Lezzet markalarına ‘melek’ dokunacak

5 Eylül 2021

Turizm ve yeme-içme sektörünün önde gelen genç temsilcilerinden, melek yatırımcı İsmet Öztanık, Londra’da aldıkları Market Halls’ta Türkiye’de lezzetiyle fark yaratan markalara da yer vereceklerini söyledi. Öztanık, “Bu markaların İngiltere’de büyümesine destek olmak istiyoruz” dedi

Uzun yıllardır büyük yatırımlarla ve dünya standartlarında markaların Türkiye’ye gelmesiyle adeta şahlanan yeme içme sektörü, aşılanmanın hız kazanmasıyla yaralarını sarıyor. Turizm ve yeme-içme sektörünün önde gelen genç temsilcilerinden İsmet Öztanık’a göre organize şekilde hareket edilirse ve doğru yatırımlar yapılırsa, Türk yeme-İçme sektörünün geleceği özellikle global anlamda çok parlak. İsmet Öztanık, yeme içme başta olmak üzere farklı sektörlere yatırım yapan bir melek yatırımcı. Fikre ve sektöre inanırsa farklı sektörlere yatırım yapıyor.

Eski Yer yayılacak

Zamanında Bodrum’da ailece müdavimi oldukları, sonradan ortağı olup İstanbul’a taşıdığı, Yeniköy’deki Eski Yer’de buluşuyoruz genç girişimci İsmet Öztanık’la. Genç yaşına rağmen bu zamana kadar turizm ve yeme-içme sektöründe ses getiren işlere imza atmış biri olarak, müthiş bir Ege mutfağı sunan Eski Yer’i Türkiye’nin diğer noktalarına ve yurt dışına da götürme amacında olduklarını anlatarak başlıyor.

Ona göre, zamanında Yunanlıların ve Lübnanlıların yaptığı gibi oryantal, Anadolu, Mezopotamya, Ege dediğimiz ürünlerimizi, zenginliğimizi batıdaki nihai tüketiciye götürmek hiç zor değil. “Çünkü batıyı çözdüğün zaman Singapur’a, Dubai, Hong Kong’a götürebilirsin ve bu fikri satın almaya hazırlar” diyor.

‘Yunanlılar bukalemun’

Ege’nin balıkçılık, mezecilik kültürünün neden Yunanlıların, Lübnanlarının tekelinde olduğunu anlamakta zorlandığını söylüyor Öztanık ve “Aslında en büyük avantajları, batılı şeflerin buraları dolaşıp, ilham alıp Anglosakson tüketici alışkanlıklarına göre yeme kültürünü transfer etmeleri. Milos diye bir marka var mesela. Londra, Miami, Las Vegas, New York’ta şubeleri var. Yunanlılara şu anlamda şapka çıkartmak lazım, bulundukları doğanın şartlarına hemen adapte olabiliyorlar, bukalemun gibiler. Tabii Türk girişimcisi kadar sırtlarında psikolojik bagaj yok. Biz bir yere giderken önyargılarla savaşıyoruz. Bir yere adapte olabilmemiz için bir jenerasyon geçmesi gerekiyor” diye devam ediyor.

Yazının devamı...

Sanaldaki turiste gerçek ‘aşk’ deneyimi

29 Ağustos 2021

Başta Amerika olmak üzere dünyanın her yerinden misafirlerinin çoğuna dijital pazarlamayla ulaştıklarını belirten Mivara Luxury Resort & Spa Genel Müdürü Mete Üsküdarlı, “Geldiklerinde de işini aşkla yapan çalışanlar sayesinde unutulmaz bir tatil deneyimi yaşıyorlar” diyor

Turizmde dijital pazarlamanın önemi gün geçtikçe artıyor. Online tanıtımlar giderek önem kazanıyor ama tanıtımlarda yer alan güzel enerjilerin gerçekte de yaşatılması işin daha da önemli kısmı. İşte bu noktada devreye işini aşkla yapan yönetici ve çalışanlar giriyor. Severek yapılmış bir yemek, aşkla yazılmış bir kitap nasıl kendini hemen belli ediyorsa yöneticilerin ruhlarını koyduğu oteller de hemen fark ediliyor.

