Telefon dinlemeleri ve Dink soruşturması

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın,
7 Haziran’daki milletvekili genel seçimlerinde aday olabilmek amacıyla istifa etmesiyle başlayan bürokrasideki “seçim rüzgârı” Ankara’da epeyce hareketli günlerin yaşanmasına
neden olacak.
Kesin aday listelerinin belli olmasına kadar devam edecek bu süreç, aynı zamanda devlet ve bürokrasinin nasıl işleyeceğinin sinyallerini verecek.
İşte bu noktada; halen devam eden çok önemli adli ve idari soruşturmaların da - geçmişteki örneklerde yaşandığı gibi - gelecek bu sinyallerle şekillenmesi kaçınılmazdır.
Bu durum ne anlama geliyor?
Şöyle ki; hükümet, şu anda iki önemli konuda kararlı adım atmaya devam ediyor.
Birincisi, bürokrasinin yeniden yapılanması çerçevesinde yasadışı telefon dinlemelerinin ortaya çıkarılması ve suç işleyenlerin belirlenip adli ve idari yargılamalara başlanması. İkincisi ise Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesi soruşturması.

İlk kez çakışma yaşandı
İlk konuda her ne kadar muhalefet yeterli desteği göstermese de görev alan müfettişler ve savcılar “ellerini taşın altına koyup” önemli çalışmalara imza atıyor. Toplumun her kesiminden hedef seçilen isimlere yönelik her ne kadar yasal çerçeveye oturtulmuş halde görünse de sahte isim ve IMEI numaraları kullanılarak yapılan “yasadışı istihbari dinlemeler”in boyutları yeni yeni gün ışığına çıkıyor.
İkinci konuda ise Dink’in öldürülmesinin gerçek boyutla-rının ortaya çıkarılmasına çaba-layan savcıların şu ana kadar yaptıkları çalışmalarla soruştur-manın farklı boyuta doğru gittiğini gözlemek mümkün.
Yürütülen bu incelemelerde ilk kez “telekulak olayları” ile “Dink soruşturması” çakıştı.
Dink’in öldürüldüğü dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü İstih-barat Dairesi Başkanı olan Rama-zan Akyürek’in bu görevi sıra-sında, Dink olayının adli yargı-lamasını yürüten Hakim Ertan Canak’ın telefonu sahte isimle dinlendi. Bu olay, geçen hafta Milliyet’in manşetinde yer aldı.
Kanımca, bu gelişme uygun zeminde değerlendirilmesi halinde “bir sürecin aydınlatıl-masına” katkı sağlayacak.
Dink soruşturması çerçeve-sindeki yasadışı telefon dinleme faaliyetleri Hakim Erkan Canak ile sınırlı kalmıyor ne yazık ki!

Müfettişin eşini dinlediler
Canak gibi benzer biçimde, Dink olayının idari boyutunu soruşturan Başbakanlık Teftiş Kurulu Müfettişlerinden Ayşegül Genç’in hakim eşi Mehmet Cüneyt Genç’in de yasadışı telefon dinlemesinin hedefi olduğu anlaşıldı. O dönem Başbakanlık Hukuk İşleri’nde görev yapan Hakim Genç’in, “Mehmet Genç” adıyla yasadışı Hizbullah üyesi olduğu gerekçesiyle yine Aralık 2008’de yasadışı dinlemeye tabi tutulduğu ortaya çıktı.
Gelinen bu noktada hem Hakim Canak’ın hem de müfettiş Ayşegül Genç’in eşi Mehmet Cüneyt Genç’e ait telefonların yasadışı biçimde dinlenmesi “tesadüf” olarak açıklanamaz.
Kaldı ki her iki dinlemenin de yapıldığı dönemde bugün dosyanın şüphelisi konumundaki Ramazan Akyürek’in “İstihbarat Dairesi Başkanı” olduğunu yineleyelim.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı, halen yürürlükteki emniyet teşkilatı görev tablosunda Emniyet Genel Müdürü’ne doğrudan bağlı. İstihbarat Daire Başkanı’nın ilk sicil amiri Emniyet Genel Müdürü, ikinci sicil amiri ise İçişleri Bakanı’dır. Bunu anlamı, Emniyet Genel Müdürü’nün, İstihbarat Daire Başkanı ile daire başkanlığının
iş ve işlemlerinde “doğrudan” sorumluluğu vardır.
Ayrıca, Türkiye genelindeki telekomünikasyon sistemi içinde adli kolluk birimlerinin mahkemeler ve savcılıklar üzerinden yaptığı telefon dinleme taleplerini takip ve kontrol eden kurum ise Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’dır (TİB).
Bu iki bilgi ışığında Türkiye’de yaygın olarak usulsüz telefon dinlemelerinin yapıldığı müfettiş-lerce gün ışığına çıkartılan 2009-2013 döneminde her iki kuru-mun en tepe yöneticilerinin bugünkü konumları da kamu-oyunda merak uyandırıyor.

Terfi eden üç bürokrat
Bu dönemde TİB’in başkanı olan savcı kökenli bürokrat Fethi Şimşek, TİB’deki yasadışı dinlemelerin ortaya çıkmasının ardından önce Ankara Cumhuriyet Başsavcısı yapıldı. Şimşek, son atamalarla birlikte Yargıtay üyeliğine yükseltilirken arkasında TİB enkazı bıraktı.
Aynı dönemlerdeki Emniyet Genel Müdürleri’nden Oğuz Kağan Köksal, son genel seçimlerde AKP’den Meclis’e girerek siyasete adım attı. Köksal, halen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı.
Köksal’dan sonraki Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ise yoğun yasadışı telefon dinlemelerinin yaşandığı dönemin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınarak Ankara Valiliği’ne terfi ettirildi.
Devlet Baba, ne yazık ki yasadışı telefon dinlemesine hedef olan yurttaşların mağduriyetini gidermek bir yana bu mağduriyetin yaratılmasına göz yuman bürokratlarını terfi ettirerek ödüllendiriyor.
Bu terfiler, ne mağdurların
ne de kamuoyunun gözünden kaçıyor.