Datça'nın büklüm büklüm koyları

Okumuş olduğunuz bu yazı sizi bir anda Datça’ya ışınlama garantili. ‘Bük’lerde kulaç atıyor gibi hissedecek, bal - badem - balık olmadan yaşayamam diyecek, hemen bavulunuzu hazırlayıp yola çıkmak isteyeceksiniz...

   

   

    Ve huzurlarınızda: DATÇA’da sevdiğim oteller, restoranlar ve BÜK’ler.

   

    OVABÜKÜ:

   

    Açık ara büklerden en sevdiğim. Merkeze 20 km uzaklıkta. Çam ormanları ile kaplı yoldan kıvrıla kıvrıla ulaşıyorsunuz.

    Bölgenin en sakin, en yeşil yeri. Deniz genelde dalgalı ama ortamın sakinliğini çok seviyorum. Sıra sıra restoranları, dev ılgın ağaçları, insan boyu zakkumları ile içime işleyen bir yer.

    Yeşillikler içinde, el yordamıyla turizme girmiş ufacık bir köyün (Mesudiye) ufacık bir koyu burası.

    Trafik yok, gürültü yok, patırtı yok. Plajlarda yer kapma derdi hiç yok. Dambır gümbür müzik zaten yok. Ağustos böceği ve dalga sesi ile idare edeceksiniz :)

    Çoğu tek katlı köy işi binalar. Küçük aile işletmeleri, pansiyonlar.

   

   

    Hoppala Pansiyon Datça:

    Bu şahane koya yürüyerek 5 dakika mesafede, yirmi küsür yıllık bir aile işletmesi. Güçlü ailesi doğma büyüme Datçalı. Hayatları turizm. Salih bey 11 yaşından beri turizmin içinde. 7 odayla başlamışlar, 12 odaya çıkmışlar. Odalar fonksiyonel. Daha çok yatmalık kalkmalık.

    Konfor, fanfinfon beklemeyin. Sade, basit ve tertemiz.

    Kahvaltı serpme. Datça balı, taşfırın ekmeği, harbiden köy yumurtası, bahçeden domat, salata. Kahvaltıyı sahildeki restoranlarında, sakız ağaçlarının altında veriyorlar ki gerçekten büyük keyif. Burası aynı zamanda plaj ve restoranları. Otel müşterilerine ücretsiz kullanım hakkı var.

    İki kişilik oda + kahvaltı fiyatı 450 - 500 civarı.

   Datçanın büklüm büklüm koyları

   

    Savana Butik Otel:

    Tatilde konforundan vazgeçmeyen, yatağım en iyisi olsun, havuz olsun, mis gibi bir de bahçe isterim diyenlere önerimdir. Hele çocuklu bir aile iseniz rahat edeceğiniz bir yer. (Çünkü çocuklar havuzda mutluluktan deliriyor)

    Denize 100 - 150 metre mesafede. Anlaşmalı olduğu bir plaj var.

    İki kişi oda kahvaltı fiyatı 900 liradan başlıyor.

   

   

    Ada Pansiyon:

    Hemen denizin dibinde, dünya tatlısı bir aile işletmesi. Üç kuşak beraber canla başla çalışıyorlar. Ben üst kattaki 1 + 1 odalarında kalıyorum hep. Diğer odalara göre daha ferah.

    Bahçesi zakkum, begonvil istilasında.

    Plaj sessiz, koca koca ağaçların altında.

    Odalar temiz bir yatak ve duştan ibaret. Konfor, lüks arayanlar için asla uygun değil.

    Yemekleri fevkalade. Ekşili bamya ve bademli patlıcan yemeden dönmeyin. Restoranı dışarıdan gelenlere de açık.

    Deniz sabahları dalgasız. Öğleden sonraları hep dalgalı. (Bilerek gelin)

    Fiyatlar 600 liradan başlıyor.

   Datçanın büklüm büklüm koyları

   

    Kabuk Ev:

    Sahile 700 metre mesafede, çok şeker bir bahçe içinde 4 odalı bir taş ev. Ev sahiplerinin de iki dünya tatlısı çocuğu bahçede neşe ile koşturduğu için daha çok bebesi olanlara öneriyorum. Kafa dinlemek isteyenler için uygun olmayabilir.

    Fiyatlar 450’den başlıyor.

   

   

    Poyraz Restoran:

    Değil Datça’da, belki de Türkiye’de en sevdiğim restoranlardan Poyraz.