Yüzde 70’i yabancı

Geçtiğimiz hafta Bodrum’daki iki farklı otelin yöneticisiyle kısa sohbetler yapma fırsatım oldu. İkisi de turizm âşığı. Gündoğan’daki Mivara Luxury Resort & Spa Genel Müdürü Mete Üsküdarlı otelciliğe 16 yaşında Taksim Divan’da başlamış. Genel müdürlüğünü yaptığı Mivara, 72 odası ve 16 ultra premium villasıyla hem yerli hem yabancı turistlerden ilgi gören bir konsepte sahip. 2021 yazında otel kısmında yüzde 65-70 yabancı, yüzde 30 Türk oranı olduğunu öğrenince tabii ilk sorum “Bu kadar yabancıyı otele nasıl çekiyorsunuz?” oldu.

Uyum ve enerji

Mete Üsküdarlı bu konuda iki önemli noktaya değindi. Biri dijital pazarlamanın önemi. Mivara Luxury Resort & Spa rezervasyonları yüzde 80-90 oranında online üzerinden geliyormuş. İkinci önemli meselenin ise yöneticilerin otele yansıttıkları ruh olduğunu söylüyor ki katılmamak elde değil. Muazzam bir tesis yapsanız, yüz milyonlarca dolar yatırım yapsanız da yöneticilerin ve personelin huzurlu ve uyumlu çalışması ve enerjisi çok çok önemli.

‘Çalışanlar sektöre küstü’

Tam da bu noktada pandeminin farklı bir etkisine geldi konu. “Maalesef kalifiye personel, çalışan bulmak artık çok zor. Bunun ana nedenlerinden biri iki senedir içinde bulunduğumuz pandemi dönemi. Çalışanlar sektöre küstü. Sektörden ayrıldılar, birçoğu başka yerlerde veya talep edilen rakamlar inanılmaz astronomik boyutlarda” diyor.

Yazının devamı...

Grinin dingin tonuna sığındık

22 Ağustos 2021

Pandemi herkesi boyacı yaptı! Türkiye’nin ‘renk haritasına’ göre yılın ilk sekiz ayında tercihler sakinlik hissi veren renklerden yana. ‘Dingin Gri’ bu yılın en çok talep alan iç cephe rengi oldu

Salgın nedeniyle evde geçirilen zamanın artması, tüketicilerin, evlerine enerjilerinden ve bütçelerinden daha fazla pay ayırmasını sağladı. Küçük hobilerle atılan adımlar giderek profesyonellerin alanlarına bile girdi. Pandemi döneminde hemen herkes evini boyadı mesela. Hepimiz boyacı olduk adeta. Bu süreçte boya dünyasının ne kadar da zengin olduğunu öğrendik. Boya skalalarında beyazın bile 50 tonu var neredeyse. 200 bine yakın boya rengi olduğunu biliyor muydunuz?

Sektörün önemli oyuncularından, kimya, liman işletmeciliği ve gayrimenkul sektörlerindeki iştirakleriyle de öne çıkan Polisan Holding’in CEO’su Mehmet Hacıkamiloğlu’nun, 2021 ilk yarı dönem finansal sonuçları ve yatırım planlamalarını anlattığı basın buluşmasında öğrendim ben de. Basın buluşmasına, Bitlis ailesinin üçüncü kuşak temsilcileri Mehmet Cenk Bitlis ile Ahmet Efe Bitlis de katıldı.

Mehmet Cenk Bitlis pandemi döneminin etkilerini bizlerle paylaşırken Polisan grubunun geçen yıl çıkardığı, Türkiye’nin renk haritasını hatırlattı.

93 bin renk

Buna göre, iç cephede ülkemiz genelinde en çok tercih edilen rengimiz ‘Kumsal Beji’, ‘Marjinal Gri’, ‘Sahra Beji’ oldu. Türkiye’nin renk haritası araştırmaları Marmara Bölgesi ile Adana, Bursa, İzmir, Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, İzmit ve Trabzon illerinin ilk renk tercihinin ‘Kumsal Beji’ olduğunu da gösterdi. Trakya Bölgesi ile Samsun, Antalya ve Ankara illeri en çok ‘Dingin Gri’ tonlarını seviyor. Konya ‘Açık Fildişi’ rengini seçerken, Kayseri’de ‘Sakız Beyazı’ öne çıkıyor. 

