Hamilelik Döneminde Antibiyotik Kullanımı

4 Aralık 2015

1 ) Hamilelik döneminde antibiyotik kullanılır mı?

Hamilelik döneminde anne adayı mikroplara kaşı direnç gösteremediği için hamileliği riske girmek üzere ise, elbette ki antibiyotik kullanımı doktor kontrolü altında serbest olacaktır. Doktorlar anne adayının durumuna, hastalığına ve hamilelikte herhangi bir risk taşıp taşımadığına bakarak, kendisine uygun olan antibiyotiği verir. Kafaya göre antibiyotik kullanımı anne ve bebeğin hayatını riske sokar.

Hamilelik dönemi içerisinde kullanılan antibiyotikler B grubundadır. Bu grup antibiyotikler için gerçekleştirilen çeşitli araştırmalar sonucunda bebeğe herhangi bir yan etkisi olduğu kesin olarak tespit edilememiştir.

Hamilelik dönemi içerisinde, olabildiğince ilaç kullanmamaya dikkat edilmelidir. Ancak, ihtiyaç duyulması halinde, antibiyotikler kullanılarak mevcut olan enfeksiyon tedavi edilmelidir. Aksi taktirde erken doğum, endometrit, amnionit, zarların normal süreçten erken yırtılması gibi hayati risklere neden olacak olumsuz durumlar ile karşılaşma olasılığı bulunur.

Hamilelik dönemi içerisinde antibiyotik kullanılacağı zaman, kullandığınız antibiyotiğin bebeğe karşı herhangi bir zarar vermemesi gerekir.

2 ) Hamilelik döneminde zararlı olan antibiyotikler nelerdir?

Hamilelik dönemi içerisinde kullanılacak olan antibiyotiğin etken maddesi ve dozajı ayarlanır iken, hamileliğin kaçıncı döneminde, hangi haftasında olunduğunun da dikkate alınmalıdır.

Hamilelikte antibiyotik kullanımının en zararlı olduğu zamanlar, hamileliğin ilk ve son evreleridir. İlk evre içerisinde, bebek ve plasenta o an için tam anlamı ile bağışıklık sağlayamadığından dolayı, ikinci evrede ise, anne adayında meydana gelen yorgunluktan dolayı bebeğin korunması pek mümkün olmaz.

Yazının devamı...

İki Tüp Bebek Uygulaması Arasındaki Zaman Farkı Ne Olmalı?

2 Aralık 2015

Kadın bireyin ürettiği yumurta ile erkek bireyden gelen spermin buluşması ile kadın gebe kalır ve bunun sonucunda hamilelik durumu meydana gelir. Hamilelik beyinden salgılanan FSH yani yumurta üretimini kontrol eden beyinsel hormonun yardımı sayesinde kadın yumurtalığında gerçekleşir. Doğal yollu hamile kalma sürecinin aşamları kısaca bu şekildedir. Ancak çiftler korunmasız ve düzenli olarak ilişkiye girseler de çocuk sahibi olamayabilirler. Bu gibi hamile kalınmama ya da kısırlık gibi durumlarda çiftler tüp bebek tedavisi uygulamasını tercih edebilirler.

Tüp bebek uygulaması

Tüp bebek uygulamasındaki birinci evre kadın üreme hücresi yani kadın yumurtalıklarının uyarılması işe başlar. Bu ilk aşamada kadın yumurtalığına yüksek miktarda FSH enjekte edilir ve birden fazla sayıda yumurta üretilmesi sağlanılır. Enjeksiyonlama adetin ikinci gününde başlar ve 11 gün kadar devam eder. 11 gün boyounca da yumurtaların gelişim süreci doktor kontrolü altında izlenir. Geçen 11 günün ardında yumurtalar büyük ve bir buçuk iki santime ulaşmış hale gelir ve yumurtalara HCG (özel yumurta çatlatma iğnesi) veya Ovitral ilaçlar yapılır.

