Galatasaray çok istedi

25 Nisan 2021

Bazı maçlar vardır takım olarak çok iyi oynarsın. İyi mücadele edersin. Rakibine 80 dakika pres yaparsın. 13-14 de gol pozisyonuna girersin. Galatasaray dün gece Antalyaspor karşısında işte böyle bir maç oynadı.
İki topu direkten döndü. Halil’in, Emre Kılınç’ın, Fernandes’in kaçırdıkları öyle goller var ki, hani derler ya ‘topun canı vardır, istemezse kaleye girmez’... Hakikaten sonradan oyuna giren Mustafa Muhammed’in o mucize vuruşu da gol olmasa, maç az kalsın berabere bitecekti.
Etebo’ya bakıyorum, Fernandes ile beraber mükemmel oynadılar. Ömer Bayram bırakın sol bekte oynamayı iki tane de gol atıyordu, sahanın en iyilerinden bir tanesiydi. Çok eleştirilen Şener bile her şeyini sahaya koydu ve çok iyi maç çıkardı. Podolski ile mücadele etmek kolay bir iş değil. Şener başarıyla Alman futbolcuyu kıpırdatmadı. Podolski’nin kırmızı kartı ilk yarıda görmesi gerekirdi. Şener’in dizine attığı kasti tekmenin tartışılacak bir tarafı yoktu, anında oyundan atılması gerekirdi. Ama Mete Kalkavan sarı kart göstererek Podolski’ye biraz daha oynama şansı tanıdı.
Halil Dervişoğlu... Bu çocuk son vuruşlarda tecrübesiz ve şanssız ama müthiş mücadele ediyor. Hem kendi oynuyor hem arkadaşlarını oynatıyor. Mustafa’nın son vuruşlardaki başarısı Halil’de yok. Ama onun da rakip defansı dağıtma özelliği Mısırlı forvette yok. İkisi yan yana oynayınca 10 dakikada altı tane çok net gol pozisyonu yakaladılar. Bunların bir tanesi gol oldu.
Kerem yavaş yavaş pişiyor. Yine de sahada çok akıllı, faydalı işler yaptı. Hareketli futboluyla Galatasaray’a dinamizm getirdi. Emre Kılınç gösterişsiz oynuyor diye eleştiriliyor ama sahada takımı adına çok faydalı işler yapıyor. Bir topu da şanssızdı, direkten döndü.
Emre Akbaba iyi niyetle bir şeyler yapmak istiyor fakat bir türlü o eski performansını yakalayamıyor. Bunun için çok çabalıyor, gayret ediyor. Ama daha fazlası olmuyor.
Arda ile Mustafa’nın oyuna girişleri hücum anlamında sarı-kırmızılılara büyük güç kattı ve galibiyeti getirdi. Muslera’ya fazla iş düşmedi. İki stoper de orta saha oyuncusu gibi oynadılar. Antalyaspor, Cim Bom’un baskısıyla kendi sahasına kapandı. Hücumu hiç düşünmedi. 10 kişiyle defans yaptı. Ben hücumu düşünmeyen takımların futbolunu sevmiyorum, bu açık ne yalan söyleyeyim.

Yazının devamı...

G.Saray’ın son şansı

23 Nisan 2021

Evet, kabul ediyorum; Galatasaray bir türlü sahada istikrarı sağlayamıyor. Bir hafta çok iyi oynuyor, ikinci hafta kendi evinde 60. dakikaya kadar rakip kaleye şut çekemiyor. Sezon başından beri bu böyle.Sıkıntılar var. Düşünebiliyor musunuz, futbolcuların en büyük gücü Fatih Terim’den alması gerekirken, Terim buz kovasına oturarak maçı tamamlıyor. Bu görüntü oyuncuları etkiler mi? Hem de nasıl etkiler. Tamam, taraftar olarak, kulüp olarak, camia olarak, teknik direktör ve yönetim olarak bir türlü kenetlenemediler. Ama bugün o konulara girmeyeceğim.

