Gölgede kalan Kıbrıs Fatihi: Fatin Rüştü Zorlu

Giriş

Türkiye’de Kıbrıs Fatihi lakabının sahibi Bülent Ecevit’tir. O dönem ABD’nin tüm baskısına rağmen Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmiştir. 1967’de, Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu dönemde de Türkiye Kıbrıs’a çıkarma yapma kararı aldı, hatta askerleri Mersin’den gemileri bindirdi ama sonra indirmek zorunda kaldı.

O kriz 15 Kasım 1967’de Rum Milli Muhafız Ordusu’nun Geçitkale ve Boğaziçi köylerine başlattığı büyük saldırı nedeniyle çıkmıştı. Demirel ilk başta harekâta karar verdi ama o dönem Türkiye’nin sadece 150 kullanılabilir paraşütü, altı kargo uçağı, iki de çıkarma gemisi vardı. Genelkurmay, harekât planında sivil şilepleri kullanmayı öngörüyordu. Başbakan Demirel konuyu CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’yle baş başa görüştü. İnönü “Başarısızlık Kıbrıs’ın kaybı demektir. Amfibi harekât emri verirken dikkatli olun” dedi, harekâttan vazgeçildi. O krizin ardından Demirel, paraşüt ve çıkarma gemisi yapımına da hız verdirdi. Peki, 16 Eylül 1960’da İmralı’da idam edilen Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu neden Kıbrıs Fatihi oluyor diyenlere söyleyeyim, Zorlu, Türkiye’nin Kıbrıs’a çıkarma yapmasını sağlayan garantörlük anlaşmasını kabul ettiren adamdır. Son bir not, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşu 15 Kasım 1983’te ilan edildi. Çoğu kişi dikkat etmez, bu tarih Rumların Geçitkale ve Boğaziçi’nde katliama giriştikleri tarihtir aynı zamanda.

Gelişme

1910 doğumludur Fatin Rüştü Zorlu. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Cenevre’de hukuk, Paris’te siyasal bilgiler eğitimi almıştır. Eşi, Cumhuriyet’in ilk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın kızı Emel Hanım’dır.

Zorlu’nun yıldızı akrabalık ilişkisiyle değil, 1936’da Montreux’de Boğazlar meselesi, 1937’de Cenevre’de Hatay meselesi görüşmelerinde parlamıştır. Paris’in Nazi işgali altında olduğu 2. Dünya Savaşı yıllarında, Paris Büyükelçiliği Başkâtibi olarak, istihbarat dâhil Ankara’ya çok önemli bilgiler geçmiştir. 1946’da Türkiye’ye döndüğünde Dışişleri Bakanlığı’nın ekonomik ilişkileriyle sorumlu bir daireye genel müdür atanır ve önemsiz bir daireyi ekonomide söz sahibi hale getirir. İktidar değişir, Demokrat Parti iktidara gelir. Türkiye NATO’ya girer, Zorlu ilk daimi temsilci olarak atanır. Sonra 1954 yılında eş durumundan akrabası Adnan Menderes’in çağrısıyla Türkiye’ye döner, Dışişleri’nden istifa edip, Demokrat Parti milletvekili olur.

Gelişme

Adnan Menderes, Demokrat Parti’nin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü’yü parti içi ağırlığından dolayı görevden almaya çekinir. Zorlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı görevine getirilir. Adnan Menderes, görev veremediği Zorlu’ya Kıbrıs meselesine bakmasını söyler. ABD ziyaretine Dışişleri Bakanı Köprülü’yü değil Zorlu’yu götürür. Zorlu, bir komisyon kurdurur, İngilizlerin Ada’dan çekilmesi halinde Kıbrıs’ın Türkiye’ye verilmesi gerektiğini anlatan Beyaz Kitap’ı hazırlatır, tüm dünyaya dağıttırır.

İzmir’in kurtuluşu kutlanmadı

1954 senesinde Yunanistan, Kıbrıs sorunu için Birleşmiş Milletler’e  başvurur ama istediği sonucu alamaz. Atina ile ilişkilere büyük önem veren Adnan Menderes’in isteğiyle o sene 9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşu kutlamaları yapılmaz.

