Macron Türkiye’yi karşısına alamadı

Fransa, Yunanistan’a 3 savaş gemisi satmakla kalmadı bir de Savunma ve Güvenlik Alanlarında İş Birliğine Yönelik Stratejik Ortaklık Anlaşması imzaladılar. O anlaşma dün gece de Yunanistan Parlamentosu’ndan geçti.

Hem biz hem de çoğu Yunan vatandaşı zannetti ki, Yunanistan’ın kıta sahanlığı ve Ekonomik Münhasır Bölge iddialarında Fransa da karşımıza çıkacak, Ege’de birlikte iş tutacaklar.

Meğer kazın ayağı öyle değilmiş, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Yunanistan’a Ege konusunda istediği desteği vermemiş.

Bu hafta Selanik Radyosu’na konuşan Syriza-İlerici İttifak Sözcüsü Nassos Iliopulos, anlaşmanın Yunanistan’ın Türkiye ile gerilim yaşadığı alanlarda  Atina’yı tek başına bıraktığını, Fransa’nın yardımını garanti etmediğini ama Sahra Altı Afrika’da İslamcı gruplar mücadelede sorumluluklar yüklediğini ve anlaşma maddelerinin Yunanistan’ın savunma doktirinini değiştirdiğini söyledi.

Bu konuşma işaret fişeği oldu, bombayı Syriza Lideri Aleksis Çipras patlattı.

Çipras, parlamentoda yaptığı konuşmada, anlaşmanın Türkiye ile deniz yetki alanlarında yaşanabilecek bir gerginlik sırasında Fransa’ya, Yunanistan’a yardım yükümlülüğü getirmediğini söyledi.

Üzerine, bu anlaşmayla Yunanistan’ın onlarca Fransız askerinin hayatını kaybettiği Sahel’e asker göndermek zorunda kalacağını belirtti.

“Fransa, borcu, gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 210’una ulaşmış bir ülkeden, Yunan savunma sanayinin katılımına dair hiçbir garanti olmaksızın 7 milyar avro alıyor” dedi ve ekledi “İktidara geldiğimizde anlaşmanın ilgili hükümlerini değiştiririz.”

Fransa Cumhurbaşkanı, “yağlı müşterisi” Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i zor durumdan kurtarmak için bu sıralar “AB deniz sınırları”, “enerji güvenliği” gibi bahanelerle Ege’ye dair cümleler kurabilir.

Fakat gerçekte olan şey şu, Fransa, Ege’de Yunanistan ile birlikte Türkiye’nin karşısına çıkmamayı tercih etti.

Durumun özeti bu...

Önce öğretmensin sonra memur

Diyarbakır’da 14 yaşında bir kız çocuğu üniforması olmadığı için İstiklal Marşı töreninden sonra okul müdürü tarafından derslere alınmadı.

Biz birinin hikâyesini öğrendik ama aslında üniforması olmadığı için derse alınmayan çocuk sayısı daha fazla.

Bir memur “yasa der, yönetmelik der”, böyle bir uygulama yapabilir, bir öğretmen böyle davranmaz.

Bir öğretmen okulun olduğu mahallenin gelir durumu iyi olanlara başvurur,

Bir öğretmen kaymakamlığı arar, belediyeyi arar, kime ulaşabiliyorsa ulaşır.

Bunlar gerçek bir öğretmene zor gelmez ama hadi bunlar zor geldi diyelim,

Bir öğretmen sosyal medya hesaplarından yardım ister, AHBAP’a ulaşır, okulların ihtiyaçlarını duyuran sitelere mesaj yazar,

Gerçek bir öğretmen üniforma üreten tekstil firmalara mail atar.

Çocukları derse almamak en kolayı, en zahmetsiz olanı, bir öğretmen kolayı ve zahmetsiz olanı seçmez.

Güneydoğu’da kız çocukları okula gönderilsin, küçük yaşta gelin olmasın diye onlarca yıl kampanyalar düzenlendi.

Bir öğretmen onca yılın çabasını bilir ve ona göre davranır.

Bu ülke gençler dağa gitmesin diye uğraşıyor on yıllardır, bir öğretmen terörün istediği zehirli propaganda ortamına fırsat tanımaz, çocukları her şekilde okulda tutar.

1936’da öğretmenliğe başlayan ve ben doğuncaya kadar 33 yıl öğretmenlik yapan anneannem Sabriye Hanım, bana önlük alacağı zamanlarda, yazlıkta okula giden bahçıvan çocuklarına da önlük, beslenme çantası, kırtasiye malzemesi alırdı.

Çocuk aklımla kıskanır, neden diye sorardım, “Ben bir öğretmenim, babaları çocuklarını yük görmesinler, onlar da okusunlar” derdi.

Öğretmen çalışsa da emekli olsa da her çocuğun eğitim alması için uğraşan, şartları zorlayandır.

Yenişehir Şehitlik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlıymış.

Müdür Eyüp Uçak Bey, Şeval’in üniforma ve kırtasiye ihtiyaçları hazır, bir yöntem söyleyin, bize ulaştırmak için.

Öğretmen olmak ile memur olmak arasındaki farkı bilen eğitimcilerden MEF Okulları Genel Müdürü Erdoğan Bozdemir hocamla da konuştum, onlar da öğrencileriyle bu sene Diyarbakır’daki o okula ellerini uzatacaklar. Aradaki memur mantığını çıkarın, siz öğretmenler olarak konuşun, kalanı hemen halledilir Hocam.

KOSGEB, iyi karar, yönetmelik derdi

Türkiye’de işi düşmeyenlerin farkında olmadığı çoğu kurumdan biridir KOSGEB.

Hem ekonomi hem de kadın girişimciler adına oldukça önemli işler yaptılar.

Şimdi de yaş meyve ve sebzede soğuk zincirin sağlıklı kurulması yüzde 30-40’lara varan fire oranlarının düşürülmesi için devreye girecekler.

Buraya kadar her şey iyi ama KOSGEB’in bir yönetmelik yazma sorunu var.

Mesela kadın girişimciler için makarna üretimini desteklediler ama taze makarnada olmazsa olmaz soğuk hava deposunu destek dışı bırakan, yatırımla ilişkisini kuramayan kararlar aldılar.

Bu soğuk zincir işinde yönetmelik düğmesini doğru iliklemek lazım yoksa tüm düğmeler yanlış gidiyor.