Kalan 6 maçta alacağı 18 puanla şampiyon olamasa bile Galatasaray’ın ligi ikinci bitirme şansı var. Beşiktaş’ın 6, Fenerbahçe’nin 3 puan gerisindeler. Fenerbahçe’nin sezonu zirvede tamamlaması için, Beşiktaş’ın puanlar kaybetmesi lazım. Ve kalan maçlara baktığımız zaman en zor rakiplerle oynayacak takım siyah-beyazlılar... Galatasaray 6 maçta 18 puan alırsa ben şu andaki sıralamanın değişeceğini düşünüyorum. Ligi ikinci bitirmek çok büyük başarı. En azından Şampiyonlar Ligi’ne elemelerden dahil olacak. Hedef Avrupa ise kur iyi bir takım elemeleri kazan, gruplara kal...Bu olmayacak iş mi ya da imkansız mı? Bana göre imkansız değil. Takım şanssızlıklar yaşıyor bunu kabul ediyorum. Sağ bek diyorsun, Omar’ın yüzü yandı, Yedlin ağır bir sakatlık geçiriyor, Linnes de sakat... Terim’in elinde bir tek Şener var. Ne kadar eleştirilirse eleştirilsin bu futbolcuyu oynatmak zorunda, çaresi yok. İki tane golcü var elinde. Biri dünya çapında, diğeri yıldız adayı. Falcao antrenmanda Kerem ile çarpışıyor, yüzündeki kemik kırılıyor en formda zamanında. Mustafa Muhammed ise Kovid-19’a yakalanıyor. Trabzonspor maçı öncesinde Onyekuru da sakatlanıyor. Fernandes ise sakat sakat oynayıp maçı tamamlayamıyor... Bu kısmetsizlikler de var bunu inkar edemeyiz. Bundan sonra sahaya çıkan kadro ne olursa olsun isimler önemli değil, oyuncuların her şeyini sahaya koymaları gerekir. Trabzonspor maçındaki 60 dakikalık futbol tekrarlanırsa bu takım kalan dönemde hiçbir rakibini yenemez. Ama Göztepe maçındaki gibi yüreklerini ortaya koyarlarsa sezonu iyi bir yerde kapatabilirler. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın...

Aybaba, Adana Demir’i uçurdu

Samet Aybaba hocayı çok beğenirim. Evet bir takım şanssızlıklar yaşadı, bilhassa Kayserispor’da. Ama bu kendisinin iyi bir teknik direktör olduğu gerçeğini değiştirmez.Bakın, Adana Demirspor’a geldiği günden beri oynattığı futbolla, rakibe göre belirlediği taktik ve sistem değişikliğiyle takımını bir anda zirveye çıkardı. Kalan üç maçta çok büyük bir aksilik yaşamazlarsa Adana Demirspor seneye Süper Lig’de boy gösterecek. Bu tamamen Samet hocanın başarısıdır. Tebrik ediyorum kendisini.

‘Süper’ fiyasko!

UEFA ve FIFA’nın kurduğu bir düzen var. Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve milli maçlar... 12 takımla bu düzeni bozmak bana göre komediydi. Zaten gerçekleşmesi de çok zordu. Ülke federasyonlarının böyle bir yapılanmaya müsaade etmeyecekleri belliydi. Real Madrid Başkanı Perez böyle bir olaya öncülük etti, o da elinde kaldı.Bana göre Avrupa Süper Ligi kurulmuş olsaydı, en büyük ayrımcılık orada yaşanacaktı. Her neyse problemler bitti, yine eski düzende mücadele devam edilecek.

Yazının devamı...

Galatasaray istemiyor!

22 Nisan 2021

Şampiyonluğu hedefleyen bir takımın daha farklı futbol oynaması gerekir. Düşünebiliyor musunuz; 60 dakika Galatasaray’ın Trabzonspor kalesine çektiği tek şutu yok. Orta saha Berat’ın liderliğinde bordo-mavili ekibin kontrolünde. Hücumda ise Nwakaeme, Djaniny, Ekuban ve Bakasetas bilhassa ilk yarı rakiplerini epey hırpaladılar. Direkten dönen topları var, Muslera’nın da kurtardığı yine bir çok pozisyon var.

Geçen hafta Göztepe karşısında övgüler yağdırdığımız takımdan bu sefer eser yoktu. İzmir deplasmanındaki karşılaşmanın kahramanlarından olan Halil yedek kulübesinde başladı, Kerem, Emre Kılınç değişik pozisyonlarda oynadı, Fernandes ise bir önceki haftadaki gücünde değildi. Bunun için de Trabzonspor karşısında oyunu hiç kontrolleri altına alamadılar.

