Hamilelikte Ağda ve Lazer Epilasyon

13 Kasım 2015

Gebelikte anne adaylarının en merak ettiği soruların başında istenmeyen tüylerden nasıl kurtulacağı, gelmektedir. Hormonal değişimler sebebiyle artan tüylenme, anne adayları arasında oldukça yaygın bir sorundur. Ancak meme uçlarında ya da göbekte meydana gelen tüylenmeler, gebelikten sonra durdur ve dökülür. Bu sebeple bu tüylere gebelik sırasında müdahale edilmemesi gerekir.

Gebelikte ağda:

Gebelik döneminde ağda yapılabilir. Ancak bu süreçte vücut daha hassas olduğu için iz kalabilir ya da anne adayının canı daha çok yanabilir. Bu sebeple güvenilir yerlerde ağda yaptırmak gerekmektedir. Hijyen, gebelik sürecinde en önemli konudur. Ağda yapılırken kullanılan araçların mutlaka tek seferlik kullanıldığına dikkat etmelisiniz. Genital bölge, ağda sırasında oldukça acıyabilir. Bu sebeple de uygulanması önerilmez. Ancak babacaklar, kollar ya da koltukaltı gibi bölgelere ağda uygulanabilir.

Gebelikte lazer ve iğneli epilasyon

Epilasyon yönteminde ışık enerjisinden yararlanılır. Kullanılan bu yöntem yalnızca kökleri hedef alır. Bu sebeple de cilde herhangi bir şekilde zarar vermez. Lazer epilasyonun gebelikte kullanımı hakkında yeterli bilimsel bilgi mevcut değildir. Bu sebeple de bu süreçte uygulanmaması tavsiye edilir.

İğneli epilasyonda ise kullanılan yöntem iğnedir. İğne uçları ile kökler tahrip edilir. Bu aşamada anne adayı oldukça acı çekebilir. İğneli epilasyonun bebeğe herhangi bir zararı yoktur. Ancak hormonal değişimler sebebiyle iz kalma riski vardır.

Gebelik döneminde tüy dökücü kremler

Gebelik döneminde yasak olan yöntemlerden biri de tüy dökücü kremlerdir. Bu kremlerin içerisinde kimyasal içerikler bulunmaktadır. Bu sebeple de cilt tarafından emilir ve bebeğe geçebilir. Gebeliğin hiçbir sürecinde tüy dökücü krem kullanılmamalıdır.

Yazının devamı...

Yumurta Dondurma İşleminde Başarı Oranı

9 Kasım 2015

Yumurta dondurma işleminde elde edilen başarı oranı nedir?

Yumurta dondurma işleminde normal yöntemlere göre, vitrifikasyon yani camlaştırma yönteminin kullanılması ile beraber başarı oranını artmıştır. Vitrifikasyon yöntemi kullanılarak uygulanan dondurma işleminde, yumurtaların canlılığını koruma oranı, % 25 seviyesinden neredeyse % 95 seviyelerine kadar çıkmayı başarmıştır. Bu durum, anne adayının yumurta dondurma işleminin ardından çözdürülmüş olan yumurta ile hamileliği elde etma ihtimali, klasik yönteme göre daha da artar.

Klasik yöntemde yumurtalar yavaş bir şekilde soğutulduğu için, uygulamanın yapıldığı esnada içinde bulunan sıvı miktarı fazla olan yumurtada buz kristallerinin meydana gelmesine sebebiyet vererek, yumurtanın canlılığının kaybolmasına neden olur. Vitrifikasyon yöntemi sayesinde, yumurta herhangi bir travmaya maruz kalmaz ve bu sayede de hamilelik sağlama şansı da daha kolay olur.

Klasik yöntem kullanıldığı zaman ise, çözdürülmüş olan yumurtaların neredeyse 4/1 i canlılığını kaybetmekte ve elde edilmesi beklenen hamilelik ihtimali de yarı yarıya düşmektedir.

Camlaştırma yöntemi ile sağlanan hamileliklerin oranı ise, taze yumurtalar ile elde edilen hamilelikler ile neredeyse aynıdır.

