Neden bastırıyorlar?

Neden bastırıyorlar?

Sami KOHEN

ABD ve AB, Kıbrıs konusunda neden bu kadar bastırıyor? Batılıları, adada çözümsüzlüğe rağmen bir çatışma yok iken yoğun bir diplomatik kampanya açmaya iten, nedir?
Geçen cumartesi günü - KKTC'nin kuruluşunun 14'üncü yıldönümünde - İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce düzenlenen ve Prof. Erol Manisalı tarafından yönetilen "Kıbrıs Sorunu" üzerindeki konferansta tartışılan konulardan biri de bu idi. Konuşmacı olarak Türkiye uzmanı İngiliz gazeteci - yazar Dr. Andrew Mango'nun, panelist olarak da Prof. Hasan Köni, Prof. Oya Akgönenç, Dr. Hüseyin Ateşin ve Yrd. Doçent Hasan Ünal'ın katıldığı konferansta, bu konuda ilginç bazı görüşmeler ortaya atıldı.
Gerçekten şu sırada özellikle Batı ülkelerinin Kıbrıs sorununu ivedilikle ele almak ihtiyacını duymalarının nedenlerini teşhis etmekte yarar var. Bu, şimdiki girişimlerin - ve de baskıların - ardındaki niyetlerin ve amaçların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır...
* * *
İSTANBUL'daki konferansta Batı'nın halen Kıbrıs'la bu kadar uğraşmasının nedenleri tartışılırken izleyicilerden gelen bazı sorular, dikkatimizi çekti. Örneğin bu sorulardan biri,
"acaba Batı Türkiye'nin büyümesini önlemek için mi bu kadar bastırıyor?" şeklinde idi. Diğer bir soru da, ABD'nin (ve Holbrooke'un) devreye girmesinin "emperyalist emeller"le ilintisi olup olmadığı konusundaydı...
Gerek Dr. Mango, gerekse Prof. Köni, yanıtlarında böyle "komplo teorileri"ne itibar edilmemesi gerektiğini savundular. Dr. Mango'nun da belirttiği gibi, ABD'nin stratejisi ve çıkarları bölgede güçlü bir Türkiye'den yanadır. Nitekim Washington'un AB üyeliğinden petrol boru hattına kadar çeşitli konularda Türkiye'ye destek olduğu görülüyor. Gerçi bunun karşılığında ABD'nin de Ankara'dan (örneğin Kıbrıs konusunda) bazı beklentileri vardır kuşkusuz. Ama, ABD'nin ve Batı'nın Türkiye'nin gelişmesine ve güçlenmesine engel olmak istediği ve Kıbrıs üzerinde bu nedenle bastırdığı savı, mantıklı ve gerçekçi değil...
Buna karşılık, Prof. Köni Batılıların Kıbrıs için bastırmalarının AB'nin politikası ile ilintili olduğunu söyledi ve Topluluğun "son sınır" olarak (Türkiye'yi değil) Güney Kıbrıs'ı gördüğünü belirtti. Ayrıca ABD'nin şimdi Kıbrıs için atağa kalkmasında, Washington'daki Rum - Yunan lobisinin büyük etkisi olduğunu da vurguladı...
* * *
KUŞKUSUZ, bunlar Batı'yı Kıbrıs sorununu ele almaya iten nedenler arasındadır. Bunlara bizim ekleyeceğimiz birkaç önemli faktör daha var.
* Amerikan diplomatlarından son zamanlarda sıkça duyduğumuz bir argüman şudur: "Doğru, Kıbrıs'ta uzun bir süre nisbi bir sükunet hakim oldu. Ama son zamanlarda bu sükunetin bozulabileceğine ilişkin sinyaller gelmeye başladı. Yeşil Hat boyunca meydana gelen olaylar, kışkırtmalar, ayrıca silahlanma, Rumların S - 300 füzelerini almaya hazırlanması, Yunanlıların Güney Kıbrıs'ta üs kurması, karşılıklı askeri güç gösterileri, vs., tehlike çanlarını çaldırıyor. Çözümsüzlüğün devam etmesi, bu potansiyel tehlikeyi daha ciddi boyutlara ulaştırabilir..."
* Gene aynı çevrelere göre, "Kıbrıs'taki duruma bağlı olarak Türkiye ile Yunanistan arasında da gerginlik artıyor ve bu durum Ege'de de kendini belli ediyor. Kıbrıs'ta olay çıkarsa, NATO üyesi iki ülke arasında bir çatışma çıkması mümkündür. Bu da hem iki ülke, hem de Batı için bir felaket olur..."
* ABD'li bazı diplomatlar (ve bu arada Holbrooke) geçen yıl, "Ortadoğu'da barış süreci, Bosna'da Dayton anlaşması gerçekleşti, şimdi sıra Kıbrıs'ta" diye konuşuyorlardı. Gerçi Ortadoğu'da işler bozuldu, Bosna'da da anlaşma tam yürümüyor. Ama Washington, Kıbrıs için giriştiği denemeyi sürdürmek istiyor.
* AB "Kıbrıs Cumhuriyeti" ile üyelik sürecini başlatmak kararının bir sonucu olarak, bu meseleye iyice bulaşmış bulunuyor. Çözüm olmadan bu üyeliğin gerçekleşmesi, AB'nin başına dert açacaktır. Bunu bilen Avrupalı (ve özellikle İngiliz) diplomatlar, bu nedenle soruna hızla bir çözüm bulunması için harekete geçme ihtiyacını duyuyorlar...
* * *
NE garipti ki, Kıbrıs'ta son zamanlarda gerginliğin artmasında, AB'nin - Yunanistan'ın gayreti ile - Kıbrıs Rum yönetimine kucak açmasının önemli etkisi olmuştur.
Avrupalı dostlar, sandılar ki Kıbrıs'ın üyelik süreci başlatılırsa, bu Türk tarafını baskı altında tutacak ve böylece çözüme varılması hızlanacak.
Oysa, olay ters yönde gelişiyor ve artık geri adım atamayan AB'nin tavrı, çözüm arayışında başlıca engeli oluşturuyor...


Yazara EmailS.Kohen@milliyet.com.tr