Isaac Asimov

Her tür kitabı büyük bir zevk ve merakla okumama karşın, bilim kurgu roman ve hikâyelerine özel bir meyilim vardır. Okuduğum bilim kurgu kitapları içinde en beğendiğim ve zaman zaman tekrar okuduğum tek yazar Isaac Asimov’dur. Kendi hayat hikâyesini anlattığı “I, Asimov / Ben, Asimov” isimli kitabında; “Bilimsel çalışmalarda beni en çok heyecanlandıran şey ‘buldum’ kelimesi değil, ‘burada çok tuhaf bir şey görüyorum’ cümlesidir” demektedir. Bilimsel çalışma ve heyecan, olmazsa olmaz iki kelime… 

Vakıf dizisi 

“Vakıf”, Asimov’un 1942-1992 yılları arasında yazdığı yedi kitaptan oluşan bir roman dizisidir. “Vakıf” serisinin ilk üç kitabı Hugo Komitesince 1966 yılında bir kereye mahsus olarak verilen “Gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu üçlemesi” ödülüne layık görülür. 

2 Ocak 1920 günü Smolensk, Rusya doğumlu yazar ailesi ile üç yaşında Amerika’ya göç eder. New York şehrine yerleşen Asimov ilk ve orta eğitimini bu şehirdeki kamu okullarında tamamlar. 1939 yılında, 19 yaşında Columbia Üniversitesi’nden mezun olur. Kimya dalında yaptığı doktorasını bu üniversitede bitirir daha sonra Boston Üniversitesi’ne geçer ve biyokimya dalında profesör unvanı alır. 

Üretken bir yazar 

Asimov çok, hatta çoğun ötesinde oldukça üretken bir yazardır. Yaşamı boyunca 3 bini aşkın hikâye ve roman ile 90 bini aşkın mektup ve kartpostal yazdığı bilinmektedir. 

Dokuz hikâyeden oluşan “Ben Robot” (1950), “Çelik Mağaralar” (1953), “Sonsuzluğun Sonu” (1955), özellikle beğeni toplayan kitaplarıdır. Ancak, ben genelde 1942 ile 1992 yılları arasında yazdığı yedi kitaptan oluşan “Vakıf” dizisini çok beğenirim. Bu seri psikotarih biliminin kurucusu Hari Seldon adında bir matematikçinin bin yıla yayılmış dahiyane planı çerçevesinde gelişen olayları anlatmaktadır. 

İnsan yaşamında ütopya 

İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar geçen süre içinde pek çok insan düşüncelerini açık bir şekilde dile getirdiği için sıkıntı çekmiş, zaman zaman hayatını kaybetmiştir. Bir süre sonra bazılarının akılları başlarına gelmiş ki, düşünce ve söylemlerini bir başkasının, özellikle de hayvanların ağzından söyletmenin daha iyi bir yol olduğunu anlamışlar. Beydaba’nın “Kelile ve Dimne” hikâyeleri bunun ilk örneği olarak bilinmektedir. “Pança-Tantra / Dört Öğüt” adıyla bilinen bu kitap adından da anlaşılacağı gibi bir öğüt kitabıdır. Benzer bir kitap da “Aisopos Masalları”dır. 

İnsanlığın erken dönemlerinden itibaren bazı düşüncelerin topluma açıklanması için bir edebiyat türü olarak “Ütopya yazımı” kullanılmıştır. Yaygın olarak ütopya yazımının Platon’un “Devlet” adlı kitabı ile başladığı kabul edilmesine karşın, ondan çok daha önceleri Sparta kanunlarını düzenleyen Lygurkos benzer ütopik düşünceleri hayata sokmak için girişimlerde bulunur. Jambulos’un “Güneş Adaları” da ütopik bir ülke hakkında yazılan ilk eserlerden biri olarak kabul edilir. 

Gelecek için kurgular 

Isaac Asimov hemen hemen tüm hikâye ve romanlarında geçmişe ait değil, geleceğe ait kurgular yapar. Söylemek istediklerini yaşanmış olaylar halinde sunar. “Vakıf” dizisi binlerce yıl sonra insanlığın Samanyolu Galaksisi’nin yaşanabilen hemen her gezegenine yayıldığı bir dönemde geçer. Uzun bir süredir hüküm sürmekte olan imparatorluk artık yorulmuş ve yönetim yeteneğini kaybetmiştir. Anlaşılan odur ki kısa süre içinde imparatorluk dağılacak ve yerine tüm galakside egemen olacak bir kaos dönemi başlayacaktır. Merkezi otoritenin ortadan kalkışı, iktidar hırsıyla tutuşan yüzlerce küçük tiranın, kendilerine yeni bir egemenlik sahası yaratmak için yapacağı savaşlar, insan ırkının on bin yıl sürecek büyük bir vahşet dönemi yaşamasına yol açacaktır. Matematikçi Hari Seldon, bu sürenin bazı müdahaleler ile bin yıl içinde mutlu bir sonla bitirilebileceğini kurgular. 

