Fahrettin Bey’e aşı soruları

Türkiye, yeni üretim tipi olarak bilinen mRNA aşılara çok fazla güvenmiyor diyelim. Varsayalım ki Pfizer-BioN-Tech aşısının geç alınma ve Moderna aşısının hiç alınmama nedeni de bu güvensizlik.

- Rusya’nın ürettiği Gameyala aşısı, Belarus’tan sonra bir Avrupa Birliği üyesi Macaristan’dan da onay aldı. Bu da Çin’den aldığımız gibi bir viral vektör aşısı. Bu aşıdan almayı düşünüyor musunuz?

- Tıpkı Çin’den aldığımız aşılar gibi bir başka viral vektör aşısı da Oxford Üniversitesi’nin İtalyan ilaç firması Astra Zeneca ile ortaklaşa ürettiği aşı. Bu aşı bilinen en ucuz aşı. Aşıyı geliştiren Prof. Dr. Sarah Gilbert kendi üçüzlerine de ürettiği aşıyı uyguladı. Türkiye bu aşıdan almayı düşünüyor mu?

Vatandaşa aşılanma çağrısında bulunmak iyi ama olmak isteyen aşı bulamıyor.

Çin’den bir daha ne zaman aşı gelecek onu da bilmiyoruz. Piyasada Çin üretimi aşıyla aynı şekilde üretilmiş iki aşı daha var ama o firmalardan neden aşı almadığımızı da bilmiyoruz.

Siz bize maske-mesafe-temizlik sorumluluğumuzu hatırlatıyorsunuz, iyi yapıyorsunuz ama biz de bir an önce aşı olmak ve tam eskisi olamasa bile, eski hayatımıza yakın bir yere dönmek istiyoruz Sayın Bakan.

Dijital ırkçılık ve Huawei

Çin’in dünyada marka olmuş şirketlerinden biri Huawei.

Bu Çin şirketi sokakta yürüyen Uygur Türklerinin tespitini sağlayan teknoloji için patent başvurusu yapmış.

Tüm dünyada Uygur Türklerinin ayrımcılığa uğradığı ve çalışma kamplarına götürüldüğünü iddia eden haberler yayımlanırken, Huawei’nin bu başvurusu dijital ırkçılığın ilk adımı olabilir.

Temmuz 2018’de de benzer bir başvurusu bulunan Huawei’nin sözcüsü, BBC’ye “Han, Uygur atfının patent belgesine girmemiş olması gerektiğini ve marka olarak ayrımcılığa karşı olduklarını söylemiş.

Söylenenlerle yapılan arasındaki çelişkide, yapılana bakmayı öğreneli çok uzun zaman oldu.

O patent başvurusu düzelmediği ve düzeltme uluslararası bağımsız kaynaklarca doğrulanmadığı sürece kendi adıma bu markadan uzak durma kararı aldım.

Türkiye de çok geç olmadan kendi altyapısını, kendi arama motorlarını ve mümkün olduğu kadar, her alanda milli yazılımlarını kullanmaya başlamalı.

Sokak kameralarından ırk tespitinin başladığı bir dünyada başka çaremiz yok.

Turizm diplomasisi zamanı

Küresel salgın sona erdikten sonra patlayacak iki sektör var, biri turizm diğeri yeme-içme sektörü.

Doğru, salgın insanları işsiz bıraktı ama çalışmaya devam edenlerin de tasarruf oranı arttı. Türkiye’de turizm dendiğinde Antalya-Bodrum-Çeşme’ye bakıp, Kültür ve Turizm Bakanlığı bizi tanıtsın demekten öteye gidemiyoruz.

Fahrettin Bey’e  aşı soruları

Oysa turizm diplomasisi diye bir gerçek var artık hayatımızda.

Hafta içi detaylarını okuyacaksınız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile Uludağ ve Bursa üzerine bir röportaj yaptım, orada dikkatimi çeken bir noktanın altını çizmem gerekiyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Malezya, Endonezya, Singapur ve Güney Kore’yi hedef ülkeler seçmiş.

Özellikle Güney Kore’yi araştırmışlar, 52 milyon nüfus var, her yıl 35 milyon kişi yurt dışında tatil yapıyormuş.

Güney Kore’nin en ünlü heykeltıraşlarından birinin Dünya Aynası adlı heykelini Bursa Millet Bahçesi’ne dikmişler, açılış törenine Güney Kore Büyükelçisi de gelmiş. Ardından Güney Kore’nin ünlü blogger’larını Bursa’da ağırlamışlar, büyük grupları davet etmiş, onlarla Güney Korelilerin çok düşkün olduğu golf yatırımı imkânlarını konuşmuşlar. Ülkenin en büyük yayın kuruluşu YTN, 30 dakikalık bir Bursa belgeseli çekmiş. Salgın bittiğinde Bursa dış turizm açısından hızlı bir grafik yakalayacak.

Zaten hayvanların doğal ortamına yakın bir şekilde dizayn edilen hayvanat bahçesi ve Bilim-Teknoloji Merkezi sayesinde iç turizm hareketi alıyorlardı, buna bir de Gökmen Uzay Havacılık Merkezi’ni eklemişler.

Ve en önemlisi, gelecek Z Kuşağı’nda ya artık, Z Kuşağı için Blogger Akademi kurma kararı almışlar. Gençlere hem eğitim hem de kendi kısa filmlerini çekme imkânı sunacaklar.

Almanya ağır sanayisini Polonya’ya taşıyıp hizmet sektörüne ve turizme dönmüştü, sanayi şehri Bursa turizm diplomasisi yürüyor. Bilinen turistik destinasyonlar dışında bu diğer illere de örnek olmalı.

Mesela Çorum dünya rafting pazarında adını duyursa fena mı olur?

İnternetten sanata ulaşmak

Türkiye’de salgın döneminde en çok müzik sektörünün içine düştüğü zor durumu konuştuk.

Tiyatro da küçük bir miktar da olsa konuşulabildi.

Oysa başta resim ve heykel olmak üzere sanatın diğer dalları da zor durumda zira galeriler kapalı.
İnternet üzerinden market, kıyafet, mobilya aldığımız bir dönemde Trendyol, artoloji ile iş birliğiyle, 150’den fazla sanatçının, binin üzerinde eserine sayfalarını açtı.

Bu sayede resim, gravür, seramik, fotoğraf, heykel, cam sanat eserleri sanatseverlerle buluşacak.

Bu çaba sadece sanatçıların değil, eve tıkıldığı zamanlarda sanat eserlerine “bakmak” isteyenler için de bir fırsat aslında. Nereden biliyorsun derseniz, kütük sehpa ararken Trendyol’un sanat sayfalarında karşıma çıkan “Dalgalar ve Kütük” fotoğrafından yola çıkarak eriştim bu bilgilere.

Şu ana kadar satın aldığım bir eser olmadı ama ruhuma iyi geldi gördüklerim.