48 saatlik zaman dilimi içerisinde yumurtlama işlemi gerçekleşir ve süreci yürüten hekim yumurtaları 35. ya da 36. saatte toplamaya başlar. Toplanan yumurtalardan 8-10 tanesi genel veya lokal anestezi yoluyla vajinadan alınır ve döllenmesi amacıyla erkek bireyden alınan spermlerle buluşturulur.

Döllenme işleminin gerçekleşmesinden yirmi dört saat geçtikten sonra yumurta hücresi ikiye bölünür. İkiye bölünen yumurta embriyo haline gelmiştir. Embriyo transferi için 72 saatin geçmesi gerekmektedir. Embriyo transferi için ayrıca en kaliteli yumurtalar seçilir. 72 saat sonunda yaşanan hücre artışı ile embriyo transferine geçilmesi aşamasına gelinir. Seçilen kaliteli embriyolar vajinadan kadın rahmine aktarılır. Embriyonun ana rahmine aktarılması işlemi tüp bebek tedavisindeki son kısımdır.

Embriyo transferinden geçen 12 gün sonrasında, anne ve baba beklenen hamilelik testini gerçekleştirebilirler. Testin pozitif çıkması beklenen hamileliğin gerçekleştiğini göstermektedir. Ancak bazı durumlarda test negatif de çıkabilir ve tedavi son aşamada dahi başarısız olabilmektedir. Bu durum anne ve baba adaylarını umutsuzluğa düşürmemelidir. Bir sonraki denemeleri başarılı olacaktır. Araştırmalar ilk deneme sonrası tedavide başarılı olmayan çiftlerin ikinci veya üçüncü denemelerindeki başarı şansını yüzde 95 olarak nitelendirmektedir.

İki tüp bebek arasındaki zaman farkı ne kadar olmalıdır?

Bazı durumlardan dolayı tüp bebek tedavisi başarılı olmayabilir. Bunun çeşitli faktörleri bulunmaktadır. Embriyonun rahime tutunaması, anne adayının yaşadığı strese bağlı olumsuz ruhsal durumu gibi faktörler tüp bebek tedavisini olumsuz yönde etkileyebilir. Herhangi bir sebepten dolayı tüp bebek tedavisinde istenilen hamilelik sağlanamamışsa bir sonraki tüp bebek tedavisi beklenebilir. İki ya da üç aylık bir ara sonrası çiftler yeni bir tüp bebek tedavisini deneyebilirler. İki üç aylık süre anne adayının en az iki kez adet görmesi sonucu belirlenmektedir.

Yazının devamı...

Embriyo Transferi Kaçıncı Günde Yapılmalıdır?

1 Aralık 2015

Embriyo transferi kaçıncı günde yapılmalıdır?

Embriyonlar, hayatta kalabilmek için, spesifik metabolik gereksinimlere ihtiyaç duyar. Tüp bebek tedavisinin daha yeni yeni uygulanmaya başladığı zamanlarda, embriyolar laboratuvar ortamında maksiumum 3 gün civarında hayatta kalabiliyordu. Bu sebepten dolayı da, en fazla 3 gün içerisinde embriyo transferinin yapılması gerekirdi. Zaman geçtikçe, ilerleyen teknoloji ile beraber yapay kültür sayesinde embriyolar laboratuvar ortamı içerisinde yaklaşık olarak 1 hafta civarında hayatta kalabilmeye başladı. Bu yeni kültür, embriyoların gereksinim duyduğu birçok ihtiyaca cevap verebilme durumuna geldi.

