Rusya-İran koalisyonu

Rusya geçen eylül ayından beri Suriye’deki üslerini kullanarak bu ülkede terörist saydığı hedefleri havadan bombalıyor.

Bu hafta Rus uçaklarının Suriye’deki hedefleri vurmak için ilk kez İran’daki Hamedan üssünü kullanması anlamlı bir gelişmenin habercisi oldu.

Aslında Moskova’nın bu kararının gerekçesi “teknik” bir argümana dayanıyor. Ruslar Halep ve İdlip bölgelerindeki hedeflerini vurmak için Tupelov TU-22-M3 tipi ağır bombardıman uçaklarına ihtiyaç duyduklarını, Suriye’deki üslerin ise bu tip uçakların hareketine müsait olmadığını ve bu nedenle İran ile bir anlaşmaya varıldığını öne sürüyorlar.

Rusya’nın amacı

Moskova’nın İran ile gerçekleştirdiği bu anlaşma için başka stratejik amaçlar güttüğü açıktır.

Bu amaçlardan biri, İran ile bölgesel düzeyde bir askeri bağ kurmaktır. Aslında Rusya ve İran Suriye politikalarında aynı çizgideler. İkisi de Esad rejimini destekliyor ve bu rejime karşı çıkanları “terörist” sayıp hedef alıyor. Nitekim çoğu askeri operasyonda Rusya’nın (ve de İran’ın, hatta Hizbullah’ın) ABD yönetimindeki koalisyonun desteklediği Suriyeli muhalif güçleri (Türkmenler dahil) hedef aldıkları görülmüştür.

Bu kez Rusya’nın İran ile Hamedan üssünün kullanımı konusunda anlaşması, ikili askeri işbirliğine dayalı bir koalisyon oluşturmuş oluyor. Böylece Rusya bölgedeki askeri varlığını pekiştiriyor, meşrulaştırıyor ve faaliyet alanını genişletiyor.

İran’ın rolü

Bu anlaşmayla İran da bölge platformunda öne çıkıyor.

Her ne kadar Tahran ulusal egemenliği konusunda çok hassas ise de Rusya ile anlaşmaya farklı açıdan bakıyor ve bunu sadece ikili bir işbirliği olarak görüyor.

Aslında İran bunu Suriye’de ve daha geniş anlamda bölgede rolünü ve nüfuzunu artırmak için bir fırsat sayıyor.

Böylece şimdi Suriye’de “teröre karşı savaş”ta mevcut “Batı yanlısı” koalisyona ilaveten Rusya’nın önderliğinde bir başka koalisyon oluşuyor.

Türkiye’nin yeri

Rusya-İran anlaşması Türkiye’nin her iki ülkeyle bir yakınlaşma sürecine girdiği bir zamana rastladı. Bu da Türkiye’nin bu yeni oluşumlarda yerinin ne olacağı hakkında tartışmalara yol açmış bulunuyor.

Şu sırada yapılan pek çok spekülasyon var. Türkiye’nin üçlü bir askeri ittifaka girmesi, hatta Ruslara İncirlik üssünü kullanma imkânının verilmesi olasılıklarından söz ediliyor.

15 Temmuz olayının yarattığı psikolojik ortamda dış politikadaki temel duruşlarla ilgili kararlarda acele etmemek lazım. Türk diplomasisi serinkanlılığı ve sağduyusuyla maruftur...