1955 Londra Konferansı’ndan anlaşma çıkmaz ama Türkiye, Kıbrıs konusunda resmi muhatap olarak kabul edilmiş, en büyük başarı sağlanmıştır. Aynı gece 6-7 Eylül provokasyonu gerçekleşir. Demokrat Parti’de artan eleştiriler, ihraç edilen vekiller derken, dananın kuyruğu Kasım 1955’te kopar. Fatin Rüştü Zorlu ve diğer bakanlar grup tarafından düşürülür. Ardından, Türkiye’nin ilk erken seçimi Ekim 1957’de yapılır. Fatin Rüştü Zorlu Dışişleri Bakanı olur. Aralık 1958’de Birleşmiş Milletler’de Kıbrıs’ta tek bir millet olmadığını, Kıbrıs devletinin iki toplumdan oluştuğunu ve ikisinin de kaderini belirleme hakkının olduğunu anlatır. Birleşmiş Milletler Yunanistan’a bir kez daha dur der.

Yunan Dışişleri Bakanı: Tokat atmayı düşündüm

 O toplantıda ağır bir mağlubiyet alan Yunanistan Dışişleri Bakanı Averof anılarında o günü şöyle yazar: “Genel Kurul’un dışındaki dinlenme odasında bu sonucu ülkeme ve parlamentoya nasıl anlatacağımı düşünüyordum. Zorlu gülerek yanıma geldi, elimi sıktı. Yüzüne tokat mı atsam diye düşünürken yanıma oturdu. Sohbete başladık ve Kıbrıs’ın bağımsızlığından başka bir çözüm olmadığında anlaştık...”

Londra ve Zürih antlaşmaları Zorlu’nun bu diplomatik mücadelesinin sonunda geldi. Türkiye 1974’te Ada’ya garantör olarak müdahale etme hakkını kazandı.

Zorlu’nun izleri

Kıbrıs’tan getirilen mücahitlerin Ankara’da Zir Vadisi’nde silahlı eğitim alması başta olmak üzere, Kıbrıs’ta Türk direnişinin örgütlenmesinin hemen her adımında Zorlu’nun izi vardır. Zaman zaman Başbakan Menderes ile ters düşme pahasına Zorlu, Kıbrıs mücadelesini sürdürür.

Sonuç: Yassıada’nın en dik adamı

27 Mayıs darbe sabahı taksi tutup Başbakan Menderes’in yanına gitmeyen çalışan adamdır Fatin Rüştü Zorlu. Yassıada’da serveti sorulduğunda Atatürk’ün nişanında hediye ettiklerine dair cümleleri mahkeme kayıtlarında duruyor. Yassıada’da dayaktan moraran gözünü ailesine voleybol oynarken top çarptı diye açıklayan adamdır aynı zamanda.

Fatin Rüştü Zorlu, İmralı’da son duasını ettiren Hoca’nın Arapça telaffuz hatalarını düzelten, darağacında cellada iş bırakmayan koca yürekli adamdır.

İdamına onay veren Milli Birlik Komitesi üyeleri yıllar sonra “Çok dik durduğu için cezası onaylandı” diye anlattılar dosyasını.

Türkiye’de demokrasi böyledir, ama, yakın tarihi kazananlar, uzun vadeli tarihi ise mağdurlar yazar.

Yapılanlar, iyi ya da kötü, unutulur gider...

Gölgede kalan Kıbrıs Fatihi: Fatin Rüştü Zorlu

An’lar...

Farklı yıllara ait 19 Eylül’lerden kareler

1988 - Barış Manço, KKTC’de, Cumhurbaşkanı Denktaş’ı ziyaret etmiş. Takım elbiseli olsa yadırgardık tahminen.

Gölgede kalan Kıbrıs Fatihi: Fatin Rüştü Zorlu

1999 - Mogan Gölü’ne düşen eğitim uçağı. Haber yerine bazen de sandalla gidilir.

Gölgede kalan Kıbrıs Fatihi: Fatin Rüştü Zorlu

2006 - Fındık toplayan mevsimlik işçiler Sakarya’dan trenlerle Güneydoğu’ya döndüler. Mevsimlik işçilerin çoğu Suriyeli artık. İstanbul’a dönüyorlar.

Gölgede kalan Kıbrıs Fatihi: Fatin Rüştü Zorlu

Haftanın fotoğrafı

Denizi olmayan Moskova’da bu hafta bir su sporları etkinliği düzenlendi. Moskova’da aslında Karadeniz’in iki katı büyüklüğünde bir deniz var ama yerin 5 ile 30 kilometre arasında bir derinlikte. Bir zamanlar Stalin’in emriyle Moskova çevresinde petrol araması yapan jeologlar keşfettiler o yer altı denizini. Bugün şehrin çevresindeki göller ve yapay alanlarla 8 ayrı plaj var Moskova’da. Sovyetler döneminde sanata dair fotoğrafların geldiği Moskova’dan artık pahalı su oyuncaklarıyla eğlenen insanların fotoğrafları geliyor.

Gölgede kalan Kıbrıs Fatihi: Fatin Rüştü Zorlu