Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlerken AKP’nin 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde açıkladığı ilk manifestosunu (26 Eylül 2002) anımsadık. O zaman Erdoğan AKP’nin Genel Başkanı’ydı ama seçimlere giremiyor, milletvekili olamıyordu...Yani yasaklıydı. Ancak Grand Cevahir Plaza’daki iki saatlik sunumunun her anında sözleri ve vaatleriyle, milletvekili yasağının aksine seçmen kitlesine ‘Ben buradayım’ mesajını vermişti. Çoşkuyla sallanan bayraklarla salonu dolduran partililer, başı açık- örtülü kadınlar da “İnadına Tayyip” sloganıyla genel başkanlarına sahip çıkmışlardı. Yeni Anayasa vurgusu yapılan “Herşey Türkiye için” başlıklı 72 sayfalık seçim bildirgesinde de şöyle deniliyordu:

Haberin Devamı

“Dünyada köklü dönüşümler yaşanırken, Türkiye, zamanını ve enerjisini iç meseleleriyle uğraşarak tüketmektedir. Elli yılı aşan çok partili siyaset tecrübesine rağmen, yeterince demokratikleşemeyen, temel hak ve özgürlüklerin tam olarak kullanılamadığı ülkeler arasında yer almaktadır.”

O günden bu yana 16 yıl geçti. Bu süre içinde de bir çok kez daha sandığa gittik. AKP’de sırasıyla Güven ve İstikrar İçinde Durmak Yok Yola Devam(22 Temmuz 2007, Türkiye Hazır Hedef 2023(12 Haziran 2011),Yeni Türkiye Yolunda Daima adalet Daima Kalkınma (7 Haziran 2015), Huzur ve istikrarla Türkiye’nin Yol Haritası(1 Kasım 2015) başlıklı yeni manifestolarla yol haritalarını tazeledi. Tabi hepsinde de yine istikrar, güçlü ekonomiyle birlikte demokratikleşme ve adalet vurgusu yapılarak. Dün de buna bir yenisi eklendi ve Erdoğan bu kez hem Cumhurbaşkanı hem de Genel Başkan sıfatıyla açıkladığı AKP’nin yeni yol haritasında bu konuya özel bir paragraf açtı. Hatta yeni döneme dönük çok net taahhütlerde bulundu:

“AK Parti özgürlükler partisidir. Öyle olmaya da devam edecektir. Irkçı, yabancı düşmanı, cinsiyetçi, bölücü olmayan tüm fikirlerin özgürce ifade edilmesi, yayılması, propagandasının yapılması örgütlenmesi devletimizin güvencesi altındadır. Bireysel özgürlükleriniz de emanetimizdir.

Devletin, mülkün, nizamın, sosyal barışın temeli adalettir. Tek bir vatandaşımızın dahi adalet dairesinin dışında kalmaması için her türlü çabayı göstereceğiz.”

Haberin Devamı

Manifestoda dikkat çeken bir başka detay da giriş bölümündeki tarihi anlatımda sıkça yinelenen “Biz” vurgusuyla öne çıkan “kucaklaşma” mesajıydı. Sonrasında gelen sözler de bunu doğrular nitelikteydi:

“Birimiz özgür olmadıkça diğerlerimiz de özgür olamaz. Birimiz kendini huzurlu hissetmedikçe diğerlerimiz de kendini huzurlu hissedemez. Onun için helalleşme, balkon konuşması, empati, beyaz sayfa açmak gibi kavramları Türk siyasetinde biz işler hale getirdik. Onun için gel ne olursan ol yine gel dedik. Gelin canlar bir olalım dedik. Yaradılanı
severiz yaradandan ötürü severiz dedik. Önümüzdeki dönemde bu temel ilkeye çok daha sıkı sarılacağız...”

Özetle; kurulurken en fazla adaletsizlikten şikayetçi olan ve buna karşı bazı çözümler üreten AKP, yeni döneme dönük ise daha güçlü, daha özgür bir Türkiye için atılacak adımların sıralandığı bir manifesto açıkladı. Bunların somut anlamda neler olacağı nasıl yapılacağı da birkaç gün sonra Ankara’da anlatılacak...