İkinci yarı ise, ilk devrede hiçbir varlık gösteremeyen Feghouli’nin yerine Halil oyuna girdi ve farklılık yarattı.
Karadeniz ekibinin defansına baskı yaptı, en azından takımının hücuma çıkmasını, rakip kaleye şut çekmesini sağladı. Tamam Babel eskiden iyi futbolcu olabilir, ama hiç kusura bakmasınlar Halil’in yapacağı görevi de yapması çok zor. Çünkü Hollandalı futbolcu ağırlaşmış ve rakip eksiltemiyor. Tek artısı, toplara iyi vuruyor. O da kaç maçta bir vurur onu bilemiyorum.

Eminim Galatasaray taraftarı buz gibi olmuştur çünkü geçen hafta çok umutlandılar. Kerem, Emre Kılınç, Halil, Fernandes ve Taylan çok iyi anlaşıp rakibi büyük bölümde oyundan düşürmüştü. Trabzonspor maçında oyun kurgusu bozulan Kerem olsun, Emre olsun fazla etkili olamadılar. Kerem bir ara santrfor oynadı, Babel sol açığa geçti. O kalabalık stoperler içerisinde pas yapabileceği bir tane arkadaşı olmayınca o da kaybolup gitti. İkinci yarı ise Şener’in kanadından takımı açık vermesin diye sağ bek gibi oynadı.

Sonuçta son saniyede atılan gol, biraz olsun yine sarı-kırmızılı taraftara umut oldu. Trabzonspor ise daha istekliydi. Abdullah Avcı kazanmak için her şeyi yaptı. Ama bu futbol, bazen daha iyi oynayan taraf sen olsan da, kazanamayabiliyorsun.

Yazının devamı...

Galatasaray’ın önü açıldı

18 Nisan 2021

Galatasaray taraftarının bütün hayali sahada koşan, mücadele eden, rakibe baskı yapan ve bol gol pozisyonuna giren bir takım seyretmekti. Terim’in gençlik aşısı herkesin temennilerine ilaç oldu. Önümüzdeki maçlar için de umut verdi.
Mümkün olduğunca ve dilimiz döndüğünce hiç kimseyi kırmadan Kerem Aktürkoğlu’nun çok büyük bir yıldız olacağını devamlı yazdım ve konuştum. Daha çok forma şansı bulması gerektiğini, benim gibi bir çok kişi de dile getirdi.
Göztepe karşısında dün gece evet, çok farklı bir Galatasaray seyrettik. Ama bu farkı yaratanların bir tanesi de Kerem’di. Top kendisindeyken ayak bileklerini mükemmel kullanıyor ve parlayıp hızlanması en üst seviyede. Genç oyuncuyu tutan defans oyuncusu resmen panikliyor. Hele gol vuruşlarındaki çabukluk, teknik ve zeka tek kelimeyle mükemmel.
Bunun haricinde savunmasına dönüyor, top çıkartıyor. Sol bek Saracchi’ye bilhassa Halil Akbunar’ın depar attığı pozisyonlarda yardım etti. Kerem komple bir takım oyuncusu. Bu çocuğun yolu açık olsun, Cim Bom’a çok büyük hizmet edecek.
Emre Kılınç eleştiriliyordu. İzmir’de dün gece sahada basmadık yer bırakmadı. Hücuma çıktı, defansa geldi... Göztepe orta sahasına en çok baskıyı yapan oyuncuydu. Gedson Fernandes futbolunun üzerine koyarak her hafta daha iyi maç çıkartıyor. Gerçekten seyrederken keyif veriyor. Tam bir yıldız adayı. Keşke bonservisi Galatasaray’da olsa.
Halil Dervişoğlu da, resmen savaştı. Ev sahibi ekibin defansını en çok hırpalayan oydu. Takımının attığı ilk golün asistini yaptı, bir de penaltı kazandırdı. Eksikleri yok mu, var. En büyük eksiği tecrübe. Keşke kulüp bu oyuncunun bonservisini alabilse, uzun seneler büyük yararı dokunur.
Saracchi ve Şener hatasız oynadılar. Taylan ise gerçekten bu takımın o mevkide olmazsa olmazı haline geldi. Bu sezon Galatasaray’ın orta sahasının ilk kez bu kadar diri olduğuna, rakibe pres yaparak oyundan düşürdüğüne tanık oldum. Atılan goller dışında Feghouli’nin iki, Halil’in bir, Emre Kılınç’ın bir ve Onyekuru’nun bir yüzde yüzlük golleri kaçırdığını gördük. Düşünebiliyor musunuz, tempolu ve iyi bir orta saha olunca Galatasaray’ın futbolu da nasıl değişiyor.

