Galatasaray için şok gol yiyerek maça başlamak, ilk 45 dakika bütün takımın dengesini bozdu. Bu kadar tecrübeli bir takım, nasıl böyle bir gol yer? Önce Abdülkerim sonra Nelsson olmak üzere iki oyuncunun da pozisyonda hatası var. Hele Danimarkalı futbolcu sanki futboldan kopmuş. Önündeki topa ayağını uzatamıyor.
Yine ilk yarı Sara iki top kaptırdı, ikisi de gol oluyordu. Bir tanesi Muslera’nın suratına geldi, oradan kornere çıktı. Diğeri ise direği yalayarak auta gitti. İlk devre Batshuayi, Sara, Sanchez tanınmayacak kadar etkisiz futbol oynadılar. İkinci yarı Okan Buruk yerinde bir değişiklik yaparak Nelsson’u çıkartarak yerine Metehan’ı oyuna aldı. Bu dakikadan sonra da defans hatasız oynadı, rakibine gol pozisyonu vermedi.
AZ Alkmaar fizik olarak mükemmel bir takım. Dokuz kişi hücum yapıyor, yine on futbolcuyla savunma yapıyor. Bu kadar çok koşan bir takım haliyle rakibine boş alan kolay kolay bırakmıyor. İkinci yarı Osimhen, Batshuayi net pozisyonları harcadı. Nijeryalı futbolcu mükemmel bir santrfor. Dün gece yine golünü attı. Senin elinde böyle
Milli aralar Galatasaray’ı zorluyor. Kolay değil, ilk 11’de oynayan 6 futbolcu, 4 gün arayla iki maça çıkıyor. Haliyle bir yorgunluk hissediyorlar. Buna rağmen skor sizi sakın kandırmasın. Osimhen’in, Ziyech’in, Mertens’in kaçırdığı çok net gol pozisyonları var. Ama geç de olsa Mertens’in ortası, Batshuayi’nin kafa vuruşu sarı-kırmızılıları rahatlattı.
Bodrumspor’u hafife almamak lazım. Teknik Direktör Volkan Demirel rakiplerini nasıl durduracağının planını iyi yapmış. Kanatları kapadı, göbekte boş alan bırakmadı. Bilhassa ilk yarı Galatasaray’ın atakları bu duvara çarpıp geriye döndü. Ege kırmızı kart görmeseydi, ki sahanın en iyilerinden birisiydi, belki de Cim-Bom’u daha çok zorlayacaklardı. Ama işte futbol bu... Bazen kontrolsüz hareket yapabiliyorsun, o da pahalıya mal oluyor.
Sarı-kırmızılılar çok mu iyi futbol oynadılar? Hayır. Bilhassa final paslarında başarılı olamıyorlar. İyi pas alan futbolcular da maalesef boş kaleye topu atamıyor. Rakip 10 kişi de kalsa, yenik durumdaysa tabii ki seni zorlayacak. Dakika
Bu sezon Süper Lig’de parlayan Türk futbolcuların başında Yunus Akgün birinci sırada. Arda Güler, Ferdi Kadıoğlu ve Kerem Aktürkoğlu çok iyi performans ortaya koydular ve bugün Avrupa’da oynuyorlar.
Şimdi sıra Yunus’ta... Bu çocuğun futbol yaşantısı evi ile Florya arasında geçiyor. Özel hayatı diye bir şey yok. Zaten kendisine bu kadar bakmasa, hem bek hem kanat görevi yapan bir oyuncu olarak bu kadar yükü kaldıramaz. Avrupa kupalarında dört maç oynamış, dört gol atmış. Süper Lig’de attığı goller var.
Her şeyden önce arkadaşlarının sevgi ve saygı duyduğu bir futbolcu. Egosu sıfır, kaprisi hiç yok. Kendine hedef koymuş, Avrupa’nın büyük takımlarında futbol hayatını devam ettirecek. Eminim bu transfer sezon sonunda gerçekleştiği zaman, kulübüne de büyük para kazandıracak.
Avrupalılar futbolcu alırken, transfer edecekleri futbolcunun önce tekniği ve fizik gücüne bakıyorlar. Yunus’ta bu iki seçenek de iyi durumda. Rakibi çok rahat geçiyor. Ceza sahası dışından harika şutları
Galatasaraylılar Başkan Dursun Özbek’e ne kadar teşekkür ederlerse, o kadar doğru iş yaparlar. Osimhen bugün sadece Türkiye’de kral değil. Bütün İngiltere, İspanya, Fransa, İtalya bu futbolcudan bahsediyor. Türkiye kanadında Galatasaray, Fenerbahçe bu futbolcuyu alacaklar diye girişimlerde bulunuyor.
Bu transfer gerçekleşir mi? Bana göre milyonda bir ihtimal. Adam 25 yaşında... Dünyanın en iyi üç golcüsünden bir tanesi. Havadan, yerden pozisyona girdi mi, resmen resital yapıyor. Hele kafa vuruşları yetmiş km süratle gidiyor.
Haaland, Manchester City’den 40 milyon euro alıyor. Mbappe, Real Madrid’den 110 milyon euro alıyor. Kane ve Lewandowski’yi listeye koymuyorum bile. Onların yaşı 30’un üzerinde. İngiltere’deki gazeteler, ‘Neden Osimhen Türkiye’de oynuyor? Kulüp takımlarımız neden onu alamadılar’ diyerek kulüpleri eleştiriyorlar.
