Burak Yılmaz, Mesut Özil, Türkiye’ye fayda...

Türkiye’de yaşadığımız mutlaka taraf olma dayatmasının son iki seçeneği Mesut Özil ile Burak Yılmaz oldu.

Durduk yere başlamadı bu tartışma. Burak Yılmaz, “Ben A Milli Takım’da forma giymiş futbolcularla ilgili yorum yapmak isterim” dedi, ardından kıyamet koptu.

Tartışmada Fenerbahçeliler Mesut Özil’den, Fenerbahçe’den hoşlanmayanlar da Burak Yılmaz’dan yana oldu.

Kimse gerçeklerle ilgilenmedi, kimse karşısındakinin ne dediğini dinlemedi.

Herkes kendi kampından alkış ve beğeni almak adına en sert ve can acıtıcı cümleleri kurmaya çalıştı.

Siyaseti, tarihi, dış politikayı ve ekonomiyi de böyle tartışıyoruz. Aslında tartışma değil, karşılıklı kin kusma yaptığımız şey.

Burak Yılmaz en kolay şeyi yapıp, ay-yıldızın arkasına saklanıyor.

Sahadaki başarısını gölgeleyen saha dışı tavırlarından, otobüs şoförüne saldırmaktan Milli Takım’da prim kavgası çıkarmaya, ayrıldığı eşinin şiddet uyguladığı iddialarından kaçmanın en kolay yolu bu.

Mesut Özil, Türk Milli Takımı’nı seçmedi ama çok daha zor bir işi başardı.

Dünya şampiyonu takımdaki rolüyle Almanya’da sokağın Türklere bakış açısını değiştirdi biraz mesela.

Daha önemlisi, Almanya’ya yüzleşmekten kaçındığı ırkçı yanını hatırlattı Mesut Özil.

Dönemin Almanya Futbol Federasyonu Başkanı’nı hedef alarak, “Grindel gibiler için kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde göçmenim. Takım arkadaşlarım Podolski ve Klose’nin Alman-Leh olarak nitelendiğini duymadım. Öyleyse neden Alman-Türk olarak tanımlanıyorum? Türk olduğum için mi, Müslüman olduğum için mi?”

İspanya Ligi’ne transfer olduğu gün, “Real Madrid’de forma giyecek ilk Türk olduğum için mutluyum” dedi.

Alman Milli Takımı’ndan aldığı primlerle Gazze’deki çocuklara bağış yaptı, Brezilya’da 23 çocuğu ameliyat ettirdi.

Çin’in Uygur Türklerine yaptıklarına sessiz kalmadı, Çin televizyonu Arsenal maçlarının yayınını durdurdu bu yüzden.

Aynı dönemde, koronavirüs günlerinde Çin’deki yemeklere dair söylediklerinden dolayı özür dilemişti Burak Yılmaz.

Burak Yılmaz, Milli Takım forması giydi. Milli Takım forması giymek bir onurdur elbette ama o forma, insana sorumluluk da yükler, rol model gibi davranmayı gerektirir. Mesut Özil, milli takım forması giymedi ama kamu diplomasisi adına Türkiye’ye fayda sağlayan bir isim oldu.

Fenerbahçe taraftarıyım, Mesut’un kariyeri ve duruşunu çok seviyorum ama Burak Yılmaz’a rağmen Burak Yılmaz’ın milli formayla attığı gollerden vazgeçmeye de niyetim yok...

Bize dayatılan seçeneklerden birini işaretlemeye mecbur değiliz aslında...

Burak Yılmaz, Mesut Özil, Türkiye’ye fayda...

Mağdur etmeyin o herifi

Antalya’da yaşanan ve genç bir kadının yatalak hale geldiği, zanlının elini kolunu sallayarak dolaştığı tecavüz vakası için, “Taşları bağlayıp, itleri salmışlar” atasözü gerçek oldu diye yazmıştım.

Yazının çıktığı günün akşamı 36 yaşındaki zanlı iş yerinin önünde birileri tarafından dövülmüş.

Sosyal medya “Eden, bulur” diye sevinçle karşıladı bu dayak olayını ama olmaz, asla olmamalı.

Türkiye’de cezaları vermek mahkemelerin işidir, çıkan kararı beğenmeyip de, kafamıza göre adalet sağlamaya çalışırsak, ülke olmaktan çıkar, kabile haline geliriz.

Bu zanlının dayak, tehditle mağdur hale gelmesine izin vermemek lazım, bu yönde atılacak her adım Çiğdem’e zarar verir.

Sadece sanığa yaptıklarından dolayı değil, mağdurun avukatını da tehdit eden bu adamın dosyasına yargı tekrar bakmalı, belki de can güvenliğini sağlamak adına da “denetimli serbestlik” kararını gözden geçirmeli.

Aşı konusunda uzatma dakikaları

Fahrettin Koca, bir kaleciye benziyor, pandemi sürecini iyi yönetti ama aşı işi 89. dakikada hatalı yenen gol gibi diye yazmıştım. Son dakikada hatalı gol yiyen kalecinin maç boyu neler kurtardığına kimse bakmaz çünkü. Neyse ki 90 artı dakikalarda aşı konusunda iyi haberler gelmeye başladı.

Çin’den bugün varmış ya da varması beklenen 10 milyon doz, Rusya ile Sputnik 5 için ortak üretim maçı geri çevirebilir.

Merak ettiğim şey, Rusya, Sputnik 5’i Oxford Üniversitesi’nin aşısıyla birleştirdi, Türkiye’de üretilecek aşı Sputnik 5’in karışımsız hali mi, Oxford aşısıyla karıştırılan hali mi?

Ben sansürlenmemişim ama onlar da ses çıkaramadı

Twitter’ın tarihin en büyük karbon emisyonu skandalına neden olan Volkswagen ile ilgili çevreci tanımlaması yapılan mesajlarımı ana sayfamda göstermediğini yazmıştım.

Olay doğru ama bir uzman, Twitter’ın kullandığı algoritma gereği, mesajın başında BBC Earth’ün adını etiketlediğim için söz ettiğim için tweet’lerimin ana akıştan otomatikman alındığını söyledi.

Garip olan şu, yönettiğim suçlamaya ne Volkswagen’den ne de parayla çekim yapıp yayınladıklarını söylediğim belgesel kanallarından tek satır cevap gelmedi. Para verip, fabrikaları çok çevreci diye belgeseller yayınlatmak karbon emisyonu sahtekârlığını unutturmayacak.