Yazının devamı...

Galatasaray’a yazık ettiler!

16 Nisan 2021

İnsan üzülüyor... 30 milyon taraftarı olan, Süper Lig’in en büyük takımlardan birinde şu yaşananlara bakın. Fatih Terim’e ne kadar saygı duyduğumu herkes bilir. Kendisinin birinci vazifesi takımına iyi futbol oynatıp, taraftarı memnun etmektir. Ancak üst üste başarısızlıklar gelince sorunlar da bunu takip ediyor.
Devre arasında transferler yapıldı. Hepsi iyi, kaliteli futbolcular. Buna rağmen bakıyorsun sarı-kırmızılı takımın futbolunda bir basamak ilerleme yok. Evet, hakemler hatalı kararlar veriyor. Hele bu hafta Yedlin’e yapılan müdahalenin ardından kart verilmemesi anlaşılır gibi değil.
Ben hakemlerin 30 milyon taraftarı olan Galatasaray’a karşı cephe alabilme cesaretini göstereceklerini sanmıyorum. Herhalde Fatih Terim ile aralarında ne sorunlar varsa bunun cezasını kulüp çekiyor. Ve bu sorunun da kolay kolay çözüleceğini sanmıyorum. Çünkü her hafta aynı. Değişen hiçbir şey olmuyor.
Başkan Mustafa Cengiz’in açıklamaları için herkes gibi ben de ‘Şu anda zamanı mıydı’ diyorum. Devre arasında Fatih Terim, ‘Ben yönetimin ne önünde ne de arkasında durmayacağım’ demedi mi? Neden idareciler sorunları o zaman çözmeye kalkmadı?
Aynı şekilde Belhanda... Taraftara küfür etmedi mi? Fatih Terim bu futbolcuyu kaptan olarak sahaya çıkarmadı mı? Neden o zaman Belhanda gönderilmedi?
Şimdi ligin bitmesine 8 hafta kalmış, ortalık toz duman... Ve bu şartlar altında sorunların düzelme şansı da yok. Galatasaray çok büyük bir kulüp. Hocalar değişir, yönetimler değişir, ama sarı-kırmızılı kulüp her zaman varolacak. Teknik direktör kendi görevinden başka her şeyle uğraşıyorsa, yönetim sezon sonunu bekleyip tepkisini göstermeliydi. Şimdi gösterince bu yaşananlar da gayet normal. Sadece şunu söyleyeyim, bu tartışmaların kazananı olmayacak, herkes kaybedecek.
Düşünebiliyor musunuz, yarın Göztepe maçı var. Takımın iki golcüsü Falcao ve Mustafa yok. Babel ile Donk da kart cezalısı. Onyekuru ülkesinden sakat döndü. Yedlin ise hepinizin bildiği gibi ağır bir sakatlık yaşıyor. Koca hafta yaşanan huzursuzluklar da ortada...

Yazının devamı...

