Avusturya’nın şifresi: Mauthasen-Gusen

Almanya’nın İsrail’e verdiği desteğin ardında Hitler döneminde yaşanan Yahudi soykırımının etkisi var.

Peki, kamu binalarına İsrail bayrağı çekecek kadar kendinden geçen Avusturya’ya ne oluyor derseniz, anlatayım.

Mauthasen-Gusen, Avusturya’nın Linz şehrine 20 kilometre mesafedeki toplama kamplarından biridir.

Yahudiler çoğunlukta olmak üzere 27 değişik ulustan esirlerin bulunduğu bu toplama kampında en az 100 bin insan katledildi.

Sonuçta Hitler rejimine bağlı bu kamp Avusturya’yı bağlamaz diye düşünebilirsiniz ama öyle değil.

Avusturya, 2. Dünya Savaşı’nın ardından aşırı sağın sandıktan ikinci sırada çıktığı ilk Avrupa ülkesi oldu.

Yahudi karşıtı söylemleri nedeniyle hükümete girmesi AB tarafından engellenen aşırı sağcı lider Jorg Haider’in babası Robert Haider de bilinen Nazilerden biriydi.

Avusturya’da demokrasinin gelişmesine büyük katkı sağlayan, sosyal demokrat Başbakan Bruno Kreisky anılarında Avusturya nüfusunun çok büyük bir kesiminin Nazilerce oluşturulan sistemin içerisinde yer aldığını ve “geçmişi temiz” insan sayısının az olduğundan söz eder.

Avusturya için geçmiş geçmişte kalmadı aslında.

2019 yılında Aula isimli aşırı sağcı bir dergi Mauthasen toplama kampından sağ kurtulanları hedef alan yayınlar yaptı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu Yahudi düşmanı yayınlara engel olmadığı için Avusturya’yı tazminat ödemeye mahkûm etti.

Kimilerine göre 2. Dünya Savaşı sonrasında mağdur ülkelerden biri sayılmaması gereken Avusturya’da, İsrail bayrağı, belki de dayanışmadan çok arkasına saklanmak için göndere çekilmiştir.

Avusturya’nın şifresi: Mauthasen-Gusen

Bize rağmen büyük başarı

Kapanma sürecine günlük 5 bin vaka sayısı hedefiyle girdik, 11 bin vaka ortalamasıyla bitiriyoruz süreci.

Hedef tutmadı ama bu sayı bile bize rağmen büyük bir başarı.

Diyarbakır’da daha önce 4 kez koronavirüs tedbirlerini ihlal eden bir kahvene 5. baskında da ağzına kadar doluydu.

Bayramda çekirdek aile dışında kimseyle buluşmayın dendi ya, Ankara, Haymana’da piknikten dönen ailelerin bindiği traktörün römorku devrildi, 3’ü çocuk 4 kişi öldü, 18 kişi yaralandı.

Arnavutköy’de bir iş yerine baskın düzenlendi, polis içeride çalışan değil, kumar oynayan 40 kişi buldu.

Sadece sokağa çıkmak değil, denize çıkmak da yasaktı.

Cuma günü Datça kıyılarında içinde 6 kişi olan bir yat battı, kurtulanların kimlikleri açıklanmadığı için turist olup olmadıkları belli değil ama turist olsalardı haberlerde vurgulanırdı.

Sokağa çıkma yasağı sürecinde bilgisayarda birlikte Counter Strike oynamak için 10 kişinin internet kafede toplanabildiği, şehirlerde Süper Lig’e yükselme kutlamalarının yapıldığı bir ülkede 11 bin günlük ortalama bile büyük başarı.

Altın mı, kırmızı mercimek mi?

Küresel salgın gölgesinde olsa da düğün sezonu geliyor ya, altın fiyatları daha da yükselecek.

Bu bilinen ve beklenen fiyat artışı.

Bir de farkında olmadığımız, mercimek, buğday, arpa gibi ürünlerde yaşanacak fiyat artışları olacak.

Bunun sebebi, Güneydoğu’da yaşanan büyük kuraklık.

Bölgede yağışlar yüzde 40 azaldı, bir milyon tonun üzerinde olan buğday üretimi tahminen 300 bin ton olacak.

Nasıl olur demeyin, buğday üretimimizin sadece yüzde 22’si sulu tarımla yapılıyor, yüzde 78’lik üretimin kaderi yağışlara ve hava şartlarına bağlı.

Gelelim kırmızı mercimeğe; Türkiye’nin kırmızı mercimek üretiminin yüzde 30’una yakını Diyarbakır’da yapılıyor.

Kuraklık sadece buğdayı değil kırmızı mercimeği de fena vurdu.

Bu yüzden kırmızı mercimekteki fiyat artışı altındaki fiyat artışını geçerse şaşırmamak lazım.

Buğday için de kötü bir haber var. Son yıllarda yaptığı ithalatla dünyada mısır fiyatlarını yükselten Çin, şimdi hayvan yemi için buğday ithalatını artırma kararı aldı.

Arz sıkıntısı olmaz ama buğday fiyatları da ummadık bir yere gidebilir.

Avusturya’nın şifresi: Mauthasen-Gusen

Fatih Terim ve Netflix pazarlama

Netflix, dünya genelinde spor adamlarıyla yaptığı belgesel serisine Türkiye’den Fatih Terim ile başlama kararı almış.

Babasıyla sokak arabasında Antep fıstığı satan genç bir delikanlının, futbolcu olarak 3-5 sene içerisinde önüne kabuğundan ayıklanmış Antep fıstığı konması elbette ilgi çeker.

Teknik direktör olarak göreve başladığı zaman kimilerinin “Temsil kabiliyeti düşük” diye burun kıvırdığı bir adam, bugün “Başkan ol” çağrıları alıyorsa, aynı adam kendini sadece futbol değil, yaşamının her alanında geliştirdiyse, bu süreç elbette anlatılmalıdır.

Yani Netflix’in Fatih Terim belgeseli yapmasının garipsenecek bir yanı yok.

Garip olan, şampiyonun büyük ihtimalle averajla belirleneceği günden bir gün önce, gerilimin zirvede olduğu saatlerde, teşvik primi iddialarının yargıya taşındığı bir dönemde, bu belgeselin duyurusunu yapmak.

Pazarlama iletişimi durduk yere okutulan bir ders değil aslında.

Netflix, belgeselimiz çok konuşuldu diye seviniyor olabilir ama sosyal medyada dolaşan abonelik iptali çağrılarının, Fatih Terim’den değil kendi stratejilerinden kaynaklandığını fark ederlerse, bu sevinçleri uzun sürmez.

 

 

DİĞER YENİ YAZILAR