Kitapların hikâyesi 

Bunun için bir vakıf kurar. Bunlardan ilki galaksinin merkezine oldukça uzakta olan ve yörüngesinde tek bir gezegenin; Terminus’un bulunduğu güneş sistemidir. Terminus’ta çok az miktarda maden bulunmaktadır. Ağır endüstri kurulması, büyük oranda enerji temini güçtür. Zaten bu gezegene taşınan bilim insanlarının görevi bir “Galaksi Ansiklopedisi” hazırlamaktır. Çünkü giderek kaos ortamının egemen olduğu imparatorluk içinde bilgi ve araştırma önemini kaybetmiştir. Bilginin kaybolmaması için kayda alınması gerekmektedir ve bunun için çalışmak gerekir. Kitabın devamında farkına varılmaktadır ki, ikinci bir vakıf daha kurulmuştur. Ancak bu vakfın kuruluşu çok gizli tutulmuş olup kimlerden oluştuğu ve nerede bulunduğu bilinmez. Ansiklopedi yazımı ile uğraşan bilim adamları bir süre sonra etraflarının kuşatıldığını ve ana gezegen ile olan bağlantılarının kesildiğini fark ederler. 

Çevrelerindeki güneş sistemlerinde yeni tiranlar ortaya çıkmış ve birbirleriyle güç mücadelesine girişmişlerdir. Bunun için Terminus’un harekete geçmesi gerekir. Oldukça küçük ve doğal kaynaklardan yoksun, az nüfuslu bir gezegen varlığını korumak için ne yapabilir? Öncelikle üretimi artırmak gerektiğinin farkına varırlar. Küçük ebatlı ve çok güçlü, atom enerjisini kullanan alet ve ticari değeri olan üretim yaparak bunun mümkün olabileceğini anlarlar. Yoğun bir çalışma sonrası geniş bir ticaret ağına sahip olurlar. Birbirleriyle savaşan gezegenler ve güneş sistemleri içinde oradan oraya arı gibi dolaşırlar. Bu geniş ticaret ağının getirdiği zenginlik onların çevrelerine egemen olmasını sağlar. Bazı bölgelere ticaret bazı bölgelere ise teknoloji kaynaklı bir inanç sistemi vasıtasıyla egemen olurlar. Akıllı insanlar, geçmişte olduğu gibi gelecekte de büyümenin coğrafi olarak değil, ticaret ve kültür yoluyla olduğunun farkındadırlar. 

Ütopya yaşama karşı umudu gösterir 

Slovak yazar Slavoj Žižek “Hiçbir Yerde” isimli kitabında; “Ütopya özgür hayal gücünün bir ürünü değildir, ütopya içten gelen bir zorunluluk meselesidir; tek çıkış yolu o olduğu için hayal etmek zorunda kalırsınız. Bugün ihtiyacımız olan ütopya işte budur” der. Asimov, İkinci Dünya Savaşı’nın olumsuz ortamında başladığı bu dizinin son kitabını elli yıl sonra 1992’de tamamlar. Ana fikir savaşın değil, ticaretin çevreye egemen olmak için kullanılması gerektiği, bunun için çeşitli yol ve yöntemlerin akıllı yöneticiler tarafından oluşturulması gerektiğidir. 

Dizinin bütün kitapları Türkçe’ye tercüme edilmiş olup, bence bilim kurgu olarak değerlendirildiği için gereken ilgiyi görmemiştir. Hâlbuki özellikle McCarthy bağnazlığının ülkeyi baştan aşağı sardığı bir dönemde böylesi bir kurgu ve taşıdığı mesajlar insanın başını derde sokması için gereğinden fazladır. Ancak ne yazık ki bir bütün olmasına karşın çeşitli dönemlerde yazıldığından, yayınevleri de gerekli özeni göstermediğinden okuyacağınız kitapları sizin bir dizi haline getirmeniz gerekiyor. 

Bu kitapları okurken hoşça vakit geçireceğinizi, satır aralarındaki mesajları heyecanla okuyacağınızı umuyorum. Asimov gerçekten kalemine hâkim ve konusunda çok bilgili bir yazardı. Özellikle son iki yıldır, pandemi nedeniyle içinde yaşamakta olduğumuz sıkıntılı ve karamsar dünyayı tekrar aşmak için Isaac Asimov gibi yaşam sevincini ve gelecek beklentisini artıracak yazarlara ihtiyacımız var. 

(Isaac Asimov, Vakıf Kurulurken, 

İstanbul, 2021)