Kumdan kale bile yapamasınlar

Suudi Arabistan Türk mallarına karşı ambargo başlattı.

Prens Salman denilen o eli kanlı katil ve sürüsüne karşı elimiz armut toplamamalı.

Çok uzun yıllar önce Suudi kraliyet ailesine satılan, 1. derece Sit alanı olan Sevda Tepesi’ne kumdan kale bile yapamamalı bu sürü, buna dair ek yasal düzenleme yapılması gerekiyorsa hemen yapılmalı.

Mekke’den Kâbe manzaralı daire alan Türk vatandaşları o daireleri hemen satışa çıkarmalı. Aidat, vs. tek bir kuruş gitmemeli o kraliyet ailesine.


Kumdan kale bile yapamasınlar

Suudi Arabistan Büyükelçiliği ve konsolosluğunun olduğu caddelere Cemal Kaşıkçı adı verilmeli. Cemal Kaşıkçı adına, ödülü birçok ülkeden katılım sağlayacak kadar yüksek, uluslararası bir haber yarışması düzenlenmeli.

Siyasetçiler görsün diye bilmem kaçıncı kere umreye gidenler seyahatlerini askıya almalı.

11 Eylül İkiz Kuleler saldırılarında Suudi parmağını anlatacak tek isim, saldırıların organizatörü durumundaki Halid Şeyh Muhammed’in hikâyesi, mümkünse, avukatları aracılığıyla satın alınmalı. Söylediklerinin tüm dünya medyasında haber ve kitap olması sağlanmalı.

Suudi Arabistan’dan kimyasal ürünler ile hurma ve avokado gibi tarım ürünleri ithal ediyoruz. Oradan yapılan ithalata ek vergiler getirilmeli. Malımı almayanın malını ben neden satın alayım?

Suudi Arabistan, Suriye PKK’sının olduğu alanlara dev yatırımlar yapmak dâhil Türkiye’nin başına bela olacak her sorunla ilgileniyor. Türkiye, Suudi Arabistan’daki Şii azınlığın durumu dâhil tüm sorunlarla bir şekilde ilgilenmeli.

Döner Türkiye’ye döner mi?

Türkiye yarın akşamdan itibaren döner konuşacak.

Meclis’te yeni yasama yılının başlangıcında yaklaşık bir ton döner ikram edilecek misafirlere.

Kısa ve sonuçsuz konuşmalar yerine Türkiye’nin döner durumunu konuşalım.

Almanya’da hazır döner pazarı yılda 15 milyar euro büyüklüğe ulaştı. Hazır döner sektörü 140 ülkeye ihracat yapıyor.

Kumdan kale bile yapamasınlar

Dönerin anavatanı Türkiye’nin hazır döner ihracatı sadece 20 milyon dolar.

Bugün Almanya’da döner üreten tesis sayısı 470, Türkiye’de bu sayı 100’ün altında.

Almanlar bizden fazla döner yemiyorlar sadece Türkiye’de kendi satacağı kadar döner satan büfelerin üretimdeki yeri yüzde 80 civarında olduğu için pazar ihracat yapacak hale gelemiyor.

Bu işin bir yanı, diğer yanda hijyen ve sağlık meselesi var.

Dönere at eti karıştıranlar dâhil çeşit çeşit hile yapılıyor ya, Almanya’da hilenin cezası 250 bin euro ile 750 bin euro arasında değişiyor, Türkiye’de ceza sadece 23 bin lira.

Uluslararası Döner Federasyonu Başkanı Mehmet Mercan, uzun zamandır döneri “geleneksel ürün” olarak tescil ettirmeye çalışıyor. Bu tescil süreci tamamlandığında sektör ister istemez sanayileşmeye gidecek, herkesin sardığı dönere döner denilemeyecek.

Lezzet ve alışkanlıklar açısından bir tartışma yaşanacaktır elbette.

Bunun çaresi, özel ve daha pahalı döner çeşidi ile daha standart döner gibi geniş bir ürün gamı yaratmak olabilir.

Her neyse, döner meselesinde bizim karar vermemiz gereken şey şu; bir yanda tadı çok özel olan 100 kadar dönerci, diğer yanda nasıl üretim yaptığını bilemediğimiz binlerce dönerci var.

Az sayıdaki lezzet mi yoksa yaygın bir sağlık mı diye seçim yapmak zorunda kalmak ne kötü...

Ceza ve caydırıcılık

İngiltere’de koronavirüs izolasyon kurallarını ihlal edene 10 bin sterlin para cezası verilecek.

Avustralya’da sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan biri 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Türkiye’de bir sürü yasak var ama denetimi yok. Denetlenip yakalanana da verilen cezalar komik. Hatırlayın, çakarlı araçlara sadece 100 lira ceza yazıldı uzunca bir süre.

ABD’de evden uzaklaştırma ya da kişiye yaklaşmama kuralını ihlal edenler, mahkeme kararına uymadığı için oldukça ağır bir ceza alır. Türkiye’de uzaklaştırma kararına uymamanın cezası üç gün hapis.

Ceza dediğimiz şey, caydırıcı olsun ve insanlar suç işlemeden iki kere düşünsün diye konulur, Türkiye’de durum tam aksi.

Kamu vicdanı neden rahatsız olur?

Dün, Esra Erol tartışmasının, özel televizyonları bir başka hale getirme çabasının parçası mı olduğunu sorguladım.

Az övgü, az eleştiri, bol hakaret mesajı aldım.

Geçen hafta, 15 yaşında, 8 aylık hamile ve bedeni yetişkinler tarafından kullanılan bir kız çocuğu vardı aynı programda.

Bu yaşanmışlıktan rahatsızlık duymayanlar, bir babalık testi sonucu, bir kadının çirkin sevincinden rahatsız oldular.

Tekrar edeyim: Bu tartışma, bir program tartışmasının ötesinde, eğlence kanallarını bir başka hale getirme tartışması mı diye sormadıkça, doğru sonuca ulaşamayacağız.

Özay Şendir- Milliyet