Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Siyaset kulislerinden televizyonlardaki açık oturumlara ve kahvehaneler- deki sohbetlere kadar, Türkiye’de dış politikayla ilgili meseleler konuşulurken, sıkça duyulan sözlerden biri de “Bizi sevmezler” lafıdır.

Şöyle bir algı yerleşmiş Türk kamuoyunda: Ankara’nın politikalarına karşı çıkan ülkeler, bizi sevmedikleri ve de anlamak istemedikleri için, böyle hareket ediyorlar.

Türkiye’nin davranışlarına dış dünyadan gelen tepkiler, genelde en kestirme yoldan, bu “Bizi zaten sevmezler” argümanıyla izah ediliyor.

Haberin Devamı

Son günlerde, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden Ayasofya’nın ibadete açılması kararına kadar birçok meselede “Bizi sevmezler” algısının açıkça dile getirildiğini gördük.

Peki, kimdir bizi bu sevmeyenler? Bu doğru ise, neden sevmiyorlar? Buna göre nasıl hareket etmeli?..

***

Açıkçası, “sevmeyenler” listesi bir hayli uzun.

Bunların başında ABD geliyor. Avrupalılar da bizi sevmiyor: Özellikle Fransızlar, Almanlar ve tabii ki Yunanlılar... Ruslar da pek sevmiyorlar. Araplar da öyle.

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl Türkiye çapında yaptığı kamuoyu eğilimleri araştırmaları, bu “Bizi sevmezler” algısının ne kadar yaygın oluğunu gösteriyor. Son raporda belirtildiği gibi Türk kamuoyunun geniş kesimi, yukarıda saydığımız ülkeleri dost veya güvenilir saymıyor, hatta bir kısmını bir tehdit olarak görüyor.

“Bizi sevmezler” dendiğinde tabii ki bir genelleme yapılıyor. Bu basmakalıp cümle, bir algı veya güçlü bir izlenim. Ama bundan, sözü geçen ülkelerde herkesin Türkiye’yi sevmediği, ondan nefret ettiği, ona düşman olduğu anlamını çıkarmak yanlış. Aynı şey diğer ülkeler için de söz konusudur. Örneğin Fransızlar Almanları sevmezler. Almanlar da Fransızları... Avrupalılar Amerikalılardan hoşlanmaz, Amerikalılar da Avrupalı- lardan... Ruslar Amerikalı- lardan, Amerikalılar Ruslardan... vesaire...

Ama bu “sevmemezlik” durumu, ön planda tutulmuyor ve genelleştiril- miyor. Daha önemlisi, bu algı, o ülkelerin ikili veya çok yanlı ilişkilerini pek etkilemiyor. Avrupa içinde birbirini pek sevmeyen ülkeler (örneğin Fransa ve Almanya) canciğer dost ve müttefik...

Haberin Devamı

***

Uzun listedeki ülkeler eğer gerçekten “bizi sevmiyorlarsa” bunun nedenlerini iyi teşhis etmek gerek.

Aslında bu nedenler ülkelere ve spesifik şartlara göre, çok değişik. Din ve kültür farkından siyasi ve ekonomik rekabete kadar, tarihi, sosyolojik, psikolojik birçok neden saymak mümkün. Bunda zamanla oluşan ön yargıların ve yanlış algıların da önemli payı var.

Bunlar incelenirken, sadece karşı taraftaki koşulları değil, kendi tarafımızdaki davranışları, hataları, yetersizlikleri de göz önünde bulundurmak gerek. Sevilmemeyi önlemek ve ön yargıları ortadan kaldırmak için olumlu bir imaj yaratmaya çalışmak da çok önemlidir.

***

İşte bu bizi, bu durumlarda nasıl hareket etmek gerektiği sorusuna götürüyor.

“Onlar bizi sevmiyor, bize karşı çıkıyor. Biz de onlara karşı öyle davranırız, hadlerini bildiririz, dik dururuz” gibi ifadeler, duygusal bir yaklaşımdır. Tercih edilmesi gereken yol, “Bizi sevmezler” saplantısıyla küsmek ve kavgalı duruma düşmek yerine, “Sevseler de sevmeseler de” deyip ilişkileri mümkün mertebe iyi seviyede tutmaktır.