Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Darbe girişiminin ilk saatlerinden beri, bütün dünyanın dikkatleri Türkiye üzerinde odaklanıyor.
Kuşkusuz bu olağanüstü ilginin nedeni, yakın veya uzak, çoğu ülkenin Türkiye’ye verdiği büyük önemdir.
Pek çok ülke liderinin beyanlarının ve yabancı medyanın değerlendirmelerinin gösterdiği gibi, darbe girişiminin başarısızlığa uğraması ve demokratik düzenin ayakta kalması olumlu karşılanmış ve destek görmüştür.
Tersi olsaydı...
Bunun önemini anlamak için, olayın tersini düşünmek gerek. Eğer bu darbe başarılı olsaydı ve Türkiye askeri bir rejim altına girseydi, bunun dış tepkileri çok olumsuz olacak, Türkiye ağır dış baskılar altında kalacak, uluslararası platformda yalnızlığa sürüklenecekti...
Türkiye’de bu kez darbenin fiyaskoyla sonuçlanmasının ve demokratik düzenin devam etmesinin bu olumlu yansımalarına karşın, dış dünyanın bu olayın izdüşümlerini bir miktar kaygıyla izlediği de bir gerçek. Maalesef bu olay, Türkiye’nin son yıllarda zaman zaman darbelere sahne olduğunu hatırlattığı gibi, şimdi de yeni bir istikrarsızlık ve belirsizlik dönemine girdiği izlenimi vermiş durumda. Dışarıdaki bu imaj, Türkiye’nin kalkışmanın sebep olduğu hasarı onarıp süratle kendisini toparlamasıyla düzelecektir...
Yeni sorunlar
Olayın dış politikayı da etkileyecek bazı yönleri şimdiden kendilerini belli ediyor. Bunların başında kalkışmayla ilişkilendirilen şahısların Türkiye’ye iadesi konusu geliyor.
Yunanistan’a kaçan 8 darbecinin Türkiye’ye teslim edilmesiyle ilgili.
Yunanistan Başbakanı Çipras’ın yardımcı olma sözüne rağmen, hemen başlatılan hukuki prosedürün ne kadar süreceği ve nasıl sonuçlanacağı belli değil. Ama sonuçta Atina’nın Türkiye’nin bu talebini yerine getirmesi olasılığı yüksek sayılıyor.
ABD ile Fethullah Gülen konusundaki uyuşmazlık uzunca bir süredir devam ediyor. Son olarak Dışişleri Bakanı Kerry, iade talebinin karşılanması için, Gülen’in bu darbe teşebbüsündeki rolünü kanıtlayan delillerin verilmesini istedi. Türk hükümeti ise, paralel yapının giriştiği kalkışmanın yeterli bir kanıt olduğunu söylüyor ve ABD’ye “Dost isen bu isteğimizi yerine getirmelisin” mesajını veriyor...
Bu konu önümüzdeki günlerde ve haftalarda Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir pürüz olacağa benziyor. Aslında son dönemde bu ilişkilere gölge düşüren PYD/YPG uyuşmazlığı devam ediyor. Türkiye’de son zamanlarda ABD’ye karşı güvensizliğin arttığı, hatta darbe teşebbüsünden sonra bu olayın arkasında Washington’un bulunduğu iddiasının bazı yetkililer tarafından da dile getirildiği görülüyor.
Kalkışmanın dış politikaya olası etkilerini değerlendirmeye devam edeceğiz...