Polisan Kansai Boya’nın mix sisteminin datasında 93 bin farklı renk formülünün mevcut olduğunu belirten CEO Mehmet Hacıkamiloğlu, renk haritası araştırmasının güncel sonuçlarını şöyle açıkladı: “2021’in ilk sekiz ayına baktığımızda en çok talep edilen renklerin hem iç cephede hem de dış cephede göz yormayan, sakinlik ve dinginlik hissi veren renkler olduğunu görüyoruz. ‘Dingin Gri’ bu yılın en çok talep alan iç cephe rengi olurken, geçen yılın favori rengi olan ‘Kumsal Beji’nin listenin ikinci sırasına indiğini görüyoruz. ‘Marjinal Gri, Sakız Beyazı, Masum Beyaz, Sade Bej, Salda Mavisi, Mutlu Mavi’ renk serileri iç cephede en çok kullanılan renkler olarak öne çıkarken dış cephede ‘Bahama Beyazı, Taş Grisi, Bulut Grisi, Roma Sarısı’ yoğun ilgi gördü.”

Yazının devamı...

Gençler geleceği beklemedi!

15 Ağustos 2021

E-ticaretin gelişmesiyle bu alandaki gençler her geçen gün daha da artıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi de halen ihracat yapan ya da yapmayı düşünen gençlere kapılarını açtı

 

Türkiye tarihinin en zorlu dönemlerinden birisini yaşıyor. Karadeniz’de onlarca can alan sel felaketi yaşanırken Ege ise yangınlarla sarsıldı. Pandemi de delta varyantıyla olumsuz etkisini sürdürüyor. Bütün bu yaşananların  bir ekonomik karşılığı da var tabii ki.

Bununla birlikte çalışan, üreten, dinamik Türkiye yaralarını hızla sarıyor. Doğal kaynakları sınırlı olan Türkiye ekonomisini ihracat ve turizmiyle güçlü tutuyor. Nitekim son açıklanan ödemeler dengesi verisi, turizm ve dış ticaretin  katkısıyla cari açığın son 10 ayın en düşük düzeyine indiğini ortaya koydu.

Ehil bir nesil

İhracat hepimize moral verircesine ralli yapıyor. Son 12 aylık (Temmuz 2020-Temmuz 2021) ihracat rakamı 200 milyar doları aştı. Bunun coşkusunu yaşayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 300 milyar dolar hedefine kilitlendi. Bunun için yol haritası da hazır. Gençler sahaya sürülecek! Kurum gençlik avantajını daha çok kullanabilmek için Genç TİM’i kurdu. Başkan Gülle yeni oluşumu açıklarken, “Gelecek zaten gençlerin. Ülkenin geleceği için son derece önemli olan ihracatta ehil bir nesil yetiştirmek üzere yola çıktık” diyor.

Çıta yükseldi

Türkiye’nin 100 milyar dolar ihracat seviyesinden 200 milyar dolar seviyesine yükselmesinin 14 yıl sürdüğünü hatırlatan Gülle, bu noktada vizyonlarını şöyle anlatıyor: “Bugün şekillenen yeni dünyada Türkiye’nin avantajları çok. İhracatımızda bir sonraki 100 milyar dolarlık artış daha hızlı olacak. 5 yılda ihracatımızı 300 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bunda da gençlik enerjisinin katkısının çok büyük olacağına inanıyorum. Türkiye’de 18-40 yaş arasında 30 milyonu bulan bir nüfus var. Bundan 10 yıl sonra, 20 yıl sonra ulaşacağımız rakamlar, tamamen genç ihracatçılarımızın vizyonuyla ortaya çıkacak.”

Yazının devamı...

Hiç aşılıyla aşısız bir olur mu!

8 Ağustos 2021

Salgın yeniden tırmanışa geçerken uzmanlar artık hastanelerde yatanların çoğunun aşısız kişiler olduğunu vurguluyor. Sürecin başından beri en ön safta yer alan hekimler, hastalığın aşılı ve aşısız kişilerde nasıl farklı seyrettiğini anlattı

Kovid-19 artık yeni normalimiz! Normalleşmeyi eskiye dönme gibi anladığımız anda tüm acımasızlığıyla karşımıza dikiliyor. Nitekim günlük vaka sayıları yeniden 25 bin sınırına yaklaştı, ölüm sayıları 100’ü aştı. İnsanların açık alanlarda, sahil şeritlerinde, yaylalarda olduğu yaz aylarında vaka ve ölüm sayımızın yükseliyor olması korkutucu. Sonbahar aylarında durumumuzun ne olacağını düşünmek dahi istemiyor insan.

