Galatasaray’ı kandırıyorlar!

1 Kasım 2019

Elimizi vicdanımıza koymamız lazım. Transfer sezonunda Babel, Nzonzi, Seri, Andone, Lemina, Falcao ve Emre Mor gibi yıldızların Galatasaray’a geldikten sonraki yaratılan coşkuyu hiç kimse unutmasın.
Hepimiz ‘Bu takım Şampiyonlar Ligi kadrosu kurdu. Türkiye’de de hiçbir takım bu kadroyla başa çıkamaz’ demedik mi? Taraftarlar kulübün çıkardığı 44 bin kombineyi üç günde bitirmedi mi? Şimdi kendinizi Fatih Terim’in yerine koyun. Nzonzi, Seri ve Lemina çok büyük paralarla kendi kulüplerine transfer olmuşlar. Toplam değerleri 80 milyon euro civarında. Sen bu futbolcuları üç paraya kiralıyorsun. Peki, dünyadaki hangi teknik direktör olursa olsun onları kazanmak için 9 hafta şans vermez mi?
Aynı şekilde geçen seneki şampiyonlukta Belhanda’nın, Feghouli’nin büyük emeği geçmedi mi? Katkıları ne kadar fazlaydı. Buna itirazı olan var mı? Feghouli’nin, Başakşehir maçında röveşata ile attığı golü kimse unutmasın. O şampiyonluk golüydü. Belhanda ise takımın her şeyiydi. Peki Fatih Terim, bu futbolcuları kazanmak için 9 hafta şans vermemeli miydi?
Emre Mor... Sıfır kondisyonla geldi. Yeni yeni kendini buluyor. Şu anda iki 90 dakika üst üste maç oynasa eminim uzun süre sakatlık yaşar. Babel kötü futbolcu mu? Tabii ki değil. İstenen performansı gösterebiliyor mu? Hayır... Fatih Terim de bunları gördü, sabretti. Donk, Nagatomo, Mariano... Geçen seneki performanslarıyla alakaları yok. Geri dönebileceklerini de düşünmüyorum. Falcao ise başlı başına bir mesele... 30 bin taraftar bağrına bastı. Hoca oynatmak istiyor, sakatım diyor.
Evet, Terim’i eleştirebiliriz. Bütün yabancı futbolcular kariyerlerinin arkasına saklanıyorlar. Galatasaray için oynamıyorlar. ‘Bunun sorumlusu sensin’ diye düşünenler olabilir. Neden Linnes’i sezon başında kadroya almadı diye, Ömer Bayram’a, Jimmy Durmaz’a, Taylan Antalyalı’ya neden daha çok şans vermedi diye herkes eleştirebilir. Ama bu eleştirileri yapan insanlar ellerini vicdanlarına koymalı. Biz futbolcuların Florya’daki performanslarını ne kadar biliyoruz ya da futbolcuları Fatih Terim’den daha mı iyi tanıyoruz...
Unutmayalım Terim hayatında ilk defa 9 maçta 13 puan topladı, 14 puan kaybetti. Bu ilk defa oluyor. Tavlada bile yenilgiyi kabul etmeyen bir yapısı vardır Terim’in. Bunu herkes biliyor. Bir anda ‘katliam’ gibi eleştiriler yapmak, hocaya ve futbolculara saldırmak ‘Galatasaralıyım’ diyen hiçbir kimseye yakışmaz. Bugün Rize maçı oynanacak. Evet ben de çok heyecanlıyım. Eminim kadroda değişiklikler olacak. Ama hiç kimse on yabancı futbolcuyu kadro dışı bırakacak, yerliler sahaya çıkacak diye beklemesin. Hayal de görmesin. Futbolda böyle bir şey olamaz...

Fenerbahçe değişti

Yazının devamı...