İşlem esnasında başarı sağlanmasına yardımcı olan faktörler nelerdir?

Yumurta dondurma uygulamasının iyi bir donanıma sahip olan merkezler tarafından gerçekleştirilmiş olması halinde, elde edilecek olan başarı şansı daha fazla olur. Özellikle onkolojik tedavi görecek olan kadınlarda ve hamile olmayı bazı sebeplerden dolayı 35 yaşından sonra yapmak zorunda kalan kadınlarda yumurta dodurma işlemi uygulanır. Vitrifikasyon ile dondurulan yumurtalar klasik yönteme göre, 600 ile 1000 kat daha hızlı soğutulmakta ve çözdürme işlemi esnasında da canlı yumurtalara rastlama ihtimali daha da artmaktadır.

Yumurta dondurma işlemini yaptırmayı düşünen kişilerin, olabildiğince genç yaşlarda yumurtalarını dondurması, işlem sonrasında elde edilecek olan başarı olasılığını arttıran bir başka föktördür.

Yazının devamı...

Tüp Bebekte Çoğul Gebeliğin Önlenmesi

7 Kasım 2015

İnsan bünyesi anatomik yapısına bağlı olarak tek bir bebeğe gebelik için uygundur. Meydana gelebilecek çoğul bir gebelik durumunda anne ve bebekler için riskli bir gebelik süreci yaşabilmektedir. Özellikle de üçüz veya dördüz bebekler sonu gelmek bilmeyen sorunlar yaratabilir.

“Üçüz veya dördüz gebelik hem annenin hem de bebeklerin sağlığı için son derece olumsuzdur.”

Söz konusu riskler tüp bebek tedavisi uygulamasında da geçerlidir. Tüp bebek yönetmelik koşulları gereğince çiftlere çoğul gebelik önerilmemektedir. Özellikle uzun süre çocuk sahibi olamamış çiftlerin çoğul gebelik istekleri ile karşılaşılabilmekte. Ancak doktorlar çiftlerin bu isteklerini hiç de tasvip etmemektedirler. Çoğul gebeliklerdeki düşük oranı daha yüksektir. Bebekler ve anne adayı erken doğum riski ile daha çok karşı karşıyadır.Çoğul gebelikler bebeklerden birinin veya hepsinin üzerinde gelişim geriliğine de neden olabilmektedir. Üçüz bebeklerdeki durum ise daha da kritiktir. Olası bir üçüz gebelik durumunda bu risk oranı 5 katına çıkmaktadır.

Tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik ve getirilen kısıtlamalar

Tüp bebek tedavisindeki çoğul gebeliklerin önüne geçilmek amacıyla yönetmelikler gereği 35 yaş altındaki kadınlara tek embriyo, 35 yaş ve üstü kadınlara çift embriyo transferi yapılmaktadır. Bu kısıtlama sayesinde çoğunlukla çoğul gebeliğin önüne geçilebilmektedir. Çoğul gebeliğin önüne geçmenin bir yöntemi de embriyonun kaliteli olmasıdır. Seçilen kaliteli embriyolar kullanılır ve diğer embriyolar, anne ve baba adayının isteği halinde olası bir sonraki tedavide kullanılmak üzere dondurulurlar. Dondurulma işlemi embriyoya hiç zarar vermez. Çiftlerin tüp bebek tedavilerinde başarısız olma durumunda yeniden tedavi görmek isteyebilirler. Bu durumda dondurulmuş olan sağlıklı embriyolar yeniden kullanılabilir. Bu durum tedavi sürecini de hızlandırmaktadır.

Tüp bebek tedavisinde çoğul gebeliğin önlenmesi

Günümüzdeki tüp bebek tedavisi uygulamalarında çoğul gebeliği önlemek amacıyla birçok önlem geliştirilmiştir. Bu bir takım önlemler arasında transfer edilen embriyo sayısının azaltılması da bulunmaktadır. Seçilen iyi kalitedeki embriyolar hem rahime tutunmayı kolaylaştırmakta hem de çoğul gebelik riskini önlemektedir. Blastokist adı verilen 5. gün embriyo transferide çoğul gebeliğin önüne geçmektedir. Bu önlemler arasında çoğul gebelikleri önlemek amacıyla en etkili bilimsel yöntem embriyo sayısını azalmaktır. Bu sebepten dolayı 35 yaş altı kadınlara tek bir embriyo transferi yapılmaktadır.

