Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

ABD’de hiçbir seçim bu kadar çekişmeli, tartışmalı, gergin, sonucu belirsiz ve tehlikelerle dolu bir manzara sergilememişti.

Bu kez sorun sadece iki Başkan adayından, yani Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Joe Biden’dan hangisinin sandıktan galip çıkacağı üzerindeki belirsizlik değil, aynı zamanda ABD’nin toplumsal bölünmüşlüğünün ve siyasal sistemindeki tıkanışın endişe verici bir hal almasıdır.

Seçimlerden iki gün sonra, bu satırları yazdığımız saatlerde dahi, kesin ve resmi sonuçların ilan edilmemiş olması, bazı eyaletlerdeki oy sayımının durdurulması için mahkemeye başvurulması bir kaos ortamı yaratmıştır. Yapılan itirazlar ve yargıya başvurular nedeniyle bu belirsizliğin ve karmaşanın önümüzdeki günlerde de devam etmesi söz konusu.

Haberin Devamı

Bu arada bu tartışmaların ve gerginlikleri sokaklara taşınması ve rakip gruplar arasında çatışmaların çıkması ciddi kaygılar yaratıyor. Büyük kentlerde şiddete ve yağmacılığa karşı güvenlik güçleri devreye sokuluyor.

Artık konu kimin Beyaz Saray’daki koltuğa oturacağından çok, ABD’nin siyasal sisteminin ve demokrasisinin bu olaylardan nasıl etkileneceğidir.

Evet, bu seçimlerin ortaya koyduğu tablo, “ABD’de sosyo-politik düzene ve özellikle gururla sözü edilen Amerikan demokrasisine ne oldu?” sorusunu gündeme getirmiş bulunuyor.

ABD’de etkin düşünce kuruluşları, akademik çevreler ve basın işte şimdi bu soruların yanıtını arıyor.

“New York Times”ta yayımlanan bir yazıda, seçimden sonraki kaotik durumun, Amerikan demokrasisi için bir yüz karası olduğu belirtiliyor ve “antika olmuş” Amerikan sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Washington’daki “Dış İlişkiler Konseyi”nin düzenlediği bir konferansta konuşan akademisyenler, Amerikan demokrasisinin son olaydan ciddi bir yara aldığını öne sürerek, sistemde köklü bazı reformlarla önerdiler. Bu arada bir konuşmacı, demokrasinin sadece “sandıktan ve oydan ibaret olmadığını” söyledi ve demokrasinin canlı tutulması için Kongre, yargı, basın ve sivil toplum kuruluşlarının hep devrede kalmasının, ayrıca demokrasi kültürünün de geliştirilmesinin önemini belirtti.

Haberin Devamı

Son seçimlerden sonra ortaya çıkan durum, gerçekten Amerikan demokrasisi için bir test niteliğini taşıyor. Yani Amerikalıların şimdi kimin Başkan olacağını belirlemekle kalmayıp, aksayan sistemle ilgili köklü bazı değişiklikler yapması gerekecek.

Aslında bunda geç bile kalındı. Bu aksaklıklar daha önce de zaman zaman görülüyordu.

Kişisel bir anımı aktarayım: 1970-1980 yıllarında ABD’de seçimleri izlerken, Amerikan sisteminde temsili demokrasi ilkelerine pek uymayan bazı uygulamalara dair yazılar yazdım. Bu arada dolaylı     veya iki aşamalı seçim siyasetinin yarattığı komplikasyonlardan ve sakıncalardan bahsettim.

O dönemde görüştüğüm uzmanların bir kısmı gerçekten 200 küsur yıl önce konan bu sistemin artık günümüz için geçerli sayılmaması ve direkt temsili demokrasiye geçilmesinin yararlı olacağını söylemişlerdi. Ama çok kişi de, federal eyalet sisteminde bu uygulamanın devamının tercih edildiğini belirtiyorlardı. Sonuçta bu ikinci görüş bugüne dek hâkim oldu.

Haberin Devamı

Kuşkusuz, son seçimlerin krize ve kaosa yol açmasında sistemdeki sakıncalar kadar, Trump’ın hırslı, otoriter davranışlarının önemli rolü var: Başkan kampanya sırasında yenilgiyi kabul etmeyeceğini ve posta yoluyla gönderilen oylara karşı çıkacağı mesajını açıkça vermişti. Yaptığı sert çıkışlar da bu tutumun bir sonucu.

Ne var ki bunun yarattığı yükse tansiyon ve karmaşa, ABD’nin siyasal ve sosyal yaşamında ciddi bir sarsıntı yaratıyor.