Sosyal hareketliliğin arttığı bir dönemde, aşılamanın yavaş ilerlemesi ise vaka artışındaki ana etken. İlk doz aşılamada yüzde 70’e yaklaştık. Ancak maalesef ikinci doz aşıda sıkıntı var. İnsanımız ikinci doz aşısını yaptırmakta isteksiz. Bunu anlamak mümkün değil. Bir de hiç yaptırmayanlar var tabii. 22 milyonu aşkın insanımız hakkı olduğu halde aşı yaptırmamış.

Etkisi görülüyor

Oysa aşının etkisini sadece sağlık çalışanlarına bakarak bile görmek mümkün. Pandeminin başlarında onlarca sağlık personelini kaybettiğimiz, kahrolduğumuz günlerin üstünden çok zaman geçmedi. Sonra aşı geldi, tüm sağlık çalışanları aşılandı. Kovid-19 virüsüyle en çok karşılaşan sağlık çalışanlarımızda ölüm vakaları hızla azaldı.

Çift doz aşılamanın yapılıp, oranların yüzde 60-70’ler seviyesine ulaştığı ülkelerde ölüm oranlarında ve hastaneye yatış oranlarında ciddi bir azalma olduğunu görüyoruz. Buna en iyi örnek ABD eyaletlerinden Hawaii.

Öte yandan varyantın etkisiyle tüm dünyada rakamlar yeniden yükselişe geçti. Aşılama tam da bu noktada çok önemli hale geldi.

Yazının devamı...

Moda artık kusura bakmıyor!

1 Ağustos 2021

Pandemide sığındığımız rahat ev ortamı, sokakların ‘yeni normali’ olmaya başladı. Gecelik rahatlığındaki kıyafetler, günlük yaşamın bir parçası haline gelirken cinsiyetsizlik ve zamansızlık modaya yön veriyor

Kadın hazır giyim markası Rivus’un yaratıcısı Dicle İpek Öztaşkın, “Pandemi modada tsunami etkisi yarattı’’ diyor.

Evde olan insanın doğal olarak kendi içine döndüğüne dikkat çeken Öztaşkın şöyle devam ediyor: “Sade ve basit ev yaşamına dönüş başladı. Moda da bu noktada evrildi. ‘Streetwear’ akımı vardı. Şimdi ‘Homewear’, ‘Sadwear’, ‘Hate-wear’ akımları doğdu. Rahat koleksiyonlar, doğal elyaf iplikten üretilmiş ürünler patlama yaptı. Herkes koleksiyonlarına spor, casual, zamansız ve sezonsuz ürünler tasarlayıp, koymaya başladı.’’

Tişörtler konuşuyor

 Bu noktada yeni kavramların ortaya çıktığını belirten Öztaşkın, ‘Sadwear’ kavramına dikkat çekiyor. Üzgün ve güvensizken tercih ettiğimiz kıyafetlere büyük bir ilgi olduğunu söylüyor… Ekliyor: ‘’Pijamalar, eşofmanlar, sweatshirtler, tshirtler gibi daha konforlu kıyafetler tercih edilir oldu.’’                 

Dikkat çektiği bir diğer akım ise ‘hate-wear’. Bu akımda tişörtlerin üstünde protest sözler, simgeler var. Ne giyileceğine fazla kafa yorulmamasını savunan bu akımda, özellikle gençler hissettiklerini kıyafetleri üzerinden konuşuyor. 

Dicle İpek Öztaşkın

Yazının devamı...