İyi kalite yumurta üretebilen ve yaşı daha küçük olan kadınlarda dahi, embriyoların üçte biri blastosist evresine ulaşabilir. İyi kalite blastosist transferi tüp bebek tedavisinde başarı elde edilmesini sağlar. Kısacası, tedavide döllenme işleminin yapılmasının ardından yaklaşık olarak 1 hafta civarında bekletilmiş olan sonra embriyolar transfer edildiği zaman, kalitesiz olanlar otomatikman diskalifiye edilmiş olur. Bu da başarıya katkı sağlayan bir unsurdur. Ancak bu aşamaya kadar embriyoların sadece 3/1 i ulaşabilir. Başarısız tüp bebek denemelerinde ise, embriyo transferi 3. gün içerisinde gerçekletirilirse daha iyi olur.

Embriyo transferi nasıl yapılır?

Jinekolojik muayene masasında aynı muayene pozisyonunda olduğu gibi hasta hazırlandıktan sonra muayene aleti (spekulum) yerleştirilir. Rahim ağzının özel sıvılar ile dezenfekte edilmesi sağlanır. Daha sonra embriyolog tarafından laboratuvardan getirilmiş olan embriyolar, ince bir kateter desteği ile rahim içerisine nakil edilir. Kaç adet embriyonun nakil edileceği ise,m çeşitli kriterler sonucnda belirlenir. Gereğinden fazla embriyo transferinin yapılması halinde, çoğul (ikiz, üçüz) hamilelik meydana gelme riski artar.

Yaşı genç olan ve kaliteli embriyoları olan hastalarda daha az sayıda embriyo transferi yapılması planlanırken, yaşı büyük olan ( 37 yaş ve üzeri ) ve embriyo kaliteleri zayıf olan hastalarda daha çok sayıda embriyo transferi yapılması planlanır.

Transferi sağlanacak olan embriyoların dış kısmında bulunan zona tabakasının kalın olması halinde, lazer aracılığı ile zonaya inceltme işlemi (AHA) uygulanabilir. Bu işlemin ardından da embriyo transfer gerçekleştirilir.

Embriyo transfer işlemi ne kadar sürer?

Yazının devamı...

Tüp Bebekte Çoğul Gebeliğin Riskleri

25 Kasım 2015

İnsan bünyesi anatomik yapısına bağlı olarak tek bir bebeğe gebelik için uygundur. Meydana gelebilecek çoğul bir gebelik durumunda anne ve bebekler için riskli bir gebelik süreci yaşabilmektedir. Özellikle de üçüz veya dördüz bebekler sonu gelmek bilmeyen sorunlar yaratabilir. Üçüz veya dördüz gebelik hem annenin hem de bebeklerin sağlığı için son derece olumsuzdur.

Söz konusu riskler tüp bebek tedavisi uygulamasında da geçerlidir. Tüp bebek yönetmelik koşulları gereğince çiftlere çoğul önerilmemektedir. Özellikle uzun süre çocuk sahibi olamamış çiftlerin çoğul gebelik istekleri ile karşılaşılabilmekte. Ancak doktorlar çiftlerin bu isteklerini hiç de tavsip etmemektedirler. Çoğul gebeliklerdeki düşük oranı daha yüksektir. Bebekler ve anne adayı erken doğum riski ile daha çok karşı karşıyadır.Çoğul gebelikler bebeklerden birinin veya hepsinin üzerinde gelişim geriliğine de neden olabilmektedir.Üçüz bebeklerdeki durum ise daha da kritiktir. Olası bir üçüz gebelik durumunda bu risk oranı 5 katına çıkmaktadır.

Tüp bebek tedevisi uygulamasında çoğul gebeliğe karşı anne yaşının önemi

Anne adayının genç olması hamilelik şansı için çok önemli bir avantajdır. Çünkü genç anne adayının üreme hormonları 20 ile 30 yaş arasında yüksek miktardadır ve bu durum hamilelik için avantajdır. Ayrıca anne adayının herhangi bir başarısızlıkta sonrakigebe kalma tedavisi içinde önünde hayli uzun bir vakit bulunmaktadır. Genç anne adayları için de tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik için önlem almak daha kolaydır.

