Kosova politikamız: İlkeler ve gerçekler

Kosova politikamız: İlkeler ve gerçekler

Sami KOHEN

KOSOVA'daki olaylar karşısında Türkiye, daha önce başka bölgelerde meydana gelen benzer durumlarla ilgili tutumunu bir kez daha ortaya koydu.
Ankara taraflara "itidal ve diyalog" tavsiye ediyor. Sorunun "ülkenin toprak bütünlüğünün korunması" ve "tüm halkların insan hak ve özgürlüklerinin garanti edilmesi" esaslarına göre çözümlenmesini istiyor. Her türlü "terör eylemlerinden ve şiddet içeren önlemlerden kaçınılması gerektiğini" belirtiyor...
Bunlar Türkiye'nin değer verdiği evrensel ilkelerdir. Şu sırada uluslararası camianın tavrı da bu doğrultudadır.
Pratikte bu tutumun taraflara verdiği mesaj şudur: Bugünkü Yugoslavya'nın toprak bütünlüğü korunmalı, yani bölünmesine izin verilmemelidir. Bu Yugoslavya'nın üniter yapısını mutlaka korumak isteyen Sırpların hoşuna giden, buna karşılık bağımsızlığa kavuşmaya çalışan Arnavutları düş kırıklığına uğratan bir tavırdır... Buna karşılık, aynı tutumun verdiği diğer mesaj, Sırp yönetiminin Kosova'da baskılara son vermesi ve Arnavutlarla özerklik formülü üzerinde masaya oturmasıdır. Bu da Arnavutları bir ölçüde tatmin eden, ama Belgrad'ın tepkisine yol açan bir tutumdur...
* * *
TÜRKİYE'nin böyle bir tavır almasının çeşitli nedenleri var.
Birincisi, "prensip meselesi"dir. Türkiye'nin etrafı, "toprak bütünlüğü" ile "self - determinasyon" kavramlarının çatıştığı ülkelerle doludur... Eski Yugoslavya'da Bosna, Kosova; Körfez'de Kuzey Irak; Rusya'da, Çeçenistan, Azerbaycan'da Dağlık Karabağ, Gürcistan'da Abhaza, canlı örneklerdir... Türkiye, etnik ve dinsel faktörler bu ülkelerin iç çatışmalara ve bölünmelere sürüklenmesini, bölgenin istikrarı açısından çok tehlikeli buluyor. Bu nedenle her fırsatta "toprak bütünlüğü" kriterini öne çıkarıyor. Bu, Türk halkının sempati beslediği halkların (örneğin şimdi Arnavutların) hoşuna gitmese bile...
Ankara'nın bu ilkeyi benimsemesinin bir nedeni de, kendi özel konumundan kaynaklanıyor. Açıkçası Türkiye, Kürt ayrılıkçılığına karşı, ülkenin üniter yapısını, toprak bütünlüğünü, ulusal birliğini savunmak durumandadır. Başka ülkeler için bunun aksini desteklemek, karşı tarafa bir koz vermiş olur...
Kaldı ki, bölgede görülen bu tür olayların hepsi birbirinin kopyası değil. TC'nin durumu ile, örneğin Yugoslav Federal Cumhuriyeti'nin yapısı, birbirinden çok farklı. Dolayısı ile, Kosova'daki Arnavutların, geçmişte zaten kabul edilmiş olan haklarına dayanan istemlerini, başka ülkelerdeki (ve Türkiye'deki) ayrılıkçı unsurların benzer taleplerine "emsal" göstermek yanlıştır.
* * *
AYNI şey, Kıbrıs'taki durum için de söylenebilir.
Kıbrıs ile Kosova arasında ilk bakışta insanı şaşırtan benzerlikler görülür: Kosova'da Arnavutlar, Sırp yönetimi altında ve hatta Sırplarla bir arada yaşayamayacaklarını söylüyorlar. Tıpkı Kıbrıs'ta Türklerin söylediği gibi... Kosova'da Arnavutlar 1991'de bağımsızlık ilan ettiler, kendi ayrı yönetimlerini, Meclis'lerini ve diğer kurumlarını kurdular. Bir nevi KKTC gibi... Kosova'daki yönetimi sadece "anavatan" Arnavutluk tanıdı. Türkiye'nin KKTC'yi tanıması gibi... Bugün Arnavutlar, Sırplarla ancak eşit şartlarla ve bağımsız bir varlık olarak müzakereye oturmayı kabul ediyorlar. Kıbrıs Türk yönetimi gibi...
Bu noktadan hareket edilirse, Kıbrıs ile ilgili Türk tezinin, Kosova konusunda savunulan ilkelerden yoksun olduğu düşünülebilir. Daha açık bir ifade ile, Kıbrıs için "ayrılık", Kosova için ise "birlik" konsepti benimseniyor...
İlk bakışta göze çarpan bu çelişkiye rağmen, her ülkenin, her toplumun tarihe dayanan özellikler ve farklılıklar taşıdığı unutulmamalıdır.
Bugün dahi, Kosova ile Kıbrıs arasında önemli farklar vardır: Pratikte Sırplar bugün hala Kosova'ya hakimdir. Kuzey Kıbrıs ise, Türkiye'nin askeri varlığı ve siyasi ağırlığı sayesinde, Rum yönetimi altında değildir. KKTC, Türkiye'nin desteği ile varlığını sürdürme şansına sahiptir. Kosova için Arnavutluğun böyle bir gücü yoktur.
Bu nedenle Kosova'daki Arnavut yönetimi - ve halkı - uluslararası camiadan medet umuyor. Ama bu topluluk da, yukarıda belirttiğimiz ilkeleri ve kıstasları gerekçe olarak gösterip, Arnavutların isteklerini ve beklentilerini ancak bir yere kadar karşılamaya razı. Açıkçası, Türkiye de buna dahil...



Yazara EmailS.Kohen@milliyet.com.tr