Galatasaray toparlanamıyor

28 Ekim 2019

Şampiyonluk yarışı için konuşmuyorum. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim Galatasaraylı futbolcularda hırs, istek, tempo kalmamış. Fatih Terim radikal kararlar almazsa... Nedir bu radikal kararlar? Gerekirse genç takımdan futbolcuları alacak ya da Taylan, Ömer Bayram, Adem Büyük, Yunus gibi isimlere şans verip sözde yıldızım diye ilk 11’de sahaya çıkan bir çok futbolcuya yer vermeyecek. Vermemeli de.
Kalede iyi ki Muslera var. O çocuk bir sakatlansa inanın daha farklı mağlubiyetler serisi başlar. Beşiktaş’ın golünde gencecik Umut, Caner’in ortasına hamle yapıyor yanında da Marcao var. Ve ona rağmen Umut kafayla golünü atıyor. Marcao nasıl bir stoper? Hiç aklım ermiyor. Aynı şekilde Luyindama. İyi kestiği toplar var ama öyle paslar atıyor ki hep rakibe. Mariano’nun en ufak bir katkısı yok. Nagatomo, geçen seneki günlerini aratıyor, çok formsuz.
Hele orta sahada Lemina, Belhanda, Feghouli bu tempolarıyla, bu güçleriyle takımlarına nasıl fayda sağlarlar aklım ermiyor. İlk yarı Feghouli bir 15 dakika hareketlendi, hepsi o kadar. Babel gücünün yettiği kadar kendini yırtıyor. Bilhassa ilk yarılar çok etkili. İkinci yarılar o da yoruluyor. Takımına kopuk kopuk katkı sağlıyor. Andone hücumda hakikaten olağanüstü mücadele veriyor. Yanına partner olacak hiç kimse yanaşmayınca o da etkili olamıyor. Kesin bir şey var. Terim ne kadar ısrar ederse etsin, bu kadroyla daha iyi, daha mücadeleci bir futbol sergileyemeyecek. Görünen bu.
Düşünebiliyor musunuz? Türkiye’yi Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden bir takım neredeyse kaleye doğru dürüst bir şut çekmeden maçı bitiriyor. Kanatlardan gelen isabetli bir tek orta yok. Orta da gelse o toplara vuracak futbolcu yok. Hakikaten sıkıntı büyük.
Abdullah Avcı çok sıkıntılı günler yaşıyor. Beşiktaş’ın bir çok futbolcusu sakat, oynamıyor. Buna rağmen Galatasaray’dan daha çok mücadele edip maçı kazanmayı istiyorlar. Defanslarında Vida ve Roco neredeyse hiç hata yapmadan maçı bitirdiler. Orta sahada Elneny, Atiba ve Diaby sarı-kırmızılılara resmen üstünlük sağladılar. Hele genç Umut’a ne söyleyeyim. Çocuk ilk dakikadan 90. dakikaya kadar orta sahaya yardım etti, gol vuruşları yaptı ve golünü de attı. Hiç kimse kusura bakmasın Beşiktaş daha çok galip gelmek istedi. Abdullah Avcı dersini daha çok çalışmış ve başarılı oldu. Siyah-beyazlılar da kazanma hırsıyla galibiyeti hak etti.

Yazının devamı...

G.Saray’ın ilacı: Huzur!