Vicdanım sızladı

11 Nisan 2021

Galatasaray Karagümrük’ü yener veya Karagümrük Galatasaray’ı yener… Bu skorların hepsi futbolun içinde olur. Ama maçı idare eden orta hakemin gece rahat uyuyabilmesi için adaletli maç yönetmesi lazım.
Karşılaşmanın yirminci dakikasında Lens, Yedlin’in kaval kemiğine öyle bir basıyor ki, inanın tekrarını seyretmemek için gözümü kapadım. Ve o pozisyonda mücadelenin hakemi Ali Palabıyık ne sarı kart, ne kırmızı kart hiçbirini kullanmadı. Sonrasında Yedlin sakatlanarak oyundan çıktı.
Hakemin birinci vazifesi futbolcunun sağlığını korumak değil mi? Maçın tamamına bakıyorum… Marcao’nun, Ömer’in, Etebo’nun ayağına basılıyor Palabıyık devam diyor. Sarı-kırmızılı futbolcular aynı şekilde rakibe girdiği zaman sarı, kırmızı neyse rahatlıkla kartını çıkarıp gösterebiliyor. İnanın çok yazık, Türk futbolu adına üzülüyorum. Bu tür yönetim sergileyen hakemlerin futbolumuza ne katkısı olabilir? Arada sırada söylüyorum; bazı hakemler Galatasaray’ı çizmişler. Dün gece bunun canlı örneğini gördük.
Gelelim oynanan futbola… İlk yarıda Karagümrük çok net pozisyonlar kaçırdı, bir topu da direkten döndü. Ev sahibi ekip de Mustafa ile golü bulabilirdi. Galatasaray şampiyonluğa oynayan bir takımsa tabii ki daha iyi oynamalı. Bilhassa ilk yarı hiç öyle bir görüntüsü yoktu. Oğulcan olsun, Emre Akbaba olsun, oyuna ağırlıklarını koyamadılar. Gedson Fernandes ise geçen haftalara nazaran daha aktifti. Babel’in attığı beraberlik golünün çok akıllıca olan pasını verdi.
İkinci yarı ise daha atak olan taraf Cim Bom’du… Feghouli ve Emre Kılınç ile daha sonra oyuna giren Kerem biraz olsun hücum anlamında takımlarını çabuklaştırdılar. Baktığınız zaman yine net gol pozisyonu yakalayan takım konuk ekipti. Muslera kalesinde devleşmese bir kez daha üzüntülü bir gece olacaktı. Donk çok iyi mücadele etti ama hakemden kart göreceğini bile bile rakibe kontrolsüz girmemeliydi. Ömer Bayram yenen golde biraz ağır kaldı. Ndao’ya o topa vurma izni vermemesi lazımdı. Maçın genelindeyse çok çalıştı. Elinden geleni sahaya koydu. Ömer’den daha fazlasını beklememek lazım, kalitesi bu kadar.
Sonuçta kaybedilen iki puanla, Donk’un kırmızı, bir çok futbolcunun da sarı kart görmesiyle Galatasaray büyük yara aldı. Karagümrük’e gelince… Gerçekten iyi mücadele ediyorlar. Sarı-kırmızılılardan daha çok gol pozisyonuna girip, galip gelmek için onlar da her şeyi yaptılar. Hakem oyuna bu kadar müdahil olmasaydı, çok zevkli bir maç seyredecektik.

Yazının devamı...

Esas sorun orta saha

9 Nisan 2021

Galatasaray şampiyonluk yarışının içinde kalabilecek mi? Kafalardaki en büyük soru işareti bu... Kalan maçlarına bakıyorum; Karagümrük, Göztepe (D), Trabzonspor, Antalyaspor (D), Konyaspor, Gençlerbirliği (D), Beşiktaş, Denizlispor (D), Malatya... Sarı-kırmızılılar bu maçların hepsini kazanıp 27 puan alabilir mi?
Orta sahası iyi bir Galatasaray, 9 da olsa, 15 de olsa kazanır. Ama bu orta saha ile imkansız gibi geliyor bana. Artık öyle bir konuma geldik ki Galatasaray’ın rakiplerinin başkanları rahatlıkla ‘Biz galip geleceğiz’ diyebiliyor. Ardından da kazanıyorlar. İşte milyonlarca taraftarı çıldırtan nokta bu. Neden bizim takımımız buna tepki vermiyor diye tepki gösteriyorlar.
Her maçta defans hatalar yapıyor, gol yeniyor, forvetlere bir tek olumlu pas gelmiyor. Peki sorun nerede? Maçlarda görev alan orta sahalarda...
Melo ve Fernando gittikten sonra Fatih Terim ikinci bölgede dengeyi kuramadı. ‘Gedson Fernandes gelecek, Galatasaray uçacak’ dedik. Peki size soruyorum, Fernandes’in bir maçta faulünü ya da olumlu bir pasını gördünümüz mü? İster istemez akıllara geliyor bu oyuncunun Oğulcan’dan ne fazlası var diye?
Onyekuru, tamam gol atıyor buna itirazım yok. Peki arkadaşlarına attığı tek bir olumlu pas gördünüz mü? Etebo, Taylan’ın yaptığı görevin aynısını gösterebiliyor mu? Feghouli iyi futbolcu, Belhanda da iyi oyuncuydu. Bir sezon boyunca kaç rakip atağı kestiler ya da arkadaşlarına kaç tane olumlu pas verdiler. Bunların sayısı ya üç ya beştir... Ömer Bayram’dan şu anki formuyla kurtarıcı olur mu?
Doluya koyuyorsun almıyor, boşa koyuyorsun dolmuyor. Bizler faturayı ya defansa ya forvete kesiyoruz. Düşünün Atiba gibi, Josef gibi iki orta sahası olsa Galatasaray’ın bu takım kolay gol yer mi ya da gol atmakta zorlanır mı? Bunun için sarı-kırmızılıların kalan 9 maçının da önceki karşılaşmalar gibi zor geçeceğini düşünüyorum. Futbolcular ne kadar televizyonlara beyanatlar verseler de ben bu işin konuşmayla değil, sahaya koyacağın performansla olacağını düşünüyorum.
Dilerim bu hafta Karagümrük maçıyla Galatasaray çıkış yakalar. Ama bu çıkış Rize ve Hatay karşısındaki futbolla olmaz.