Tüp bebek tedevisi uygulamasında çoğul gebeliğe karşı anne yaşının önemi

Yazının devamı...

Tüp bebek Kaç Kez denenir?

2 Kasım 2015

Doğal yollardan gebe kalamayan ve çocuk sahibi olamayan çiftlerin tercih ettiği tüp bebek tedavisi tıbbın ve teknolojinin de gelişmesine bağlı olarak çocuk sahibi olamayan çiftlerin umut kaynağı olmaktadır. Tüp bebek tedavisi, kadın ve erkek üreme hücrelerinin labaratuvar koşulları altında vücut dışında döllendirilmesidir. Günümüzde tüp bebek tedavilerinde çiftlerin başarı şansı yüzde 95 oranındadır. Tüp bebek tedavisi en çok doğal yollardan gebe kalamayan nedeni belli olmayan ya da kısırlık tedavisindeki en başarılı yöntemlerdendir. Tüp bebek tedavilerindeki ilk denemelerinde çiftler başarılı olamazlarsa hemen umutsuzluğa ve strese kapılmamalıdırlar. Çünkü tüp bebek tedavisinde herhangi bir kısıtlma bulunmamaktadır. Çiftler ikinci ya da üçüncü denemelerinde çok yüksek oranda istedikleri çocuğa kavuşacaklardır.

Tüp bebek tedavisi uygulaması

Çiflterin düzenli olarak ve korunmasız ilişkiye girmeleri durumunda istenilen gebelik süreci gerçekleşmiyorsa bu durumun büyük nedeni çiftlerden birisinin yaşadığı kısırlıktır. Bu gibi durumlarda çiftler kısırlık tedavisi olmaları gerekmektedir. Kısırlık özel bir durum değildir ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Unutulmaması gerekir ki kısırlık tedavisindeki başarı oranı başarısız olma ihtimalinden daha yüksektir. Eğer ki çiftler kısırlık tedavisinden bir sonuç elde edemezlerse istedikleri çocuğa ulaşabilmeleri için tüp bebek tedavisine yönlendirilirler.

Tüp bebek tedavisi meşakkatli bir süreçtir ve çiftlerin tedavi hakkında bilgi sahibi olmaları çok önemlidir. Çünkü tüp bebek tedavisi sırasında çiftlerden birisinin yaşayabileceği stres tedavideki başarı oranını etkileyebilmektedir. Bu yüzden stresin kontrol altında tutulabilmesi için tedavi aşamalarının bilinmesi ve tedaviyi yürüten doktor ile çiftlerin sürekli olarak iletişim halinde olmaları çok önemlidir.

Çiflter tüp bebek tedavisindeki ilk denemelerinde istedikleri çocuğu her zaman elde edemeyebilirler. Başarısız olunma çiftleri umusuzluğa düşürmemelidir. Çünkü tüp bebek tedavilerinde herhangi bir kısıtlama yoktur ve çiftlerin birkez daha deneme şansları bulunmaktadır. Çiftler çok yüksek oranda ikinci veya üçüncü denemelerinde başarılı olabilmektedirler. Çiftlerin tekrar isteği ve doktorun yapacağı sağlık kontrollerine bağlı olarak çiftlerin sağlık durumunun el verdiği sürece yeni tüp bebek tedavileri denemeleri yapılabilmektedir.

Tüp bebek tedavisi kaç kez denenebilir?