25 Ekim 2019

Eğri oturup, doğru konuşmak lazım. Dışarıda kulüp için öyle dedikodular yapılıyor ki, böyle şeylere fırsat verilmemeli. Fatih Terim’in ismi altın harflerle kulübün tarihine yazılmıştır.
Kolay değil, herkesin önünde resim çektirdiği kupaların 21 tanesini Fatih Terim kulübe kazandırdı. Aynı şekilde Başkan Mustafa Cengiz, kulüp tarihinin en iyi başkanlarından biridir. Batma noktasındaki kulüp bugün nerelere geldi. Tabii bundan rahatsız olan birçok kesim var. Birçok zorluğa rağmen şu anki futbolcu kadrosu tarihin en iyi kadrolarından biri. Bu da bir gerçek. Şu kadarını söyleyeyim, kiralık da olsalar Seri, Nzonzi, Lemina... Bu üç futbolcunun market değeri 60 milyon euro. Nzonzi hariç Seri ve Lemina’da problemler var.
Falcao, dünyanın en iyi golcülerinden biri. Hangi teknik direktör Kolombiyalı golcüden faydalanmak istemez. Ama dışarıda dedikodu mekanizması öyle hızlı çalışıyor ki, güya Terim, Falcao’nun gelişine onay vermemiş, onun için oynatmıyormuş. Böyle bir şey olabilir mi? Ya da Fatih hoca böyle bir şey yapar mı? Şu anda Andone’a sözüm yok. Koşuyor, tüm gücünü sahaya koyuyor. Buna rağmen takım gol yollarında sorun yaşıyor. Benim tanıdığım Fatih Terim, Andone ile Falcao’yu yan yana oynatmanın hayalini kuruyordur. Ama tabii bu gözle hiç kimse bakmıyor.
Son Real Madrid maçında Fatih Terim atkıları toplandı diye sosyal medya canavarları çığırtkanlık yaptı. İnsanların da bir kısmı buna inandı. Böyle bir şey olabilir mi? Galatasaray taraftarlarının üçte biri yüksek fiyatlarla kombinelerini yabancılara devretmişler. Emniyet güçleri de Galatasaray tribünlerine başka ülkelerin bayraklarıyla, Real formalarıyla, atkılarıyla girmenin sorun olacağını düşünerek bunları toplattı. Kötü niyetli insanlar bunu başka yere çekerek Fatih Terim’in atkılarını toplattırıyorlar diye toplumu yanıltmaya uğraştılar.

Yedi kere devir
Yönetici Mahmut Recevik ile konuştum ve ‘Böyle bir şey olabilir mi’ cevabını aldım. Ve devam etti: “Kombine sahipleri bir sezonda 7 kere haklarını devredebiliyorlar. Bu Fenerbahçe’de de Beşiktaş’ta da böyle. Bu yüzden stadın üçte birini yabancılar doldurdu. Burada kombine sahiplerini yargılamak lazım. Böyle bir maçta kaç para olursa olsun, nasıl kombineni devredersin. Neden gelip takımını desteklemiyorsun.”

Yazının devamı...

