ABD’nin terörle sözde savaşı

ABD’de 11 Eylül 2001 tarihinde 19 terörist tarafından koordineli bir şekilde düzenlenen saldırıların üzerinden 20 yıl geçti. Ama olayla ilgili komplo teorileri hâlâ konuşulmaya devam ediyor. Evet, 11 Eylül’de meydana gelenlerin tarihin en büyük terör saldırılarından biri olduğuna şüphe yok ancak o günden bu güne kadarki gelişmeler de malum. Saldırıyı gerçekleştiren El Kaide terör örgütünün izini süren ABD, önce Afganistan’ı, daha sonra da Irak’ı “terörle mücadele” stratejisi kapsamında işgal etti. Hatta Afganistan’ın işgalinden 10 yıl sonra, Mayıs 2011’de, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in Pakistan’da olduğu tespit edildi ve öldürüldü. Ancak ne El Kaide terör örgütü ortadan kalktı ne de ABD’nin o günlerde iş birlikçisi diye nitelendirdiği Taliban. Dahası, ABD’nin savaş ilan ettiği ve hedefe koyduğu radikal İslamcı diğer örgütlerle kirli bağlantıları da devam etti, ediyor da. Özellikle de Irak ve Suriye bağlamında. Yani lafa geldi mi terörle, teröristle mücadele diyerek dünyayı da peşine takan ABD’nin aslında nasıl bir kirli tezgâh ya da hesap içinde olduğu çok açık ve net. Şöyle ki; 20 yıl sonra bugün Afganistan’da yönetimi geri alan Taliban 1979-1989 yılları arasında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Pakistan istihbaratının desteğiyle Sovyetler Birliği’ne karşı mücadele eden gerillalar tarafından kurulan bir yapı. Yani Taliban’ın yaratıcısı ABD’nin bizzat kendisi. ABD’nin El Kaide’nin başı Usame Bin Ladin’le geçmişe (Afganistan’ın Sovyetler Birliği’nce işgaline kadar) giden ilişkileri de herkesçe malum. Zaten eski Başkan Trump da bu konuyu defalarca dile getirdi. Yine El Kaide’nin Suudi Arabistan kökenli bir terör örgütü olması da ABD’nin terörizmle mücadele için “yanlış hedefler” seçtiği eleştirilerini daima gündemde tuttu. Son olarak Kabil Havalimanı’ndaki saldırılarıyla yine ön plana çıkan El Kaide türevi terör örgütü DAEŞ’in Suriye’de ABD tarafından nasıl kullanıldığı da ortada. Suriye’deki varlık gerekçesini DAEŞ’i (IŞİD) yok etmek olarak açıklayan ABD bir bakıyorsun DAEŞ bitti, bitiyor havası veriyor ama sonrasında en büyük tehdit diye yeniden celalleniyor. Örneğin, Mart 2019’da Trump DAEŞ’in tamamen yenilgiye uğratıldığını açıklamıştı, Ekim 2019’da terör örgütünün başı Bağdadi öldürüldüğünde de bu tezler pekiştirilmişti. TSK’nın Ekim-Kasım 2019’da Barış Pınarı Harekâtı kapsamında terör örgütü YPG/PKK’ya dönük temizliği devam ederken ise ABD’den “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki adımları IŞİD’le mücadeleye ciddi ölçüde zarar veriyor” gibisinden akıl dışı açıklamalar, hatta yaptırımlar gelmişti. Hem de Türkiye’nin sadece Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında binlerce DAEŞ’li teröristi temizlediği gerçeği ortadayken. Aynı ABD’nin Savunma Bakanlığı (Pentagon) daha sonra da “IŞİD’le Mücadele Görev Gücü Birimi”nin lağvedildiğini ve bu görevin daha alt düzeyde bir başka birim tarafından yürütüleceğini duyurmuştu. Gerekçesinde de “Bu değişiklikler, IŞİD’in sözde halifeliğini ortadan kaldırmak için yapılan operasyonun başarısını gösteriyor” denilmişti. Yani ABD’nin kirli planları doğrultusunda DAEŞ bir saklanıyor ve bitti sanılıyor, bir hortluyor. Yine ABD’nin İdlib’deki terör gruplarına verdiği destek, hatta bazılarını terör listesinden çıkarma girişimleri de bu kirli oyunun bir başka parçası. Dolayısıyla, ABD’nin terörle savaşının aslında sözden öteye geçmediği, daha doğrusu, bir yutturmaca olduğu çok net ortada. Nitekim dün konuştuğum bir istihbaratçının tespitleri de bu yöndeydi:

“ABD hiçbir zaman El Kaide’yi IŞİD/DAEŞ’i yok etme amacıyla hareket etmemiştir. ABD, bu gibi terör örgütlerini daima bölgenin haritalarını kendine göre değiştirme, bölgeyi dizayn etme, bölgede kurulacak yeni yapılanmalara bir alan açma, oradaki devletleri parçalama, yok etme amacıyla kullanmıştır. Bu bir yerde IŞİD’dir, başka bir yerde El Kaide’dir ya da Huraseddin’dir. Yani değişik isimlerle olan türevleriyle hiçbir zaman ciddi bir şekilde mücadele etmemiştir. Sadece onları kendi lehinde, kendi ulusal çıkarları doğrultusunda nasıl kullanırım şeklinde hareket etmiştir. Evet, Usame bin Ladin’i, DAEŞ lideri Bağdadi’yi ortadan kaldırmıştır ama El Kaide’yi, DAEŞ’i ortadan kaldırmamıştır. Onları daima adımlarını atarken önünü, yani mayın tarlasını temizleme aracı olarak görüyor...”           

Özetle; ABD terörle, teröristle mücadele sözlerinde gerçekten samimi olsa bugün ortada ne El Kaide, ne DAEŞ ne de YPG/PKK kalır. Dolayısıyla, dediklerinin hepsi hikâye, yutturmaca. Nitekim şimdilerde de bir yandan Afganistan’da yönetimi teslim ettiği Taliban’ı “insanlıktan uzak” bir grup olarak tanımlıyor, diğer yandan da “Gelecekte terörle mücadelede DAEŞ’e karşı Taliban ile iş birliği yapmamız mümkün” diyor ya o da bu hikâyenin bir başka kanıtı. Mesajı da çok açık: Çekildik ama buradayız.