Yakışıklı olmak ahlaklı olmaya yetmiyor

Yakışıklı olmak ahlaklı olmaya yetmiyor

Ontario’daki North Eastern Arms adlı firma üretiyor NEA, 7,5 PDW-CCS model kendinden yüklemeli tüfeği.

Dünya genelinde, özel kuvvetler tarafından kullanılan, oldukça gelişmiş bir silah bu.

PKK’nın Suriye kolu YPG tarafından da kullanılıyor bu tüfek, Türk askerine karşı da ateşleniyor.

Türkiye’ye silah ambargosu koydum diyen NATO müttefikimizi yakından tanıyalım istedim.

183 hafif zırhlı araç, 183 zırhlı araç silah sistemi, 635 adet keskin nişancı tüfeği.

Bunlar da Kaşıkçı’nın öldürülmesi ve Sudan’da yaşanan savaştaki rolü nedeniyle Suudi Arabistan’a silah ambargosu koyan Kanada’nın geçen sene Riyad’a sattığı silahların listesi.

Suudi Arabistan’a 2019’da 2.9 milyar dolar, 2018’de 1.3 milyar dolar, 2017’de 500 milyon dolarlık silah ihraç etti Kanada.

Dışişleri Bakanları “Suudi Arabistan hakkında herhangi bir insan hakları ihlali kanıtı yok” diyebildi utanmadan.

Kanada’nın yakışıklığıyla ünlü bir Başbakanı var.

Bir zamanlar Libya’da iş yapan ünlü bir inşaat şirketinin Montreal’de aldığı dev ihalelerde rüşvet dağıttığı ortaya çıktığında soruşturmanın kapatılması için devreye girmiş bir isim Kanada Başbakanı Trudeau.

Yakışıklı olmak insanlara zaman zaman avantaj sağlar ama ahlak eksik olunca, ülke içinde de, diplomaside de yakışıklılık beş para etmiyor işte.

Bu adam yemin etti değil mi?

“...dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”

Tıp doktorlarının görevlerine başlarken okudukları “Hekimlik Andı” bu kelimelerle sona erer.

Dünya Tabipler Birliği iki yıllık bir çalışma sonucunda 2017 senesinde revize etti “Hekimlik Andı”nı.

Vicdan sözcüğünün hekimin kişisel değerlerini mesleki kararlarında kullanabileceği endişesi vardı, kişisel değerlerin kullanılmaması gerektiğine vurgu yapıldı.

İki üç gündür tartıştığımız bir adam var, adı Ali Edizer. GATA Başhekim Yardımcısı unvanı taşıyordu.

Sosyal medyada “Bu arada İmam Hatip mezunu gassalimizin bir avuç dolusu pamukla Mesut Yılmaz’ı köşede sabırla beklediğini de ilave edelim” diye yazmış, yazabilmiş biri bu.

Yaşama tutunmaya çalışan biri için, eski başbakan olsa da olmasa da son görev öncesi makata tıkanan pamuğu hatırlatır mı vicdanı, insanlığı olan biri?

Böyle bir kafa, görev yaparken, sizce Hekim    Andı’na uymuş, hastaları arasında ayrım yapmamış mıdır?

Ali Edizer’in aidiyetinin devlete değil bir tarikata ait olduğu yazılıp çiziliyor iki gündür.

Bunca badire atlattıktan sonra yazık değil mi bize, yazık değil mi bu ülkeye?..

Güzel şeyler...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sırası mı diye sorguladığım yönetmelik değişimi aslında köy okullarının kapatılmasının önüne geçecek bir adımmış. Atatürkçülük adına yapıldığı söylenen 28 Şubat, Cumhuriyet’in en büyük hedefi olan “her köye bir okul” projesini ortadan kaldırmıştı. Aziz Sancar, Nobel’i ABD’deki çalışmalarıyla aldı ama Cumhuriyet Mardin’in merkeze uzak bir noktasına okul açmasa, o Nobel de olmazdı. Duyuru kısmı biraz mahcup olmuş nedense, oysa yeni Aziz Sancar’lar böyle çıkacak işte...

Pazartesi akşamı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un davetlisi olarak Galata Kulesi’ndeydik. 1967’de bol bol kullanılan betonun temizlenmesinden horasan harcına kadar bir sürü şey öğrendim restorasyona dair.

Gecenin bence en güzel haberi Atatürk Kültür Merkezi’ne dair söylenenlerdi. AKM’nin sahnelerini, dünyanın en iyisi, 150 yıldır bu işi yapan Avusturya firması Waagner-Biro yapıyormuş. Londra, Berlin, Kopenhag opera binalarının sahnesini de yapmış bir şirketten söz ediyoruz. İstanbul Devlet Opera ve Balesi mutlaka hakkını verecektir o sahnenin...

Koronavirüs aşısını bekliyor tüm dünya, hatta en büyük aşı karşıtları bile. Yıllarca aşı karşıtlığının faturası şimdi ortaya çıkıyor. Türkiye’de 2018 yılında 716 olan vaka sayısı, 2019’da 2 bin 905’e yükseldi. Şu koronavirüs aşısı bulunsun, ardından aşı meselesini bir daha konuşalım.

104 bin liralık çanta

Sosyal medya fenomeni Danla Biliç, doğum gününde kendisine 104 bin liralık bir çanta satın almış.

Sadece Danla Biliç değil bir sürü genç için pahalı eşyalarla değer bulmak günümüzün en önemli çabalarından biri oldu.

Burada en büyük problem eğitim sistemimizde.

Neden çocuklara “Eşeğe altın semer de vursan, eşek eşektir” sözünü öğretmeyi beceremiyoruz?