Anne yaşı ilerlemiş ve özellikle de 35 yaşı geçmişse tüp bebek tedavisindeki amaç sadece anneye istediği çocuğu vermektir. Bu yaş grubunun taşıdığı bazı riskler vardır. Azalan doğurganlık ve östrojen hormonuna bağlı olarak embriyonun kadın rahminde tutulma şansı da düşmektedir. Bu durum kadının gebe kalması önündeki olumsuz bir faktördür. 35 yaş üstü kadınlara tanınan iki embriyo hakkı tüp bebek tedavisindeki başarı oranını da artırabilmektedir. İki embriyo kullanımı hakkı sadece 35 yaş ve üstü kadınlara tanınmaktadır.

Tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik ve getirilen kısıtlamalar

Tüp bebek tedavisindeki çoğul gebeliklerin önüne geçilmek amacıyla yönetmelikler gereği 35 yaş altındaki kadınlara tek embriyo, 35 yaş ve üstü kadınlara çift embriyo transferi yapılmaktadır. Bu kısıtlama sayesinde çoğunlukla çoğul gebeliğin önüne geçilebilmektedir. Çoğul gebeliğin önüne geçmenin bir yöntemi de embriyonun kaliteli olmasıdır. Seçilen kaliteli embriyolar kullanılır ve diğer embriyorlar, anne ve baba adayının isteği halinde olası bir sonraki tedavide kullanılmak üzere dondurulurlar. Dondurulma işlemi embriyoya hiç zarar vermez. Çiftlerin tüp bebek tedavilerinde başarısız olma durumunda yeniden tedavi görmek isteyebilirler. Bu durumda dondurulmuş olan sağlıklı embriyolar yeniden kullanılabilir. Bu durum tedavi sürecini de hızlandırmaktadır.

Yazının devamı...

Tüp Bebek Tedavisinde Neler Değişti?

24 Kasım 2015

1978 yılında elde edilen ilk başarılı tüp bebek tedavisinden günümüze kadar pek çok değişiklikler yaşandı. Tıbbın ilerlemesi ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak tüp bebek tedavisinde de olumlu gelişmeler yaşandı. Tüp bebek çocuk sahibi olamayan kadınlara uygunalan tedavi şeklidir. Kadın yumurtası ile erkek sperminin labaratuvar koşullarında döllenmesi işlemiyle yapılır. Günümüzde kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin ya da normal yollardan gebe kalamayan kadınlarının tedavisi için en iyi sonuçlar verecek şekilde geliştirilmiş farklı düzeylerde tüp bebek tedavileri bulunmaktadır. Tüp bebek tedavileri anne ve baba olamayan çiftlerin en büyük umut kaynakları olmuştur.

Geçmişten günümüze tüp bebek tedavisinde neler değişti?

Aşırı iğnelemeden vazgeçildi

İlk yıllarda gerçekleştirilen tüp bebek tedavilerinde anne adaylarının yumurtalıklarının olgunlaşması için anneye çok fazla sayıda iğne vurulurdu.Bu durum da anne adayının yan etkilere maruz kalmasını sağlayabilmekteydi. Ancak gelişen tüp bebek teknoloji sayesinde artık çok fazla sayıda iğnelemeye gerek kalmadığı anlaşıldı. Yumurta sayısının çokluğu değil kalitesi olması önemliydi. Yumurtanın kalitesi olması tüp bebek tedavisinin başarılı olmasını sağlıyordu. Teknolojik ve tıp imkanlarının yeterli olmadığı özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda aşırı iğneleme yöntemi çok kullanılmaktaydı. Ancak imkanların da gelişmesi dahilinde fazla iğnelemeden vazgeçildi. Günümüzde yumurtalama işleminin ardından yumurtaların takibi ultrason cihazının da yardımıyla 11 gün boyunca yapılabilmekte ve içlerinde en kaliteli yumurtalar seçilebilmektedir.

