Çocuklarda mastürbasyon

19 Haziran 2022

Her çocuk biriciktir ve dolayısı ile birbirinden farklıdır ama genele indirgeyeceksek çocuklarda mastürbasyon görülme yaşı 2 ile 6 yaş arasında olduğunu söyleyebiliriz.

Peki Mastürbasyon Nedir?

Öncelikle mastürbasyon bir yetişkin mastürbasyonu değildir. Çocukların cinsel organına dokunmasının ya da bir yere sürtünmesinin adına mastürbasyon denir. Mastürbasyon bir öz doyumdur. Çocuklarda görülen mastürbasyon gelişimi adına normaldir. Çocuk cinsel organına dokunduğu zaman haz almaktadır ayrıca burnuna, yanağına dokunduğu gibi kendi bedenini keşfetmektedir.

Nasıl Davranılmalı?

Çocuklar 2,5 3 yaşından itibaren mastürbasyon yapmaya başlayabilirler (her çocukta farklı yaşta da görülebilir). Çocuklarda görülen mastürbasyon cinsel gelişimin bir parçasıdır. Anne ve babalar mastürbasyon yapan çocuğuna bağırmamalı, ayıplamamalı, ceza verilmemeli ve suçlu hissettirilmemelidir.

Mastürbasyonun tuvalet, banyo, kendi odası gibi uygun ortamlarda yapılması gerektiği anlatılmalıdır. Çocuk kendini tanımak ve rahatlatmak adına mastürbasyon yapabilir. Eğer kendini rahatlatmak adına yapıyor ise çocuk ile ilişkinizi güçlendirecek oyun, etkinliklere baş vurabilir, onunla birebir keyifli zaman geçirmeye özen gösterebilirsiniz çünkü çocuk istediği ilgiyi aldığında mastürbasyonun görülme sıklığı azalacaktır. Çocuk istediği ilgiyi oyunlar aracılığıyla sizden almış olacaktır.

Çocuklar hem kendi bedenlerini keşfetmek için hem de ilgi istediklerinde, yeni bir kardeş doğumunda, evdeki huzursuzlukta, taşınmada, okula başlamada ya da yeni bir düzene adapte olduğunda, ebeveynlerin boşanma sürecinde, kendini güvende hissetmediğinde, kaygılı olduğu gibi durumlarda mastürbasyon yapabilir. Bu bilgiyi önce anlamalı ve çocuklara anlayışlı yaklaşılmalıdır.

Kaşıntıdan kaynaklı cinsel organı ile oyunuyor, kaşıyor ise bu bir mastürbasyon değildir. Bu durumda bir doktara başvurulmalıdır.

Yazının devamı...

Pandemide kaygı ile baş etmek

8 Mayıs 2021

Hepimizin zorlu şartlardan geçtiği ve pandemi olarak ilan edilen bu dönemde ruh sağlığımız da olumsuz bir şekilde etkilenmiştir (Dünya Sağlık Örgütü ). Bireylerde özellikle kaygı tepkisi sıklıkla görülmektedir.

Kaygı Nedir?

Kaygı ile korku çoğunlukla karıştırılmaktadır. Korku; şu andaki tehlikeye verilen bir tepki iken kaygı; gelecekte olması beklenen bir duruma karşı verilen tepkidir. Az miktarda kaygı işlevsel olmakla birlikte harekete geçmemizi, daha hızlı tepki vermemizi sağlar iken aşırı düzeyde olması kişiye zarar vermekte hayat fonksiyonlarını sekteye uğratmaktadır.

Kaygının Bileşenleri Nelerdir?

1. Olumsuz Düşünceler ve İmajlar: Aklımızdan geçen olumsuz düşünceler ve gözümüzün önüne gelen görüntüler kaygı hissetmemizi sağlayabilir.

2. Bedensel Tepkiler: Kalpte çarpıntı, titreme, uzun ve derin soluma, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, sersemlik hissi, kaslarda gerginlik, sık sık idrar yapma isteği ya da ishal.

3. Davranışlar: Kaçma, kaçınma ve güvenlik sağlama davranışları.

Kaygının altında yatan nedenlerden biri olumsuz / işlevsiz düşüncelerdir. Yoğun kaygı altında iken aklımızdan ilk en kütü düşünce geçmektedir ve o düşünceden başka ihtimallerin de olduğunun çoğunlukla farkında olmayız. Kaygı anlarda kişide bedensel belirtiler görülmektedir ve o yoğun duygu altında kişide ''kaçma, kaçınma ve güvenlik sağlama'' gibi işlevsiz davranışlar görülmektedir. Örneğin kişi düşünmemeye çalışmaktadır fakat kişinin unuttuğu bir şey vardır ki ''düşünmemeye çalışılan her şey akla daha çok gelmektedir''.

Yazının devamı...