Güç farkı

23 Ekim 2019

Çok umutluydum... Real Madrid’i 50 bin taraftarın önünde Galatasaray’ın yenebileceğini düşündüm... Bilhassa ilk yarı galip gelebilecek fırsatları da yakaladılar. Andone’nin iki, Babel’in bir, Belhanda’nın bir yüzde yüz diyebileceğimiz gol pozisyonlarında son vuruşları yapamadılar... Gol atmak ayrı bir iş... Hele gol vuruşu yapmak tamamen farklı...
Andone’ye sözüm yok. Çocuk gerçekten her şeyini sahaya koyuyor. Takımının en tempolu futbolcusu... Ama ‘son vuruşlarda şanssızdı’ diyebiliriz. Fakat Belhanda ile Babel’i gerçekten ayıpladım. Hele Belhanda sanki kaleciye geri pas verdi. Şaka gibi bir şey... Hadi kaçan gollerden vazgeçtim, bir üst düzeydeki takım bu kadar pas hatası yapar mı? Kroos’un attığı gole bakıyorsun, golün başlangıcı Seri. Yanlış bir pas verdi, o da gol oldu. Ama bunun yanında Seri o kadar pas hataları yaptı ki, her kaptırdığı top Real Madrid atağı oldu. Aynı şekilde Mariano... Bir tane doğru-düzgün pas veremez miydi? Hep rakibe veriyor, rakip de gol pozisyonuna giriyor... Marcao, topu alıyor 20 metre sürüyor, rakibe çalım yaparken topu kaptırıyor, yine Galatasaray kalesinde gol tehlikesi yaşıyor. Tamam Galatasaray’ın kaçırdığı gol pozisyonları var ama daha fazlasını Real Madrid kaçırdı, bir topları da direkten döndü.
Bu yapılan yeni transferler Babel, Seri, kusura bakmasınlar özel bir topçu değiller. İki tane iyi futbolcu var... Biri Falcao, biri Lemina, onlar da tribündeler... Hele Falcao’ya aklım ermiyor, nesi var, nerede sakatlandı? Yahutta bilmediğimiz ne sorunu var? 22 gündür antrenmana çıkmıyormuş, bu maçlarda oynamayacak hangi maçta oynayacak? Bu takımın Falcao’ya ihtiyacı var.
Galatasaray takımında bir tane gol vuruşu yapacak futbolcu yok. Dün gece girilen dört gol pozisyonu Falcao’nun ayağına gelmiş olsa inanın hepsi gol olur. Ama anlayamıyorum bu takım taraftarın hedeflerine nasıl karşılık verecek, nasıl onları memnun edecek? Bir kere tempo sorunu var. Andone, Emre Mor, Ömer Bayram, Nzonzi, bunların temposunda başka futbolcu yok. Ne olacak bilmiyorum? Bu gruptan Paris Saint Germain lider çıkacak, bu kesin... Real Madrid’in ölüsü-dirisi ikinci çıkar... Brugge ile Galatasaray üçüncülük mücadelesi yapacak. Şansı var mı Galatasaray’ın, var. Fakat biraz kıpırdanmaları lazım... Bilhassa orta sahada rakibe üstünlük sağlaması şart...
Sonuçta dün gece Galatasaray galip gelebilirdi. Maçı berabere de bitirebilirdi. Çok farklı yenilebilirdi de. Ama bu kadar çok pas hatasıyla oynarsa sadece Şampiyonlar Ligi’nde değil Süper Lig’de de çok zor maç kazanır.

 

Yazının devamı...

Galatasaray kıpırdadı

19 Ekim 2019

Kolay değil futbol takımı sıkıntılı günler geçiriyordu. Yapılan transferlerin çoğu takıma uyum sağlayamamıştı. En büyük sorunu da gol yollarında yaşıyordu. Üstelik Sivasspor Süper Lig’in ikincisi. Rıza Çalımbay çok güzel futbol oynatıyor. Takımın uyumu, hırsı en üst seviyede. Böyle bir takım karşısında galip gelip üç puan almak tabii ki zor maçlar öncesi büyük moral oldu.
En azından Andone’nin takipçiliği, mücadelesi, iki gol atması, sahanın her yerine basması, rakip ataklarda korner direğine kadar gelip top çıkarması, dün gecenin artısıydı. Andone gibi Ömer Bayram, Galatasaray’ın orta sahasına tempo ve hırs getirdi. Çok iyi niyetli bir çocuk. Böyle yüreğini sahaya koyan futbolcuların takımda daha çok şans bulması lazım. Emre Mor’un da bir sürü eksiği olmasına rağmen rakibe baskı yapıyor, top ayağına geçtiği zaman çok çabuk rakip kaleye gidiyor ve gol yollarında epey etkili oluyor. İlerleyen haftalarda takımına çok büyük katkı sağlayacak.
Bunun yanında sorunlar yine devam ediyor. Emre Taşdemir sol bek oynadı. Galatasaray’a herhalde uyum sağlayamadı. Çok hata yapıyor. Takımına bir de gol yedirdi. Şu an tekniği ve kalitesiyle ilk 11’de oynaması zor. Dün gece şansını kötü kullandı. Defans olarak bilhassa ilk 20 dakika ve oyunun son bölümlerinde resmen maçı seyrettiler. Sivas 10 kişiyle beraberliği de yakalayabilirdi. Salı akşamı Real Madrid karşısında ne yaparlar bilmiyorum ama güven vermiyorlar. Luyindama da, Marcao da.
Takım 3-1 galip durumdayken bile futbolcular tedirgin, ‘Bir hata yaparsak, bu maçta da puan kaybederiz’ diye düşünüyorlar herhalde. Orta sahayı Ömer Bayram tek başına ayakta tutmaya çalıştı. Tabii ki Fatih Terim buradaki sorunu mutlaka çözecek. Belhanda Real Madrid’e karşı oynasa ne olur, oynamasa ne olur? Arkadaşlarına en ufak bir katkısı yok.
Kısmen de olsa geçtiğimiz haftalara nazaran daha hırslı ve tempoluydu takım. Ama bu yeter mi, yetmez. Hele Şampiyonlar Ligi’nde hiç yetmez. Her iki takım da ne olursa olsun taraftarlarına mücadeleci ve bol gollü bir maç seyrettirdiler. Sivasspor Anadolu takımı. Ekonomik bir bütçeyle kurulmuş. Ama ortaya koydukları mücadeleye saygı duymak lazım. Kesinlikle şu an puan cetvelindeki durumu tesadüf değil. Teknik direktör Çalımbay takımıyla bütünleşmiş. Onun için de Sivasspor çok iyi futbol oynuyor. İstanbul’a da kazanmak için gelmişler. Ama Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi için bu futbol yetmez.