Çoğul gebelik riskleri ortadan kalktı

İlk yıllarda gerçekleştirilen tüp bebek tedavilerinde çok fazla sayıda çoğul gebelik yaşanmaktaydı. Bu durum da anne adayının daha fazla düşük yapmasına ve tedavinin başarısızlık ile sonuçlanmasında etkiliydi. Sonradan anlaşıldıki tüp bebek tedavilerinde çoğuk gebelik bebek sağlığı için riskler taşıyordu ve annenin düşük yapmasında etkiliydi. Sonradan alından yönetmelik kuralları gereği 35 yaş altı kadınlarda yalnızca bir embriyonun kullanılması 35 yaş üstü kadınlarda da iki embriyonun kullanılması kararlaştırıldı. Böylelikle tüp bebek tedavilerinde çoğuk gebeliğin de önüne geçilmiş olundu.

ERA testi yöntemi

Uygulanmaya başladığı 1978 yılından günümüze kadar gelişen tüp bebek uygulamarı her sene daha da olumlu sonuçlar doğurdu. Günümüzde tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin başarılı olma olasılığı yüzde 95 seviyelerinde. Bunda ilk günden günümüze kadar yürütülen süreçte tedavinin geliştirilmesinin çok büyük etkisi bulunmakta. ERA testi de geliştirilen bir başka tüp bebek tedavilerinden. ERA testi, ana rahminin embriyoyu kabul edeceği en uygun zamanın tespitini belirleyen çok ileri düzeyli moleküler biyoloji tabanlı bir tes yöntemidir. ERA testi sayesinde eskiden görülme şansı olmayan rahim üzerinde faaliyet gösteren 238 farklı gen üzerine analiz yapabilme olanağına ve rahmin embriyo nakli için uygun olup olmadığı imkanına erişildi. Böylelikle tüp bebek tedavisinde, rahimin embriyoyu ne zaman kabul edip etmeyeceği bilgisine erişildi.

Yazının devamı...

Endometriozis Sonrası Gebe Kalma Şansı Ne Kadar?

23 Kasım 2015

Kadınların her ay rahim içindeki gebeliğe hazırlanmış olan dokuları gebelik gerçekleşmediğinde, adet kanaması olarak dökülür. Bu şekilde adet kanaması olarak dökülen rahim içindeki gebelik olmayan dokulardır. Bunu her kadın adet olarak tanımlar. Endometriozis ise, dokuların hem adet kanı olarak aşağıya alması, hem de bir noktadan tüpler aracılığıyla geriye giderek, yumurtalık üzerine yapışması, makatın üzerine, rahmin arkasına, bağırsakların üzerine, mesaneye yapışarak buralarda tutunup yaşamasıdır. Yumurtalığın üzerine yapışmış olan hücrelerin yumurtalık içine girmesi ve oradan kanamayla birlikte biraz daha doku oluşturması durumunda çikolata kisti denilen yapılar meydana gelir.

Diğer taraftan vücutta farklı yerlerde gezinen, organlara yapışan dokular buralarda yapışıklıklara neden olarak, hastalarda önemli iki sorunun oluşmasına yol açarlar. Bu sorunlardan bir ağrıların olmasıdır. Cinsellik sırasında derin darbeler nedeniyle burada rahmin sinirlerinin üzerindeki doku parçaları ağrıya neden olur. Bunlar adet döneminde, birkaç gün öncesinde şiddetli ağrı yapabilir. Adetten bağımsız olarak iki adet arasında alakasız ağrılara neden olabilirler. Karın ağrısı, kasık ağrısı, makata kadar inen ağrı hastanın ızdırap çekmesine sebep olur.

