‘KAT KARŞILIĞI’ DEĞİL KOD KARŞILIĞI VERSEK

*Fabrika sahiplerine duyurulur

Flaş, flaş, flaş!.. 250 milyon dolarlık dev satış!.. ABD’li oyun devi Zynga 6 yaşındaki Türk oyun şirketini aldı!.. Sıfırdan zirveye tırmandılar!.. Atılan başlıklardan bazıları bunlar. “Gram Games”ten bahsediyorum.

Zynga’nın Türk şirketi Peak Games’i 100 milyon dolara alımı sonrası yeni hamle yaparak bir diğer İstanbul merkezli şirket olan Gram Games’i bünyesine katması büyük ses getirdi.

Samimiyetle söylüyorum, kurucuları adına büyük başarı. Son cent’ine kadar hak ettikleri 250 milyon dolarlık paranın keyfini çıkarsınlar.

Dünyalar onların oldu; İbiza, Miami, yatlar, katlar, partiler...

Bununla birlikte olaya farklı bir açıdan bakmakta yarar var.

“Türkiye’den bir şirketimiz daha ABD’li devin yemeği oldu. Afiyet olsun...”

Bundan böyle bizim beyinlerimiz yani 250 milyon dolarlık bir şirket yaratmayı başaran yeteneklerimiz -sadece kurucular değil 77 kişilik Gram Games ekibi- kendileri için değil Zynga için çalışacak. Kimine gelecek kimine para vaat ederek meşhur tabiriyle beyin göçü ile binlerce gencimizi yıllardır transfer eden Amerika bununla yetinmedi, yetenekli şirketlerimizi de bir bir toplamaya kararlı.

‘KAT KARŞILIĞI’ DEĞİL  KOD KARŞILIĞI VERSEK

“Alan razı satan razı” diyenlerdenseniz, sözümüz yok. Ama “Global arenada kendine yer bulmayı başaran bu girişimler neden Türk şirketi olarak kalmasın; vergisi, kazancı neden Türkiye’de oluşmasın?” diye düşünenlerdenseniz, kaybımızın büyük, ülkemizin ise bu konuda atması gerekli çok adımı olduğunu görecekseniz.

‘Bu iş tutmaz’

Satışla birlikte akla gelen bir başka soru daha var; “Küçük girişimlere neden Türk işadamları risk sermayedarı olarak para yatırmaz?”

Bundan 5 yıl önce, yani şirketin emekleme dönemlerinde Gram Games’te gelecek görerek 100 bin dolarını bu gençlere yatıran, tecrübesini aktaran, satışla birlikte de parasını 100 kata yakın artıran -10 milyon dolar- İngiliz fondan neyimiz eksik.

Bizdeki patronların tek derdi yıllar önce kurduğu fabrikası şehir merkezinde kalınca “kat karşılığı inşaata vermek” olmasaydı inanın eksiğimiz değil fazlamız bile olabilirdi.

Elin Amerikalısı, İngilizi, Fransızı küçük büyük demeden bu girişimlere para yatırırken, bizim sermaye sahiplerinin, “Yok canım bu işten bir şey olmaz. Kod mu, o da ne!” demesi, gerçekten de bizim ayıbımız olmalı.

Koca bir sıfır, otur!

Yeni dünyadan devam edelim...

Piyasa değerleri hesaplandığında dünyanın en büyük teknoloji ve internet şirketlerinin ortak bir özelliği var. ‘Global 20’ listesindeki şirketlerin “ülkesi” başlığının altında ya ABD’nin ya da Çin’in ismi yazılı.

924 milyar dolarlık piyasa değeriyle iPhone’larıyla dünyayı sallayan Apple listenin şampiyonu. Hatta arayı iyice açmış durumda. İlk 5’in tamamı Amerikan.

‘KAT KARŞILIĞI’ DEĞİL  KOD KARŞILIĞI VERSEK

Son 5 yıllık piyasa değerleri karşılaştırıldığında ABD en tepedeki hakimiyetinin keyfini çıkarırken, Çin’in muazzam bir atakla listeyi salladığı görülüyor.

Devlet stratejisi, eğitim, global bakış ve teknoloji odaklı hamlelerle Çin’in geldiği durum ortada. ABD’yi ise anlatmaya gerek yok.

“Peki ya biz?” denildiğinde “Koca bir sıfır, otur” demekten başka söz gelmiyor akla.

Bu başarısızlık elbette sadece bize ait değil. Görüldüğü gibi ABD ve Çin dışında hiçbir ülkenin -İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Rusya- listede adı yok. Dünyada -hatta uzayda- geleceği kimlerin şekillendireceği de böylece açıkça görülüyor.

Bu liste ayrıca, son günlerde Trump -ABD- ile Çin arasında gümrük vergileri üzerinden yaşanan gerginliğin sadece basit bir ticaret savaşı olmadığını da bizlere gösteriyor. Kılıçlar aslında “gelecek” için çekiliyor.

Yola ucuz üretimle çıkarak işi geleceği şekillendirme rolünü üstlenme noktasına kadar taşıyan Çin, ülkemiz için de rol model olmalı.

“Aklımızı başımıza alıp bu yolu takip etmez isek ne olur?” diye soranlara verilecek yanıt net; “Bugün olduğu gibi gelecekte de yaşananlara sadece seyirci kalırız.”