Yazının devamı...

Galatasaray ihaneti affetmez!

18 Ekim 2019

Şu yaşananlara bakın... Divan kurulu başkanı mikrofondan, kongre üyelerinin büyük bir çoğunlukla seçtiği, kulübü batma noktasından alıp, mali konularda iyi bir yere getiren, geçen yıl şampiyon olup, sezonu üç kupayla kapatan Galatasaray Başkanı’na ağıza alınmayacak hakaretler ediyor. Evet eleştiri yapabilir, yol gösterebilir ama eleştirilerin bir sınırı var. Divan başkanı, kulüp başkanına hakaret edemez. Rencide edici suçlama yapamaz. Yaparsa da çizik yer. Kongre üyelerinin büyük bir çoğunluğu ve 30 milyon fedakâr Galatasaray taraftarı ‘Bu nasıl divan başkanı. Kulübüne zarar vermek için elinden geleni yapıyor’ diye düşünür.
Divan kurulunda akrabalarım var. Çok iyi arkadaşlarım ve abilerim var. Hiçbiri Eşref Hamamcıoğlu’nun tavır ve davranışlarının doğru olduğunu düşünmüyor. Benim anlayamadığım Hamamcıoğlu, başkana, Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak’a neden takmış durumda? Her fırsatta aşağılamaya, küçük düşürmeye çalışıyor. Ben bunun sebebini biliyorum. Kendisi de doğruları taraftara anlatmalı. Kesinlikle olay Galatasaray’ın menfaatleri değil!
Ünal Aysal’ı tuzağa düşürüp ‘Bu Fatih Terim’den kurtul’ diyerek kandıranlar, ‘Terim gitmezse kendimi yakarım’ ifadeleriyle Aysal’ı tehdit edenler, şimdi divan kurulunda avaz avaz ‘Başkan Mustafa Cengiz gitsin’ diye bağırıyorlar. Siz kimsiniz yaa! Galatasaray o kadar büyüdü ki, artık sizin kafanızdaki gibi küçük değil. Hiçbir yere sığmıyor. Maalesef sizler bunun farkında değilsiniz. Ama yakında göreceksiniz. Hedef belli: Önce Başkan Mustafa Cengiz’i yemek, daha sonra sıra Fatih Terim’de...
Madem divan kurulunda adalet dağıtmak istiyorsunuz, o zaman Ada’yı yıktıranları, kulübü icraya verenleri, store’ları yağmalayanları, bulunamayan, çalınan tırların sorumlularını, Galatasaray’a zarar veren bu insanları hırpalayın bakalım. Bunlar hakkında konuşun. Bunlarla birlikte hareket etmeyin.
Her neyse, bu konuda daha çok şey konuşup yazacağız. Bu haftalık da bu kadar.

