OZAN GÜVEN’İ Mİ BİTİRECEĞİZ ŞİDDETİ Mİ?

"Fatmagül’ün Suçu Ne" dizisinin başlayacağı gün bir gazete “Fatmagül bu gece tecavüze uğrayacak” diye haber yapmıştı.

O başlığı çok yadırgamıştım, sonra o tecavüz sahnelerini müstehcen bulanları görüp daha da şaşırdım.

Bir tecavüz sahnesini izlerken insanın aklına nasıl cinsellik gelebilir, insan olan o sırada kadının neresinin gözüktüğüyle nasıl ilgilenebilir ki?..

Bu oldukça eskide kalan bir dönem.

Türkiye’de televizyon dizileri öyle bir hale geldi ki annesinin seyrettiği diziyi izleyen bir çocuk, bebekleri leyleklerin getirdiğine inanabilir kolaylıkla.

Çocuk dizi izler mi demeyin, maalesef izliyor bir sürü evde.

Ve o dizilerin senaryolarında öpüşme sahnesi yerine şiddet sahneleri yazılıyor uzun zamandır.

Bugün, kanallar Ozan Güven’e iş vermesin diye bir çağrıya imza atan 112 senaristimiz var.

Dün, o senaristler, yapımcı firma ya da kanalla uğraşmamak adına artık otosansür uyguladıklarını anlatmışlardı medyaya.

Madem aşk olamıyor yerine şiddet verelim kafasıyla gittiğimiz sürece Ozan Güven’e rol verilse ne olur, verilmese ne olur?

Amaç Ozan Güven’i değil şiddeti bitirmek ve o yüzden işe senaryolardan başlamamız gerekiyor.

Eski sağcılar durağı

Milletvekili İlhan Kesici, Fatih Sultan Mehmet portresi yüzünden CHP’li Ekrem İmamoğlu’nu neden bu kadar sert eleştirdi?

Neden konusunda rivayet muhtelif...

Kimileri merkez sağda yeni bir parti arayışında olan “Çoban Yıldızı” hareketinin başına geçme arzusuna bağlıyor bu çıkışı, kimi başka sebeplere.

Geçmişte kendi kurdukları muhafazakâr partiler iş yapmayınca CHP’den milletvekili ya da milletvekili adayı yapılan çok isim var, şimdi sağdan gelen biri CHP’de vakit geçirdikten sonra sağ bir partiye selam çakabilir.

Burada eski sağcılar durağında bekleyen yolculara değil, illa o duraktan yolcu alan kaptana kızmak gerekir.

Bir zamanlar sol partilerde yer alıp Ak Parti ya da diğer sağ partilerde görev yapan isimler de olmuştu ama arada ciddi bir fark var.

Sağ partiler o isimleri kendi kimliklerini kabul ettirerek aralarına aldı, CHP, o isimleri kendi kimlikleriyle üyesi, parti yöneticisi, milletvekili yaptı.

Mesela “Parti değiştirdim, çizgi değil” diyen ve 2007 yılında CHP’nin Sosyalist Enternasyonel’den atılması için imza veren Mehmet Bekaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı,

Tekke ve zaviyeler yeniden açılsın diyen eski bir ANAP’lı vekili Aksaray’dan birinci sıra adayı yapılınca,

CHP milletvekili olarak, CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı’nı eleştiren İlhan Kesici’ye kimse kızmak hakkına sahip değil.

‘Ayran gönüllü Nâzım’

Ankara Etimesgut’ta özel bir okulda telafi eğitimi yapılmış haziran ayı sonunda.

Okulda öğrenciler arasında bıçaklı bir kavga çıkmış, herkes onun haberini yaptı ama önemli bir detayı atladı.

Edebiyat öğretmeni derste, “Nâzım da ayran gönüllü. Onun da hocası annesine âşıkmış, sonra mektup yazmış vs” diye anlatmış.

Benim bildiğim, edebiyat derslerinde sanatçıların eserleri öğretilir, edebiyat tarihi magazini yapılmaz.

İlla hocası Yahya Kemal Beyatlı’nın Nâzım’ın annesi Celila Hanım’a duyduğu aşkı anlatmak gerekiyorsa da, “Artık demir almak günü gelmişse zamandan” diye Sessiz Gemi üzerinden anlatır, böyle değil, böyle olmamalı...

Güzel fantezi

Avcılar’daki Leyla Bayram İlkokulu’nun tam 5 bin 300 öğrencisi var.

Türkiye genelindeki 66 ilçeden daha fazla bu okulun öğrenci sayısı.

Okullar açılınca, her öğrenciye 4 metre mesafe olacak şekilde kurulacak ya yeni düzen, acaba nasıl olacak?

Sağlık Bakanlığı’nın rehberi ideal ama Türkiye’nin okul şartlarına ne kadar uygun tekrar bakmak gerek.

90 yıllık yasayla pandemi

Polislerin maske takmayanlara para cezası kesip kesemeyeceği tartışması var ya,

Biliyor musunuz 1930’da çıkarılmış Umumi Hıfzısıhha Kanunu’na bakarak karar verdi Adana’daki mahkeme.

Çıkarıldığı zaman çocuk ve kadın emeğinin sömürülmesinin de önüne geçen bir yasa bu.

Zaman zaman küçük tadilatlar yapılmış ama halen yürürlükte olan en eski yasalarımızdan biri bu.