Döneri bırak, kahveye bak...

1.5 porsiyon döner 369 liradan satılıyormuş Bodrum’daki lüks bir mekânda.

Bodrum’daki lahmacun fiyatına çok itiraz etmiştim ama döner konusunda hemen yalın kılıç dalmak doğru değil konuya.

Arada ne fark var diyecekseniz söyleyeyim:

Lahmacunda kıyma-domates-maydanoz, soğan, vs, kullandığınız harç toplam 120 ile 150 gram arasında değişir, deyin ki 200 gram.

Ama dönerde durum farklı.

Döner, dana ve koyun etinin karışımına küçük bir miktar kuyruk yağı eklenmesiyle yapılır.

Hem sarması hem de kesmesinde “usta” farkı oldukça önemlidir.

Odun ateşinde pişen dönerle, normal pişen döner arasında da ciddi bir lezzet farkı ortaya çıkar.

Bu yazdıklarım işin birinci kısmı.

İkinci kısmı anlamak için dönüp İstanbul’daki döner fiyatlarına bakmak lazım.

150 gram döner 80 ile 90 lira arasındaki fiyatlara satılıyor İstanbul’un bildik mekânlarında.

Lüks caddelerden arka sokaklara saptığınızda da fiyatlar biraz düşüyor ama gelir seviyesi en düşük mahallerin büfelerinde bile 150 gram et döner dediğiniz an fiyat 30 liranın altında değil.

O yüzden de gelir seviyesi aşağıya indikçe tavuk döner satanların sayısı et döner satan mekânları geçiyor.

Bodrum’daki döner fiyatını, iyi usta, iyi et, farklı pişirme şekli, ambiyans ile açıklamak mümkün.

Benim anlamakta zorlandığım fiyat, bir fincanın kahvenin 54 lira olması.

Parası olan istediği ürüne istediği bedeli öder, yeter ki ödedikleri vergi bir haftalık tatilde dönere ödediklerinden daha çok olsun...

Döneri bırak, kahveye bak...

Taksiciler ve siyasi güç olmak...

Taksicilerin siyasi güç olması meselesi son bir haftada çok konuşuldu, daha da konuşulacak gibi.

Bu konuda en büyük kafa karışıklığı taksi şoförlerinde var.

“Madem biz siyasi bir gücüz, neden aynı yerde bekleyen 3 araba varsa, polis önce bize ceza yazıyor?” diye soruyorlar.

Bir başka taksici sorusu da şu:

“İstanbul’da neredeyse taksilerin 5 katı sayıda servis aracı var. Onların tüm gün park ettiği yerde neden biz 5 dakika bile duramıyoruz?”

Görünen o ki taksicilerin olduğu söylenen siyasi gücü tabanda hissedilmiyor...

Sevilmek için sevenler

Bir insanın özel duygular beslediği bir insanın notlarını herkese açıklamasını itici bulurum her zaman.

Böyle insanları “sevilmek için sevenler” diye tanımlıyorum gönlümde.

Survivor’da Sercan Yıldırım’ın Nisa’nın yazdığı notları açıklamış olması da böyle bir durum benim için.

Realist bir arkadaşım “Unutuyorsun, önce can sonra canan” diye özetledi olaya bakışını.

Yine de tatmin olmuş değilim bu durumdan.

Sercan’ın “Benim de bir gururum var” sözü yerine “Ben özel duygular beslediğim kimseyi asla zor durumda bırakmam” demesini tercih ederdim.

Üstelik bu çok daha gurur verici bir duruş olurdu...

Döneri bırak, kahveye bak...

Tunç Soyer’in ajandası

Diyelim ki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in gizli bir ajandası var,

Diyelim ki Tunç Soyer İzmir’i Türkiye’nin diğer illerinden koparma planları ve hazırlığı yapıyor,

Böyle sinsi planlar yapan bir adam çıkıp da bunu bir toplantıda açık eder ya da ağzından kaçırır mı?

Tunç Soyer ile defalarca program yapmış, iyi-kötü sohbeti olan bir adam olarak yazıyorum:

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tek bir ajandası var, o da İzmir’i Türkiye’nin kültür başkenti haline getirmek.

Ötesini düşünmek, Tunç Soyer’e değil öyle düşünenlere balata yaktırır...