Şenol Güneş’in A Milli Takımı
Ben Türk hoca hayranı bir insanım. Şenol Güneş’i de uzun yıllardır tanırım. Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi üç teknik direktörden biridir. Bu Milli Takımı her kim ne konuşursa konuşsun 80 milyon Türk halkıyla bütünleştiren, hepimize tekrar ay-yıldızlı heyecanı kazandıran, Dünya Şampiyonu Fransa’yı Konya’da yenip, Paris’te berabere kalan, grup lideri olarak yoluna devam eden Şenol hocanın takımıdır. Ayırt etmeden bütün futbolculara ve Güneş’e bize yaşattıkları duygular için ne kadar teşekkür etsek azdır.

Yazının devamı...

Bu kavga Galatasaray’ı bitirir

11 Ekim 2019

İnanın aklım almıyor. Galatasaray’da yaşananlara bakın. Bir anda karmakarışık oldu. Herkes gücü yettiği kadar yükleniyor kulübe. Ama esnese de bu büyük camiaya hiçbir şey olmaz. Fatih Terim’den ne istiyorlar bilmiyorum. Galatasaray’a 21 kupa kazandırmış. Son iki yılın şampiyon takımının teknik direktörü.
Efendim, şu anda takım iyi değilmiş. Olabilir. Liderle arasında sadece 4 puan fark var. Geçen sezon hatırlıyorum bitime 6 hafta kala herkes Başakşehir’i şampiyon ilan ediyordu. Sarı-kırmızılılar 9 puan geriden gelip kupayı kaldırdı. Samimi olarak söylüyorum ben insanların iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum. Herkesin ağzından çıkan kelimelere dikkat etmesi lazım.
En önemlisi de Fatih Terim bütün sinerjisini saha içine vermeli. Bu sahanın dışına çıktığı zaman herkes etkileniyor. Buna hiç gerek yok. Sorunlardan hocanın kendisi de zarar görüyor, bir sürü dedikodular ortada dolaşıyor. Kimi doğru kimi yanlış. Yaşananlar da Terim’i çileden çıkarıyor. Burada her şeyden önemlisi futbol takımı. Bakın ortada kötü bir tablo yokken divan kurulu bile bunu fırsat bilip çok ağır ithamlarda bulunuyor.
Her zaman söylediğim gibi yine söyleyeceğim... Divan kurulu babadır. Kulübün senatosudur. Yapıcıdır, birleştiricidir... Bilhassa Fenerbahçe’de bu böyle. Galatasaray’da ise sadece ve sadece eleştiri yapıyorlar. Hiçbir konuda yönetime ya da takıma yardımcı olmuyorlar. Düşünebiliyor musunuz, kendi takımları iki sezondur şampiyon. Buna rağmen Trabzonspor’u mikrofonlarda yere göğe koyamayıp övgüler yağdıranlar var. Hem ayıp, hem de yazık...
Her zaman olduğu gibi Mustafa Cengiz’i de istifaya çağrıyorlar. Peki Cengiz istifa ederse ardından ürettikleri bir projeleri var mı ya da bugüne kadar Galatasaray için ellerini taşın altına sokan bir kişi var mı? Artık bu tür polemiklerden, tehditlerden sıkıldık. Sevabıyla, hatasıyla başkan kulübü gayet güzel götürüyor. Ufak tefek problemler olsa da halledilmeyecek sorunlar değil. Başkan Cengiz istifa ederse, Fatih Terim görevini bırakırsa, taraftar inanın bu insanlara kulübü bırakmaz. Birlik beraberlik sağlanmazsa başarının gelmesi mümkün değil. Bunun için de en büyük çabayı başkan Cengiz göstermeli. Dursun Özbek evet kulübe en çok zarar veren isim. Ama ne olursa olsun alacağı varsa hiç kimseye şov yaptırmadan bu problemi taksitlere bağlayıp çözebilirler. Kulüple, takımla ilgili yanlış bir haber çıktığı zaman Türkiye’nin en büyük internet sitesi Galatasaray’da. Buradan tekzip verilip o haberin doğru olmadığı deklare edilebilir. Bu böyle yapılırsa bazı problemler aşılabilir. Hiç olmazsa kulüp yıpranmaz.