Tüp bebek tedavisi uygulanan çiftler üzerinde yapılan bir çalışma, ilk üç deneme sonrası çiftlerde gebelik elde edilme oranının yüzde 95 olduğunu göstermektedir. Bunun dışında kalan grupta tedavi sayısı hakkında herhangi bir sayı verilememektedir. Uzmanlar da 4. veya 5. denemelerdeki tüp bebek başarı şansının ilk üç denemeye nazaran biraz daha düştüğü görüşündedir. Tüp bebek tedavisindeki başarı oranı çok denemeye bağlı değildir. Çiftlerin yaşı, kalitetli embriyo elde edilmesi gibi birden çok faktörler tüp bebek tedavisindeki başarı oranını kritik noktada etkilemektedir.

Tüp bebek başarı oranı

Yazının devamı...

Hamilelikte Vücutta Olan 6 Temel Değişiklik

26 Ekim 2015

Ciltte meydana gelen temel değişiklikler nelerdir?

Hamilelik dönemi içerisinde ciltte en sık meydana gelen değişiklikler, hamilelik döneminin 7. Ayı ile beraber görülen ciltte ki renk değişikliğidir. Bu genellikle esmer bayanlarda meme uçları, cinsel bölge ve göbek çevresinde, cilt renginde hafif ton koyuluğu şeklinde görülür.

Aynı zamanda, bu dönem içerisinde yüz bölgesinde güneşin etkisi ile minik minik lekeler de ortaya çıkabilir. Daha çok hamilelik dönemi içerisinde görülmekte olan bu lekeler, doğumdan bir müddet sonra herhangi bir müdahale gerektirmeden kendiliğinden kaybolurlar.

Ciltte meydana gelen gerginlik sebebi ile de, genellikle göğüs çevresinde, karın ve kalça bölgelerinde çatlaklıklar kendini gösterebilir. Çatlakların rengi, önceleri mavimsi mor iken, doğum gerçekleştikten sonra beyaza döner.

Böbrek üstü bezlerinin yardımı ile ortaya çıkan kortizon da ki artış, ciltte bulunan elastik lifler üzerinde etki eder ve değişime uğramasını sağlar. Ancak, düzenli olarak kullanılan ve cildinize uygun olan ürünler ile kremler ve masajın da yarar sağladığı bilinmektedir.

Kalp ve damar sisteminde meydana gelen temel fizyolojik değişiklikler

Hamilelik döneminde, kalp atışı normale göre daha da hızlanır. Böylece, 1 dakika içerisinde vücuda pompalanması gereken kan oranı da doğal olarak artar. Kan basıncı, hamileliğin 7. Ayı ile beraber yükselişe geçer. Bu artışın seviyesi, diastolik değerlerde fark edilir. Anne adayı yatağa sırt üstü yatıldığında, kan basıncı minimum değerlere ulaşır. Ancak, kalp frekansında da artış gözlenebilmektedir. Böbreklerde görülen kanlanma, neredeyse yarıya düşebilir. Bu durum, Vena-Cava-Kompresyon sendromu şeklinde ifade edilir.

Yatar pozisyonda olunduğu zaman ise, vücudun alt bölgesinden kalbe doğru kanı taşıyan alt ana toplar damar, bebeğin kilosu ile beraber baskı uygulayarak, bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu sebeplerden dolayı da, anne adaylarının daha çok son 3 aylık dönem içerisinde, sırt üstü yatmaları doktorlarca tavsiye edilmez.

Yazının devamı...

Hamilelikte Döneminde Burun Kanaması

21 Eylül 2015

1 ) Hamilelikte burun kanaması

Anne adayının, günün herhangi bir anında durup dururken burnunun kanamaya başlaması, çok sık rastladığımız durumlardan biridir. Bu kanamalar bazen bir iki damla, bazen de çok daha şiddetli bir şekilde meydana gelmektedir. Hamilelik döneminde karşı karşıya kalınan burun kanamaları, bazı anne adaylarında ara sıra görülürken, bazı anne adaylarında ise neredeyse her gün benzer kanama ataklarına rastlanabilmektedir. Tekrardan meydana gelen bu burun kanamaları, hamilelik dönemi içerisinde çok sık karşılaşılan yakınmalardan birisi haline gelmiştir. Kanamalar can sıkıcı olmasına rağmen, pek çok zaman anne adayı ve bebek açısından herhangi bir zarar da teşkil etmemektedir.

