Ala’nın gözünden büyük resim

İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milliyet’i konuk etti.
Tanıyanlar bilir; Ala nokta atış yanıtlar vermeden önce konuya tarihsel perspektifle girmeyi, olayları genel resim içinde yorumlamayı tercih eder.
Bizle sohbetinde de öyle oldu.
Terörle mücadele, teröristle mücadele, Suriye sınırı, göçmenler, bölgedeki belediyeler...
Böyle bir gündem sarmalında en yoğun mesaiyi yürüten isimlerin başında geliyor İçişleri Bakanı.
Ancak Güneydoğu’da yürütülen iç güvenlik operasyonu ve asimetrik terör vakaları bakanın masasındaki en önemli dosya.

Çok alanlı, eş zamanlı mücadele
Ala’nın açıklamalarını haberimizden okuyacaksınız.
Ben, yeniden hortlayan terörü doğuran zemin ve bir beka sorunu olarak görülen mücadeleye ilişkin genel yaklaşımını Ala’nın ifadelerinden özetlemeyi yararlı buluyorum.
İçişleri Bakanı, 1984’ten beri Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi olan terörle mücadele konusunda, “2002 öncesi ve sonrası” olarak bir ayırım üzerinden değerlendirme yapıyor.
2002’den sonrasındaki terörle mücadeleyi, “çok alanlı, eş zamanlı” mücadele olarak niteliyor. Şöyle diyor:
“Bir yandan demokrasiyi geliştirip reformlar yapıyoruz, diğer yandan terörle, teröristlerle mücadele ediyoruz, bir yandan da uluslararası ilişkilerde terörü sürekli gündeme getiriyoruz. Yasak olan birçok şeyi serbest hale getirdik. Reform üstüne reform yaptık. Bu nedenledir ki demokrasi, halk nezdinde teröre olan desteği azalttı. Bölgede bugün iki parti var. Geldiğimiz noktanın izahı nedir? Suriye’de ciddi bir kaotik ortam oluştu. 1000 km kara sınırımızın olduğu bir ülkeden söz ediyoruz. Suriye’deki yangının dumanının Türkiye’ye gelmemesini sağlamanın imkânı yok. Kuzey Suriye’de PKK’nın bir kolu olan PYD’nin ortaya çıkması bizim sınır ilçelerimizde yaşanan sorunu destekledi. PKK gelip Kandil’e yerleşince Kuzey Irak’ta kırsal alanda çok ciddi bir saldırı başlatmışlardı. Şimdi de Suriye’de bu gelişmeler bizim sınır ilçelerimizde hareket alanını genişletti. Gelişmeler örgütün iştahını kabarttı. Uluslararası birtakım çevrelerin Suriye’de kendi çıkarlarının devam edebilmesi için terör örgütünü bize karşı kullanabilecekleri bir unsur olarak görmeleri Türkiye içerisinde bu tür yansımaları ortaya çıkarmıştır.”

İkili işbirliği stratejisi
Ala’ya göre bir; terör artık lokal bir sorun değil, iki; iletişim devriminin sunduğu olanaklar bunu doğurdu, üç; Ortadoğu’da Suriye’deki gibi düzenin olmadığı kaotik ülkelerin ortaya çıkması ve terör örgütlerinin buralarda yuvalanma olanağı bulması bütün dünyayı etkileyen bir kapasiteyi hazırladı.
İçişleri Bakanı, bu nedenledir ki ancak iki ayaklı bir işbirliği stratejisinin terörle mücadelede sonuç alabileceğini vurguluyor.
Birincisi küresel işbirliği. Yani sadece canı yandığında terörün farkına varmamak. İstikrarsız ülkelerin istikrarını sağlamasına katkıda bulunmak. Amasız karşı duruş.
İkincisi, ülke içinde kararlı bir tutum. Sivil toplumundan siyaset arenasına, iş dünyasından sokaktaki vatandaşa kadar topyekün bir karşı duruş.
Ala, “Bazı tedbirler sanki bir sorun yokmuş da alınıyormuş anlayışı içinde sunulmasın. Bir yerde terörist faaliyet varsa bu tedbirler alınıyor. Bir daha tekrar etmesini önleyecek düzeyde güvenlik hizmetlerini sunmaya çalışıyoruz” diyor.
Bu sözlerin muhatabı, başta HDP olmak üzere muhalefet.

Vatandaşın vicdanı, devletin hukuku
Bu noktada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’nin 70 kentinden IŞİD’e katılım olduğu yolundaki sözlerini soruyoruz. Yanıtı şöyle:
“Gerçekten devlet yönetimi kurnazlıklar üzerinden yönetilebilecek bir toplumsal ve siyasal sorumluluk alanı değildir. Saklı gizli bir şey yapmıyoruz. 126 ülkeden 37 bin 784 kişiye giriş yasağı koymuşuz. Türkiye’de yakalayıp sınır dışı ettiğimiz 95 ülkeden 3 bin 244 kişi. 4 bin 328 kişiyi gözaltına almışız. Bin 233’ü tutuklanmış. Elimizdeki son rakam 65 il. DAEŞ’e katılıyor, PYD’ye katılıyor, PKK’ya katılıyor. Suriye’ye geçenlerden bahsediyoruz. Yanı başımızda çökmüş bir ülke var. Bundan en az etkilenmeye çalışıyoruz. Ortadoğu’dan gelip buradan geçmek isteyenler. AB’den, Kuzey Afrika’dan oraya gitmek isteyenler. Denizde yakalananlar. Türkiye, gerçekten kendi üzerine düşeni yerine getiriyor. Bize bir ülke kadar göçmen geldi.”
Ala’nın, önlendiğini açıkladığı saldırı sayısı 24.
Ankara’da, Merasim Sokak’taki son saldırıyı hatırlarsak 24 sayısının önemini kavramak daha kolay olur.
İçişleri Bakanı, önleyici tedbirlerin çoğunun vatandaşlara açıklanmadığının, bir panik havası yaratmanın terörle mücadeleye büyük zarar verdiğinin altını çiziyor.
Terörle mücadelede doğruyu şöyle tanımlıyor:
“Doğru; vatandaşın vicdanına ve devletin hukukuna uygun olan şeydir.”
Devletin hukuku, vatandaşın vicdanı; ideal ikili.