USA ve USA çocukları...

Aptal yerine konmak herkesin canını sıkar ama müttefik dediğiniz bir ülke tarafından topluca aptal yerine konduğunuzda canınız daha çok sıkılıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bütçesini verdiği Amerika’nın Sesi Türkçe Servisi, Suriye’ye yönelik yaptırımların ana nüvesini PKK Suriye kolunun oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nde endişe yarattığı haberi yayınlandı.

“Sonunda müttefiklerimiz doğru yolu buluyor” diye düşündü bu haberi okuyanlar.

Oysa ABD adına Suriye’de Kürt devleti kurmak için çalışan, ABD’li diplomat William Roebuck, kanun daha yürürlüğe girmeden önce SDG’nin yaptırımlardan muaf tutulacağını açıklamıştı zaten.

Bu ABD’li diplomat Wiliam Roebuck uzun süredir Suriye’de.

Kürdistan kurma çabalarından arta kalan zamanlarda New York Times ve benzeri gazetelere Türkiye’yi suçlayan makaleler yazıyor.

Her neyse bu özel görevli bir süredir PKK’nın Suriye koluyla Suriye’de Barzani’ye yakın partileri uzlaştırmaya çalışıyordu. Haftalarca uğraştı ve sonuçta taraflar bu ABD’linin gözetiminde ortak bir metin yayınladılar.

Ve asıl bomba:

Şam’daki ABD Büyükelçiliği dün Kürtçe bir metinle tarafları kutladı, “ulusal birlik” övgüleri düzdü.

“USA” ve “USA çocukları” oldukça Türkiye’nin Suriye’de kendi göbeğini kendi kesmekten başka çaresi yok yani...

Sezen Aksu’nun havuzu değil mesele

Kişi başına düşen su miktarına göre hesaplanıyor bir ülkenin “su fakiri” olup olmadığı...

Projeksiyonlara bakacak olursak, bugün bin 509 metreküp olan kişi başına su miktarı 2030’da bin 100 metreküp olacak ve resmen su fakiri olacağız.

Sadece biz değil tüm dünya su kıtlığı çekecek.

Bugün sadece Afrika’da olan su yoksunluğu göçleri başta Ortadoğu olmak üzere bir sürü coğrafyaya yayılacak.

Çok da uzak olmayan bir gelecekte su petrolden daha değerli hale gelecek.

Deniz suyunu suya çevirme sistemleri çare değil zira maliyetleri çok yüksek ve enerji ihtiyaçları da devasa boyutlarda.

Yani arıtma suyuyla tarla sulamaya kalkarsak, domatesin kilogram fiyatı 10-15 kat daha fazla olur.

Böyle bir dünyada, denizi-kumu efsane olan yazlık mekânların olduğu yerlerde havuzlu villalar yapıyoruz arka arkaya.

Eskiden bir havuz, çok villa olurdu, şimdi her villanın ayrı bir havuzu var.

Bu iş kanunla falan düzenlenecek bir şey değil ama bir evin ömrünü 50 yıl olarak hesap edersek, o havuzları doldurma maliyeti bir süre sonra uçacak.

Dün Hıncal (Uluç) abi, Sezen Aksu’nun Çeşme’deki evinden çıkan 50 metrelik borunun haber yapılmasını eleştirirken, diğer havuzlara dikkat çekmişti.

Doğru, harika bir denizi ve kumsalları olan Çeşme büyük bir havuz cenneti haline geldi ve kimse yaklaşan su kıtlığının farkında değil.

Sarı-lacivert zirve

Fenerbahçeliler olarak başarıya hasret kaldığımız bir dönem yaşıyoruz, fark etmez, geçer gider.


USA ve USA çocukları...



Galatasaray da geçmişte 14 sezon şampiyon olamadı ama büyüklüğünden bir şey kaybetmedi.

Bu sene Sarı-Lacivertliler olarak zirveyi iyi bir taraftarımız sayesinde göreceğiz.

Koyu Fenerbahçeli, sarı-lacivert uğur kravatı takan Volkan Bozkır’dan söz ediyorum.

Büyükelçi, bakanlık diye süren kariyerine Birleşmiş Milletler Genel Kurul Başkanlığı sıfatını da ekledi Bozkır.

Eylülde New York’ta dünya liderlerinin katılacağı oturumlardan en azından birinde umarım sarı-lacivert kravatını takar Volkan Bey...