Yaptım ama sor bir niye yaptım?

Banker Bilo filminden aklımızda kalan en önemli cümleyi aldım başlığa.

Mayıs başında devletin, maliyeti 0.65 kuruş olan maskeyi 0.68 kuruşa satın aldığını, 1 liralık satış fiyatının üretici için kötü olmadığını yazmıştım.
Aynı dönemde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İETT için davet usulüyle bir ihale açmış ve tanesi 2.89 artı KDV’den tam 100 bin
maske almış.

Davet edilen firmanın sahiplerinin CHP ile olan ilişkisi başlı başına bir tartışma konusu ama şimdilik sadece maskeler ve fiyatını konuşalım.
Normalin 3 katı fiyata alım haberi çıkınca Büyükşehir Belediyesi bir açıklama yaptı ve
dedi ki:

“Aldığımız maskeler su geçirmez maskeler.”

Hammaddesi bir petrokimya ürünü olan poliprolen tüm maskelerin kumaşı. Non-woven deniliyor bu kumaşa. Çocuk bezi, kadın pedi dâhil bir sürü üründe kullanılıyor. Doğası gereği zaten su geçirmiyor bu ürünler.

“Ayrıca bu maskeler elle iplik dikişi değil makine marifetiyle ultrasonik şerit dikişlidir.”


Yaptım ama sor bir niye yaptım


Bu daha da garip olmuş. Ultrasonik dikiş içinde insan emeği maliyeti yoktur. Makineye kumaşı veriyorsun, saatte 800 tane maske veriyor.
Meseleye dair fikrimin ne olduğunu anlatmak adına bir de haber vereyim: Çinli firmalar günde 5 milyon adet maske yapan bir makine ürettiler.

Şu an 1 milyon 150 bin dolara satılıyor o makine.

“Koruma özelliğinin daha yüksek olması için diğerlerinden daha büyük ebatlı maskeler tercih edilmesi yoluna gidilmiştir.”

Mümkün mü derseniz, evet bu mümkün. Makine üreticisine 2 bin euro öderseniz, size eni ve boyu 1’er santim daha büyük bir dizayn yapabiliyor.
Fakat konuştuğum tüm üreticiler kumaş maliyetinin çok az fark edeceğini söylüyorlar.

Kendi adıma Büyükşehir’den daha dolu bir açıklama beklerdim.

Mesela İETT şoförlerine dağıtılan maskelerin dikildiği kumaşın “Ekoteks Belgesi” var mı?

Tüm Avrupa ülkeleri bu belgeyi talep ediyor sipariş vermeden önce.

Görünen o ki Büyükşehir’in maskeler ve Halk Süt için üretilen 85 bin adet çantada olduğu gibi bu kumaş türünden alımlarda daha fazla bilgiye ihtiyacı var.

Bilgi olmayınca açıklamalar “Yaptım ama sor bir niye yaptım?” tadında oluyor...

Hadi itiraf edin seviniyoruz

Dünya adına Şili Başbakanlık binası önünde, darbeci Pinochet güçleriyle çarpışan Başbakan Allende demek biraz ABD 1970’lerde.
Türkiye adına önce ambargo, sonra bize 7, Yunanistan’a 10 yardım etmeyi şart koşmak demek. 80’lerin iki yüzü var, Madonna, Michael Jackson, walkman ile ABD tarzı yaşam, bir yanımız, Diğer yanımız, Başkan Carter’a “Bizim oğlanlar  yaptı” diye müjdelenen darbe, 12 Eylül’ün sadece üzerinden geçtikleri değil hepimizin hayatına etkisi.

Attilâ İlhan, Nâzım Hikmet, Aziz Nesin’siz edebiyat dersleri, yasaklanan, yakılan filmler, sürgündeki sanatçılar, onları vatandaşlıktan çıkaran irade...

90’lara geldiğimizde Kuzey Irak’ta PKK’ya yardım malzemesi atan Çekiç Güç helikopterleri geliyor aklımıza ABD dendiğinde.
Günah keçisi ilan edilen Yarbay Oliver North ile ABD’nin kirli savaşlara aktardığı silahlar ve para da geliyor.
Sonra 11 Eylül saldırıları, “Ya bizdensiniz ya da düşman” kodlamalarıyla başlayan anti-İslam bir süreç, oysa Afganistan’da Taliban’ın öncülerine ilk eğitimi ve Sovyetler’e karşı kullansınlar diye ilk yerden havaya füzeyi veren de ABD’nin ta kendisiydi.
Irak’ın bir yalanla işgali, Suriye’de Türk askerine sıkılan kurşun, atılan füzenin üzerindeki “Made in USA” yazısı hepimizin aklında.

Sonuç mu, önce koronavirüs, ardından George Floyd’un öldürülmesi olaylarında ABD’nin yaşadığı krizler, sokak hareketleri hoşumuza gidiyor
fazlasıyla.

Sadece bizim değil, Avrupa Birliği üyeleri dâhil bir sürü ülkede benzer bir duygu var.

Bu sevincini ABD’de malı sigarasından bir nefes alıp, ABD yapımı meşrubat ya da içkisini içip, yine ABD malı akıllı telefonundan paylaşıyor arkadaşlarıyla kimileri.

Bu tüketim anlayışıyla,  ABD, mesajlarda iddia edildiği gibi “bitmez.”

Bedelli askerliği kaçırmak gibi

4’lü kredi paketi içinde en çok ilgi çeken kredi konut kredisi ya, dün diğer bankalarla karşılaştırmalar yaptım.

Bir yıl hiç taksit ödemeden, ikinci el bir konut için 300 bin lira kredi aldığınızda ayda 3 bin 284 lira taksitle toplam 551 bin 775 lira
geri ödüyorsunuz.


Yaptım ama sor bir niye yaptım



Aynı miktar krediyi, yine 180 ay vadeyle ama hiç erteleme olmadan diğer bankalardan aldığınızda ortaya çıkan tablo şöyle:

Aylık ödemeler 4 bin 76 liradan başlıyor, 5 bin 572 liraya kadar yükseliyor.

Toplam geri ödeme rakamı da 736 bin lirayla, bir milyon beş bin lira arasında değişiyor.
Kredi paketine göre, eğer sıfır bir konut alır ve 6 ay ödemesiz kredi kullanırsanız, taksitler 2 bin 930 liraya,
toplam ödeme rakamı da 509 bin liraya düşüyor.

Yani en pahalı krediyle, 4’lü kredi paketi arasındaki fark aslında tam bir daire parası ediyor.

Yakın geçmişte konut kredisi alanlar kendilerini bedelliği askerliği 3.5 ay farkla kaçıran Cem Yılmaz gibi hissediyorlardır tahminen..