2 ) Hamilelik döneminde burun kanamasının sebepleri nelerdir?

Anne adaylarının östrojen ve progestron hormonlarının değerleri hamilelik dönemi içerisinde artış göstererek, burnun iç dokusunda kan akımını artırır. Kanama da bu dokunun yumuşama ve şişmesi ile alakalı olarak meydana gelebilir.

3 ) Kanamanın gerçekleştiği sırada yapılması gerekenler nelerdir?

Kışın eviniz çok sıcak oluyor ve içeride sürekli kuru hava dolaşıyor ise, burunda kanama ve dolgunluk hissi de fazlalaşır. Bu kuruluğu gidermek amacı ile evinizde nemlendirici kullanmanız yararlı olacaktır. Her iki burun deliğinizi de, nazik bir şekilde jel ile yağlamayı da denemeniz, rahatlamanızı sağlayacaktır.

Doktorunuzun onaylaması ile yiyeceklerle beraber fazladan günde 250 mg C vitamini alarak, kılcal damarlarınızın direncini arttırıp, kanama riskinin minimum düzeye inmesini sağlayabilirsiniz. ( Ama doktorunuzun söylediğinden daha yüksek doz almayın )

Bazı durumlarda burun kanaması, burnunuzdan nefes almanızı güçleştirebilir. Burnunuzda bulunan pıhtıyı dışarı çıkarmak için, bir elinizle bir burun deliğinizi yavaş bir şekilde kapatıp , diğerinden hava vermeye çalışın. Daha sonra diğer burun deliğiniz için aynısının yapın ve rahat nefes alıp verinceye kadar bunu tekrarlayın.

Yazının devamı...

Sezaryen Kaçıncı Haftada Yapılır?

18 Eylül 2015

1 ) Sezaryen doğum ne zaman yapılır?

İsteğe bağlı bir şekilde, daha önceden planlanıp gerçekleştirilen sezaryen doğumlar, genel olarak hamilelik döneminin 39. Haftası içerisinde yapılır. Ancak sezaryen doğum ile alakalı olarak bilimsel derneklerin görüşleri 39. hafta dolmadan doğumun yapılmaması gerektiği yönündedir. Hamilelik, son adet tarihi ve ultrason güncellemeleri ile beraber kombine bir şekilde inceleme altına alındığı zaman, 39 hafta 0 gün olduğunda ve daha sonrasında yapılması daha uygundur. Doğumun daha erken zamanda gerçekleştirilmesi halinde, bebek ile ilgili çeşitli riskleri de beraberinde getirebilir. Ancak anne ile alakalı herhangi bir tehlikenin oluşması ise, söz konusu değildir.

2 ) Acil sezaryen doğumu ne zaman yapılır?

Daha önceden planlanmadan gerçekleştirilen acil sezaryen ameliyatları, anne veya bebek hayatı ile ilgili olan acil durumlar ortaya çıktığı için yapıldığından, hamilelik döneminin herhangi bir haftasında yapılabilir.

Acil , hamilelik döneminin 34. Haftasından sonra yapıldığı zaman, bebek ile alakalı herhangi bir problem meydana gelmez. Ancak, hamilelik döneminin 34. haftasından önce yapılan ameliyatlarda, bebeğin akciğer gelişiminin tam olmaması sebebi ile solunum sıkıntısı ve diğer problemler ile karşılaşılabilir.

24. Hamilelik haftasından önce karın katmanları ve rahimin aynı sezaryende olduğu gibi kesilerek bebeğin çıkarılmasına histerotomi (hysterotomy) işlemine verilen isimdir. Bu ameliyatın sezaryen şeklinde ifade edilmemesinin en önemli nedeni ise, bebek ile ilgili herhangi bir yaşam beklentisinin olmamasıdır. Histerotomi hamileliğin sonlandırılması amacı ile (küretaj gibi) yapılan bir cerrahi işlemdir. Histero-tomi kelime manası rahmin (uterus) organının kesilmesi anlamına gelir.

Yazının devamı...