    Hani Yunan’da, minik ve popüler olmayan Adalar’ında tatlı aile işletmeleri vardır ya. O tatlı aile işletmelerin sayfa sayfa menüleri yoktur ama önünüze ne servis ediliyorsa şahanedir. Ölürüz, biteriz. İşte orası burası. Restoran denizin dibinde. Burası Datça Yarımadası’nın herhalde en 'rölaks', tam da bu nedenle en Egeli köşesi.

    Gözün gördüğü tek şey yeşil, mavi.

    Mezeleri her daim taze. Fiyatları ucuz değil ama öldürmüyor da :)

   

   

    HAYITBÜKÜ:

   

    Ovabükü’nden hemen sonrasi bük. Daha hareketli, daha kalabalık ve bence daha karmaşık. Deniz güzel, deniz cam gibi ama

    6 - 7 işletme yanyana olduğu için biraz insanı basabiliyor. Ve fakat bunun yanında plajı en geniş büklerden.

    İşletme istemem diyenlere kayanın dibinde, gölgelik mis gibi işletmesiz alan da var. Al havlunu, sandviçini git.

   

   

    Hayıtbükü Ahşap Evleri:

    Bahçesini, ortamını, yemeklerini sevdiğim yerlerden. Birçok işletme gibi aile işletmesi. Üç kuşak beraber güle oynaya çalışıyorlar. Restoran portakal ağaçlarının altında. Sabah kahvaltıda domates, biber ve meyveler bahçeden. Temiz pak bir yer.

    Fiyatlar 600 liradan başlıyor.

   

   

    Suzi’nin Bahçesi:

    Burada kalmadım ama dönüş yolunda uğradım. Güzel, derli toplu, zeytin ağaçları ile kaplı bir bahçede bungalow evler var ve bu evleri apart olarak veriyorlar. Odalar konforlu, güzel ve ferah feza. Apart olarak verdikleri için odalarda mutfak var ve gayet güzel.

    Fiyatlar 400 liradan başlıyor.

   

   

    KIZILBÜK:

   

    Kızılbük, doğanın özene bezene yarattığı bir koy. Datça Yarımadası’nın en çarpıcı koylarından. Korunaklı, yeşil, cömert. Kumu da var, şnorkelci için kayalığı da.

    Palmiyelerin ve hurma ağaçlarının denize karıştığı müthiş gibi bir yer burası.

   

   

    Gabaklar Pansiyon:

    Bu fevkalade koyun en şahane yerinde konuşlanmış. Ortam rahat. Odalar, temel ihtiyaçları gayet güzel karşılıyor. Ortalık yemyeşil. Koy da memleketin en güzel koyu… Butik, zutik, dilaks, premiyum laf ve modellerinden hoşlanmayanlar için fevkaladenin fevkinde.

    Fiyatlar 600 civarı.

   

   

    Kızılbük Ahşap Evleri

    Lüks değil yeşil, fanfinfon değil rahatlık arıyorsanız bir kenara yazın burayı.

    Arazi geniş, on dönümlük yemyeşil bir vaha. Her tür bitki mevcut. Yaşlı keçiboynuzları, mazılar, çamlar, zeytinler... Ağaçlar arasında bazısı mutfaklı, bazısı iki odalı, bazısı asma katlı, bazısı oturma odalı ikisi taş, onbir ev serpiştirilmiş. Hepsi verandalı, rahat, ferah ve en önemlisi sempatik. Memleketin en şahane denizine ise 5 dakikalık mesafede.

   Datçanın büklüm büklüm koyları

   

    PALAMUTBÜKÜ:

   

    Kalabalığından dolayı benim tercih ettiğim bir bük değil ama denizi kesinlikle en berrak, en cam, en güzel olan bük Palamutbükü.

    Kum ve çakılla karışık sahili boyunca, restoranlara - kafelere ait masalar, şezlonglar dizilmiş. Fiyatlar hemen hepsinde aynı. Diğer büklerden farklı olarak buradaki birçok plaj maalesef müzik açıyor. (Kafa dinlemek isteyenler için üzücü bir durum)

    Ben sakinlik sevdiğim için burada hiç kalmadım, denize girmek için birkaç defa gittim. Geniş bir sahili var ancak çevre koyları da görmek isterseniz Akvaryum Koyu, Mesudiye yolu üzerinde Kurubük ve Akçabük’ü de ziyaret edilebilirsiniz.