Yani burada 25 yaşında önü açık, mükemmel bir tekniği, mücadele gücü olan bir futbolcu Türkiye’yi ne kadar severse sevsin
Dün yine RAMS Park’ta futbolun güzellikleri, heyecanı, şov tarafı; ne ararsanız vardı. Maçtan önce Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk için hazırlanan koreografi muhteşemdi, hepimiz duygulandık. Daha sonra tribünde olan Icardi’ye yapılan sevgi gösterisi, hele Osimhen’in attığı golden sonra bütün takımın ellerini kulaklarına götürüp tecrübeli futbolcuyu hatırlayıp selamlaması, futbolun şov tarafından baktığınız zaman çok büyük keyif veren anlarıydı.
Maça dönersek, Osimhen, Galatasaray’ın futbolunu başka bir çizgiye çıkardı. Gerçekten çok özel bir futbolcu. İki gol attı, bunun yanında rakip stoperlerle mücadelesi üst düzeydeydi. Puan cetveline baktığınız zaman Samsunspor, tesadüfen bulunduğu yerde değil. Galatasaray’ı son ana kadar çok zorladılar. Hatta maçı berabere bile bitirebilirlerdi.
Forvet hatları olsun, orta sahası, defansı... Alman hoca Thomas Reis gerçekten iyi futbol oynatıyor Karadeniz ekibine. Sarı-kırmızılılar ise Tottenham maçının yorgunluğunu bilhassa
Aston Villa’yı paralayan, City’yi yenen Tottenham’dan maç öncesi gerçekten çok çekiniyordum. Maç başlayınca bu tedirginliğim coşkuya döndü.
Önce Okan Buruk’tan başlayayım... Hocanın mangal gibi yüreği var. Hani bas bas bağırıyorlardı ya; “Osimhen ile Icardi yan yana oynar mı?” diye... Herhalde bu şekilde konuşan insanlar bir daha bu konuyu açmaya utanacaklar.
Victor Osimhen iki gol attı, yüzde 100 diyeceğimiz üç tane gollük pozisyonda da kaleciyi geçemedi. Ama rakip defansı resmen dövdü. Icardi, Mertens ve Osimhen muhteşem bir üçlü... Sakın skor sizi şaşırtmasın, karşılaşmanın en az sekiz farkla sarı-kırmızılıların lehine bitmesi gerekirdi. Futbolda bu var, olmayınca olmuyor. Icardi de şanssız bir gece geçirdi. Pozisyonlara girdi ama golünü atamadı.
Sarı-kırmızılı futbolcuların hangisini sayarsak sayalım dün gece, gücünün yüzde 100’ünü sahaya koydu. İngiliz ekibini, maçın bir bölümünde kendi sahasına hapsetti. İki kere ev sahibi ekibin
Pazartesi akşamı hepimiz heyecanlıydık harika bir derbi seyredeceğiz diye. Futbolcular da bizim kadar heyecanlıydı. Maç başladı fakat karşılaşmanın hakemi Arda Kardeşler, bu güzelim derbiyi bize zehir etti.
Tabii ki sırf hakem değil, VAR hakemi Onur Özütoprak da mücadeleye damga vuranlardan bir tanesiydi.
Galatasaray ‘penaltım verilmedi, Osimhen gole giderken faulle indirildi. Emirhan kırmızı kartla atılmalıydı’ diyor. Beşiktaş ‘Sanchez ve Barış Alper kırmızı kart görmeliydi’ diye isyan ediyor. Burada haksız yok, iki kulüp de haklı. Benim anlayamadığım, bu yeteneksiz, korkak, pozisyonları süzemeyen iki hakem, neden böyle büyük bir maça verilerek iki kulübü birbirine düşürüyorlar. Ben bilinçli olduğunu düşünmüyorum ama MHK’nin bunu hesaplaması lazımdı.
Artık biz bu başarısız hakemlerden bıktık. Futbolumuzu resmen katlediyorlar. Camiaları birbirine düşürüyorlar. Ali Şansalan da Antalyaspor maçında Kaan’ın burnuna atılan tekmeyi es geçip, Icardi’nin yüzde 500’lük penaltısını vermemişti.
Derbi maçları kendi sahanda da oynasan deplasmanda da oynasan çok zordur. Galatasaray dün gece maçı kolay kazanırım diye düşündü ama evdeki hesap çarşıya az kalsın uymuyordu. Evet, son vuruşlarda Osimhen çok etkili bir futbolcu, skoru her zaman değiştirebilir, fakat topla buluşamıyor. Aynı sözlerim Icardi için de geçerli. İşte dün gecenin prensi bunun için Sara oldu.
İlk golde Sanchez’in kafasına topu gönderdi, ikinci golde ise aynı şekilde Osimhen’e asist yaptı. Maç 2-1 bittiyse burada Sara’nın çok büyük ağırlığı var. Aynı şekilde Sanchez... Attığı golü bir kenara koyuyorum. Ama Beşiktaş ataklarında öyle pozisyonları kesti ki o da biraz sallansa maç çok farklı yerlere giderdi.
Oyunun büyük bir kısmında Sara ve Torreira’ya çok büyük yük bindi. Önde oynayan futbolcular, orta sahaya yardım etmeyince Sara ile Torreira’nın işi zorlaştı. Bu yüzden hem yoruldular hem de zaman zaman Beşiktaş ataklarında etkisiz kaldılar. Oyunun büyük kısmında 2. bölge,