Oyun kurucu!

Oyuncu, yönetmen, yönetim koçu, yazar, hoca, çevirmen, laboratuvar sahibi... Bunların hepsi tek kişi... Milyonların yıllarca hayranlıkla izlediği Ali Poyrazoğlu! Pandeminin bile durduramadığı Poyrazoğlu hem tiyatro, hem de dev şirketlere danışmanlık yapmaya devam ediyor 

‘Bugünün insanına üç beyin gerek’

Türk tiyatrosu ve sinemasının usta ismi Ali Poyrazoğlu, aynı zamanda başarılı bir iş insanı. Hayatı boyunca gösterilerini yapıp, gişe rekorları kıran oyunlarını oynarken, bir yandan da Türkiye’nin dev şirketlerine yönetim koçluğu yaptı.

Oyun kurucu

Eczacı bir aileden geliyor. Annesi doktor, babası eczacı olan Poyrazoğlu eczaneler işletmiş, ilaç laboratuvarları kurmuş bir isim. Aralarında Koç, Sabancı, Ülker, Arkas, Zorlu gibi Türkiye’nin önde gelen grupları başta olmak üzere şirketlerde seminerler veriyor. Danışmanlığı kimi zaman Nurol’un Bodrum’da yaptığı OASİS AVM’nin pazarlanması, markalara kiralanması, kimi zaman Magic Life’a kültür sanat ağırlıklı turizm konseptinin geliştirilmesi, kimi zaman da Turkcell’in kurumsal sesi olmasını kapsayabiliyor.

Doğuştan profesyonel

Poyrazoğlu, tiyatro ile henüz 6 yaşındayken tanışmış. İlk izlediği oyun olan ‘Hamlet’ten o kadar etkilenmiş ki, ertesi gün anne ve babasına bilet satıp, yemek masasının üzerini perde ile örterek, masanın altında ilk oyununu sergilemiş. Daha o gün iki şapka birden takmış yani… Bir ayağı hep iş dünyasında, diğer ayağı ise sanatta. Oyunculuk, yönetmenlik, yönetim koçluğu, yazarlık, hocalık, çevirmenlik... Hepsi onda... Ali Poyrazoğlu ile pandeminin başından beri yaşadığı Bodrum’da buluştuk. Tiyatro ile başladığımız sohbetimiz dijitalleşmeye kadar uzandı. Buyurun keyifle okuyun.

Oyun kurucu

Perdeler açık

Bu yazı nasıl geçireceksiniz, tiyatroya devam edebilecek misiniz?

Geçen yaz açık havalarda oynamaya karar verdim. Bodrum’da Zai Yaşam adında, çok güzel bir açık hava müzesi var. Oraya emek verenlerden biriyim. Zai’de geçen yaz boyunca tiyatro yaptık. Bir kişi bile gelmez dediler, ilk gece 350 kişi geldi.        Bu yaz da Zai’de oynayacağım.

İstanbul’da da oynayacak mısınız peki?

Geçen yaz Harbiye Açıkhava’da ‘Asi Kuş’u oynadık, 3 bin 500 kişi geldi. Pandemi ortamında dahi gerekli koşulları sağlarsan, insanları sandalyelere bir dolu, bir boş oturtursan gelir, niye gelmesin! Bu yaz da İstanbul’da Harbiye ve çeşitli açık hava mekanlarında oynayacağım.

Bunun dışında İzzet Çapa’nın Alaçatı’daki kabaresi Cahide’de haftada bir gün stand up yapacağım. Ege’nin bir iki bölgesinde daha oynayacağım.

Oyun kurucu

Antik gazino vurgusu 

Pandemi bitince İstanbul’a dönecek misiniz?

Pandemi boyunca Bodrum’da kaldım. Hayat normale dönünce de 6 ay Bodrum’da, 6 ay da İstanbul’da olacağım. Pandemiden önce de Bodrum’da bir tiyatro ortamı vardı. OASİS Nurol Kültür Merkezi’nin içinde benim de ısrarımla yapılmış bir ve Herodot Kültür Merkezi var. İki tane de ufak cep tiyatrosu var. Yazık ki antik tiyatroları biraz çalgılı gazinolara benzettiler. Konserler de olsun tabii ama adı üstünde daha fazla tiyatro gösterisi olmalı. Canlı bir kültür sanat faaliyetinin olması, ekonomiyi de, turizmi de canlı hale getirir. Çabuk unutuyoruz, İzmir Kültür sanat konusunda gerçek bir efsaneydi…

İzmir ne kadar uzak şimdi o günlerinden…

İzmir Fuarı’ı vardı, adı üstünde Kültürpark vardı. Kültürpark’ın içinde 6 tane açık hava tiyatrosu vardı. İstanbul tiyatroları olarak her sene gider, orada oyun oynardık. Fuarda gazinolar açılırdı. Müthiş bir kültür sanat hareketi vardı. Fuardaki oyunları seyretmeye, Kültürpark’taki canlılığı yaşamaya Türkiye’nin her yerinden insanlar gelirdi.

