‘Göcek’te sandalı herkes yüzdürür’

19 Ağustos 2025

Aramızdan ayrılışının üzerinden tam yedi yıl geçti ama Güngör Uras hala aramızda. Yazılarıyla, anılarıyla, kitaplarıyla, öğrencileriyle, dostluklarıyla yaşamaya devam ediyor.

Onun en büyük özelliği ekonomiyi herkesin anlayacağı bir dile çevirmesiydi. Kimi zaman Ayşe Teyze’yi, kimi zaman Ali Rıza Amca’yı yazılarına konuk eder; en karmaşık meseleleri bile onlarla birlikte basitleştirir, okuyucuyu hem düşündürür hem de gülümsetirdi. Medyada Güngör Uras’a özgü bilgelik ve berraklığın yokluğu hala hissediliyor.

“Humour” dediği mizahi üslubu, sadece yazıyı süsleyen bir unsur değildi; öğretmenin etkili yoluydu.

Bir yazısında, “İş hayatı bir denize benzer. Göcek koylarında sandal sefası yapmayı herkes becerir. Esas beceri, dalgalı denizde gemiyi yüzdürmektir” demişti. Bu cümle aslında onun yaptıklarını çok iyi özetliyordu. Güngör Uras, karmaşık görüneni sadeleştiriyor, yaşamdan örneklerle anlatıyor ve önemli dersler çıkarıyordu.

Güngör Uras, ekonomistti,

Yazının Devamı

Bilgeliği, erdemi ile Ercan Kumcu

12 Ağustos 2025

Türkiye para piyasaları açısından 1986-92 dönemi, ekonomi tarihimizde özel bir yere sahiptir. Bu dönemde para piyasalarında kurumsal çerçeve oluşturuldu, yeni piyasalar kuruldu, Merkez Bankası para piyasası araçlarını aktif olarak kullanmaya başladı, döviz ve sermaye hareketleri serbestleşti. Piyasa işleyişinde modernleşme sağladı.

■ TCMB bünyesinde Açık Piyasa İşlemleri bu dönemde uygulanmaya başladı. Merkez Bankası böylece, para arzı ve faizler üzerinde piyasa mekanizması yoluyla etkili olmaya başladı.

■ Bankalararası Para Piyasası kuruldu. Bankaların kısa vadeli likidite ihtiyaçları şeffaf bir platformda doğrudan karşılanmaya başladı.

■ Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ihraçları ve ikincil piyasası genişletildi.

■ Döviz kurları üzerindeki Merkez Bankası kontrolü gevşetildi, döviz kuru belirleme sistemi piyasa arz ve talep koşullarına daha duyarlı hale getirildi.

■ Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar yürürlüğe girdi. Sermaye hareketleri büyük ölçüde serbest bırakıldı, döviz

Yazının Devamı

Futbolda eşitsizliğin bedeli

5 Ağustos 2025

Milyarlarca dolarlık kulüp bütçeleri, yayın hakları, sponsorluklar, bilet ve forma satış gelirleri ve yarattığı istihdam ile futbol, artık yalnızca bir spor dalı değil; aynı zamanda dev bir endüstridir. Ancak bu büyük endüstri, aynı zamanda oldukça sorunlu bir yapıya sahiptir.

Tuğrul Akşar yıllardır bu endüstrinin ekonomisi, finansmanı ve yönetsel sorunları üzerine araştırmalar yapıyor, yazılar kaleme alıyor.  Akşar, yeni çıkan “Futbolda Eşitsizliğin Bedeli” adlı kitabında “Son tahlilde futboldaki tüm sorunların temelinde gelir dağılımı eşitsizliği yatar...” diyerek temel meseleyi net bir şekilde ortaya koyuyor. Devamında ise şu çarpıcı tespiti yapıyor:

“Bugünkü futbolda tüm ekonomik ve finansal sorunların kaynağı, UEFA ve FIFA’nın optimizasyon yerine, maksimizasyon peşinde koşmasıdır. Kar maksimizasyonunun yerini kaynak optimizasyonu almadığı sürece zengin daha da zenginleşecek, yoksul daha da yoksullaşacaktır. Merkez liglerin refahı azalırken, çevre liglerin ekonomik ve finansal krizleri daha da derinleşecektir.”

Akşar’ın

Yazının Devamı

Fiyat istikrarına adanmış bir hayat

29 Temmuz 2025

Merkez Bankası eski başkanlarından Süreyya Serdengeçti’yi kaybettik. Meslek hayatına Merkez Bankası’nda başladı ve aynı kurumdan emekli oldu. Serdengeçti, fiyat istikrarına ve Merkez Bankası’na adanmış bir hayat yaşadı. Türkiye’ye, enflasyonla mücadele ile büyümenin birbirini dışlamadığını, aksine sürdürülebilir bir büyüme için fiyat istikrarının sağlanmasının ön koşul olduğunu anlatmaya çalıştı.

Onun 2001 ve 2006 yılları arasındaki başkanlığı döneminde;

Enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele edildi. Türkiye, çok uzun bir süreden sonra ilk defa tek haneli enflasyonu gördü.
Merkez Bankası, açıkladığı enflasyon hedeflerini tutturdu. Tüm bunlar olurken ekonomi, kesintisiz bir şekilde beklenenden daha yüksek oranda büyüdü.
Türkiye’ye milyarlarca dolarlık yabancı kaynak girişi sağlandı. TCMB, 40 milyar dolardan fazla döviz alarak karşılığında TL verdi ve bu TL’yi başarıyla sterilize edebildi.
Anadolu şehir şehir dolaşılarak, sadece iş insanlarına değil, ilköğretim

Yazının Devamı

Türk halkı hâlâ tapu aşığı mı?

