Esnek eksen politikası

Türkiye’nin Karadeniz’de doğal gaz keşfetmesi, bu tarihi olayın dış politikaya olası etkileri konusunu da gündeme getirdi.

Bu bağlamda, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın bunun yeni bir başlangıç olacağına işaret eden konuşmasında kullandığı “Ne Doğu, ne Batı, yeni eksen Türkiye” sloganı, Ankara’nın uluslararası konumu ve rolüyle ilgili vizyonunu ortaya koydu.

Bu demeçte yer alan eksen sözcüğü, son yıllarda içeride ve dışarıda Türk dış politikasının yeni yönelişi konusundaki demeçlerde ve yazılarda çok tartışıldı. Şimdi bu tartışmalar kullanılan sloganın ışığında yeniden yapılıyor, bunun anlamı üzerinde farklı görüşler ifade ediliyor. Bu bakımdan, bu eksen kavramına açıklık getirmekte yarar var.

Fakat başta bu keşfin anlam ve önemini kısaca vurgulamak gerekir: Türkiye için bu olay gerçekten bir başarı öyküsüdür. Böylece Türkiye kendi kapasitesini ve milli kaynaklarını kullanma kararlılığını göstermiştir. Sakarya havzası adı verilen bölgede yüksek teknoloji kullanılarak keşfedilen 320 milyar metre küplük rezervin keşfedilmesi bir başlangıçtır: Karadeniz’e ve Akdeniz’de süreç devam edecek, yeni keşiflerle Türkiye’nin enerjide kendi kendine yeter duruma gelmesi ve bunun da Türk ekonomisine büyük güç kazandırması beklenmektedir.

Hem Doğu, hem Batı

Türkiye’nin yeni süreçte (ki bu birkaç yıl alır) enerji potansiyeli sayesinde güçlü bir ekonomiye kavuşacağı, askeri gücünü artıracağı ve bölgesel hatta küresel bir aktör olarak kendisini göstereceği varsayımı veya inancı Bakan Albayrak’ın kullandığı sloganın temelini oluşturuyor.

Buna göre, Türkiye’nin ulaşacağı kapasite ve imkânları, onun diplomatik alanda elini güçlendirecek, etkinliğini pekiştirecek ve milli politikalar geliştirmesini sağlayacaktır.

Ancak bu sloganda “Ne Doğu, ne Batı” ifadesi, yanlış anlamalara yol açmış görünüyor. “Ne” sözcüğünün negatif tonu, sanki Ankara’nın Doğu’ya da Batı’ya da meydan okuduğu, kimseye ihtiyacının bulunmadığı, kendi başına hareket edebileceği algısını yaratıyor. Evet, güçlü bir Türkiye’nin dışa bağımlılığı azalacak, onun hareket serbestisini artıracaktır. Ancak günümüzde herkesin herkese ihtiyacı vardır ve bu bakımdan iyi ilişkiler ve de iş birliği esastır. Dolayısıyla, “Hem Doğu, hem Batı” demek daha doğru olacaktır.

Buna daha esnek bir ifadeyle, “Kâh Doğu, kâh Batı” da demek mümkün. Günümüzde, aynı ittifakın mensupları arasında dahi bazı konularda görüş ayrılıkları olabiliyor. Dış politika kararları verilirken, her olay İngilizce tabiriyle “case by case”, tek tek ele alınarak ona göre değerlendiriliyor. Yani pratikte diğer ülkelerin (hatta müttefiklerin) tutumuna kâh iştirak ediliyor, kâh edilmiyor.

İnce ayar

Sloganın “yeni eksen Türkiye” kısmına gelince: Kuşkusuz günümüzün çok kutuplu dünyasında Türkiye’nin de önemli bir bölgesel aktör olma şansı yüksektir. Şu anda Türkiye ekseni derken, herhalde daha milli, daha bağımsız stratejiler geliştirmek kastedilmektedir. Halen uluslararası platformda boy gösteren birçok ülke vardır, ama “eksen” diyebileceğimiz merkezlerin sayısı çok sınırlıdır.

Dolayısıyla, eksen sözcüğünü, mevcut bütün olanaklar ve kapasiteler hesaba katılarak ihtiyatlı şekilde kullanmak gerekir.

Tabii bunda önemli olan Türkiye’nin enerji potansiyeli sayesinde her alanda daha güçlü, daha bağımsız, daha etkin bir ülke haline gelmesidir. Bunu dış ilişkilerde daha çok dost kazanarak, uluslararası alanda daha sıkı iş birliği kurarak ve ince ayarla bir “esnek eksen” stratejisi uygulayarak başarmak mümkün...