G.Saray’ın yüzü gülecek

Yazının devamı...

Galatasaray tepki veremiyor

4 Nisan 2021

Bizler Fatih Terim’in sahaya sürdüğü kadroya itiraz edecek konumda değiliz. Çünkü futbolcularla beraber Florya’da yaşayan kendisi. Ama bir gerçek var, dün Hatayspor karşısındaki, bilhassa da ilk yarıdaki kadronun yedikleri gole bile tepki verecek ne gücü ne de kapasitesi vardı.
Düşünebiliyor musunuz, zirveye oynayan bir takım ilk 45 dakika 2-0 yenik durumda ve rakip kaleye gidemiyor bile. Hani Galatasaraylıların ‘8 puan da, 18 puan da kapanır’ diye bir lafı vardı. Valla hiç kusura bakmasınlar, bırakın puan farkını kapamayı, sarı-kırmızılılar bu performansıyla şu anki konumunu bile koruyamıyor. Herkes elini vicdanına koysun. Şampiyonluğa oynayan bir takım böyle mi mücadele eder? Futbolcuların o topu ısırması lazım ama yok, maalesef. Benim tek üzüldüğüm taraftar. Gerçekten kendilerini paralıyorlar ama yapacakları hiçbir şey yok. Evet eksikler olabilir, sakatlar olabilir; ne olursa olsun sahaya çıkan bir sarı-kırmızı formalı futbolcu daha farklı oynamalı.
Birinci golde top Saracchi’nin kafasından sekiyor, stoper Gedson Fernandes’in önünden Diouf fileleri havalandırıyor. İkinci gol Hatayspor açısından harika bir gol. Galatasaray gibi bir takım ise böyle gol yer mi? Herkes topu seyretti.
Mustafa Muhammed ilk yarı oynadı, bir kere topla buluşabildi. Onda da vurduğu top direğin yanından auta çıktı. Hakikaten günah bu çocuğa. İkinci yarıda stoper Fernandes’in orta sahaya geçişi, Babel, Linnes, Halil ve Falcao’nun oyuna girişleriyle biraz olsun oyunda üstünlük Cim Bom’a geçti, daha çok hücuma çıktılar. Falcao’nun bir vuruşu direkten döndü, diğer gollük vuruşunu kaleci kurtardı. Ama bakıyorsunuz yine gol atan takım Hatayspor oluyor.
Maalesef diyorum Galatasaray bu sezon da, geçen sezonun ikinci yarısı da bir türlü futbolunda standardı yakalayamadı. Peki bundan sonra ne olur? Artık şampiyonluk kelimesini konuşmak için Beşiktaş’ın puanlar kaybetmesi lazım. Bundan böyle top Galatasaray’da değil; rakibe geçmiş durumda. Şampiyonluk da çok zor!
Hatayspor’a gelince... Ömer Erdoğan’ı kutlamak gerek. Takımına çok iyi futbol oynatıyor. Defansta açık vermiyor. Orta sahada rakibine boş alan bırakmıyor. Akintola, Kamara ve Diouf gibi süratli adamlarıyla karşı takımın savunmasını rahatlıkla geçip gol atabiliyorlar. Dünkü maçta da sık sık bunu yaptılar. Bordo-beyazlılar oturmuş bir takım, aksayan tek oyuncusu yok. Teknik direktörü futbolcuların kalitesine göre gayet iyi futbol oynattırıyor. Ve bir çok takımın da canını yakıyorlar. Galatasaray karşısında da oynadıkları oyunla galibiyeti hak ettiler.

Yazının devamı...