22 Temmuz 2025

Gayrimenkul sektörünün önde gelen temsilcilerinden birinden duymuştum. “Türk halkı tapu aşığıdır. İmkânı olduğunda konut sahibi olmaya çalışır” demişti.

Notlarıma baktım, bu sohbeti tam sekiz yıl önce yapmışız. Aynı sektör temsilcisi ile geçen hafta tekrar bir araya geldik. Gördüm ki; durum değişmiş; Türk halkının tapu aşkı son bulmasa bile soğumaya başlamış.

Sekiz yıl önceki sohbetimizde, konut sektörünü etkileyen dört temel unsur üzerinde durmuştuk. Bunlar hâlâ geçerli, fakat bugün her biri farklı bir görünümde karşımızda.

■ Birincisi talepti. Konut satışı için önce talep olmalıydı. Bu açıdan Türkiye hâlâ şanslı sayılır. Her yıl evlenen binlerce çift var. Adı üstünde, “ev”leniyorlar; bunlara ev lazım. Evlenenler kadar olmasa da boşananlar var. Evleri ayırıyorlar. Onlara da ev lazım. Dolayısıyla Türkiye’de piyasayı her zaman için canlı tutabilecek bir asgari talep var.

Ama bir zamanlar piyasaya doping etkisi yapan yabancı talebinin kaybolduğunu

Yazının Devamı

Petrolün devri ne zaman biter?

15 Temmuz 2025

Rüzgârın yenilenebilir enerjiden yana sert estiği dönemlerde, petrolün küresel enerji sahnesindeki hakimiyetinin bu yüzyılın ortasında sona ereceğine inanır gibi olmuştuk. Ancak son gelişmeler, bu geçişin sanılandan daha yavaş ve daha karmaşık olacağını gösteriyor.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ne (OPEC) göre, yenilenebilir enerji kapasitesindeki güçlü artışa rağmen, küresel enerji talebindeki büyüme petrol ve doğalgazı önümüzdeki yıllarda da ana enerji kaynakları arasında tutmaya devam edecek.

Son yıllarda ardı ardına yaşadığımız enerji şokları, hidrokarbon bazlı mevcut sistemin ne kadar kırılgan ve sürdürülemez olduğunu gösterdi. Temiz enerjiye yönelik yatırımlar da artıyor; ancak OPEC’in tahminlerine göre, 2050 itibarıyla küresel enerji talebi bugünkünden yaklaşık yüzde 25 daha fazla olacak. Bu da gösteriyor ki, yenilenebilir enerji üretimi artsa da, toplam talebi tek başına karşılaması pek mümkün görünmüyor.

OPEC’e göre, bu nedenle fosil yakıtların,

Yazının Devamı

Trump bastırıyor Powell direniyor

8 Temmuz 2025

Bugünlerde ABD’de, ileride ekonomi kitaplarına örnek vaka olarak geçecek nitelikte ibretlik gelişmeler yaşanıyor.

Geçtiğimiz hafta ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini sabit tuttu. Aynı zamanda yıl sonuna kadar iki adet çeyrek puanlık faiz indirimi öngörüsünü de korudu. Bu karardan memnun olmayan Trump ise Fed Başkanı Jerome Powell’a yönelik sert eleştirilerini yineledi. Hakaret dozunu artırarak onu “aptal” ve “hükümetteki en yıkıcı insanlardan biri” olarak tanımladı. Görevden alma niyetini ise açıkça ortaya koydu.

Trump, faizlerin düşmesi için Fed’e baskı yapıyor, çünkü attığı ve atacağı adımlar nedeniyle artacak kamu borcunun faiz yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Politikacılar düşük faizi severler. Hatta faizlerin enflasyonun da altında seyretmesine bayılırlar. Enflasyonun altında kalan faiz oranları, yani negatif reel faizler, politik açıdan oldukça caziptir. Çünkü bu durum tüketimi artırır, borçlanmayı teşvik eder ve ekonomide geçici bir

Yazının Devamı

75 yılın tanıklığı

26 Haziran 2025

Milliyet Gazetesi, yayın hayatı boyunca sadece haber vermekle kalmadı; Türkiye’nin ve dünyanın son 75 yılında yaşanan büyük dönüşümlere de tanıklık etti. Bu dönem; değişimin hız kazandığı, coğrafyaların değiştiği, krizlerin yaşandığı, rejimlerin yıkılıp yenilerinin kurulduğu, ekonominin ise küresel çapta yeni bir şekle büründüğü çalkantılı bir dönemdi.

Renkli televizyondan cep telefonuna, internetten kişisel bilgisayara kadar birçok yenilikle bu dönemde tanıştık. Dünyanın ve teknolojinin lineer değil, logaritmik bir şekilde dönüştüğü bir dönemdi. Düşünüyorum da neler neler yaşandı ekonomilerde, bu 75 yılda...

- Türkiye ekonomisi yapısal kırılmalar, dönüşümler ve krizlerle şekillendi.

1970 yılı devalüasyonu, 1977’deki borç krizi derin izler bıraktı. 1980’deki 24 Ocak kararları ile yeni bir ekonomik modele geçildi. 1989 yılında sermaye hareketleri serbest bırakıldı. 1994 ve 2001 yıllarında ekonomi krizlerle sarsıldık. IMF ile defalarca standby anlaşması yaptık.

2001 yılında hazırlanan

Yazının Devamı