büyük ve en etkin tabip odalarından biridir.
Bu değerli kurumumuzda geçtiğimiz gün bir kez daha seçim heyecanı yaşandı.
★★★
Hekimler arasındaki seçimler her seferinde çok çekişmeli ve renkli geçer.
Yine aynısı oldu.
Bu seçimde de İzmir Hekim Dayanışması, Demokratik Katılımcı Hekimler ve İzmir Çağdaş Hekimler olarak üç farklı grup yarıştı.
9 bini aşkın üyesi olan Oda, Prof. Dr. Gül Ergör liderliğindeki İzmir Çağdaş Hekim Grubu’nu yönetime getirdi.
Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) özel ve önemli bir vakıftır.
1992 yılında, belediye, oda ve derneklerin katılımıyla dış tanıtıma tanıtım amacı ile kuruldu.
Yani, bugünün Kalkınma Ajansları’nın görevini üstleniyordu.
***
1998’de İzmir dışında 9 il (Afyon, Aydın, Denizli, Muğla, Manisa, Kütahya, Çanakkale, Balıkesir, Uşak) valilikleri, belediyeleri, üniversiteleri, sanayi ve ticaret odaları, borsaları, esnaf ve sanatkarlar odaları, ziraat odaları, bölgesel sanayici ve işadamları dernekleri ve bölgesel değişimlerle tüm Ege’yi kapsayan duruma geldi.
***
EGEV’in temel hedefi, Ege Bölgesi için özgün bir kalkınma modelini ortak akıl ve katılımcılıkla oluşturmak ve uygulanmasına öncülük etmek
İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, Türkiye’ye örnek olacak bir çalışma için bir süredir uğraşıyor.
Yüksel, sokak hayvanları sorununu azaltmak ve barınaklarda yaşamlarını sürdüren hayvanları yuva sahibi yapabilmek için iş dünyasına çağrıda bulunuyor.
İş insanlarına, “Her Fabrikaya Barınaktan Bir Köpek” projesini sunarak, onların desteğini talep ediyor.
★★★
İş alemi, fabrikalar, organize sanayi bölgeleri, büyük çiftlikler vs.. bu talebi nasıl değerlendirirler, ne kadar ilgi gösterirler, hep birlikte izleyip göreceğiz.
Ancak Başkan Yüksel ve yönetim kurulu, projenin geliştirilmesi için kararlı bir duruş sergiliyorlar.
İZSİAD üyeleri başta olmak üzere, pek çok kesimi harekete geçirmek amacındalar.
★★★
Geçtiğimiz hafta da yazdım, bugün bir kez daha yazıyorum. Bir medya mensubu ve vatandaş olarak, 15 yaş altına sosyal medya yasağını ve sosyal medya platformlarına kimlikle giriş uygulamasını destekliyorum.
Çünkü, sosyal medya kullanımı artık çığırından çıkmış durumda.
✰ ✰ ✰
Son yaşadığımız dehşet verici okul saldırıları da, çocuk denecek yaştakiler tarafından gerçekleştirildi.
Ve araştırmalar gösteriyor ki, sosyal medya platformları bu çocukları derinden etki altında bırakıyor, ayrıca her türlü suça da teşvik edebiliyor.
Çocuklar sanal dünyada gördüklerini, gerçek hayatta uygulamaya sokabiliyor.
✰ ✰ ✰
Şurası kesin ve net…