Dikkat stüdyo paşaları devrede…

Yunanistan’ın en kötü senaryosu, Türkiye’nin Meis Adası’nı alması.


Dikkat stüdyo paşaları devrede…

“Böyle bir gelişme olursa, Türkiye’yi oradan 30-35 yıldan önce çıkaramayız, bu da Doğu Akdeniz politikamızın çöpe gitmesi anlamına gelir.” diyorlar.

Türkiye’yi, bir kez daha, duyguyla değil akılla sevmek zorundayız ama stüdyo paşaları da buna izin vermiyor.

Geçenlerde birisi “Savaş çıkarsa, 12 Ada’yı alırız, Güney Kıbrıs’ı da...” dedi ekranda.

Türkiye’nin askeri gücü böyle bir imkân sağlıyor sağlamasına da ama savaş siyasi bir hedefe ulaşmak için yapılır.

Tüm Ege adaları hatta kayacıklarını ve Kıbrıs’ın tamamını almak hangi siyasi hedefe ulaştıracak bizi?

Ankara, ilk günden beri, ısrarla, Doğu Akdeniz’de kapana kıstırılmayı kabul etmeyeceğini söylüyor yani topraklarımızı genişletmek gibi bir siyasi hedefimiz yok.

Yunanistan medyasında, “Fransa, Libya meselesinde Türkiye’nin dikkatini dağıtmak için bizi mi kullanıyor? diye sorular sorulduğu bir dönemde, kimi eski asker, kimi değil, stüdyo paşalarının gazına gelmemek lazım.

Rakamlara bakıp korkmak…

Tüm eğitim bilimciler der ki, bir çocuğun gelişiminde en önemli dönem 3-6 yaş arasıdır.

Türkiye’de 3-5 yaş arası okullaşma oranı yüzde 43,5

Türkiye’de okul öncesinden lise sona kadar toplam 18 milyon 241 bin öğrenci var.

Bu öğrencilerin, yüzde 8,8’i, yani 1 milyon 468 bini özel eğitim kurumlarında eğitim görüyor.

Devlet okullarında okuyan öğrenciler, online eğitim alıyor olsa, internetimiz yavaşlaması gerekir.

İnternet yavaşlamadığına göre, şu an, öğrencinin soru soramadığı bir öğrenme biçiminde ilerliyoruz.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, televizyonun okulun yerini tutamayacağını pandeminin ilk günlerinde söylemişti zaten.

Bu tespit doğru da o zaman Açık Ortaokul ve Açık Lise’de niye 2 milyona yakın öğrencimiz var?

Salak muamelesi yapmayın bize…

Konya Selçuk Üniversitesi’nde iki akademisyen arasında yasak bir ilişki başlamış Mart 2016’da.

Sonra ilişkinin rengi değişmiş, iddialara göre, şantaj ve zorlamayla cinsel sömürü düzenine dönmüş iş.

Her neyse Mart 2020’de, konu yargıya taşınmış, soruşturma başlatılmış.

Pazar günü iki akademisyenin başka bölümlere atandığının haberi vardı.

7 Eylül 2020, pazartesi günü, üniversite açıklama yaptı, “İvedilikle bir soruşturma açtık, iki akademisyen görevden uzaklaştırıldı” diye.

Ya ivedi ne demek bilmiyorlar ya da bizi salak zannediyorlar...

Özneyi bırak fiile bak…

Kendini tarikat lideri olarak tanıtan bir adamın 12 yaşındaki bir kıza cinsel saldırısı dosyasıyla,

Ve turistlik bir yerin ilçe belediye başkanının, iş isteyen bir kadına tecavüz ettiği iddiası konuşuluyor.

Bu meselede de öznelere bakıp, siyasi pozisyon üzerinden yorum yapılmaya başlandı.

Cinsel saldırıda bulunmak ve tecavüz etmek filleriyle biten cümlelerde öznenin ne önemi var?

Hayata hep siyasi pozisyon üzerinden bakma alışkanlığımız bari bu aşağılık suçlarda dursun...