İsrail diyalogda niçin ısrarlı?

İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Pinhas Avivi’nin bir grup Türk gazeteciye “önkoşulsuz diyaloğa” hazır olduklarını söylemesi Türkiye’de belli bir heyecan yarattı. Ankara’dan İsrail’e anında gelen, “Basın yoluyla diyaloğu kes ve Mavi Marmara ile ilgili koşullarımızı kabul et” şeklindeki sert tepki ise bu diyaloğun yakın zamanda mümkün olmadığını gösterdi.
İsrail’in nafile çabalarla diyalog kanalları açmaya çalışması yine de dikkat çekiyor. Bunu şu anda Türkiye’deki en rütbeli İsrailli diplomat olan Maslahatgüzar Nizar Amer’e sorduk. İsrail ile diplomatik ilişkimizi asgariye indirmiş olmamızdan dolayı genç yaşına rağmen beklenmedik şekilde kıdem kazanan Amer, Avivi’nin somut bir öneride bulunmadığını ve yeni bir şey söylemediğini belirtti.
Amer, “Yakın geçmişte benzeri çağrıların Başbakan Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Lieberman’dan da geldiğine” işaret ederek, Ortadoğu’daki karmaşa ortamı düşünüldüğünde, İsrail’in Türkiye ile ortak çıkarlar ekseninde diyalog aramasının doğal olduğunu kaydederek İsrail’in “ulusal çıkarlarının” bunu gerektirdiğini söyledi.
Amer daha fazla detaya girmekten çekinirken, yokladığımız diplomatik kaynaklar, iki ülkenin özellikle Suriye konusunda ortak endişelerinin ve çıkarlarının olduğunu vurgulayarak şunları belirttiler:
“İsrail’in Suriye konusunda yılların deneyimine dayanan istihbarat yetenekleri var. Bunlar Türkiye’nin olanaklarının ötesinde. Köşeye sıkıştığı an Esad füzelerini hem İsrail’e hem de Türkiye’ye çevirecek. Bu konuda diyalog ve işbirliğinin hem Türkiye’nin, hem de İsrail’in güvenliğine katkıda bulunacağı aşikâr.”
Bu kaynaklar İsrail’in PKK’ya yardım ettiğine dair Türkiye’deki “şehir efsanesine” rağmen, iki ülke arasındaki istihbarat işbirliğinin bu terör örgütüne karşı mücadele eden Türk askerlerinin hayatlarını da kurtaracağını söylediler.
Türkiye’nin Mavi Marmara için istediği özür, tazminat ve Gazze ablukasının kalkması önkoşullarının karşılanmaması durumunda Erdoğan’ın kamuoyu nedeniyle adım atamayacağının hatırlatılması üzerine, bu kaynaklar şöyle konuştular:
“Kamuoyu Netanyahu’nun da sorunu. Çoğu İsrailli Türkiye’den özür dilenmemesine karşı çünkü Mavi Marmara’dakilerin niyetlerinin dostane olmadığına inanıyorlar. ‘Niçin sadece filodaki Türk gemisinde sorun yaşandı da diğerlerinde yaşanmadı?’ diye soruyorlar.”
Türkiye ile diyalog konusunda Netahyahu’nun da kamuoyu nezdinde risk aldığını belirten bu kaynaklar, Ankara’nın Gazze ablukasının kaldırılması önkoşulunun ise İsrail için “kabul edilemez” olduğunu belirttiler. Ülke güvenliğini ilgilendirdiği için İsrail’in bu konuyu hiç kimseyle müzakere etmeyeceğini belirttiler.
Söz konusu kaynaklar, İsrail’in Ankara’nın tüm koşullarını kabul etmesi halinde bile Erdoğan’ın İsrail karşıtlığından vazgeçmeyeceğini düşündüğünü de kaydederek bunun da İsrail kamuoyunu olumsuz etkilediğini söylediler.
Özetle, Suriye alevler içinde olsa ve İsrail bu nedenle “somut ortak çıkarlar” ekseninde diyalogda ısrar etse bile, ilişkilerin düzelmesi hâlâ başka bahara bakıyor.