Endometriozis çikolata kisti oluşturmadan, bunların ultrasonla görülmesi mümkün değildir. Bu nedenle hastalığın bu aşamasında ağrıların sebebi başka rahatsızlıklarla karıştırılabilir. Çikolata kisti oluşunca teşhisin konması daha rahat olur. Hastalığın diğer önemli sorunu kadınların gebe kalamamasına neden olmasıdır. Hastalık odaklarının yapışıklıklara neden olması, yumurtalık dokusunun anatomisini bozması, tüplerde tıkanıklık yapması gibi etkenler kısırlığın gelişmesini sağlayabilir. Bu daha çok ileri evrede olan kistlerde görülmektedir.

Endometriozis risk grupları kimlerden oluşur?

Bu hastalıkta risk gruplarının genetik bir tarafı vardır. Fakat genetik etkenler fazla açıklayıcı değildir. Ancak ailesinde yakın çevrede endometriozis tanısı alan kadınlar varsa, bu kişiler daha fazla risk altındadır. Bu kişilerin 7 kat fazla riskli olduğu söylenebilir. Fakat genetik etki % 100 kadınları etkilemez. Ancak önemli bir faktör olarak kabul edilir.

Endometriozis teşhisi nasıl yapılır?

Dokuların çikolata kisti oluşturmasıyla, bunlar ultrason altında rahatlıkla görünür hale gelirler. Bu kistin görülmesinin ardından kan tahlili yapılarak Ca125 denen bulguyla desteklenmesi sağlanır. Bu araştırmaların yapılması sadece kistin oluşumuyla yapılabilir. Kadının muayenesinde farklı ve sert yapışıklık tarzında oluşumların olmasında yani rahmin arkasıyla makatın arasında ya da rektum denilen bölgede yapışıklık olduysa bunlarda belirlenebilir. Muayene sırasında rahmin arkasındaki 2 tane ağrı sinirinde ağrı hissedildiğinde, bu tanı için oldukça önemli bir bulgu olur. Fakat hafif endometriozis olduğunda kist ve yapışıklık yoksa bunun ultrasonla anlaşılması imkânsızdır. Bunlara sadece laparoskopiyle gözle tanı konulabilir.

Endometriozis gebeliğe engel olur mu?

Yazının devamı...

Aşılama Nedir, Nasıl Yapılır?

19 Kasım 2015

Aşılama nedir?

Aşılama yöntemi son derece basit bir yöntem olup uzun süre gebe kalamayan kadınlara uygulanmaktadır. Aşılama, erkeğin sperm hücrelerinin alınarak kadının rahminin içine bırakılmasıdır. Aşılama işlemi esnasında, erkekten alınan spermler gelişmiş enjektör iğneler yardımı ile rahim içine bırakılır. Bu işlem sonucunda yüksek ihtimalle döllenme sağlanır. Aşılama yöntemi çiftlerin çocuk sahibi olma şanslarını yüzde 20 oranda arttıran bir faktördür.

Aşılama süreci nasıl gelişir?

Aşılama tedavisine başlanmadan önce çiftlerin normal yollardan gebe kalınması için her yolu denemeleri gerekmektedir. Çiftler korunmasız ve düzenli olarak 1 sene boyunca ilişki yaşadıktan sonra istedikleri çocuğa sahip olamazlar ise yapılan testler sonucu aşılama yöntemine geçilir.

Aşılama yöntemi son derece hızlı ve basit bir yöntemdir. Tıbbın gelişmesi ve teknolojinin de ilerlemiş olmasına bağlı olarak gelişmiş enjektörler yardımı ile ağrısız ve acısız bir işlem anne adayını beklemektedir. Babanın spermi anne adayının rahmine son derece gelişmiş enjektörlerin yardımı ile alınır ve döllenmenin gerçekleşmesi beklenir.

Aşılamanın uygulanma şartları nelerdir?

Aşılama yönteminin uygulanması için bazı kriter ve şartlar da bulunmaktadır. Erkekte sperm ve kadında da yumurta üretiminin mevcut olması gerekmektedir. Aksi halde döllenme olamayacağı için aşılama işlemi gerçekleşmez. Kısırlık tedavisi gören çiftlerin de tedavi sonuçları beklenir. Kısırlık tedavisinin yürütüldüğü aşamda da aşılama tedavisi yöntemi çiftlere uygulanmaz.