TRT SPOR2 harika kanal
Amatör sporlarımızda bilhassa yıldızlar ve gençler kategorisinde büyük bir patlama var. Fakat bu evlatlarımızın bugüne kadar başarılarını hiçbir televizyon kanalında göremiyorduk. Hatta isimlerini bile bilmiyoruz.

Yazının devamı...

Galatasaray’da sıkıntı büyük

6 Ekim 2019

Ne olursa olsun, Türkiye’nin en kaliteli kadrosu Galatasaray’da... Futbolcuların çoğu büyük yıldızlar... Böyle kaliteli futbolcular sahaya çıkıyorsa maça da ağırlıklarını koymaları gerekir...
Artık bütün dünya futbolunda kesin bir şey var; Çok iyi mücadele etmezsen rakibine üstünlük sağlayamazsın... Dün gece bakıyorum maça galip gelmek isteyen, daha çok mücadele etmek isteyen, gol pozisyonuna giren takım Gençlerbirliği... Hiç kusura bakmasınlar Galatasaray çok büyük bir kulüp... Her birinin transferi için çok büyük fedakârlıklar yapıldı. Bu futbolu bizim yerli futbolcular da oynar, herkes oynar...
Belhanda diyoruz, takımın güya beyni... Ne bir pas verebiliyor, ne de bir şut çekebiliyor. Ayağına aldığı 10 topun 9’unu kaybediyor. Bir tek kazandığı ikili mücadele yok. Babel geçen sene Onyekuru’nun oynadığı mevkide oynuyor, Allah aşkına ne yapıyor? Tamam bir kere gol pozisyonuna girmiş olabilir... Bu yeter mi? İşin en kötüsü Nagatomo’ya hiç yardım etmiyor. Adamı adeta canından bezdirdi. Feghouli tamam geçen sezon çok iyi maçları oldu ama Süper Ligde 7. hafta oynanıyor.. Neredesin kardeşim? Bir tek Nzonzi ayakta kalıyor. İkili mücadeleleri kazanıyor, defansına yardım ediyor, hücuma çıkıyor... Ama Nzonzi’den başka neredeyse takımda ayakta kalan bir tek futbolcu yok...
Selçuk 70 dakika sahada kaldı. Ne yaptı? Ayağına aldığı her topu kaybetti. Rakibini geçmeye kalkıyor, topu kaptırıyor ve rakibin atağının başlangıcı oluyor... Bilmiyorum Ömer Bayram’ın, Taylan Antalyalı’nın durumu nedir? Ama Selçuk oynuyorsa bana göre o futbolcuların hakkı yeniyor.
Romen santrfor Andone evet çok koşuyor, ikili mücadelelere giriyor. Ama bir tek kaleye şutunu görmedik. O’nun vazifesi gol atmak... Hoş fazla da eleştirmemek gerekli. Çünkü Galatasaray’da santrforlara bunun içine Falcao’da dahil top atılmıyor, gollük paslar verilmiyor...
Hakikaten sıkıntı büyük. Fatih Terim eminim radikal kararlar alacak. O’da tahammül edemeyecek takımın böyle düşük tempo ile top oynamasını... İçine sindiremeyecek. En çok üzüldüğüm de ne biliyor musununuz? Taraftar o kadar büyük fedakârlık yapıyor, takımını destekliyor ki, keşke futbolcular böyle fedakâr taraftarlara layık olabilse...
Son sözüm de Gençlerbirliği’nin hocası Mustafa Kaplan’a... Mangal gibi yüreği var... Galatasaray’dan hiç korkmadı. İlk dakikadan 90. dakikaya kadar hep maçı kazanmak istedi. Ayite, Sessegnon, Candeias son vuruşlarda daha dikkatli olsalardı Galatasaray’ı yenip üç puanı alabilirlerdi.

Yazının devamı...