Kültürel dram

İzmir’de değişimi ne tetikledi?

Aziz Kocaoğlu, Kültürpark’ı yıktı, yerine otopark yaptı. Yıldız Kenterler, Toto Karacalar, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Genco Erkal, Nejat Uygur, Gazanfer Özcan, Gönül Ülkü ve benim de oynadığım, Devlet Tiyatrosu’nun bile gelip turne yaptığı tiyatrolar yok oldu. Hadi o dönemki belediye başkanı dirayet göstermedi yıktı, fuarı şehrin dışına taşıyacaktı, kendince bir şeyler yapacaktı, olmadı. Aleyhinde konuşuyor olmak istemem ama gidin inceleyin orada bir kültürel dram olduğunu göreceksiniz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in tüm bu yanlışları düzelteceğine olan inancım sonsuz. Nitekim kendisi ve ekibi İzmir’e bir şehir tiyatrosu kazandırmak için büyük emek sarf ediyor. Kültür sanat ortamının canlandırılması için ilk günden kolları sıvadılar, büyük projeler başlattılar.

Sizce başarılı bir CEO hangi özelliklere sahip olmalı?

Çağımız iki-üç beyinli insanlar istiyor. ‘Medici Etkisi’ yönteminden seminerlerimde çok faydalanırım. Bu yöntem diyor ki, ‘her iş insanı içindeki sanatçıyı keşfedecek. Yani yaratıcı olacak, günü, ülkeyi ve çağı takip edecek. Her sanatçı da içindeki iş adamını keşfedecek; markasını koruyabilmek, devamlı gündemde kalabilmek için.’

İyi bir CEO’nun ayağının biri sanatta, diğeri işte olmalı. Sanatta duran ayağı ile içindeki iş insanını, işte duran ayağı ile içindeki sanatçıyı keşfetmeli.

Sanata destek vergiden muaf

Hem sanatla hem de iş dünyasıyla iç içesiniz? İkisini buluşturmak adına neler yapıyorsunuz?

Devlet kültür sanata verilen desteğin vergi matrahından düşmesine izin veriyor. Bu yasayı çıkarmak için ben çok uğraştım. Kişisel bir menfaatim yok, hiç kimse bana sponsor değil, kendi kendime sponsorum.

Bir şirketin çalışanlarına ders veriyorum, diğerinin CEO’su ile ortak akıl oluşturup, yol haritası çizip bunu bayi teşkilatlarına aktarıyorum. Buralardan para kazanıyorum, getirip tiyatroma harcıyorum.İş insanları hala bu yasayı bilmiyor. Resmi Gazete gönderiyoruz. ‘Yahu, böyle bir şey mi var, bizim muhasebecimiz niye bilmiyor’ diyor. Memlekette ayakta kalabilmek için öyle şeylerle uğraşıyoruz ki, artık sıkıldım. Bıraktım başkaları uğraşsın, seyrediyorum.   

Akıl ortağı

Şirketlere verdiğiniz danışmanlık neleri kapsıyor? 

Büyük şirketlere marka derinliği, takım oyunu, motivasyon, inovasyon, pazarlama, dijitalleşme, aşk markası yaratma konularında seminerler veriyorum. Şirketlerin en önemli varlıkları binaları değil, çalışanlarıdır. Yeni bakış açıları üretmek, çağın gelişimine hızlıca uyum sağlamak isteyen şirketler ile akıl ortaklığı yapıyorum. Yaptığım işe ‘Future Design-Gelecek Tasarımı’ diyebilirsiniz. Bu kimi zaman CEO’lara eğitim, çalışanlara takım oyunu, motivasyon eğitimi, kimi, zaman da dijital dönüşümün sağlanması olabiliyor. Her şirkete aynı powerpoint sunumu yapan, aynı ezber lafları anlatan biri değilim. ‘Konfeksiyoncu konferansçı’ değilim; kişiye özel dikim yapan terzi gibi düşünebilirsiniz beni.

AVM’ci başka, ilaç sanayi başka, turizmci başka bir şey istiyor. Şirketlerde bugüne kadar 650 bin kişiye seminer verdim. Danışmanlık ve seminerler için kurduğumuz Yeşil Ajans’ta her şirket, sektör için ciddi araştırmalar yapıp, önemli raporlar hazırlarız. Gençlerden oluşan güzel bir ekibimiz var orada.

 

 

DİĞER YENİ YAZILAR