Aşılama öncesi hem anne hem de baba adayında gerekli testlerin yapılmış olması da çok önemlidir. Bu testlerden görülebilecek bir olumsuzluk aşılamanın yapıpıl yapılmamasını da etkilemektedir. Anne ve baba adayında herhangi bir sorun varsa ve aşılama yapılırsa tedavi sonuç vermeyecektir. Bu durum anne ve babayı psikolojik açıdan yorabilmektedir. Bu sebeplerden dolayı aşılama tedavinin kesin sonuç vermesi için, aşılama yapılmadan önceki tetkiklerin doktor tarafından yapılması gerekmektedir.

Yazının devamı...

Kısırlık Tedavisine Ne Zaman Başlanmalı?

16 Kasım 2015

Çifler 1 senelik süreçte hiçbir korunma yöntemi kullanmadan düzenli olarak cinsel ilişkiye girmelerine rağmen istenilen gebelik sağlanamadıysa, meydana gelen bu duruma kısırlık denir. Ülkemizde çiftlerin yüzde 15’i kısırlık problemi ile baş etmektediler. Kısırlık her çiftte farklı sebeplerden dolayı baş göstermektedir. Bu neden çiftlerin tedavileri de birbirlerinden farklılık göstermektedirler. Kısırlık özel bir durum değildir ve çiftlerin tedavi görmeleri gerekmektedir. Unutulmaması gerekir ki kısırlık tedavisindeki başarı oranı başarısız olma oranından daha yüksektir.

Kısırlık belirtileri ve kısırlık tedavisine başlangıç zamanı

Kısırlığın en büyük nedeni doğum kontrol yöntemi kullanmadan bir yıllık zaman diliminde istenilemeyen gebeliğe ulaşamamaktır. Yüksek ihtimalle çiftlerden birisinin yaşadığı kısırlık bu durumun önünde engeldir. Ancak kısırlığın anlaşılması için 1 sene beklenmeyedebilir. Çünkü yaş faktörünen dolayı bekleyen çiftlerin çocuk sahibi olma yaşları gecikebilir.

Kadının yumurtalıklarında oluşan bozukluklar (polikistik over sendromu ) ve rahimde meydana gelebilecek enfeksiyonlarda kısırlığa neden olabilir. Bu yüzden kadın rahminde ağrı, yanma veya aşırı kanam görürse hemen uzman bir doktora başvurmalıdır. Erkeğin sperm miktarında ve kalitesinde azalma yaşanıyorsa bu durumunda nedeni yüksek oranda erkeğin yaşadığı kısırlıktır. Zaman kaybedilmeden tedavi olunması gerekmektedir. Yumurtalıklarda meydana gelen çikolata kistleri ve endometriozis kistleri de kadın üreme organına zarar verebileceği için tedavi edilmesi gerekmektedir.

Tüm bu belirtiler kısırlığın bir nedenidir ve beklenilmeden tedavi edilmesi gerekmektedir. Özellikle de yaşı ilerlemiş çiftler kısırlık tedavilerine başlamak için 1 sene beklemeleri gerekmemektedir. İlerleyen yaşa bağlı olarak çocuk sahibi olmaları zorlaşabilecektir.

Kısırlık tedavisi

Test aşaması

Kısırlık şikayeti ile doktora başvuran çiftlere ilk önce kesin kısırlık tanılarının konulabilmesi için bazı testler yapılır. Bu testlerle birlikte kadın üreme organları ultrason yardımı ile incelenir. Yumurtalıklarda kist ya da enfeksiyonal oluşumların olup olmadığına bakılır. Erkekten alınan sperm örneği ile spermin miktarına, kalitesine ve yeterli sayıda olup olmaması da incelenir.

Yazının devamı...