Dünya ‘jet-set’i hayır için Bodrum’da

25 Temmuz 2021

Bodrum, dünyanın en zengin kesimi için tatilin yanı sıra bir ‘hayır mekanı’ haline de geldi. En lüks otellerde geceler yapılıyor. Louis Vuitton’un gelini, süpermodel Natalia Vodianova da çocuklara yardım yemeğini Bodrum’da verdi

Bodrum günlerdir Villa Maça Kızı’nda düzenlenen özel bir geceyi konuşuyor. Dünyanın en varlıklı kesiminin tatil için Bodrum’a gelmesine alışığız. Ama bu yıl yabancıların organizasyonlarını da burada yapmaya başladığını görüyoruz. Haziran ayında multimilyarder Rus ve Kazak iş insanlarının spor yapmak için, Mandarin Oriental’e geldiğini görmüş, şaşırmıştım. Geçen cuma ise ünlü Rus süpermodel Natalia Vodianova ve eşi Louis Vuitton grubunun patronu Antoine Arnault, Bodrum’da özel bir davet verdi. Ama ne davet, masaların 25-50 bin dolara satıldığı geceye başta Rus oligarklar olmak üzere dünyanın dört bir yanından kalburüstü insanlar katıldı. 

Ali Koç da katıldı

Cennet koyundaki davette, Fransa ve İngiltere’nin aristokrat zenginleri, Chopard’ın Eş Başkanı Caroline Scheufele, ünlü modeller vardı. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da eşi Nevbahar Koç ile geceye katıldı. Natalia Vodianova’nın hayatı tam bir “Kül Kedisi” masalı. Sıfırdan zirveye uzanan kariyeri, bir modaevi tarafından pazar tezgahında fark edilmesiyle başlıyor.

Zor yıllar

Çocukluk yılları; öz babasının evden kaçması, kötü üvey babasının mafyaya olan borçları ve çoğu zaman aç karnına uyumak zorunda kalışıyla geçiyor. Forbes’un en çok kazanan modeller listesinde hep ilk sıralardaydı. Moda endüstrisindeki kariyerini ilmik ilmik dokudu.

38 yaşında, son yıllarda tüm mesaisini kurucusu olduğu, özel ihtiyaçları olan çocuklara ve ailelerine yardım etmeye adamış bir hayırsever kuruluş olan Çıplak Kalp Vakfı (Naked Heart Foundation) için harcıyor. Bağış gecelerinde topladığı milyonlarca dolar ile çocuklara yardım ediyor, merkezler açıyor.

Yazının devamı...

İlluminati’nin sırrı Diyarbakır’da

18 Temmuz 2021

Zerzevan Kalesi’nin altındaki gizli Mithras tapınağı, dünyayı yöneten ailelerin ve uluslararası belgesel kanallarının gözdesi oldu. Tapınak, İlluminati’nin atası kabul edilen Mithras’a ait sembollerin en iyi korunduğu yer

Bayram nedeniyle oluşan turizm hareketi hem salgın sürecinde izole yaşayan insanların hem de işleri azalan işletmelerin bir nefes almasını sağladı. Elbette bu rahat nefeste, Türkiye’nin yürüttüğü başarılı aşılama çalışmasının payı büyük.

Diyarbakır’da ise bayram turizmine ek olarak bambaşka bir hareket var bugünlerde. Özel uçakların biri inip biri kalkıyor. Rotschild ve Rockefeller ailelerinin 3. kuşak temsilcileri, BM yetkilileri ve büyükelçilerin de yer aldığı pek çok isim, Zerzevan Kalesi’nin altındaki gizli Mithras Tapınağı’nı görmek için kente geliyor.

Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki Zerzevan Kalesi, Roma İmparatorluğu tarafından inşa edildi. 2014’te başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarının 4. yılında, dünyadaki son Mithras Tapınağı’nın keşfedilmesi, ezoterik dünyanın dikkatinin buraya yönelmesine sebep oldu.

İlluminati gibi tarikatların, Tapınak Şövalyeleri gibi yapıların atası kabul edilen Mithras’ın gizemi, tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Kimilerine göre İlluminati gibi gizli örgütler burada doğdu.

Milyonlar bekleniyor

Zerzevan Kalesi, yabancı tur şirketleri dahil olmak üzere gezi rotalarına girmiş bile. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Dicle Üniversitesi’nin işbirliği ile yürütülen kazı - restorasyon çalışmalarına başkanlık eden Doç. Dr. Aytaç Coşkun’un verdiği rakamlar çarpıcı: “2019’da kaleyi, 69 bini yabancı olmak üzere 425 bin kişi ziyaret etti. Pandemi olmasaydı sayının 1 milyonu geçmesi bekleniyordu.”

Yazının devamı...