Fidan ve uçak fetişizmi

İnsanlar ateşi yönetmeyi beceremedikleri zamanlarda da orman yangınları yaşanıyordu.

Ağaçlar da yangınla mücadeleyi öğrendiler, dünya kurulduğundan beri de soylarını böyle korudular.

Aman biri otel yapmasın diye yanan ormanlara hemen buldozer sokuyoruz ya, asıl büyük hata o.

Eğer insan müdahalesi olmazsa orman dediğimiz sistem bir sene içerisinde küllerinden doğmayı başarıyor.

Bir orman yangınında her dört saatte bir Hiroşima’ya atılan atom bombası kadar enerji açığa çıkıyor.

Bu enerjiyi azaltmanın, yangının yayılmasını engelleyemediğimiz zamanda şiddetini düşürmenin yolları var.

Kurumamış bir ağacın üzerine bir bidon benzin dökerek orman yangını çıkaramazsınız.

Benzin uçucudur, ağaçların kabukları gövdeyi korur.

Ama ağacın altında birikmiş, kuru yapraklar, kozalaklar yani yanıcılar varsa, bir bardak benzin bile yeter orman yangını çıkarmaya.

Türkiye’de orman yangınlarını en hızlı şekilde söndürmeye çalışarak ağaçları ve canlıları korumamızın imkânı yok.

Bakan Pakdemirli göreve geldiğinden bu yana ne kadarlık bir alanda yanıcı azaltma çalışması yapıldığını bir açıklasa da öğrensek mesela.

Eskiden orman köylüleri çıra olarak kullanmak için kozalakları, kurumuş dalları toplar, doğal olarak yanıcı azaltırdı. Artık eskisi kadar orman köylüsü olmadığına göre yangın önleyici tedbirleri artırmak lazım.

Yunanistan’da bu hafta bir günde 50 civarında orman yangını çıktı.

Yunanistan’ın bizim kadar bir hava filosu yok, 21 tane zirai mücadelede kullanılan uçaklara benzeyen uçaklar kullanıyorlar, suyu denizden almıyor, su yüküyle kalkıp, alevlerin 10 metre üzerinde bırakıyorlar.

Uçakları modifiye etmişler, suyu hemen değil 3-12 saniye sürede boşaltıyorlar.

Kullandıkları uçaklar 1983 model, Polonya yapımı.

Bu uçaklardan Türk Hava Kurumu’nda da var aslında, 2019’da da uçamaz haldeydiler.

O zaman defalarca yazdım, yangınlar bu kadar büyük ve çok olmadığı için Şeyma Subaşı konuşmak daha çok hoşumuza gitti.

Türkiye’de orman yangınları konusunda en bilgili isim Prof. Dr. Tuncay Neyişci Hoca’dır.

Orman Fakültesi mezunu, doktora çalışması yangın ekolojisi üzerine.

Hoca, 1975 yılından beri Antalya’da yaşıyor, UNESCO dahil bir sürü kuruluş Tuncay Hoca’nın bilgilerinden faydalanır, Sayın Bakan ya da Orman Genel Müdürü acaba tanıyorlar mı Hoca’yı?..

Yıllardır yayınlarda çok şey öğrendim Hoca’dan, ilk öğrendiğim şey de yangının asıl karadan müdahaleyle söndürüleceği oldu.

Kamuoyu baskısı nedeniyle durmadan uçak ve helikopterleri konuşuyoruz ama daha kötüsü orman yangılarına müdahalede uzman ekipler yetiştirmiyoruz uzun zamandır.

Asıl sıkıntı burada, asıl orman yangınıyla mücadele en kıymetli şey olan bilgi birikimimizi kaybediyoruz.

Tuncay Hoca bir de diyor ki Türkiye’deki uçakla yangın söndürme maliyeti ABD’dekinin yaklaşık üç katı.

Tek sorum var: Niye?

An’lar...

2001

Fidan ve uçak fetişizmi

Geçmiş 1 Ağustos’larda yaşadıklarımız. Bir kısmı bize bugün çok garip ya da çok itici geliyor...

İtalyan Deniz Harp Okulu öğrencilerinin eğitim için kullandığı Amerigo Vespucci gemisi İstanbul Boğazı’nda.

1990

Başbakan Yıldırım Akbulut,Kastamonu, Cide’de Hükümet Konağı açılışı yapmış.Koltuk değnekleri olan bir vatandaşla oturduğu yerden el sıkışmak gibi bir tercihte de bulunmuş.

Fidan ve uçak fetişizmi

1978

Her yıla dair Yüksek Askeri Şura görüntüleri var arşivlerde. Bu kare ilginç zira Ege Ordu Komutanlığı’ndan emekli olmayı beklerken, önü açılan ve Genelkurmay Başkanı olan Kenan Evren var karede. Bu fotoğraf çekildiğinde dar bir grup, darbeye gerek var mı diye ön çalışmaya başlamıştı bile...

Fidan ve uçak fetişizmi

Haftanın fotoğrafı

Fidan ve uçak fetişizmi
Fidan ve uçak fetişizmi

Temmuz 2007’de Sabah Gazetesi’ndeki köşemde “Bodrum’da yanık bedenler” diye yazmıştım. Bedenlerden birisi o dönem bir iskelede günde 10 saat güneşlenen ve sayfalar dolusu haberi yapılan Eda Taşpınar’a, diğeri de 78 yaşında, çıkan yangında evdeki hayvanlarını kurtarmak için alevlerin arasına dalan ve hayatını kaybeden Nefise Nurten Akoral’a aitti. Medyanın güzel kadın bedenine olan ilgisinin fedakarlıklar ve kahramanlıklardan daha fazla değer bulduğuna dair bir yazıydı. Aradan 14 yıl geçti.Marmaris’te itfaiye erlerine gönüllü olarak su taşıyan ve bu sırada hayatını kaybeden Şahin Akdemir’i sevgiyle anıyoruz hep beraber. Tüm ülke orman yangılarına üzülürken, sosyal medya hesabında, bir Bodrum koyunda, arkadaki dumanları gözüken fotoğrafı paylaşan Süreyya Yalçın’a kızıyoruz. Ortak acı varken, uzaylı gibi davranılmaz dersi bu aslında hayatın. İnsanlar, çok zengin, çok güçlü, çok ünlü olabilirler ama herkes kahraman olamaz. Kahramanlar her zaman diğerleri, paraları, güçleri, şöhretleri bitinceye kadar hatırlanırlar...